İkinci deneme kitabım yayımlandı: Denemeden Bilemezsin - Fragmanlar 2
Ramazan Atındal'a editörlüğü, Hilmi Yavuz'a arka kapak yazısı, Jale Parla'ya ön sözü, Göktürk Ömer Çakır'a ve onun şahsında tüm Ötüken Neşriyat ailesine de kitabımı yayımladıkları için çok teşekkür ederim.
Hazırlamaya çalıştığım Festchrift of in Honor Enis Batur / Enis Batur Armağanı, Harvard Üniversitesi yayımı Journal of Turkish Studies / Türklük Bilgisi Araştırmaları dergisinin 62. sayısı olarak Harvard Üniversitesinden çıktı. Yazarlarına ve Enis Batur'a teşekkürlerimle...
Hazırlamaya çalıştığım Festchrift of in Honor Enis Batur / Enis Batur Armağanı, Harvard Üniversitesi yayımı Journal of Turkish Studies / Türklük Bilgisi Araştırmaları dergisinin 62. sayısı olarak Harvard Üniversitesinden çıktı. Yazarlarına ve Enis Batur'a teşekkürlerimle...
@mehmetbrksn Selim İleri
Tahsin Yücel
Attilâ İlhan
Ne zormuş üçe indirmek; bereket soruda kolaylık var: eserlerine. Edebiyatımızda sevdiğim romanlar çoktur ama yazdığım sanatçıların çoğu romanını severek okudum, okurum. Soru romanla mı sınırlı bilmiyorum, bu adların denemelerini de severim.
"17. Yüzyıl Ortalarında İstanbul'da Suç, Mekân ve Toplum" isimli makalem hocam Nurcan Abacı için hazırlanan armağanda yayınlandı.
Toplum tarihinden keyifli bir kesit okumak isteyenler için link: https://t.co/5nxM044zVm
Eco’dan beri hiç böyle üzülmemiştim. Bireyin ve kamusal alanın sokaklardan salonlara en çetin şekilde tartışıldığı yıllarda çıkan Peynir ve Kurtlar’ı, kimsenin beklemediği bir cepheden atılan bomba gibiydi. Hiç haberi yoktu ama üstümde emeği çoktu. Adınla var olacaksın, hoşçakal!
Hocayı yanlış anımsamıyorsam 2000 yılında Foça’da görmüştüm. Ölüm tarihi olan 1 Kasım 2002’yi de hep hatırlarım zira -o da aklımda yanlış kalmadıysa- Beylikdüzü’ndeki ilk kitap fuarına o gün veya bir sonraki gün gitmiştim. Çok da üzülmüştüm. Umarım Kronik, derslerimizde hep el kitabı olarak kullandığımız Anadolu Uygarlıkları’nı da basar.
@Canpare__84@mustafarmagan Şehitlik'te yalnızca şehitler yok. Ayrıca "bu" dediğiniz kişi de Peyami Safa. Oğlu Merve Safa, askerliği sırasında hastalanıp öldü, demek ki oraya gömülmesi uygun görüldü. Peyami Safa da -acısına dayamadığından olacak- oğlunun ölümünden yaklaşık dört ay sonra öldü.