Gabriel García Márquez’in "Yüzyıllık Yalnızlık" romanında, 32 iç savaş kaybeden ve hayata dair tüm inancını yitiren Albay Aureliano Buendía, yaşlılığında kendini atölyesine kapatır. Günlerini altından küçük balıklar yaparak geçirir. Ancak bunu bir kazanç sağlamak için yapmaz; ürettiği balıkları altın paralarla takas eder, ardından o paraları eritip onlardan yeniden balık yapar. Ortada hiçbir ilerleme yoktur, sadece birbirini tekrar eden, başa dönen bir döngü vardır.
Bu amaçsız döngünün altında, insanın yenilgiye ve yalnızlığa karşı geliştirdiği bir savunma mekanizması yatar: Hayatın getirdiği hayal kırıklıkları ve geçmişin ağırlığı katlanılamaz bir boyuta ulaştığında, insan zihnini uyuşturacak mekanik bir rutine sığınır. Dış dünyanın karmaşasından ve kendi düşüncelerinizden kaçmanın yolu, hiçbir amaca hizmet etmese bile dikkatinizi meşgul eden tekrarlara saklanmaktır. İnsanın en derin yalnızlığı, geçmişi düşünmemek için kendini amaçsız bir eyleme bilerek esir etmesidir.
Ailecek çoluk cocuk mahvolduk. Ne zaman ilaçlama yapacaksınız? Belediye başkanını gördük ilettik.Not aldırdı.Hala ilaçlama yapılmadı. 2021 yılındayız yaşadıklarımıza bak. 493 sok ve 476 sokağın acil ilaçlanmasını rica ediyoruz!!! @dikilibelediye
Ailecek çoluk cocuk mahvolduk. Ne zaman ilaçlama yapacaksınız? Belediye başkanını gördük ilettik.Not aldırdı.Hala ilaçlama yapılmadı. 2021 yılındayız yaşadıklarımıza bak. 493 sok ve 476 sokağın acil ilaçlanmasını rica ediyoruz!!! @dikilibelediye
Bir bisikletliyi sollarken yarıçapı 1,5 metre olan bir çember yayı çizmelisiniz. Bu gerekli olan yaşam boşluğudur. Bisikletlilerin mazgal, kesici cisim veya yoldaki bir tehlikeden kaçabilmeleri için bu alan şart.