Mutlak butlan kararını Evrensel’e değerlendiren Genel Başkanımız Seyit Aslan, genel eylem-genel direniş çağrısı yaptı.
📌Saray iktidarının tek adam rejimi için uzun süredir hazırlıklar yaptığını biliyoruz. 2016’da Selahattin Demirtaş ve Kürt siyasetçilerin tutuklanması, 2017’de anayasa referandumu ve 19 Mart’ta İmamoğlu’nun diplomasının iptaline giden bir süreçtir.
📌Tek adam yönetimi adım adım Türkiye’de bir faşist rejim inşasını tamamlamak istemektedir. Saray rejimi siyasetin tek belirleyeni olmak istemektedir.
📌Saray rejiminin ne yapmak istediği bugün çok nettir. Bugün esas tartışmamız gereken demokrasi güçlerinin, halkın buna nasıl yanıt vereceğidir.
📌Bugün bir ayrım noktasındayız. İşçi sınıfının ve emekçi halkların kendi kaderlerini tayin edecekleri bir düzen mi; yoksa Saray iktidarının inşa ettiği, toplu sözleşme hakkının olmadığı, basının özgürce yazamadığı, kadınların haklarının yok sayıldığı bir faşist düzen mi?
📌Saray düzeninin anlayacağı dilden konuşmalıyız. İktidarın saldırılarını durdurmanın yolu genel eylem-genel direnişten geçer.
📌Genel eylem-genel direniş hattı işçi sınıfının, üreticilerin, gençlerin, kadınların, ezilen halkların yaşamış olduğu sorunlara karşı mücadelenin yükseltilmesidir.
Genel Başkan Yardımcımız ve Milletvekilimiz Sevda Karaca, Ankara İl Örgütümüzle birlikte CHP Genel Merkezi önünde:
📌Mutlak butlan kararı, tek adamın mutlaklaştırılmasına yönelik bir karardır.
📌Tek adam yönetiminin faşizme yönelişini durduracak tek güç birleşik mücadeledir.
📌Bu hukuk garabetine karşı işçi ve emekçileri demokrasiyi, özgürlükleri ve halkın iradesini savunmaya çağırıyoruz!
Herkese yeniden merhaba.
36 günlük haksız tutukluluktan sonra yine birlikteyiz ve hiç vakit kaybetmeden mücadeleyi sürdürmek için çok daha fazla sebebimiz var.
Bu ilk değildi, muhtemelen son da olmayacak. ‘Belki akıllanmıştır, dersini almıştır ’ diye düşünenler bilsin;
Dersimizi aldık, daha da bilendik.
Binlerce işçinin grev hakkını, hak arama özgürlüğünü hukuksuz bir şekilde yasaklayanlar, baskıyla, tutuklamalarla bize baş eğdireceğini sananlar bir kez daha yanılacak. Bu kölelik ve sefalet düzenine asla boyun eğmeyeceğiz!
İşçi sınıfı ve halk düşmanları kaybedecek! İşçi sınıfı kazanacak!
Bu ülkeye özgürlük işçi tulumuyla gelecek!
Direne direne, birleşe birleşe kazanacağız!
Bu süreç boyunca desteğini ve dayanışmasını her gün hissettiren, dışarda sesimiz olan, bizi yalnız bırakmayan, arayan, soran, yazan herkese çok teşekkür ediyorum.
✊✌️
Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe, cezaevinde öldürülen iki devrimci tutuklunun Alibeyköy’deki cenaze törenini izlemek isterken polisler tarafından gözaltına alınmış ve götürüldüğü Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda dövülerek, işkenceyle katledilmişti.
İlden ile sürülen Metin Göktepe davası, ailesinin, genç meslektaşı basın emekçilerinin, basın örgütlerinin, partimizin ve birçok kitle örgütünün kararlı takibi sonucu, gözaltında öldürülmüş gazeteciler içinde katilleri için mahkumiyet kararı verilmiş ilk gazeteci davası olarak sonuçlanmıştır.
29 yıl sonra Metin Göktepe’yi anarken, Göktepe davası sürecinde kararlı biçimde mücadele eden Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) o dönemki başkanı Sayın Nail Güreli’yi de sevgiyle, saygıyla anıyoruz.
#MetinGöktepe davasının halkın haber alma hakkı açısından sembol bir davaya dönüşmesinde, onun haberini yaparken dokunduğu işçi ve emekçilerin, gençlerin, kayıp yakınlarının onun davasını kendi davaları olarak görüp sahiplenmelerinin payı büyüktür. Bu da, onun gazeteciliğinin doğal bir sonucudur.
Doğru bir habercilikte ısrar eden gazeteciler ve basın organları, bugün de büyük bir baskı altında görevlerini yapmaya çalışmaktadır. Basın özgürlüğüne sahip çıkmak sadece gazetecilerin ve basın örgütlerinin değil, ifade ve örgütlenme özgürlüğü bakımından hepimizin görevidir.
Metin Göktepe’nin anısını yaşatmak ve genç gazetecileri, halkın haber alma hakkı konusunda ödünsüz bir gazetecilik için teşvik etmeyi amaçlayan Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri de göstermiştir ki, Metin’i katledenler onu susturamamıştır.
Sadece onlarda da değil, bugün grev yasaklarına, sermayenin ve onun iktidarının her türlü engellemelerine rağmen mücadele kararlılığı gösteren işçi ve emekçilerin mücadelelerin içinde de Metin Göktepe’nin izi vardır!
Sevgili yoldaşımızı mücadelemizde yaşatmaya devam edeceğiz.
Emek Partisi Genel Merkezi
Yoldaşımız Gözde Topuz’u kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Yoldaşlarına, dostlarına ve ailesine baş sağlığı diliyoruz.
ODTÜ öğrencilerinin mücadelesinin her aşamasında emeği olan yoldaşımızı, gençliğin eşit ve özgür bir dünya mücadelesinde var etmeye devam edeceğiz.
Ankara Altındağ'da katledilmiş ve gömülü halde onlarca köpeğin cesedi bulundu.
İncelemede bulunan gönüllü uzmanlar, ölümlerin üstünden çok geçmediğini, hayvanlarda işkence izleri olduğunu tespit etti
https://t.co/CHdOtzgWqI
Zam talep eden Eti Krom işçilerini tehdit ederek "Herkesi kapının önüne koyarım. Burası benim işimin sadece %15'i, kazanmıyoruz zaten" diyen Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Yıldırım bu cesareti kimden alıyor? İşçiyi köle gören, kapı önüne konacak eşya muamelesi yapanlar işçi sınıfına hesap verecek.
📌Şimşek dedi ki… “Türkiye’de asgari ücret düşük değil”…
📌Bunun adı açlığı bile çok görmektir!
📌İstisna olmaktan çıkmış, neredeyse genel ücret düzeyine gelmiş, açlık sınırının altında kalmış, sene sonunda açlık sınırının yüzde 70’ine kadar düşecek olan asgari ücret mi çok? Ülke emekçilerinin yarısına açlığı bile çok görüyorlar.
📌Şimşek dedi ki… EYT’liler bütçeye 725 milyar lira yük olmuş.
📌Merkez Bankası'na 820 milyar zarar ettiren, bütçeden 152 milyar lira yutan Kur Korumalı Mevduat yük değil.
📌Emekli yük, sermayeyi korumak değil!
📌Politikalarınızla, dünyanın en yüksek enflasyonuna mahkum ettiğiniz emekçilerin üzerinde asıl yük sizsiniz!
📌Ücretlere zam, emekliye insanca ücret istiyoruz!
60’lı yıllarda işçiler toplu sözleşme hakkı kazanmaya başlamış ve akabinde hızla sendikalaşmaya başlamıştır. Bu yıllar ayrıca irili ufaklı grevlerin, fabrika işgallerinin yaşandığı yıllardı. 1967’ de DİSK’in kuruluşu işçi haraketline yeni bir ivme kazandırmış; dönemin sarı sendikacılığının karşısında güçlü bir alternatif oluşturmaya başlamıştır. 15-16 Haziran Direnişi de bu koşullarda doğmuş, Cumhuriyet tarihinin en büyük işçi eylemlerinden biridir. Sendikal haklar temelinde gerçekleşen eylemlere 70 bine yakın işçi katılmıştır.
