Mustafa Demirtaş: "Büyük hocalar oyuncunun eksiğini saklar, artısını parlatır. Rıdvan atletik bir bek değil, çizgide kalamaz; Italiano onu hep iç koridora soktu, 45 dakikada 2 şut buldurup golü attırdı.
İkinci yarı atletik Ouattara girdiğinde ise çizgiyi ona emanet edip Trossard'ı merkeze çekti. 11 oyuncunun toplam kalitesinden çok daha büyük bir takım yarattı."
Kıymetli Beşiktaşlılar!
Vlahovic'in PFDK sevkini gördünüz. Gördüğünüz gibi Beşiktaş iyi gitmeye başlayınca, bu işler oluyor, olacak, oldu da...
Benim diyeceğim şu ki; Beşiktaş'ı bu tip işler durduramaz! Şu anki hocamız, bu tip işlere "oh rotasyon yaparım" deyip gülüp geçer. Ama bu İtaliano'yu da, Vlahovic'i de daha güçlendirir. Daha motive eder!
Beşiktaş'ı ne durdurur biliyor musunuz? BİZ!
Beşiktaş'ı sadece camianın birbirine düşmesi durdurur.
Ricamdır, kenetlenelim, düşmeyelim!
Hoy le he preguntado a Luis Enrique por unas declaraciones de Cesc en las que aseguraba que el fútbol requería movimientos constantes por los marcajes individuales rivales y que el juego de posición, el de generar superioridades mediante la ocupación de espacios, estaba desapareciendo.
Su respuesta (en francés):
“Cesc está mostrando en el Como su nivel como entrenador de primer nivel. Lo que está haciendo en el Como es increíble”.
“Estoy de acuerdo. Pienso que cada entrenador tiene su propio esquema para enseñar lo que quiere en el fútbol. Para mí lo más importante es adaptarse todo el tiempo”.
“Hacemos cosas muy diferentes aquí de lo que hacíamos en la Roma o en el Barça B. Luego en el Barça todo se hacía diferente porque debes adaptarte a los jugadores. Y con la selección española también hicimos cosas distintas”.
“En el fútbol actual, en este momento, es increíble el número de aplicaciones que tenemos los entrenadores para ver lo que hacen los rivales. Me acuerdo que el año pasado dije que teníamos que ser imprevisibles para los rivales y previsibles a nosotros. Esto es la clave”.
“Nosotros seguimos buscando dar más información y cambiar las cosas. No importa que seas campeón de la Champions dos veces seguidas. Hay que seguir cambiando porque los rivales se adaptan a lo que hacemos. Es apasionante para mí como entrenador y es mi mayor motivación es esas ganas de mejorar y de ayudar todavía más a los jugadores y comprenderles para que solventen sus dificultades”.
“Estoy en la misma línea de Cesc. El juego de posición tradicional, el que yo conozco de mi etapa en el Barcelona, ha desaparecido. Porque si no eres capaz de tener capacidad de movimiento, no vas a sorprender a ningún equipo”.
“Me gusta esta innovación (movimientos) para encontrar nuevas herramientas para sorprender a los rivales”.
Bu videoyu gördüğünüzde güldünüz değil mi?
Gülmeyin!
Sadece bu hareketlerle 100 penaltı, 80 serbest vuruş, rakibe 80 kez sarı kart, 70 kırmızı kart ve bedava 4 şampiyonluk yaşadılar.
Aldıkları nefes bile haram.
PSG, yine Luis Enrique'nin bahsettiği amaca hizmet eden bir çalışma gerçekleştiriyor.7vs7 olarak yapılan çalışmada iki takımın da hücum yönleri belirlenmiş, amaç ise topu ileriye taşımak.
Maçın simüle edildiği ve dar alana sıkışan bu antrenmanda, oyuncular topla daha az süreye sahip oldukları için karar süreleri çok daha kısa olmak zorunda. Bunun yanında sık sık da çevre kontrolü yapmak zorunda kalıyorlar.
Bunların yanında, görüntülerin başında da görebileceğiniz gibi oyuncu yerleşimleri de katı şekilde belirlenmiş. Oyuncular bir yandan pozisyonlarını öğrenirken, diğer yandan da oluşturdukları küçük üçgenlerle pozisyonel futbolunun önemli noktalarından birini içselleştiriyorlar.
