Akşama ve tarihe önemli not.
Güncel not: HÜRJET ilk uçuşunu 25 Nisan 2023’te yaptı; seri üretim ve 2026 teslimat hedefi resmi TUSAŞ/AA kaynaklarında geçiyor. HÜRKUŞ için de 55 uçaklık sözleşme, ilk 15 teslimatın 2025’te başlaması ve kalanların 2027’ye kadar tamamlanması bilgisi https://t.co/kteAItniV5’da
Siyasi otorite gücünü sandıktan alır. Sandık, yalnızca iktidara gelişin yolu değil; aynı zamanda millete verilmiş bir hesap verme senedidir.
Vatandaş sandığa gider, iradesini beyan eder. Bununla da kalmaz; çalışır, üretir, vergi verir. Devletin kasasına giren her kuruşta onun emeği, alın teri ve hakkı vardır. Bu nedenle vergi veren vatandaşın, “Benim param nereye harcanıyor, hangi proje hangi aşamada, hangi söz ne zaman yerine gelecek?” diye sorması en tabii demokratik hakkıdır.
Maalesef Batı toplumları bu alanda bizden daha ileri bir hesap verebilirlik kültürü geliştirmiştir. Bizde ise sandık çoğu zaman milletin söz hakkının başlangıcı değil, bitiş noktası gibi görülmektedir. Seçilenler, seçilmişliğin emanet olduğunu unutup adeta seçilmişliğin tanrıcılığını oynamaya kalkmaktadır.
Oysa milletin verdiği oy, yöneticilere sınırsız tasarruf yetkisi değil; denetlenebilir, sorgulanabilir ve süreli bir emanet verir. Vergiyi veren de millettir, oyu veren de millettir. Dolayısıyla kararların, harcamaların, yatırımların ve vaatlerin sahibi de millettir.
Doğu toplumlarında yaygın hastalık şudur: Vatandaş sandıkta görevini yapmış sayılır; sonra devlet adına kim konuşuyorsa, ne yapılacağına onun karar vereceği varsayılır. Seçilmişler ve onların atadığı bürokratik kadrolar, milleti bilgilendirmeyi bir lütuf gibi görür. Bu anlayış halk ile yönetenler arasındaki mesafeyi açar, güven duygusunu zedeler, devleti millete rağmen işleyen bir mekanizmaya dönüştürür.
Halbuki güçlü devlet, milletinden bilgi saklayan devlet değildir. Güçlü devlet, milletine hesap verebilen; sözünü, takvimini, maliyetini ve sonucunu açıkça paylaşabilen devlettir.
Bugün bu çerçevede soruyoruz:
HÜRKUŞ ne zaman tam kapasiteyle gökyüzünde olacak?
HÜRJET ne zaman Türk Hava Kuvvetleri’nin aktif eğitim filosunda görünür hale gelecek?
Bu projelere milletin vergisiyle kaynak ayrıldı. Bu projeler yalnızca savunma sanayii hamlesi değil, aynı zamanda milletin bağımsızlık iradesinin sembolüdür. O halde milletin bu projelerin takvimini, teslimat sürecini, gecikme varsa gerekçesini, başarı varsa somut sonucunu bilmeye hakkı vardır.
Sormak muhalefet etmek değildir.
Sormak, millet adına sahip çıkmaktır.
Sormak, devletin emeğini, mühendisinin alın terini, işçisinin gayretini ve milletin vergisini korumaktır.
Bizim derdimiz milli projeleri küçültmek değil; tam tersine, bu projelerin şeffaf, güçlü, zamanında ve dünya ölçeğinde başarıya ulaşmasını istemektir. Çünkü milletin parasıyla yapılan her iş, milletin gözü önünde yürümelidir.
Sandık sadece yetki vermez; sorumluluk da yükler.
Vergi sadece kaynak değildir; hesap sorma hakkının temelidir.
Millet sadece oy veren kalabalık değildir; devletin asıl sahibidir.
Bu nedenle bir kez daha soruyoruz:
HÜRKUŞ ve HÜRJET için verilen sözler hangi aşamadadır?
Teslimat takvimi nedir?
Milletin vergisiyle yürüyen bu projelerde gecikme varsa sebebi, ilerleme varsa sonucu açıkça neden paylaşılmamaktadır?
Çünkü bu millet artık sadece alkışlamak değil, bilmek de istiyor.
Ve bilmek, bu milletin hakkıdır.
SON SÖZ:UNUTULMASIN MİLLETİMİZ HERSEYİN FARKINDA VE DE TAKİP EDİYOR
@tcbestepe@tcsavunma@SavunmaSanayii@savunma_trhaber@HuseyinLikoglu@ibrahimkaragul@kaanarslanKA
Bu ne.??!