15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 54. yılında mücadele devam ediyor…
Türkiye işçi sınıfın en büyük eylemini gerçekleştirdiği 15-16 Haziran 1970’in üzerinden tam 54 yıl geçti. 15-16 Haziran 1970 yılında kararlılıkla şalterleri indiren, üretimi durduran işçi sınıfı, sermaye sınıfı ve onların iktidarına karşı kitlesel mücadele ile, kazanım ve zafer elde ederek işyerlerine geri döndüler.
15-16 Haziran öncesi AP ve CHP’nin sendika seçme özgürlüğünü kısıtlayan yasasına karşı başlayan işçi eylemleri tüm sendikalardan işçilerin ortak kitlesel tepkisine neden olmuştur. DİSK’te örgütlenen işçilerin başlattığı ama giderek diğer işçileri de harekete geçiren bir direnişe dönüştü. Türk-İş bürokrasisine rağmen Türk İş, üyesi işçiler eyleme kitlesel olarak katılmış, sendika bürokrasisinin tutumunu çiğneyip geçmişlerdir.
On binlerce işçinin dalga dalga yayılan eylemleri, sınıfın birliğinin ve ortak mücadelesinin önündeki her türlü engelli yıkarak birliğini sağlamıştır. Yasa tasarısını iptal ettirmiştir.
Bugün de Birliğimizi sağlayalım!
15-16 Haziran’ın 54. Yıldönümünde tek adam, tek parti iktidarının işçi sınıfına yönelik kapsamlı ve planlı saldırıları benzer şekilde sürmektedir. 12. Kalkınma planı, Orta Vadeli Plan (OVP) ucuz emek sömürüsüne dayanan ekonomik programı olan Şimşek Programı, acı ilaç olarak işçi ve emekçilere içirilmek isteniyor. Programda dolaylı, dolaysız yeni vergiler, zamlarla birlikte işçi ve emekçiler ezilirken, sermayeye teşvikler, vergi afları getiriliyor. IMF'siz IMF programı olan Şimşek programının hedefi ucuz emeğe dayanan, düşük ücret, esnek çalışma, güvencesizliktir. Milyonlarca emeklinin yaşamını cehenneme çeviren politikalar olarak devam ettirilmek isteniyor. İşçi sınıfının kazanmış olduğu sendikal hak ve özgürlüklere dönük saldırılara yenileri ekleniyor. Milyonlarca işçi 17 bin TL ile açlık sınırının altında çalışmak zorunda kalıyor. Uzun çalışma saatleri, ağır çalışma koşulları ve alınmayan önlemler sonucunda iş cinayetleri artıyor. Bu yılın ilk beş ayında yerli-göçmen 738 işçi hayatını kaybetti. İş cinayetlerinde hayatını kaybedenler arasında çocuk işçiler var.
15-15 Haziran büyük işçi direnişinin 54. Yılında işçi sınıfımızın insanca yaşam, insanca çalışma ve insanca ücret için birleşmekten ve birlikte mücadele etmekten başka bir yolu yok. Temmuzda asgari ücretin artırılması, tüm ücretlerin yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması, haftalık 35 saat çalışma ve sermayeden servet vergisinin alınması için tüm işçi ve emekçileri mücadele etmeye, geçmiş deneyimlerinden öğrenerek mücadelesini ilerletmeye çağırıyoruz.
Şan olsun işçi sınıfının 15-16 Haziran direnişine!
Yaşasın İş, Ekmek, Özgürlük Mücadelemiz!
Seyit Aslan (@seyitaslan1917)
Emek Partisi Genel Başkanı
#Evrensel'deki arkadaşlarımız bir süredir şirketlerin ekonomik profili (satış, ciro, kar) ile işçilerin ücretleri arasındaki uçurumu gözler önüne seren, kimi fabrikalarda sarı sendikaların rolüne değinen çok önemli haberler yapıyorlar. Daha çok okura ulaşması için derliyorum:
İskender Bayhan (@iskenderbayhn) Bursa Teknik Üniversitesi'nde öğrenim gören bir Emek Gençliği üyesinin kendini istihbaratçı olarak tanıtan şahıslar tarafından tehdit edilmesi hakkında Bakan Ali Yerlikaya'ya (@AliYerlikaya) soru önergesi verdi.
