"Tek bir kare hakkın kalsa, neyi çekerdin?"
İlk sezonun hafızalara kazınan sesleri ve yüzleriyle bıraktığımız yerden devam ediyoruz.
Vesikalık 2. Sezonuyla çok yakında Fokus+’da!
Urfa Akçakale'de Bir Kız Çocuğunun Kahreden Dramı
Adı:Emire
Henüz 16 yaşında
Ailenin tek çocuğu.
İddiaya göre babası 60 dönüm arazi aldı ve tapuyu da annesinin üzerine yaptı.Bu arazinin ileride Emire'ye yani kız çocuğuna kalacağı için amcası, babasına baskı yapmaya başladı.Amcası, babasına söz geçiremediği için bu kez de Emire'ye yöneldi.
Geçtigimiz gün Emire tarlada yalnız çalıştığı sırada amcası tarafından darp edildi.
Emire'nin çığlıklarını duyan annesi olay yerine konuştu ve amcasının elinden Emire'yi kurtardı.
Darp sonrası Emire hastaneye kaldırıldı.
Jandarma her iki tarafın ifadesini alıp inceleme başlattı.
Emire diyor ki "Can güvenliğim yok, Narin Güran veya Gülistan gibi bir son yaşamaktan korkuyorum. Yetkililerin harekete geçmesi ve sesimi duymasını istiyorum."
İşte olay anına ait o görüntüler 👇
Biraz önce Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde Deniz Göktaş'ı ve meslektaşımız Av. Mehmet Pehlivan'ı gördüm. Her ikisinin de moralleri, keyifleri son derece iyi ve herkese çok selamları var. Deniz'e söylemek istediğin bir şey var mı diye sordum. Dedi ki "Keyfim çok yerinde, tahmin ettiğimden de iyiyim. Dünya Kupası'nı izliyorum. Burada en büyük problemim turnavanın az gollü geçmesi." Sordum, Arjantin'i destekliyormuş. Bu arada yeni bir podcast yazmaya başlamış bile.
Deniz'e mektup yazmak isteyenler için adresi:
Hatip mah. Mimar Sinan cad.
Karatepe Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü
Yüksek Güvenlikli Cezaevi
D Blok No:31
Çorlu / Tekirdağ.
Online mektup göndermek isteyenler https://t.co/pSka5w1Sn6 adresine göz atsınlar.
#DenizGöktaşYalnızDeğildir
#DenizGöktaşOnurumuzdur
Herkes “Deniz Göktaş tutuklandı” yazdı geçti. Ama kimse ifadede Deniz’e neler sorulduğunu, Deniz’in ne cevaplar verdiğini söylemedi. İşin trajikomik tarafı tam da burada!
📍Özellikle ifadede olan çok komik 2 soruyu sizler için özetledim:
1– “S*ktiğimin dalgıçları” diyerek haşema giyen kadınları mı aşağıladın?
Cevap: Söylemin tamamını incelerseniz, haşema ile denize giren insanlara karşı ön yargılı olan insanları eleştiriyorum!
'S*ktiğimin dalgıçları' diyerek seyirciyi ters köşeye düşürüyorum, söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlar ile ilgili konuşacağımı sanıyor.
Ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi ön yargısı ile yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum!
2– “Canlı bombalardan korkuyorum ama en çok da oruç tutanlarından” söylemi ile ne kastettiniz?
Cevap: Canlı bombalar arasında oruç tutup tutmamak şeklinde ayrım olmasının sebebi; kelime oyunu amaçlıdır.
Ben oruç tutan insanlar uzun süre aç ve susuz kaldıkları için daha gergin olacaklarını düşünerek böyle bir şaka yaptım.”
— Düşünebiliyor musunuz bir komedyen, “neden şaka yaptın” diye suçlanarak şaka yaptığı için tutuklanarak cezaevine gönderildi!
Şaka yahu şaka!
Van'da kaybolduktan sonra cansız bedenine ulaşılan Rojin Kabaiş soruşturması devam ediyor
Rojin Kabaiş'in ailesi Pazar günü Selahattin Demirtaş ile görüşecek
Peki, Demirtaş neden Rojin'in babası ile görüşmek istedi?
DENİZ GÖKTAŞ SERBEST BIRAKILSIN
Deniz Göktaş stand-up gösterisi sebebiyle hakkında yürütülen soruşturmadan haberdar olmasına rağmen kendi iradesiyle ülkeye dönmüşken hakkında gözaltı tedbirine başvurulması; ölçülülük ve son çare olma ilkeleri yönünden hukuken izaha muhtaçtır.
