Bu kişiyi tanıdınız mı?
Pakistan'ın eski başkanı İmrân Han…
Pakistan ve İslam dünyasının şerefli devlet adamlarından biriydi.
Küresel sisteme karşı çıktı, Trump'ı Beyaz Saray'ın ortasında tehdit etti.
“Biz nükleeri kendimizi savunmak için yaptık, dekorasyon için değil…”
Koyu bir İsrail ve siyonist karşıtıydı.
Pakistanda yargı darbediyle devrildi. Yıllardır hapiste tutuluyor.
Şimdi görme yetisini kaybetti.
İşte İslam dünyasının kronik sorunu:
Aslanlarını kedilere boğdurmak…
Diyarbakır’ın zeki çocukları, Robert ve Galatasaray yerine neden Bitlis’i tercih etti?
Bir arkadaşımın mesajı ile öğrendim ki Diyarbakır’da LGS sınavında ful çeken ve çok iyi puan alan öğrencilerin büyük kısmı, Robert Koleji, Galatasaray ve Koç Liseleri yerine Bitlis Eren Kolejini tercih etmiş. Konu ile ilgili kısa bir araştırma yaparak, İstanbul yerine Bitlis’in neden tercih edildiğini bulmaya çalıştım.
-Eren Holding’e ait olan Bitlis’teki Eren Koleji, İngilizce ve Çince eğitim veriyor
-Kolej, öğrencilerini her yıl 1 ay İngiltere, 1 ay Çin’e götürüyor
-Öğrencilerine Eren Üniversitesine giriş garantisi veriyor
-Örencilerine Üniversiteden sonra Eren Holding’te çalışma garantisi
-Öğrencilere ayrıca burs veriyor
Bütün bunlara bakıldığında Koç Holding gibi, Bitlis kökenli Eren Holding’in de eğitim konusundaki yatırımlarında zirveye oynadığı görülüyor.
ENFLASYON BİR TERCİH Mİ?
Dün, uzun süredir karşılıklı takipleştiğimiz Bayram Başaran üstaddan ilginç ve bir o kadar da güzel bir soru geldi. Soruyu zaten aşağıda alıntıladığım için orada görebilirsiniz. Başaran üstad özetle "Enflasyon bir tercih mi?" diye soruyor. İşte bugün bu konuyu konuşacağız.
Benim bu konuya genel bakışım şu: "Evet, enflasyon bir tercihtir". Nitekim, zaman zaman yaptığım paylaşımlarda ve/veya katıldığım canlı yayınlarda (gelen sorular üzerine) bu doğrultuda cevaplar veriyorum. Ama bugün biraz daha ayrıntılı bir analiz yapacağız. Çünkü mutlaka konuşulması/tartışılması gereken nüanslar var.
Öncelikle şu hususu açıklığa kavuşturmak zorundayız: "Merkez bankaları neden %2-3 (veya %5-6) enflasyon hedefliyor da, %0 hedeflemiyor?" Veya "Neden düşük bir enflasyon hedefliyor da deflasyon hedeflemiyor?" Önce bunu konuşmalıyız.
Bu tercihin en kök sebebi, 1929'dakine benzer bir "deflasyonist krize girme korkusu"dur. Deflasyonist krizler çoğunlukla talep yetersizliğinden kaynaklanır. Talep yetersizliği durumunda (ceteris paribus) şirket kârları düşüşe geçer. Eğer süreç önlenemezse, firmalar bir noktadan sonra (zararları azaltmak ve hatta iflasları önlemek için) işçi çıkarmaya başlarlar. Üretim kayıpları oluşur. Bu üretim kayıpları aslında toplam arz (AS) ve toplam talebin (AD) dengelenmesi için gereklidir ve normaldir. Ancak, bu tercihin beklenmedik bir yan etkisi vardır. O da işsizliğin artmasıdır. Artan işsizlik başlangıçta zaten yetersiz olan toplam talebin daha da azalmasına yol açar. Yani deflasyonist krizler aslında kendi kendini besleyip büyüten birer "kısır döngüdür" (vicious circle). Bu kısır döngüyü dışarıdan müdahale (genişletici maliye politikası vs) olmadan kırmak neredeyse imkansızdır. İşte bugün politika uygulayıcıların "deflasyon mu yoksa ılımlı bir enflasyon mu?" seçiminde tereddütsüz bir şekilde "ılımlı enflasyonu" tercih etmeleri bu sebeptendir. Yani "deflasyonist krize düşme korkusu!"
Peki bu “ılımlı enflasyon tercihi” her zaman ve her yerde bilinçli ve sürekli bir tercih midir?
Cevap: Hem evet, hem hayır.
Gelişmiş ülkelerde (ABD, Euro Bölgesi, Japonya, İngiltere vb.) merkez bankaları açıkça %2 civarı bir enflasyon hedefi koyarlar. Bu hedef, deflasyon riskini uzak tutmak, nominal faizlerde manevra alanı bırakmak ve ücret-fiyat yapışkanlığını yönetmek için bilinçli olarak seçilmiştir. Yani oralarda ılımlı enflasyon gerçekten “tercih”tir ve süreklidir.
Ancak yüksek ve kalıcı enflasyon (özellikle çift haneli ve uzun süreli) farklı bir kategoridir. Burada artık “ılımlı enflasyon tercihi”nden bahsedemeyiz. Çünkü, %2-3’lük bir enflasyon ile %40-70’lik bir enflasyon arasında sadece derece farkı değil, nitelik farkı da vardır.