Geri mi gidiyoruz?
Topuğa mı sıkıyoruz.
Rahmetli Adnan Menderes 5816 yı çıkarmasına rağmen yaranamadı.!
Kime yaranmaya çalışıyoruz.?!!
Bu günlere ya sabırla geldik.!
Bırakın artık şu Aziz Milletin başında yeni bir Demoklesin kılıcı sallandırmayı!
@tcbestepe@iletisim
EYYYYYY!!!
Ak Partinin MV 'leri
Ak Partinin çakarlı gazetecileri
Ak Partinin koltuk işgalcileri
Bırakın CHP'yi de bu ne demektir hesabını verin !
Yahu bir de diyorlar ki Ak Parti CHP'ye Kayyum atadı !
Meğerse Kayyum CHP'ye değilmiş !
Emeklere yazık ,çok yazık oldu !
100'e yakın Türk vatandaşı,
Akdeniz'de, "Uluslararası Sular"da,
İsrail devleti tarafından kaçırıldı.
Olayın hukuki ve siyasi tanımı budur.
Öyleyse;
100'e yakın İsrailli'nin,
Akdeniz'de, uluslararası sularda,
Gemilerden indirilip kaçırılmasına,
Kimse bir şey diyememeli.
İsrail'e her alanda "misilleme" şarttır.
El clip más cruel, soldados israelíes matando a una familia entera, la madre abrazando a sus hijos y los niños abrazándose entre sí y el padre parado frente a ellos sosteniendo la bandera blanca.
Opresión y gran dolor, un pasaje de la historia que testimonia la mayor masacre.
Kadını 4 duvar arasında hapsediyorsunuz diye diye onu (hepsi için diyemem ama) tacizci, tecavüzcü, röntgenci, çapkın adı altında ırz düşmanı erkeklerin önüne attılar.
Sen özgürsün diye diye etrafındaki Baba, Oğul, Ağabey, Koca şeklinde oluşan KALE'yi ona yıktırdılar.
Bu dörtlü koruma duvarını kovdurup yıktıkları ve böylece yalnızlaştırdıkları kadına yürüdüler.
Çay içer misin?
Kahve içelim mi?
Yemek yiyelim mi?
Hafta sonu ne yapıyorsun?
Yazın tatil planın nedir?
Vs vs vs
şeklindeki zehirli sorularla ASLINDA onun namusunu hedefe koydular.
Evlenecekmiş gibi yaklaşımlarla hedefe ulaştılar sonra da kullanılmış mendil gibi kapıya fırlattılar.
Kadın boş çuval gibi her defasında yığılıp kaldı.
Buna da kişisel tercih, özgürlük dediler.
Nedense kişisel tercih SÖYLEMLERİNDEN kazançlı çıkan, hep erkekler oldu.
Bunu da kimseye sorgulatmadılar.
Evi ve Baba, Oğul, Ağabey, Koca'dan oluşan koruma duvarı kadının en güvenli KALE'siydi.
Modernite onu, ne yazık ki bizzat kadının kendisine yıktırdı.
Kadın görünür olacakmışşş
Kadının adı yokmuşşş.
Bunu bilmeden söyleyenlere bir şey diyemem ama bilerek söyleyenlerin Allah ağızlarını kurutsun.
Kadın, kadınlara yönelik zaten görünür, bunda bir sorun yok.
Kadının, yine kadınlara yönelik bir adı, bir ismi, bir kimliği de var bunda da sorun yok.
Namussuz, ırz düşmanı erkek, kadınların arasına o iğrenç burnunu neden sokacakmış?
Kadın, erkekler sürüsünün ortasına atıldığında mı görünür oluyormuş ve bir ada, bir isme, bir kimliğe sahip oluyormuş?
Kadının görünür olmaması sadece yabancı erkeklere yöneliktir.
Kadın, yabancı erkeklere yönelik görünür olmayacak ve onların ifadesi ile adı olmayacaksa kadın bundan ne kaybedecek ya da erkeklere yönelik görünür olacak ve adı olacaksa ne kazanacak?
Kadına taciz türü yaklaşımlar hep karma ortamlardan gelmedi mi?
Kocasını kaybeden kadınlar karma ortamlarda tanıştığı kadınlar üzerinden bu kayba maruz kalmadı mı?
Karma ortamlarda evli erkeklerle tanışan kadınlar başka bir kadının yuvasını yıkmadı mı?
Daha sonra, yıktığı bir yuva üzerine kurduğu kendi yuvaları da yıkılmadı mı?
Bunlar yüzlerce, binlerce, on binlerce hatta yüzbinlerce kez olmadı mı?
Daha kaç örnek görmeyi bekliyorsunuz?
