İnsan, Guy Debord'un kült eseri Gösteri Toplumu kitabını hatırlamadan edemiyor. Debord'un temel tezi, gerçek yaşamdaki her şeyin bir temsile dönüştüğü şeklindedir. Kuyrukta bekleyen kişi aslında mekanı, denizi, ışığı deneyimlemiyor, o deneyimin kanıtını üretmek için sırasını bekliyor. Esas amaç, o mekanda bulunduğuna dair görüntüyü üretmek.
Deneyimin kendisi, o deneyimin dijital temsili, yani fotoğrafı karşısında tamamen önemsiz artık. Gerçek anın tadını çıkarmak değersiz, o anın kurgulanmış kanıtını sunmak ise her şey. Debord yaşasaydı, bu kuyruğu muhtemelen teorisinin en kusursuz ve en hüzünlü kanıtı olarak görürdü.
Artık teşhir de sıradanlaştı.
Beden, vücut, güzellik, makyaj videoları ilgi çekemiyor artık. Ne trajik. Instagram o kadar çıplak, teşhirci kadın içerikleriyle doldu ki artık en abazan(!) erkek gözü bile doygunlaşmaya başladı. Bakıp geçiyor. Kadın bedenini ters teşhirle metalaştıran Fatma .oydaş gibi profiller yeni artık haz nesnesi artık.
Flörtöz dikkat içerikleri bunlar.
Sırf etkileşim getirecek diye "aptal, sakar, beceriksiz, çocuk gibi konuşan" kadın taklidi yapmak. Sırf etkileşim için kendini şu hale düşürmeye razı olmak. Çünkü takipçilerinin flörtöz dikkatini söndürmemek için sürekli ilgi çekici şeyler uydurmak zorunda milyonlarca influencer.
"Etkileşim bağımlılığı" Evet artık en büyük bağımlılık bu. Hepimizi bekleyen en büyük bağımlılık bu artık. Belirli bir amaç doğrultusunda, sınırlı bir saat dilimi içerisinde yazacağı yazıp, içeriğini üretip çıkmak. Sosyal medyada mental ve psikolojik sağlığını korumanın tek yolu bu artık.
bu şiirlerini, satır aralarında umudu esirgememiştir okuyucudan:
“Belki de bize kalan yamaçta bir ağaçtır, her gün görelim diye;
dünkü sokaktır bize kalan”
Uzun bir süredir almayı düşündüğüm fakat her defasında elimde okunmamış çok şiir kitabı var deyip ertelediğim Rilke’nin Duino Ağıtları’nı en nihayetinde geçtiğimiz kitap fuarlarından birinde alabildim. Hep erteliyordum evet ama bunun da bir sebebi vardı. +++
Bunu Rilke’nin ilahi diline yoruyorum . Göklerden ilham alırcasına mürekkebini akıtmış şair. Zira boşuna “Kim, haykırsam, duyardı ki beni meleklerin katından?” demiyordu.
Esasında yalnızlığın en kesif ifadelerinden birine imza atmıştı. Her ne kadar Ağıt olarak nitelendirse de+
Rojava’da olanları görmezden gelen bir hümanizm kendisini inkar eder. İran için susmayan ama Rojava için konuşamayan bir vicdan henüz özgür değildir. Çünkü hümanizm herkes için geçerli değilse, kimse için gerçek değildir.
“ İnsan kendisi dışında her şeyi değiştirdiğini iddia ederse, her devrim başarısızlıkla sonuçlanacaktır.”
Bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez.( R’ad Suresi 11. Ayet)
-Roger Garaudy