İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı fon soruşturması kapsamında eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın tüm mal varlıklarının dondurulması için kurumlara yazı gönderdiğini duyurdu.
Herkese selam,
Sizlere cezaevini şirin gösterecek cümleler kurmayacağım. 13 gün önce özgürlüğüm elimden alındı. Haksız, hukuksuz hatta anlam veremediğim düşmanca muameleye maruz kaldım.
Çekmediğim bir görüntüden sorumlu tutuldum. üstelik o tarihte ‘’çekenler’’ için bile ‘’suç’’ değilken. Hukukun, h’sinin olmadığı, zaman aşımına uğrayan isnatlardan tahliyem kaçınılmazdı. Ancak yine düşmanca bir tavır takınıldı. İtiraz dilekçemizin verilmesinden "birkaç saat sonra" bu kez suç örgütü kurmaktan 2. kez tutuklandım.
Üç avukatım varken hakim barodan hiç tanımadığım bir avukatla beyanımı almak için ısrar etti. Katip bile "şimdi sizin avukatı nerden bulalım" diyecek kadar kayıtsızdı. Israrla direnince avukatım Hüseyin Ersöz’e haber verdiler. Cezaevinde ziyaretimden çıkan Buse Şahin yetişti Hakimlik sorgusuna.
Beni tanıyan bilir, haklıysam hakkımı sonuna kadar arar, asla geri adım atmam. Hem şahsım hem de mesleğimin namusu adına yaparım bunu. Ve haklıyım! Ben gazeteciyim, ne bir suçun faili ne de suç örgütü yöneticisiyim. Hayatım boyunca meslek ilkelerine halel getirmemek için çaba sarfettim. İmza attığım tüm haberlerin arkasındayım.
Biliyorum bugünler de biter, geçer gider. Neler geçmedi ki... Arkamda dağ gibi eşim, omuz omuza yürüdüğüm gazeteci büyüklerim ve dostlarım var. Bu hukuksuz uygulamalar elbet bir gün son bulacak. Hakkım bana namuslu, dürüst hukuk adamları tarafından iade edilecek. O güne kadar kalbimin sizlerle attığını bilin. Çünkü her gün sizin desteğinizi hissediyor ve bundan güç buluyorum.
Ve yine bilin ki korkmuyorum. 2011 senesinde Kaşif Kozinoğlu’nun avukatına mikrofon uzatırken, dönemin kudretli savcılarından korkmadığım gibi... Haklı olan neden korksun ki? Ben tarihte hep haklı olarak anılmak için kalem tuttum, bunu cezaevinde de sürdürüyorum.
Selahattin GÜNDAY
Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
C-10 Koğuşu
Selahattin’den tüm dostlara selam getirdim..
Günler sonra ilk kez bugün cezaevinde görüşebildik. Sağlığı iyi, morali yüksek ve kendinden emin.
Selahattin’i tanıyan herkesin tahmin edebileceği gibi hijyen koşullarından başka şikayeti yok:)
Bu zor günler elbet geçecek fakat unutulmayacak. Arayan, soran ve desteklerini esirgemeyen herkese sonsuz teşekkürler..🙏🏻
Selahattin Günday’ın serbest bırakılmasını beklerken ikinci kez üstelik “Örgüt Kurma Suçundan” tutuklanmasını büyük bir şaşkınlık ile izledik. Hangi örgüt? Nerede bu örgüt üyeleri? Kimdir bu örgüt? Anlamadık anlayamıyoruz.. Avukat @ersozhuseyin soruşturmaya ilişkin, istinat edilen suçların Selahattin Günday tarafından işlenmediğine, aksine istinat edilen suçlamanın muhatabı olan kişiye dair bütün bilgi ve belgeleri delilleri ile sunmasına rağmen, zaten haksız olan tutuklamanın üstüne “yedek tutuklama” da çıkması anlaşılır gibi değil.
Selahattin Günday’ın tutuklanmasının neden hukuki olmadığını tane tane anlatmak istiyorum.
1: Konu, Kaşif Kozinoğlu’nun 10 Mart 2011’de Beşiktaş Adliyesi önünde görüntülenmesine dayanıyor.
İlk soru şu: 2011’de bu fiil gerçekten suç muydu?
2: Bugün MİT Kanunu m.27, “MİT mensuplarının kimliklerini herhangi bir yolla ifşa etmeyi” açıkça suç sayıyor.
Ama bu düzenleme 2011’de yoktu.
Bu hüküm 2014’te, 6532 sayılı Kanun’la getirildi.
3: Ceza hukukunun en temel prensiplerinden biri; işlendiği tarihte suç olmayan bir fiilin sonradan çıkarılan kanunla suç haline getirilememesidir.
Anayasa m.38 ve TCK m.7 bunun güvencesidir.
2014’te getirilen bir suç tipi, 2011’deki fiile geriye yürütülemez.