Yüksek enflasyon, genellikle mali disiplin eksikliği, merkez bankası bağımsızlığının zayıflaması, siyasi tercihlerin kısa vadeli büyüme ve seçim kaygılarına öncelik vermesi gibi nedenlerle ortaya çıkar. Bir noktadan sonra “tercih” olmaktan çıkıp, “bağımlılık” veya “önleyememe” haline dönüşebilir. Yani politika yapıcılar enflasyonu bilinçli olarak yüksek tutmak istemeseler bile, mevcut politika seti ve siyasi kısıtlar nedeniyle enflasyonu düşüremedikleri bir noktaya gelebilirler. An itibariyle Türkiye'nin tam da bu noktada olduğu kanaatindeyim.
2018’den bu yana yaşanan yüksek enflasyon dönemini “bilinçli bir tercih” olarak yorumlamak mümkündür. Özellikle 2021-2023 arasında uygulanan “düşük faiz – yüksek enflasyon” politikası, en azından belirli bir süre için açık bir tercihti. Ancak 2023 ortasından itibaren başlayan dezenflasyon programı, bu tercihin artık sürdürülebilir bulunmadığını ve değiştirilmeye çalışıldığını gösteriyor (rasyonelleşme süreci).
Yani toparlayacak olursak, 2021'de tercih olarak başlayan enflasyonist süreç "kontrolden çıkmış enflasyon" olarak devam ediyor...
Sevgiler saygılar 🖐
20 seneden fazladır beton ve inşaat ile yatıp kalkıyoruz. Gelinen nokta: konut sahipliği oranı %73’ten %57’ye gerilemiş. Kiracılık %18’den %26’ya çıkmış.
Anlamak bu kadar zor olmamalı! Mehmet Şimşek'in 3 yıldır uyguladığı mali politikanın ve faiz ısrarının acı bilançosu işte tam da budur!
Videoda da açıkça ifade edildiği gibi; bugün parası olan bankaya, faize yatırıp hiç risk almadan para kazanma derdinde. Yüksek faiz oranları yüzünden sıcak para piyasadan tamamen çekilmiş, nakit akışı durmuş ve tüm ticaret kilitlenmiştir! Para üretime, yatırıma, tezgaha ve esnafa gitmiyor; faizde yatıyor!
Şimdi soruyoruz: Sıcak parayı piyasadan çekip ticareti felç eden bu sistemi savunmak akıl ve mantık işi midir?
En aşağıdan en yukarıya kadar tüm sektörleri bir domino etkisiyle çökerten bu faiz kıskacında esnafın ve tüccarın dayanacak tek bir günü dahi kalmadı!
📢 Acil ve Şart Olan Çözüm:
1️⃣ Piyasayı ve ticareti kilitleyen bu faiz politikasından derhal vazgeçilmelidir!
2️⃣ Esnafın ve tüccarın çarklarını yeniden döndürebilmesi için 7440 sayılı kanun benzeri FAİZSİZ YAPILANDIRMA acilen getirilmelidir!
3️⃣ Mali barış ve güvenli ticari alan için MATRAH ARTIRIMI uygulanmalıdır!
Piyasada para dönmezse, esnaf mal üretemez, satamaz ve montajını bile yapamaz hale gelir. Üretimin ve ticaretin damarlarını kesmeyi bırakın, kamu borçlarına nefes aldıracak adımları derhal atın!
#VergiSGKYapılandırma #MehmetŞimşek #Faiz #MatrahArtırımı #SicilAffı
@RTErdogan@mustafaelitas@gulerabdullah@akbasogluemin@abdulhamitgul@leylasahinusta
@BYenisehirlioglu
@ZeybekciNihat@omerrcelik@efkanala@CevdetYilmaz@ekonomiisleri@TRombudsman@SavciSayan@mkulunk@samiltayyar27@HurmaEdit
Fiyat algısı bozulduğunda insanların hiçbir ekonomik referansı kalmaz. Gördüğü fiyatı hiç bir şeyle kıyaslayamaz hale gelir. Türk toplumu bu durumu yaşıyor:
https://t.co/tRY08lUQY2
Hepsi tamam ama anlamadığım şey ne taraftan bakılacak..? Yukarıdan bakılırsa alttaki gölgeyi göremeyiz. Aşağıdan bakılırsa üzerindeki kar görünmez falan 😊
Tüketici Fiyat Endeksi, Temmuz 2026
Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %31,75 arttı, aylık %1,78 arttı
Detaylar için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz. 🔎
↪️ https://t.co/YNAytOuSlm
Acı olan ise enflasyon ve faiz o yıllarda da ülkemizin en büyük sorunuydu. Partiler, liderler, iktidarlar değişti ama faiz ve enflasyon sorunu çözülemedi. Etrafınıza bir bakın 100 yıllık ülkemizde kaç tane 100 yıllık firma, şirket, işletme var? Faiz ve enflasyon süründürür..
Sevgili gençler;
Bizler bir zamanlar siyasetçilerimizin bir araya geldiği böylesine güzel programlar izlerdik. Linkini buraya koyuyorum. Siyaset, bağrış, çağrış, hakaret ve kavgadan ibaret değildir. Sizlerde izleyin.. https://t.co/pEC0cJrJlr