📌Emek Gençliği (@emekgencligi) üyeleri ve ailelerinin kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından aranması, öğrencilerin ısrarlı bir şekilde takip edilerek kişisel ve özel bilgilerinin paylaşılması ve tehdit edilmesi olaylarıyla ilgili olarak Bakanlığınız bir açıklama yapacak mıdır?
📌Emek Gençliği üyesini takip eden; kişisel verilerini aileleriyle paylaşan, ısrarlı bir şekilde mesaj atmaya devam eden, telefonları mevcut olan bu kişiler Bakanlığınıza bağlı birimlerde mi çalışmakta mıdır?
📌Süleyman Çelebi Kredi ve Yurtlar Kurumu Yurt müdürü (@GSB_KYGM) Köksal Saka’nın talimatıyla odasında sorguya çeken ve kendilerini istihbaratçı olarak tanıtan şahıslar Bakanlığınıza bağlı birimlerde mi çalışmaktadır?
📌Gençlik örgütümüzün üyesini takip ederek kişisel verilerini hukuka aykırı biçimde kaydeden şahıslar, "Devlet bilir. Örneğin senin 1 Mayıs'a gittiğini biliyoruz. Takip ediyoruz çünkü." demişlerdir. Bakanlığınıza bağlı birimlerde çalışan kolluk kuvvetlerinin Emek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini engellemeye çalışması, üyeleri tehdit ederek yıldırmaya çalışması ve 1 Mayıs'a katılmanın adeta "suç" olarak gösterilip partinin kriminalize edilmesi, Bakanlığınızın talimatı ile mi gerçekleşmektedir?
Bugün genel kurulda AKP'li vekiller hiç utanmadan "çocuk işçiliği ile nasıl da mücadele ettiklerini, en ileri düzenlemeleri AKP döneminde yaptıklarını" filan anlattılar.
Yahu siz dümdüz çocuk katilisiniz!
Yoksul çocukların canını sermayeye peşkeş çekenlerin, süslü cümlelerle vicdan sadakası verip, yoksullardan sadakat devşirme zamanı geçti.
Ölüler dirilerden çalacak...
Geldi haziran ayı, yaklaştı 21. Gençlik Yaz Kampı! Umutsuzluğun, yılgınlığın, karamsarlığın üzerine dayanışmamızın örtüsünü çekmeye, yan yana gelmeye 4-11 Ağustos’ta İzmir-Dikili’de buluşuyoruz 🌈☀️🏕️
Karanlık Gider, Gezi Kalır!
#Gezi11Yaşında
Gezi Direnişinin üzerinden 11. yıl geçti. Bu direniş tarihe damgasını vuran güçlü ve önemli bir halk direnişidir.
27 Mayıs 2013'te Taksim Gezi Parkı'nda çevrenin ve doğanın talan edilmesine, kentin yağmalanmasına karşı başlayan bu hareket; hızla tüm Türkiye’ye milyonların katılımıyla yayıldı.
Taleplerinin karşılanması için bir araya gelen halk; günlerce sokaklarda, parklarda baskıya ve şiddete karşı mücadele etti.
Gezi Direnişi'nin simgeleri haline gelen ve iktidarın baskıcı kurumlarının vahşi saldırıları sonucunda yaşamlarını yitiren Mehmet Ayvalıtaş, Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Hasan Ferit Gedik, Abdullah Cömert, Medeni Yıldırım ve Berkin Elvan'ı saygıyla anıyoruz. Onların cesareti ve inancı, demokrasi mücadelemizde bize yol göstermeye devam ediyor/edecek.
Halkın birleşik mücadelesinden korkan iktidar, direnişten yıllar sonra, Gezi üzerinden bir "darbe" girişimi davası icat ederek, haksız hukuksuz tutuklamalara imza attı. Direnişin bütün sorumluluğunu onlara yükleyerek ağır cezalar verilmesinde yönlendirici oldu.