4: Üstelik 2011’de yürürlükteki eski MİT Kanunu m. 27 ile bugünkü madde aynı değil. Eski hüküm esas olarak MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi, belge ve malumatın elde edilmesi ile ifşasını cezalandırıyordu.
“MİT mensubunun kimliğini ifşa” şeklinde açık bir suç tipi yoktu.
5: Bu nedenle “MİT mensubunun kimliğinin açıklanması da zaten eski kanundaki malumat kavramına girer” denilirse ikinci sorun ortaya çıkıyor:
Ceza hukukunda sanık aleyhine kıyas ve genişletici yorum yapılamaz. Kanunda açıkça yazmayan bir fiil yorum yoluyla suç haline getirilemez.
6: Dahası, kanun koyucunun 2014’te ayrıca “MİT mensupları ve ailelerinin kimliklerini herhangi bir yolla ifşa edenler”şeklinde yeni ve açık bir hüküm getirmesi, eski metin ile yeni metnin aynı olmadığını gösteriyor.
7: İkinci büyük problem: ZAMANAŞIMI.
Varsayalım ki 2011’deki eski MİT Kanunu hükmünün bu olaya uygulanabiliyor.
İsnat edilen suç bakımından dava zamanaşımı 15 yıl ise süre, kural olarak suçun işlendiği gün başlar.
TCK m.66’ya göre üst sınırı 5 yıldan fazla, 20 yıldan az hapis gerektiren suçlarda dava zamanaşımı 15 yıldır.
8: Fiil tarihi: 10 Mart 2011. Bu ihtimalde dahi 15 yıllık süre 10 Mart 2026’da dolar. Selahattin Günday ise Eylül 2026’da gözaltına alınıp tutuklandı. Yani zamanaşımı süresinin dolmasından yaklaşık 6 ay sonra. Dosyanın yeniden açılmasına ilişkin karar ise 26 Ağustos 2026 tarihli. Yani 15 yıllık sürenin dolmasından aylar sonra.
9: Kararla ilgili bir başka problem de
“Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak” suçlaması. 2011’de TCK m.136 bakımından uygulanacak cezanın üst sınırı 4 yıldı. Bu durumda dava zamanaşımı 8 yıldır.
2011 + 8 yıl = 2019. Görülüyor ki bu suç yönünden zamanaşımı sorunu daha da açık.
10: Suçun maddi unsuru bakımından da büyük bir problem var. Günday’ın savunmasına ve açık kaynaklara göre görüntüyü kendisi çekmedi. Olay yerinde onlarca gazeteci ve kameraman vardı. Ayrıca Kozinoğlu’nun ismi ve fotoğrafı olaydan önce de basında yer almıştı.
Dolayısıyla şu sorulara somut cevaplar verilmesi gerekiyor:
Günday hangi görüntüyü çekti?
Hangi bilgiyi ilk kez ifşa etti?
Hangi kişisel veriyi hukuka aykırı biçimde ele geçirdi veya yaydı?
Bunları gösteren somut delil nedir?
Bu noktada ayrıca belirtmek gerekir ki Günday bu ölümün şüpheli olduğu hususunda ilk haber yapan gazetecidir aynı zamanda.
12: Tutuklama için yalnızca bir suç isnadı yeterli değildir. Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ve ayrıca kaçma veya delilleri karartma gibi bir tutuklama nedeninin mevcut olması gerekir.
Buradaki isnat edilen fiil ise 15,5 yıl önce gerçekleşmiş. Görüntüler yayınlanmış. Haber arşivlerde. Şüphelinin kimliği belli. Deliller büyük ölçüde belge ve yayınlardan oluşuyor. Bu durumda “hangi delili karartacak?” ve “neden şimdi kaçsın?” sorularına somut cevap verilmesi gerekir. Hepimiz biliyoruz ki Selahattin Günday aktif, çalışkan, meslek hayatını Türkiye’de sürdürmüş ve sürdürmekte kararlı bir gazetecidir.
13: Ayrıca aynı olayda görüntüyü çektiği belirtilen kameraman İdris Tiftikçi adli kontrolle serbest bırakılırken Selahattin Günday tutuklandı. Bu farklılığın da somut ve kişiselleştirilmiş bir gerekçesi olması gerekir. Ancak ilgili kararlarda buna ilişkin bir veri de yok.
SONUÇ: Selahattin Günday serbest bırakılmalıdır.
Tarifi imkansız bir acı...Değerli meslek büyüğüm canım Dürdane Kırçuval'ı kaybetmenin derin üzüntüsünü kelimelere dökmek imkansız. Yöneticiliğinde çalışmaktan büyük onur duyduğum, çok kıymetli biri. Benim için yöneticiden çok bir anne gibiydi. Yattığın yer incitmesin...
Mahkemeden skandal OYAK kararı!
