Hisse mağdurlarını görmezden geldiler ve kaderlerine terk ettiler.
Fon tasfiye kurulu bazı bist30 hisselerini toptan satış yoluyla emeklilik ve yatırım fonlarına sattılar.
Oysa fon kurulu, Tera ve pusula hisselerinde zarara uğramış mağdur yatırımcıların hisseleri bu şekilde satmalıydılar.
İsteselerdi hisse mağdurlarını bu şekilde kurtarabilirlerdi.
#Hissemağdurları #terayatırım #pusula #Tera #hisse #fon
150 bin Katılımevim yatırımcısına sesleniyorum! Hissemize sahip çıkma zamanı. Birlikten kuvvet doğar, hissemizi hep beraber kaldıralım. #KTLEV hissemize çökmeye çalışanlara ve bu düzene izin vermeyelim!
#KTLEV#150BinYatırımcı#HisseneSahipÇık
#KTLEV
Tahta sahipsiz, yatırımcı sahipsiz olunca adamlrdalga geçer gibi hisseyi bir taban bir tavan yapıp istedikleri gibi oynuyorlar.Cumhurbaşkanı, Emlak Katılım’ın alacağını söylemişti. Sahi, ne oldu o iş? KAP açıklaması yapıldığında hisse 27 TL’ydi
#HisseMağdurlarınıDuyun
Fon krizinin kamuoyu etkisi, fonda mağduriyet yaşayanlarla sınırlı değil.
Borsadaki 6 milyon yatırımcının uğradığı değer kaybı da bu hesabın içine katılmalıdır.
Piyasalara negatif etkisinin oluşturduğu durgunluk da öyle.
Diğer etkileri de eklenebilir.
Asıl sorun, güven kaybıdır.
Toplumun içinde bulunduğu derin yoksulluk, hayat pahalılığı ve zorluklar da tepki katsayısını arttırıyor.
O nedenle, sorun, fondan fazlasıdır.
Tüm Siyasi Partilere;
İlgili otoritelerin görev ve sorumluluklarını yapmaması sonucunda, organize bir biçimde dolandırılan yüzbinlerce hisse senedi mağduru için daha çok gecikilmeden bir düzenleme yapılarak harekete geçilmesi gerekmektedir (çerçevesi aşağıdaki paylaşımlarda belirtilmiştir).
Çünkü olayın boyutları çok büyük ve sosyal açıdan yaratabileceği hatta yaratmaya da başladığı etkileri göz ardı edilemeyecek ve gecikilemeyecek kadar çok çok önemlidir.
Aileleri ile birlikte milyonlarca insanı ilgilendiren bu mağduriyetlere, zaten siyaset eninde sonunda duyarsız kalamayacaktır.
Hiç olmazsa, bu girişimi şimdi yapın ve haksız kazançlara yok edilmeden el koyun ve mağduriyetleri de olabildiğince azaltın.
@RTErdogan@memetsimsek@eczozgurozel@tuncerbakirhan@dbdevletbahceli@MDervisogluTR@umitozdag@alibabacan@selcukozdag@MA_FatihErbakan@erkbas@yavuzagiraliog
Sesimizi duyan varmı:
Burası Batı Şeria…
Hamas yok, savaş yok hiç bir şey yok ona rağmen sırf Filistin’liyiz diye siyonistlerin saldırısına maruz kalıyoruz.
Bunun gibi saldırılar her gün yaşanıyor ama ses çıkaran yok…!!!
Sen yardım et Allah’ım🤲🤲
#Gaza🥹🥹🥲
Eski Milletvekili Savcı Sayan, TERA Yöneticilerinin SAVCILIK SAVUNMASINDAN bir bölüm paylaştı.
“SORU - 15 : Son dönemde sizin sahibi olduğunuz Tera PYŞ’nin temerrüde düşüp paralarını tahsil edemeyen binlerce vatandaşın mağduriyetine sebep olunmasında kendinizi sorumlu tutuyor musunuz?
CEVAP: Öncelikle böyle bir durumun oluşması beni son derece üzmüştür. Ancak bu durumun oluşmasında Tera’nın veya yöneticilerinin herhangi bir kast, kusur ve kabahati yoktur. Hatta daha önce sıkıntıya girmiş başka şirketlerde (Pusula gibi) yatırımcı mağduriyeti oluşmaması için tüm gücüyle destek verilmiştir. Ancak Sermaye Piyasası Kurulu’nun yapmış olduğu düzenlemeler sonucu sektörde oluşmuş olan panik havası bir günde 300 milyar lira gibi önemli bir yatırımcı para çekiş talebi oluşturmuştur. Böyle bir rakamın bırakın Türkiye’yi, dünyadaki birçok finansal kurumu zor duruma sokması normaldir. Eğer Sermaye Piyasası Kanunu ve mevzuatlarından kaynaklanan haklarımızın kullanılması engellenmemiş ve fonlarımız bizim kontrolümüz dışında tasfiyeye sokulmamış olsaydı bu durum yatırımcı mağduriyeti asla ve kata oluşturmayacaktı. Eğer görevimin başında olma imkanı olursa bu mağduriyetin giderilmesi konusunda maddi manevi her türlü çalışmanın hazır olduğunu ifade etmek isterim.”
Sayın Sayan’ın paylaştığı bu savunma, sermaye piyasalarındaki krizin hem fail boyutunu hem de regülasyon hatalarını gözler önüne seriyor.
Yöneticilerin suçsuzluk iddiası kabul edilemez; ancak SPK eleştirileri maalesef doğru.
YÖNETİCİLERİN KASIT VE AĞIR KUSURU TARTIŞMASIZDIR
Soruşturma kapsamındaki portföy yöneticilerinin krizin birincil müsebbibi olduğu gerçeği karartılamaz. Fon varlıklarının belirli hisselerde yapay fiyat hareketleri için kullanılması açıkça piyasa dolandırıcılığıdır.