Özetle, birden fazla faydanın elde edildiği son derece önemli bir çalışma.
📽️ @BehililMoussa
Luis Enrique yaptırdığı antrenmanı, bu antrenmanı neden yaptırdığını, bundan hangi faydayı elde etmeyi amaçladığını anlatmış.
İspanyol teknik adamın sözlerinden yapabileceğimiz birçok çıkarım var. Bu sefer yalnızca çeviriyi yapacak ve yorum kısmını size bırakacağım.
🎙️ "Bu çalışmayı birçok antrenmanınızda yapıyorsunuz. Bazen platformun üzerine çıkarak antrenmanı oradan izliyorsunuz. Bana bunun ne olduğunu açıklayabilir misiniz?"
🗣️ "Bu bir topa sahip olma oyunu. Kenarlarda topa sahip olarak oynamaya çalışıyoruz (sanıyorum kenar çizgileri kastediyor), böylece maçta karşılaştığımız durumlar üzerine çalışıyor gibi oluyoruz.
Bu bölümde savunmacılar, merkez oyuncular ve forvetler oynuyor. Kenarlarda ve merkezde. Bir diğer deyişle, varyasyonlar gerçekleştiriyoruz. Bu çalışma, sahip olduğumuz futbol ideolojisinin bir bölümünü bir araya getiriyor. Buradaki mesele, topa rakipten daha fazla sahip olmak. Topu kaybedersek, çok hızlı şekilde pres yapıyoruz. Topun sürekli taraf değiştirdiğini görebiliriz.
Şu an kırmızı takım ortada, topu geri kazanmak zorundalar. Top yeşil takımda. Yeşiller topu kaybettiğinde hızlıca pres yapmak zorundalar.
Neden?
Çünkü bu tam da maçta olan şey.
Yaptığımız presle rakibe zaman tanımamış oluyoruz. Bu da onların birçok karar vermesi ve risk alması anlamına geliyor. Aynı zamanda oyunu domine ettiğimiz anlamına da geliyor. Topa rakipten daha fazla sahip oluyoruz. Bu bizim için anahtar nokta.
Topu ayağımızda tutmak hız kadar önemli mi?
Bu bizim için en önemlisi.
Bunu maçlarda rakibi kendi yarı sahasında domine etmek için yapıyoruz. Bu çalışmayı dar alanlarda yapma sebebimiz de bu çünkü bunu dar alanlarda yapabilmek çok daha zor. Tam sahaya geçtiğinizde ise çok daha büyük ve fazla alana sahip olacaksınız. Buna dar alanlarda çalışarak alışıyorsunuz. Dar alanlarda, oyuncuların fiziksel açıdan canına okumadan savunma ve hücum üzerinde hızlıca çalışabiliyorum. Yani Parc de Princes'te topu her kaybedişimizde karşı pres uygulayacağız."
Naçizane; Beşiktaş’ın zor bir dönemden geçtiğini unutmayın. Kalıcı başarı istiyorsanız mevcut kadroya artık kayıtsız şartsız destek verin.
Stattaki homurtulardan, sosyal medyada kadrodaki oyuncuları kafanıza göre oraya buraya satmaktan vazgeçin. Yarattığınız negatiflik sadece hedef aldığınız oyuncuya değil, bütün takıma sirayet ediyor. Takım bir bütündür. Bırakın kadroyu profesyoneller yönetsin, siz taraftarlığın gereğini yapın: Beşiktaş’ın arkasında durun.
Çünkü, Beşiktaş taraftarı takımının arkasında dağ gibi durduğunda siz benden daha iyi biliyorsunuz neler olacağını.
Beşiktaş başkanı ve yönetimi uyumayın ayağa kalkın; geçen hafta kırmızı kart es geçildi ,penaltı verilmedi ,gol sayılmadı; dün Galatasaray’a bedava penaltı bu gece Fenerbahçe maçı net kırmızı ; VAR devreye girmedi😡😡😡 böyle devam ederse lige erkenden havlu atarsınız uyarmadı demeyin !!
🗣️KAYA ÇİLİNGİROĞLU:
"Alanya'da mesela Trossard atılan Tokat konuşuluyor. Kırmızıydı değildi. Onu tartışırsın. Tamam mı?
