"Fas'tan İspanya'ya göçmen akını" olarak bildirilen konunun tüm boyutlarını öğrenme imkanı buldum. Buyursunlar:
İspanya'da göçmenlik hukuku konusunda önde gelen hukukçulardan olan bir İspanyol arkadaşımla ve İspanya'da Adalet Bakanlığı'nda görev yapan bir İspanyol arkadaşımla konuştum.
Kuzey Afrika'da İspanya'ya bağlı bir özerk şehir olan Ceuta'ya Fas'tan yaşanan düzensiz göçmen akını ile 29 Haziran tarihli İspanya Yüksek Mahkemesi kararı arasındaki ilişkiyi ve sonrasında yaşananların arka planını bana açıkladılar.
Mahkeme sadece "denizde yakalananlar derhal iade usulü ile direkt ülkelerine gönderilemezler ve sınır dışı işlemi için
öncelikle değerlendirme ve inceleme içeren hukuki prosedür işletilir" diyor. Bu yönüyle konuyu karadaki bir sınırın veya çitin üzerinden atlayan düzensiz göçmenin derhal direkt iadesi usulünden ayırıyor. Ancak yine de sonucun iade olacağına dair hususu değiştirmiyor.
Bu noktada Fas'taki insan mafyası devreye giriyor. Fas'ta bu kararı "eğer denizden İspanya'daki bir kara parçasına geçilebilirse artık iade mümkün değil" diyen bir karar olarak lanse edip kitleleri kendilerine müşteri yapıyorlar. Böylece Ceuta'ya akın başlıyor.
Varan düzensiz göçmenler Kıta Avrupası'na geçiş için bir plan olmaması ve zaten mahkeme kararının onlara Ispanya kapılarını açmaması sebebiyle İspanya içlerine ilerleyemiyorlar ama bu noktada da İspanya'nın uluslararası arenada tekerine çomak soktuğu güç odaklarının yayını devreye giriyor.
Aynı odaklar Müslümanları her an Avrupa'yı işgale hazır çekirge sürüsü gibi lanse edip İspanya'yı da iyi yönetilemeyen gariban bir memleket olarak lanse etmekte menfaat sahibi oldukları için, konu sosyal medyada ve basında sanki İspanya Faslı akınına uğramış ve çaresiz kalmış gibi işleniyor. Konunun geldiği nokta ve evveliyatı ile ilişkisi, bu iki dostumun perspektifinden, böyle.
Ankara’nın hali sadece müfettiş geleceği güntayyör giyen öğretmen gibi. Okul müdürün, öğrencilerin bu özeni haketmiyor mu? Sadece İstanbul’dan Genel Müdür geleceği gün fön çektiren banka şubesi çalışanı gibi. Madem çiçek gibi olabiliyorsun, kendi vatandaşın bunu haketmiyor mu?
Bizim zamanımızda basın müşavirleri böyle kendilerini kamera önüne atmazdı. Şimdi bırakın sahneye çıkmayı ve canlı yayına katılmayı; makamla birlikte heyette ikili görüşmelere katılıyorlar. İş neredeyse “makamı boşver, beni çek”e varacak. (Sözüm resmi sözcülerden dışarı.)
With the kids out of school for summer this mother found a really neat way to help the kids cool off and be creative at the same time. How cool is this?
Roger Federer'in bir basın toplantısında kendisine ''8-9 yıl daha tenis oynamaya devam edebilir misiniz? Çünkü profesyonel olup sizinle oynamak istiyorum.'' diyen minik hayranına yıllar sonra yaptığı sürpriz: