@aybufemi Bir şeylere kendimi adapte ettim sanıp birkaç aydır kendime çok yüklendim. Sonrasında durmak bilmeyen isteksizlik eskisinden daha da fazla beni yormaya başladı. Normal olanın artık normal olmadığı bu dönemde biçimsel bir asalete kavuşmayı beklemekle geçiriyorum tüm zamanı.
Bu caddelerde yürürken, gece çökene değin, hayatım onların hayatına benzermiş gibi görünür. Gündüz anlamsız meşguliyetleri vardır; gece olunca, anlamsız bir yoksunlukla doldururlar. Gündüz hiçbir şeyimdir, gece ben, ben olurum.
Diğer insanlar içimdedir. Onlardan uzak olsam da, onlarla yaşamak zorundayım. Bütünüyle yalnız olsam da, kalabalıklar etrafımı sarar. Kendimden kaçamadıkça, kaçabilecek hiçbir yerim yoktur.
Bunlar bir fikri, bir mesleği ya da hayatta bir amacı olanlarda görülür. Bunların hiçbiri bende yok. Ben hayatta, bir bilmece çözücüsü kadar ilgiye sahibim.
Bir gün kesin olmayan ama isabetli bir sonuca vardım. Başıma gelenleri, hayatın bana yaptıklarını uzaktan, kayıtsızca ve yüzümde hafif bir gülümsemeyle seyrediyordum. Bugün hâlâ kimse hiçbir şeyin farkında değil; fakat bir gün anlayan birileri çıkacak.
Hayata hep seyirci kalmaya gayret ettim, fazla karışmadan. Nitekim beni sarmalayan bahtsızlıklardan duyduğum tatlı keyif dışında -her şeyi- bana olup bitenleri, bir yabancı gibi izliyorum. Buna kim sebep olduysa da, kin gütmüyorum. Kin ve nefret duyguları yoktur bende.
Spotify listelerim altüst oldu. Çok fazla şarkıyla iç içe olmak insanı hem arzudan kıvrandırıyor, hem de doğru listeye aitliğini bulma karmaşasında boğuyor. Ama kucaklıyorum, hepsini.
''Düşünmeyi bilmek! Hissetmeyi bilmek!''
Ne zaman bitecek bu içsel gece, evren,
Ya ben, ruhum, ne zaman göreceğim günümü?
Ne zaman uyanacağım uyanık olmaktan?