Yatırımcı tasarruflarını basiretli yönetmek yerine; haksız menfaat, usulsüz işlemler ve içeriden öğrenenlerin ticareti (insider trading) yoluyla bu krize zemin hazırlayanların cezai ve hukuki sorumluluktan kaçması mümkün değildir.
MÜDAHALE YÖNTEMİNDEKİ HATA: SPK'NIN YÖNETİM ZAFİYETİ
Yöneticilerin ağır kusurlu olması, regülatör kurum olan SPK’nın kriz anındaki yönetim hatalarını haklı çıkarmaz. Şüphelilerin "yanlış müdahale" iddiası, yatırımcı mağduriyeti açısından maalesef acı bir gerçektir.
DAHA ÖNCE DE VURGULADIĞIM ÜZERE, SPK’nın müdahale sinyallerini verdiği 28 Ağustos tarihi bu krizde bir milattır. Otoritenin süreci şeffaf ve operasyonel olarak doğru yönetememesi, piyasada ciddi bir bilgi sızıntısına yol açmıştır.
Sızıntıyı erkenden haber alan bazı imtiyazlı aktörler, 28 Ağustos sonrasında hızla çıkış yaparak paralarını kurtarmıştır. Habersiz olan iyi niyetli küçük yatırımcılar ise içeride kalarak tasfiye kararlarıyla birikimlerini kaybetme riskiyle baş başa bırakılmıştır.
SPK'nın radikal tasfiye ve faaliyet iptali adımları, suçluları cezalandırırken sistemi rehabilite etmek yerine, adeta "kurunun yanında yaşın da yanmasına" neden olmuş ve bizzat yeni mağduriyetler doğurmuştur.
SONUÇ VE HUKUKİ ÇÖZÜM ÖNERİMİZ:
Bu adaletsizliği gidermenin ve piyasaya güveni yeniden inşa etmenin tek yolu, yasal çerçevenin (örneğin 7596 Sayılı Tasfiye Kanunu'nun) acilen revize edilmesidir.
SPK’nın yanlış müdahale yöntemiyle sızıntıya açık kapı bıraktığı 28 Ağustos tarihi sonrasında gerçekleşen tüm satış işlemleri ilkesel olarak geçersiz sayılmalıdır.
Sadece bu tarihten sonra tamamen olağan, belgelenebilir gerekçelerle (kredi kapatma vb.) iyi niyetli işlem yapmış kişilere "aksini ispat hakkı" tanınmalıdır. İçeriden bilgiyle parasını kaçıranların haksız kazançları tahsil edilip mağdurlara dağıtılmalıdır.
Sonuç olarak;
Yöneticilerin ağır kusuru baki kalmakla birlikte, regülasyon otoritesinin bu hatalı yaklaşımı düzeltilmediği müddetçe sermaye piyasalarına olan toplumsal güvenin geri kazanılması mümkün görünmemektedir.
🔴FON KRİZİ GÖZ GÖRE GÖRE Mİ PATLATILDI?
ŞİMDİ DE ÇÖZÜLMESİ Mİ ENGELLENİYOR?
Fon krizi bağıra bağıra geldi. Peki, devletin ilgili kurumları neden önlem almadı?
Hazine ve Maliye Bakanı neden “Ben uyardım.” demekle yetindi? MASAK,
SPK ve BDDK görevlerini neden yapmadı?
Binlerce küçük yatırımcının mağduriyetine neden engel olunamadı?
Şimdi BDDK’ya çok ciddi sorularım var:
Emre Tezmen’in uzun süre randevu alamadığı BDDK Başkanı tarafından daha sonra çağrıldığı, Pusula Holding’e 10 milyar lira aktarmasının istendiği, Takasbank üzerinden çözüm sağlanacağı beklentisiyle parayı aktardığı, ancak beklenen ödeme yapılmayınca krizin patladığı iddiaları doğru mu?
Bu transferi kim istedi? Kim güvence verdi? Takasbank neden ödeme yapmadı?
Daha da vahimi, Emre Tezmen’in savcılık ifadesinde oyuna getirildiğini söylediği, şimdi de kendisine imkân tanınırsa mağduriyetleri giderebileceğini belirttiği ifade ediliyor.
Peki, sorumlular bu iddialara ne cevap verecek?
Emre Tezmen’in çözüm önerileri neden değerlendirilmiyor?
Fon krizinin patlamasında rolü olanlar şimdi de çözülmesini mi istemiyor?
Bu yaşananlar basit bir ihmal mi, yoksa Türkiye ekonomisini ve Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan bilinçli bir organizasyon mu?
Devletimizin istihbarat ve yargı kurumları bu iddiaları bütün yönleriyle araştırmalıdır.
MASAK, SPK, BDDK ve ekonomi yönetiminde sorumluluğu tespit edilen herkes hesap vermelidir.
Bürokratsa koltuğundan alınmalı, siyasetçiyse partisinden ihraç edilmeli, suçluysa yargı önünde hesap vermelidir.
BU MEMLEKET SAHİPSİZ DEĞİLDİR.
SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ YALNIZ DEĞİLDİR.
Milletin parası, birilerinin koltuğundan ve çıkarlarından daha değerlidir.
Emre Tezmen’in savcılık ifadesindeki ilgili bölümü de kamuoyunun dikkatine sunuyorum.
GERÇEKLER ORTAYA ÇIKARILSIN, MAĞDURLARIN PARASI ÖDENSİN, SORUMLULAR HESAP VERSİN.
BU İDDİA DOĞRU MU?
⬇️⬇️⬇️⬇️⬇️