Mesela diyenler var ki daha evvel Beşiktaşlı da bir oyuncu birine vurmuş Galatasaray maçında. O da kırmızı kardeşim. Bu kırmızısıysa o da kırmızı. Ben aksini iddia etmiyorum ki. Böyle bir argüman mı var?
Oh'un golü var. Attığı gol. Ne diye iptal ediyorsun? Formadan çekme değil mi? Öyle olması lazım. Başka bir şey yok. Çekiyor, bırakıyor gidiyor golü atıyor. Formadan çekmiyor.
Vlahoviç iki kere yaka paça çekiliyor, forması artık görünüyor. İndirdiler ceza sahasında. Onları niye vermiyorsun?
Aynı maçta Beşiktaş'lının attığı golü iptal ediyorsan formadan çekme diye, Vlahoviç'e yapılan pozisyonda penaltıyı çalacaksın. Aynı hakemsin çünkü. Aynı maç içinde oluyor ikisi de.
Trossard'ınki kırmızıdır değildir ayrı bir şey ama aynı hakem aynı maç içinde. Zaten iptal ettiği golü Beşiktaşlı oyuncuya forma çekmekten dolayı penaltıyı vermiyor. Buna ne diyeceğiz?
Ve bu akşam konuşulmuyor. Mesela televizyonlarda Beşiktaş'ın oyunu konuşuluyor. Ey Beşiktaş'lılar! Çıkın savunun haklarını Beşiktaş'ın.."
30 Ağustos Zafer Bayramı'mız kutlu olsun!
Sakarya'da kaburgası kırıkken dahi zaferin planını kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm kahramanlarımızı saygıyla anıyoruz.
Beşiktaş bir oyun felsefesi inşa ediyor; belki de yeni bir ekolün temelleri atılıyor. Bugün başarı gelmezse yarın gelir. Önemli olan, tökezlediği gün bugünkünden daha fazla sahip çıkmaktır.
Tarih: 1 Temmuz 2026
Beşiktaş, Samorin’e kampa gidiyor. Henüz kesinleşen transfer yok. Dünya Kupası’ndan dolayı kendi oyuncularımız da kampta değil. Midtjylland ile oynayacağınız belli. 23 Temmuz’da maç var!
Biri size geliyor. “Midtjylland’ı gol yemeden eleriz, sonra kim gelirse yine gol yemeden kazanarak eleriz. Ligin ilk maçında da Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzon puan kaybeder, biz gol yemeden kazanırız.” diyor.
Ne derdiniz? O günkü havayı hatırlıyor musunuz? “Avrupa’dan kesin elendik, lig bitti, transferler yok, altyapıya kamp yaptırıyorlar” deniyordu. En olumlu olan bile, “Midtjylland bizi eler, sonra 1-2 aya toparlanırız” diyordu.
Kısacası, İtaliano bizim 45 gün önce hayal ettiğimizin çok ama çok üzerine çıktı. Hala oyuncu eksiğimiz var ve eksiğimizi hissettirmeyecek kadar rahat oynuyoruz. Dün Eyüpspor 0,07 xG üretti. Üretti demek hata olur, kısacası üretemedi.
Bence geldiğimiz noktanın farkında değiliz. Maçtan sonra oluşan memnuniyetsizliği görünce yazmak istedim. Beşiktaş son 5 yıldır ilk 3’e giremedi ve bugün yeni gelen hocasına “neden her maç 5 atmıyorsun” diye serzenişte bulunuyoruz!
Beşiktaş’ın sezonu açıp her maç 5 gol atıp, gol yemediği bir dönem mi vardı da ben kaçırdım? Ya da 5 maçta 2010’ların Bayern’i mi olacaktık?
Daha yolun çok başındayız, henüz elimizde hiçbir şey yok. Oynanmış 5 maç var. Avrupa gruplarını garantilemiş bir takım var. Ama en önemlisi sahip çıkmamız gereken bir Beşiktaş var!
Ve en önemlisi, eksiğiyle gediğiyle konuşabileceğimiz bir “oyunumuz” var!
Bunu özellikle kazanırken yazıyorum, çünkü yarın kaybettiğimizde, birden kırılıp, “bakın işte ben demiştim çok kötüyüz” dememeniz için!
Çünkü ilk 5 maç için iyiyiz! Hem de çok iyiyiz!