13.08. 2026 saat 20.20–20.25 civarında Bodrum Torba Otogarı’nda, firmanızın çalışanın bir köpeğe kötü ve kabul edilemez şekilde davrandığına şahit olduk.Olay otogarın kamera kayıtlarında mevcuttur. Çalışanınız hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını istiyorum. @Pamukkale
Hukuk, eleştirel düşünceyi susturmak için değil, hak ve özgürlükleri korumak için vardır.
Deniz Göktaş hakkında verilen tutuklama kararı, tutuklama tedbirinin cezalandırma ve baskı aracına dönüştürülmesinin somut göstergesi olup, ifade özgürlüğüne yönelik ağır bir ihlaldir.
4 Nisan Sokak Hayvanları Günü Türkiye’de kutlanacak değil, birilerinin utanması gereken gündür ne yazık ki.
2024’te TBMM’den sahipsiz canlara yönelik Katliam Yasası kabul edilen ve o günden bu yana her gün toplu olarak köpeklerin katledildiği bir ülkede böyle bir gün sadece utançları ortaya dökmek için kullanılabilir.
Sokaklarda yaşam savaşı veren canlara binbir çeşit zulmün, tecavüzün, şiddetin yaşatıldığı bu ülkede, bugün sempatik bir görsel paylaşıp yılın geri kalan günlerinde susan milyonlarca insan için kendisiyle yüzleşme günüdür çünkü…
Evindeki kediyi ya da köpeği sevip onun sokaktaki türdeşlerine yapılan zulmü umursamayan insanların kendi ikiyüzlülüklerinin farkında bile olmayacağı gündür çünkü���
Belediyelerin kendi barınaklarında aç ve susuz bıraktıkları hayvanlara köle muamelesi yapıp 4 Nisan’ı anma yüzsüzlüğünü gösterdiği gündür çünkü…
Hayvanlar arasında ayrım yapan ve katledilmelerini sessizce izleyen herkes için kendi zalimliğiyle yüzleşme günüdür çünkü…
#4NisanSokakHayvanlarıGünü
Toplu katliamın çözüm olmadığının, durumu daha da kötüleştirdiğinin gram bilgisinde değiller. %70ini kısırlaştırıp hayvanları sahiplendirip hatta sokağa bırakanlara ağır cezalar vererek kalıcı çözümü sağlayacağına dair çokça örnek varken katliamı seçiyor olmanız kötülüğünüzden
Kadın hakimin vurulması, vuranın savcı olması, avukatın savunmada ağlayarak şahsi karakter tanıklığına soyunması, sanığın önce bir insanı vurup sonra ağlayarak "ay kıyamam" arayışına girmesi, aşk kavramının bu savunmada yapıldığı şekilde tahrif edilmesi; bunların tümü kepazelik.
Adli Tıptayız. Otopsi işlemi yapılmış. Cenazelerin öz kızına istismar iddiası ile yargılanan "baba"ya verilmemesi için tedbir talebi ile Aile Mahkemesine başvuruyoruz. Fatmanur ve Hifa İkra'nın katilleri ortaçağcı gericiler ve Adaletsizlik sistemidir.
hakimsin.
adının önünde cumhuriyet savcısı yazan bir erkeğin ısrarlı takibine maruz kalıyorsun.
koruma talep ediyorsun. iki polis koruman var, yine de tedirginsin.
adliyede odandasın.
adının önünde cumhuriyet savcısı yazan erkek odana giriyor.
sana ateş ediyor.
ikinci kez ateş edecekken onu durduran kişi, adliyede çaycı olarak çalışan bir hükümlü.
devlet seni koruyamamış.
şimdi o hakim ameliyatta.
hayatta kalıp kalmayacağı bilinmiyor.
bu bir istisna değil.
bu, erkek şiddetinin geldiği boyutun ve cezasızlığın ülkedeki hal-i pürmelali.
bu, erkek şiddetinin nereye vardığını ve devletin cezasızlıkla kurduğu düzeni gösteren çıplak bir tablo.
#erkeksiddeti #muhammedcagataykilicarslan
Şimdi Minguzzi davası özelinde hakkımızda dolaşıma sokulan, gerçek sanılan yalan ve iftiraları yazacağım :
1) "İstanbul Barosu aileye baş sağlığı dilemedi "
Gerçek : Ben bizzat babayı iş yerinde ziyaret ettim, o dönemde ailenin avukatı olan meslektaşla birlikte oturduk konuştuk, baş sağlığı dileklerimizi ve desteğimizi açıkladım. Anneye de ulaşmaya çalıştım ama yas süreci ve acısına saygı gereği ısrarcı olmadık. Baro Başkanımız daha sonra duruşma öncesi anne ile telefonda görüştü baş sağlığı diledi. Ailenin avukatıyla da görüştü. Duruşma öncesi tehditler üzerine Andrea Bey'e yazdım yine desteğimizi ifade ettim. Bu kadar hakarete uğramamıza rağmen de bu zamana kadar bunları bu şekilde yazmayı doğru bulmadım.
2) "İstanbul Barosu sanıkların avukatlığını üstlendi"
Gerçek : Böyle bir şey imkan dahilinde değil ve asla mevzubahis olamaz. Barolar kolluktan talep geldiği durumlarda zorunlu olarak CMK'dan avukat gönderir sadece.
3) "İstanbul Barosu davayı takip etmedi"
Gerçek : Çocuk Hakları Merkezi gözlemci olarak davaya katılma talebinde bulundu, kapalı yargılama yapıldığı için talep reddedildi ama dava merkez tarafından takip ediliyor.
4) "İstanbul Barosu faillerin etnik kimliği nedeniyle yanında durdu"
Bu kadar mesnetsiz ve saçma bir iddiaya açıklama yazmak dahi abes, bir baronun çocuk hakları merkezi hiçbir mağdurun ya da failin kimliğiyle etnik kökeniyle ilgilenmez. Mağdur için de fail için de etkili soruşturma yapılmasını, adil yargılanma hakkı ilkelerini savunur.
5) "İstanbul Barosu SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK diyerek faillere ceza verilmesin istiyor" "İstanbul Barosu katilleri savunuyor"
GERÇEK : Suça Sürüklenen Çocuk ifadesi Ceza Yargılaması sisteminin ifadesidir, evrensel hukukun gereğidir. Suça Sürüklenen ifadesinin kullanılması faillere filleriyle orantılı şekilde o suça karşılık gelen cezanın verilmeyeceği anlamına gelmez. Ülkedeki işlemeyen adalet sistemi ve infaz rejimi kaynaklı cezasızlık hâlini, hukuki güvenceleri tartışmaya açarak ortadan kaldıramayız. Aksine İstanbul Barosu merkezleri adaletin yerini bulması, çocukların, kadınların yalnız bırakılmaması, dosyalarının faili meçhul kalmaması için mücadele eder. Bu davada da failleri savunmak anlamına gelecek hiçbir beyan yoktur, olamaz.
Yıllardır çocuk hakları alanında çalışan, çocuklar için elinden geleni ardına koymayan sevgili @Cikarde Kardelen'i, uzman olduğu pratikteki bir hukuki durumu belirttiği için karalayıp linçlemek aymazlıktır. Hukuku bilmiyor olabilirsiniz, ama çocukların hakları için çalışan bir meslektaşı karalama, saldırma hadsizliği kabul edilemez.