Zararına satışta yaklaşık 5 milyar TL zarar meydana geldi
Kurum üyesi askerler dava açtı: Mahkeme 'taraf değilsiniz' diyerek reddetti
🖋Haber: Fahrettin Öztürk (@oz_oztrk)
https://t.co/s2qpgeC3H8
Rutkay Aziz'den sanatçıların gözaltına alınmasına sert tepki: İmamoğlu için net konuştu
"Sanatçıların gözaltına alınması büyük haksızlık."
✒️ Haber: Fahrettin Öztürk (@oz_oztrk)
https://t.co/2KDsOLss6f
📍Sedef Yıldırım bir zincir markette 8 yıl çalıştı. Bunun 5 yılında şube müdürüydü. Bu 8 yılda tek bir uyarı bile almadı.
📍Sonra bir anda şubesi değiştirildi, pozizyonu düşürüldü. Yeni şubesindeki birinci ayının sonunda 5 yönetici tarafınfan "hırsızlıkla" suçlandı.
📍O 5 yönetici, genç kadını saatlerce depoda alıkoydu. Tehdit, şantaj, hakaretlerle baskı kurdular. Kredi çekmesini ve kasadaki açığı ödemesini istediler. Öncesinde ne bir savunma istediler ne de kasadaki açığın Sedef Yıldırım'dan kaynaklandığını gösteren en ufak bir dedil sundular. Genç kadın baskı altında kredi çekmek zorunda kalarak o yöneticilerin istediği hesaba gönderdi.
📍Genç kadın ordan çıktığında 5 yönetici hakkında suç duyurusunda bulundu.
📍Gazeteci Özlem Gürses, bugün İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesi'nde, "Devletin askeri teşkilatını alenen aşağılama" iddiasıyla hakim karşısına çıktı.
📍Mahkeme, Gürses'e 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Hükmün açıklanması ise geri bırakıldı ve Gürses hakkındaki adli kontrol tedbirleri de kaldırıldı.
📌Ne olmuştu?
Özlem Gürses, OZ TV isimli YouTube kanalında, "Türkiye Kobani'ye operasyon mu yapacak?" başlık bir video yayınlamıştı. Bu videonun, küçük bir kısmı kesilerek sosyal medyada yaygınlaştırılmıştı. Sosyal medyada farklı çevrelerce paylaşılan bu kesitte Gürses, "Gördüğünüz üzere IŞİD yapısı, yani TSK-SMO yapısı Kürtlerin olduğu bölgelerde küçük küçük kazanımlar elde etmiş" şeklinde ifadeler kullanıyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Özlem Gürses hakkında soruşturma başlattı ve, "Devletin askeri teşkilatını alenen aşağılama" iddiasıyla 2 yıla kadar hapis talepli bir iddianame hazırladı.
Özlem Gürses, bugün hakim karşısında yaptığı savunmada, neredeyse bütün aile fertlerinin askeriyede, emniyette, istihbaratta, bürokraside ve akademide kamu görevi yapmış olduklarını belirterek, söz konusu videosunun yalnızca 8 saniyelik bir kısmının kesilerek algı operasyonu yapıldığını savundu.
Motosiklet grubu 'Hells Angels' ile iltisaklı 10 şüpheliye suç örgütü kurmak, yönetmek ve nitelikli dolandırıcılık suçundan operasyonu düzenlendi.
Almanya adli makamları ve kolluk görevlileri, şüphelilerin kendilerini polis, savcı ve hâkim olarak tanıtarak Almanya'da 46 eylem gerçekleştirdiklerini ve bu eylemlerden 2 milyon 850 bin Euro haksız kazanç elde ettiklerini tespit etti.
Almanya adli makamları, bu paranın bir kısmının Türkiye'deki Türk Vatandaşı şüphelilere transfer edildiğini de tespit etti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği tarafından yapılan teknik takip sonucunda Y.A , E.P , D.B.T , M.Ç , D.A , C.G, B.K , S.G , Z.B , A.E.A isimli 10 şüphelinin yakalanmasına yönelik üç ilde bügün eş zamanlı operasyon yapıldı.
Gazeteciler Timur Soykan ile Murat Ağırel hakkında gözaltı kararı verildi. Ağırel'in evindeki arama işlemi devam ediyor. Vatan Emniyet'e götürülecekler.
#SONDAKİKA
Mahir Polat Adli Tıp Kurumu'na sevk edildi. Adli Tıp Kurumu'ndan randevu alınacak.
İBB ve Ekrem İmamoğlu'na yönelik soruşturmalar kapsamında "silahlı terör örgütüne yardım" iddiasıyla tutuklanan Mahir Polat, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü'ndeki hastanede, sağlık durumunun ceza infaz kurumunda kalmasına elverişli olup olmadığının tespiti için bu sabah kurul karşısına çıktı.
Sağlık kurulu, Mahir Polat'ın Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmesine karar verdi.
#MahirPolat #İBB
Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından başlayan olayları sahada takip eden ve "eylemci" denilerek tutuklanan gazeteci arkadaşlarımız tahliye edildi.