👉 Savarona’nın 1938’deki 1,2 milyon dolarlık alış bedeli ABD enflasyonuna göre bugüne taşındığında yaklaşık 28 milyon dolar alım gücüne denk geliyor.
👉Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin 2014’teki 1 milyar 370 milyon TL’lik maliyeti TÜFE hesabıyla 2026’ya taşındığında yaklaşık 22 milyar TL’ye, yıllık ortalama kurla yaklaşık 498 milyon dolara denk geliyor. Yani Savarona’nın 17 katı.
👉Altın karşılığı üzerinden yapılan hesapta da sonuç değişmiyor. Külliye’nin altın karşılığıyla bugünkü alım gücü, Savarona’nın yaklaşık 14 katı ediyor.
Fenerbahçe'yi özetleyen bir maç oldu. Penaltı kaçtı (Talisca penaltıcı değil), kaleci kırmızı kart gördü (Lig boyunca kaleciden yana sorun yaşadı) ve forvet hattının eksikliği (Kim bu Şerif)
Adam sahada çeşit çeşit silahı rahatlıkla kullanabilir bir şişeyi mi açamıyor. Hayır hayır bu tamamen bir taktik :) Amaç: Sunucu ile bir iletişim kurup sempati kazanma ortam yumuşatma
@euroleague_time Fenerin ilk mağlubiyet aldığı maçın hemen arkasından bu maçı koymaları ve o kadar sakat oyuncumuzun olduğu döneme denk getirmeleri güzel planlanmış gibi. Euroleague 'in yunan sevdası derim
• 4 numara rap ya da benzeri bir sektörden kolay yolla parayı kırmış, sonradan görme bir aptal.
• 3 numara muhtemelen bir sporcu. Basketbolcu ya da futbolcu olabilir. Richard Mille’in replika olmadığı telefondan belli.
• 1 numaranın elinde dövme olduğu için kendisi muhtemelen çakma Rolex takan bir madrabaz.
• 2 numara ise olan zevksiz, kültürsüz ve para harcamayı bilmeyen sıkıcı bir milyarder.
• 4’ü de orul orul orospu çocuğu. Erkek saati sağ bileğe takmaz, sol bileğe takar.
Şirketin koridorlarında, rasyonel zihin ile kurumsal illüzyonun çarpıştığı o tuhaf bölgeye hoş geldiniz. Biz mühendisler için dünya net bir yerdir; bir sorun vardır, bir analiz yapılır ve çözüm üretilir. Ancak İK departmanının kapısından içeri girdiğiniz an, mantık kuralları yerini "kurumsal bir sis perdesine" bırakır.
Siz projenin son anında, uykusuzluktan gözleriniz kan çanağına dönmüş halde bir sistem hatasını ayıklamaya çalışırken ekranınıza o malum mail düşer: "Stresle başa çıkmak için 5 dakikalık nefes egzersizi!" İçinizdeki gerginlik tavan yapmışken, size "diyaframdan nefes al" denmesi, alev almış bir motora yelpaze sallamak gibi hissettirir.
Asıl trajedi ise o "pop-up" sunumlarda yaşanır. Üst yönetimden aniden gelen ve iki gün içinde bitmesi gereken o imkansız sunum için sabahlamışsınızdır. İş teslim edildiğinde bir tebrik beklerken, İK size "Zaman yönetimi ve önceliklendirme konusunda kendinizi nasıl geliştirebilirsiniz?" konulu bir geri bildirim seansıyla gelir. Gerçek, somut ve teknik bir sorunu (eksik personel, hatalı planlama) masaya yatırdığınızda ise cevap hazırdır: Pizza Günü! Sanıyorlar ki, yanlış giden bir tasarım süreci, üzerine mısır taneleri serpilmiş bir hamur parçasıyla kendi kendini onaracak.
En büyük gizem ise işe alımlarda saklıdır. Ön mülakatta adaya sordukları o teknik soruları neye göre, hangi kriterle değerlendirdiklerini henüz hiçbir mühendis çözebilmiş değil. Bizim için iki dakikada onaylanıp geçilecek basit bir karar, onlar için sanki atom parçalanıyormuşçasına kompleks ve katmanlı bir onay mekanizmasına dönüşmek zorundadır.