Bunun yanında ters kelepçe uygulanması ve emniyet binasında ters kelepçeli şekilde görüntülenerek bu görüntülerin kamuoyuna servis edilmesi, kişi onurunu hedef alan aşağılayıcı bir muamele oluşturmaktadır. Gözaltı görüntülerinin kamuoyuyla paylaşılması yargısal süreci teşhir mekanizmasına dönüştüren, kişiyi yargı kararı olmaksızın kamuoyu nezdinde suçlu ilan eden ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan ağır bir uygulamadır.
İfade özgürlüğü; Anayasa'nın 26. maddesi ve AİHS'in 10. maddesi uyarınca yalnızca kabul gören veya rahatsızlık yaratmayan düşünceleri değil; siyasal iktidarı ve kamu makamlarını eleştiren, rahatsız eden ve sarsan ifadeleri de koruma altına almaktadır. Siyasal hiciv ve mizahın Deniz Göktaş'ın işinin bir parçası olduğu ve demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarından biri olarak kamu gücünü kullananların çok daha geniş bir eleştiri sınırına katlanmakla yükümlü olduğu unutulmamalıdır. Şiddeti teşvik etmeyen veya nefret söylemi içermeyen mizahi ifadelerin ceza soruşturmasına konu edilmesi, ceza hukukunun ifade özgürlüğü üzerinde baskı ve sindirme aracı olarak kullanılmasına yol açmakta; demokratik toplum düzeni ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Diyarbakır Barosu olarak; ifade özgürlüğünü, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını, işkence ile kötü muamele yasağını ihlal eden ve bu haklar üzerinde caydırıcı etki yaratan her türlü uygulamanın karşısında olduğumuzu belirtiyor; yetkili makamları bu hakları ölçüsüz biçimde sınırlayan uygulamalara son vermeye, ceza muhakemesi tedbirlerini cezalandırma ve sindirme aracına dönüştüren hukuka aykırı pratiklerden derhal vazgeçmeye davet ediyoruz.
Bugün Alman polisiyle telefonda konuştuğumda, “Eyleme kaç kişi bekliyorsunuz?” diye sordu. “Bin kişi.” dedim. Güldü. “Herkes bin kişi diyor, sonra yirmi kişi geliyor.” dedi.
Yarın o alanı dolduralım.
Lütfen Ayşe'yi kendi kardeşiniz gibi görün ve 9 Eylül'e kadar sesini gündemde tutmaya devam edin. Ayşenin ve diğer kadınların yaşadıklarını bu ülkede her yönüyle süregelen sistematik şiddetin bir kanıtlanmış örneği olarak değerlendirin. Yılmadan, korkmadan, yorulmadan davaya kadar bu mücadeleyi birlikte sürdürelim.
Son defa onlarla yüz yüze gelip.kendimizden emin,sadece izleyelim!
Çünki Karar duruşmasında neler yapabileceklerini hepimiz biliyoruz.
Şimdi taşlar yerine oturdu.
Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanlığı ile anlaşarak oraya Deniz Göktaş'ı kurtarma tiyatrosuna gitmiş.
Sulh cezaya girmeden önce zorla görüşme yaptırılmış ki bunu ancak savcı isterse sağlayabilir. Savcının izin vermediği biri Göktaş ile görüşemez o arada.
Göktaş orada Kılıçdaroğlu'nu tersleyince "Adliyeden el ele kol kola çıkma" mizanseni yapılamayacağı anlaşılıyor ve Deniz Göktaş'ın tutuklanması artık mukadder oluyor.
Karşı karşıya olduğumuz "mekanizma" tahminimizden daha girift ve daha fazla müttefiki var.
32 yaşında bir genç, sırf sahneden ülkenin sosyolojik gerçeklerini ve absürtlüğünü anlattı diye ters kelepçeyle tutuklanıyor. Ama milyon dolarlık gişeleriyle "mizahın duayeni" geçinen Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan ve Ata Demirer’den çıt yok. Sizin mizahınız sadece suya sabuna dokunmadığında, konforlu salonlarınız tehlikeye girmediğinde mi çalışıyor?
Deniz Göktaş: Sabah Kemal Bey'in burada olduğu ve görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim.
Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. Geçmiş olsun dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. Madem geldiniz milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti.
Avukatımın söyledikleri doğrudur.
(Fatih Altaylı)
“Hiçbir hücrenin havalandırması yok. Her birim için ayrı havalandırma yapılmış. Havalandırmalar yüksek duvarlı, penceresiz ve her iki yandaki kamerayla sürekli izleniyorsunuz. Pardon, bir penceresi var ama sadece içeriye açılan, memurların mahpusları izlemesi için.”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Deniz Göktaş'ın tutuklanmasına tepki gösterdi:
“80’de askeri darbe oluyor, 84’te Zeki Alasya ve Metin Akpınar’ın kabarelerinde 'Yasaklar' çekiliyor, yayınlanıyor.
Askeri yönetimde dahi dönemin darbecileri eleştirilebiliyor”