Kadının adı yokmuş, kadın görünür değilmiş şeklindeki şeytanca cümlelerle kadını, sinsice namussuz, ırz düşmanı erkeklerden oluşan kurtlar sofrasına sürdüler.
Sonra da bu iğrenç sofrada kadının başına gelenlerden tek kelime de etmediler.
Kadının başına bu gelenleri gündeme getirenleri de linç ettiler.
Çünkü bunu kimse gündeme getirmesin, kadının gözünü açmasın diye.
Lanet olsun sizin bu
tacizci
tecavüzcü
röntgenci
ırz düşmanı
alkolik
uyuşturucu bağımlısı
pislik dolu medeniyetinize.
Ne medeniyetiniz var ama!
Ağzınızı açıyorsunuz alkol, kapatıyorsunuz uyuşturucu, bir daha açıyorsunuz zina, fuhuş, kapatıyorsunuz aldatma hatta aldatmalar, kumar vs vs vs.
Yüz binlerce yabancı el kimin cebinde belli değil?
Bir bu kadar acı olan da kimsenin, bu şeytanın aşağılık pis amellerine tek bir kelime laf etmemesi.
Çok yazık!
Bu iğrenç fiiller, su gibi işlenir durur. Ezik muhafazakar aydıncık tenekeler de yine hala Müslümana hiza vermeye kalkarlar.
MEB'in müfredatta değiştirdiği kavramlar:
❌ Orta Asya ✅ Türkistan
❌ Coğrafi Keşifler ✅ Sömürgecilik Politikaları
❌ Tehcir Kanunu ✅ Sevk ve İskân Kanunu
❌ Haçlı Seferleri ✅ Haçlı Saldırıları
❌ Ege Denizi ✅ Adalar (Ege) Denizi
❌ Bizans ✅ Doğu Roma
❌ Ermeni meselesi ✅ Asılsız Ermeni iddiaları
❌ Pontus meselesi ✅ Asılsız Pontus iddiaları
MADEM ANLAŞILMADI DAHA NET ANLATAYIM 😡
Sadece bugün…
Bir meyhane açılışında dua edildiğini.
Çarşaflı bir kadının, erkeklerin arasında spor yapıp bunu dindarlık diye anlattığını.
Dedesinin cenazesinin başında şarkı söyleyerek video çeken bir kızı.
“ Hacca gidiyorum kornaya bas”, “Kur’an öğrendim kornaya bas”, “Şu yardımı yaptım kornaya bas” diyerek riyayı sokak sokak dolaştıranları.
“İslâmî aile böyle olur” diyerek evinin mahremine kadar kamerayı sokup, namazını, kahvesini, yatak odasını teşhir eden bir Ahlaksız aileyi.
“Namaz kılmak için tesettüre gerek yok” diyerek Allah’ın emrini yok sayan bir Ahlaksızı
Bir elinde Kur’an ile video çekip, diğer videolarında dudağını, orasını burasını çeken görünüşte başörtülü bir edepsiz, Ahlaksızı gördüm. Sadece bugün.
Dinin hükümlerini keyfine göre eğip bükenler, Helâli haramı, edebi, hayâyı, mahremiyeti ayaklar altına alanlar, Sizlere yazıklar olsun.
Bakın, Kur’an’ın hükümlerine savaş açılırken. Allah’ın emirleri alaya alınırken. Bu kadar isyan, bu kadar hayasızlık, bu kadar ölçüsüzlük bu toplumun içine yayılmışken. Gökten bereket değil, azap yağar. Ve vallahi yağıyor. Ve böyle giderse Vallahi daha beteri yağacak.
Kendinizi, çocuklarınızı, ailenizi bu ahlaksızlıktan koruyun. Peygamber Efendimiz (sav) neyi emrettiyse ona sarılın. Neyden uzak durun dediyse ondan kaçın.
Çünkü bugün “Ben Müslümanım” diyenlerin bir kısmı. Münafıkların başı olan Abdullah bin Übey bin Selûl’den bile daha beter bir hâle düşmüş durumda.
Yazıklar olsun.
Dijital devrim, tüketim alışkanlarını, ideolojileri, inançları, değerleri, kavramları kökten sarsıyor.
Yok sayarsınız, üzerinizden silindir gibi geçer gider.
Yozlaşmadan değişimin aracı yaparsanız, gücünüzü katlarsınız.
İşte, bir ilahi daha tüm kalıpları yıkıp kitleleri coşturuyor.
Pedro Sanchez ; bu benim tüm dünyaya bir Çağrımdır
Zaman hayal kurma zamanı değil hayallerimizi gerçeğe dönüştürmek için İsrail ve ABD’nin zorbalığına karşı direnme vaktidir
Her sokakta. Her şehirde. Bütün dünyada. Birleşelim ve birlikte çalışalım.