İktidarın ve dayandığı sermaye güçlerinin halkın mücadelesinden ve tepkisinden kaçışı yoktur. Gezi’nin yıldönümünde uydurma gerekçelerle hapsedilen Gezi tutuklularının serbest bırakılması, kamu görevlilerinin yargılanması, Can Atalay'ın gasp edilen milletvekilliğinin iade edilmesi bir an önce gerçekleşmelidir. Gezi’de bir darbeci, provokatör, lobi ve tertipçi aranamaz. Ve halk cezalandırılamaz. Muhtemel Gezilere ve halk hareketlerine gözdağı olarak verilen cezalar iktidarın yazgısını değiştirmeye yetmeyecektir.
Bugün Türkiye'de de kapitalist sömürücülere ve onların tek adam iktidarının uyguladığı, halkı biraz daha yoksullaştırıp işsizleştiren, kentleri yaşanamaz hale getiren ekonomi politikasına karşı ekmek, adalet, barış ve özgürlük için mücadeleyi yükseltme zamanıdır.
GELECEĞİ, İŞÇİLERİN VE EZİLEN HALKLARIN BİRLEŞİK MÜCADELESİYLE KAZANACAĞIZ!
Selma Gürkan (@gurkanselma)
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı
Cumhurbaşkanlığı, AKP ve işbirlikçisi siyasi partiler ile Tarım Bakanlığı tarafından sözde "sahipsiz köpek" sorununu çözmek için önerilen tecrit ve katliam odaklı yasa tasarısı insan onuruna yakışmayan, kamuoyu vicdanını yaralayan hükümler içeriyor.
Köpeklerin toplu bir katliamla öldürülmesi herhangi bir "sorun"un çözümü olamaz.
Bu topraklar, 1910'da İstanbul'da gerçekleştirilen Hayırsız Ada katliamının utancını hala taşımaktadır. 114 yıl sonra yeni bir katliam bu sefer yeni bir yasa çıkartılarak yapılmak istenmektedir.
"Ötenazi, uyutma, doğal yaşam alanı, Avrupa modeli" gibi yumuşatılmış ifadeler ile sokakta yaşayan köpeklerin öldürülmesi kabul edilemez.
Kan dökmeye ve öldürmeye odaklı bu siyaset, en başta, kendilerini de bağlayan mevcut yasal düzenlemelere aykırıdır. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun 1. maddesinde "Bu Kanunun amacı; hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır" deniyor. Aynı yasanın 6. maddesi kentlerde yaşayan hayvanlarla ilgili "kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat" ilkesini temel alıyor.
Şimdi soruyoruz:
Yıllardır iktidarda olan AKP ve ortağı MHP, şimdiye kadar bu yasanın gereğini neden yerine getirmemiştir?
Hükümetin görevi, mevcut yasaları uygulamak mıdır, kendi siyasal anlayışı doğrultusunda hayvanları katletmek midir?
Eğer, ortada bir güvenlik sorunu varsa, bu sorunun müsebbibi mevcut iktidar ve onun yaklaşımıdır.
Yapılması gereken bellidir.
Etik, bilimsel, insani ve yaşam hakkından taraf olan çözüm kısırlaştırmak, yerinde yaşatmak, üretim ve satışı yasaklamaktır.
Sokaktaki hayvanları öldürmeyi hedefleyen tecrit ve katliam tasarısı meclisten geri çekilene kadar mücadeleyi sürdüreceğiz.
Katliamdan değil yaşamdan yana olan herkesi, hayvanların yaşam hakkını savunmak için bu mücadeleye omuz vermeye çağırıyoruz.
Toplayamazsın, hapsedemezsin, öldüremezsin!
Hayvana, insana, doğaya, yeryüzüne özgürlük!
ŞENLİĞİMİZİ YAPIYORUZ!
🕑 16.30
🗓️ 28 Mayıs Salı
📍5. Yurt önü
Baskılara, yasaklara rağmen Devrim sahnesinin teknik ekipmanları için 5. Yurt önünde buluşuyoruz. Şenliğimizi hep birlikte örüyoruz!