Peki, biz düşman mıyız? Elbette hayır. Mühendis olarak biliyoruz ki her sistemin bir "kontrol ünitesine" ihtiyacı var. Ancak şu anki İK çizgisi, bizim teknik gerçekliğimize hizmet etmek yerine sadece "kurumsal bir makyaj" işlevi görüyor. Sistemin gerçekten fayda sağlaması için; soyut motivasyon paketleri yerine teknik darboğazları gören bir vizyon, "pizza günü" yerine odaklanma süremize (deep work) saygı duyan bir kültür ve jenerik geri bildirimler yerine somut verimlilik artışını destekleyen bir yapı gerekiyor.
Bizim için en büyük motivasyon, "mutlu çalışan" fotoğrafı vermek değil; işleyen, tıkır tıkır çalışan ve bürokrasiden arınmış bir sistemin parçası olmaktır.
Hataysporlu Christian Atsu, Volkan Demirel’in kapısını çalarak forma şansı bulamadığını gerekçe gösterip takımdan ayrılmak istediğini teknik direktörüne iletti. Demirel ise, “Seni oynatıp bir daha kaybetmek istemiyorum. Zamanı gelince oynayacaksın.” diyerek ayrılma kararını oyuncusuna bıraktı.
Kasımpaşa maçı öncesinde tekrar hocasının kapısını çalan Atsu, takımda kalmak istediğini söyledi. Kasımpaşa’yı sahasında konuk eden Hatayspor, 82. dakikaya 0-0 eşitlikle girdi. Teknik direktör Volkan Demirel, Atsu’yu oyuna aldı.
90. dakikada kazanılan serbest vuruşta topun başına Christian Atsu geçti. Volkan Demirel kenardan orta yapılmasını istedi. Ancak inisiyatif alan Atsu, topu doğrudan kaleye gönderdi. Gol! Galibiyeti getiren golü atan Atsu, maçın ardından Volkan Demirel’in kollarında havaya kaldırıldı. Hatayspor hem üç puanı almış hem de Atsu’yu yeniden kazanmıştı.
Pazar gününü keyifle geçiren vatandaşlarımız için 5 Şubat’ı 6 Şubat’a bağlayan gece büyük bir felaketle sonuçlandı. Yüz binlerce insan, yıkıcı depremin etkisiyle o acı günü yaşadı. Enkaz altında çok sayıda kişi kurtarılmayı bekliyordu. O kişilerden biri de Christian Atsu’ydu.
Arama çalışmaları sürerken yaklaşık 10 gün sonra Atsu’dan acı haber geldi. Ganalı futbolcunun cansız bedenine ulaşıldı. Kasımpaşa’ya attığı gol ise sadece kariyerinin değil, hayatının da son golü oldu... Huzur içinde yat Christian Atsu! 🖤
bilader burası tivitır öyle 6 katlı hamburgeri yemeden 8 katlı hamburger yiyemezsiniz yok referanssız giremezsiniz falan hikayeleri burada sökmez adamı zıplatırlar demediler mi sana
Elinde eldiven yok, kafada bone yok, sadece 10 kişi alıyor günde, referansın yoksa almıyor, kum saati bitmeden başlamak yasak ve suyu 200 TL’ye satan işletme geçici olarak kapatılmış.
Vize almak daha kolay. Böyle adamlar da ben konsept buldum diye dolanıyor. Hangi travmanı insanlardan çıkarıyorsun kim bilir.
demin kuyumcuya gittim. abi dedim bir miktar dolarım var (250$). gram altına geçeyim mi. metalden şaşma dedi. hele hele bu dönemde. ne var dönemde dedim. dünyayı yöneten ülke (abd) predictable olmaktan çıktı. predictable ne demek dedim abi. yani öngörülemeyen. ne yapacağı belli olmayan. ee dedim? hiç kimse öngörülemeyen bir dünya devinin parasını tutmak istemez dedi. avrupa ile abd yolları ayırdı dedi. 2026 bir dönüm noktası dedi. dolar bitti dedi. beni ikna etti. 250 doları 7400 liradan bozdurup 30 gram altın aldım.
@ismailyildiz1O2 Her çocuğun akademik yolda başarılı olacak diye bir durumu yok. Lakin Akademik kapasite yok gibi bir cümle kurma durumu da senin için yok.