İnsanın…
… senin elinde değil “La ilâhe illallah” demek, Allah celle celâlüh sana dedirtti, ihsân buyurdu, seni seçti.
Seni, Cenab-ı Allah seçti îmân verdi.
Allahü Teâlâ bazen deveyi iğnenin deliğinden geçirir.
Karınca, toplar, toplar, toplar, bir sene toplar, kendi topladığını yemeden ölür.
Sana, insana, büyük bir ibret!..
Allah’a muhtaç olduğun kadar Allah’a kulluk et!..
Ateşe tahammül edeceğin kadar günah işle!..
Cahiller helâk oldu,
bilenler kurtuldular.
Bilenler helâk oldu,
âmiller, yapanlar kurtuldular!..
Yapanlar helâk oldu,
ihlâs ile yapanlar, muhlisler kurtuldular!..
İhlâs ile devamlı ve birkaç şey yapabilirsen sana kâfî gelecektir.
Hele bunu muhabbet ile, Peygamberimiz Aleyhisselâm’a muhabbet ile,
hele Allahü Teâlâ’ya aşk ile…
yani Muhabbetullah Aşkullah ile yaparbilirsen kâfî gelecektir.
Gelin, nedâmet günleri gelmeden, mallarımız-mülklerimiz vârislerimiz tarafından taksîm edilmeden, paranın, malın, mülkün, kasanın, kesenin geçmediği bir gün gelecek, ona kıyâmet günü derler, o gün gelmeden, o gün çatmadan, çocuklarımız yetim kalmadan,
annelerimiz-babalarımız dizlerini dövmeden,
ailelerimiz saçını-başını yolmadan.
O günler gelecek çünkü, hem sana hem bana mev’ûd… olacağı, geleceği Cenab-ı Hakk tarafından vaad edilmiş, söz verilmiş.
Yani sana var olan bana, bana var olan ona yok değil.
Biz bakıyoruz ölmüşlere, onlara var bize yok zannediyoruz.
O günler gelmeden, gelin biz,
Allah’a rücû’ edelim, Allah’a dönelim,
her an Allah diyelim…
23fc
Geçen hafta burada bir yazı paylaştım. Metnin içinde “adam gibi kitap okusak keşke” gibi bir cümle geçiyordu. Geçmez olaydı. Birkaç dakika içinde ortalık karıştı. Baktım, “adam gibi” ifadesinden dolayı herkes ifademi alıyor. Kitap okumakla ilgili bir paylaşım, kısa sürede toplumsal cinsiyet tartışmasına dönüştü.
Bayağı bir canım sıkıldı. Ne yapsam diye düşünürken arama motoruna “Adam” yazdım. Önce Adam Smith’in ekonomi felsefesine dair bir şeyler okudum. Tam “Ulusların Zenginliği” kitabını sipariş verecekken vaz geçip Sibel Alaş’ın “Adam” şarkısına geçtim. “Yanıma korlar mı adam seni, koparıp acıtmazlar mı beni?” sözlerine gelince de asıl mevzuyu hatırlayıp TDK’ya girdim.
TDK’da “adam” kelimesinin birinci anlamı için “insan” yazıyor. Altta da bir örnek vermişler: Adam gibi adam, "örnek insan" demekmiş. Ama olur mu öyle şey? Olur mu bilmem ama olmuş işte.
Dildeki cinsiyet hassasiyetini küçümsemiyorum. Hemen hemen bütün dillerin de erkek egemen bir geçmişi olduğunu da biliyorum. Ama yüzyılların dil alışkanlığını ve deyim kemikleşmesini de yok sayamıyoruz maalesef. Yani istesek yok sayarız ama bu sefer başka problemler çıkıyor.
Şimdi düşünün. İş arkadaşlarınızla bir yere oturup yiyip içtiniz. Garson hesabı getirdi. Masadan birisi hesaba bakıp, "Arkadaşlar, adam başı 900 lira düşüyor" dediğinde, gruptaki kadınlar "Pardon, ben kadınım. Benim başıma bir şey düşmüyor!" diyor mu?
Ne yapacağız? "Adam ve kadın başı 500 lira" mı diyelim? “İnsan başı” diye garip bir buluş mu yapalım? Ya da "Kelle başı" deyip sakattan mı yürüyelim?
Bir kadın patronuna kızıp "Beni şirkette kimse adam yerine koymuyor!" diye tam dert yanacakken, birden vaz geçip "Beni kimse kadın yerine koymuyor!" derse olayın seyri bambaşka bir boyuta kaymaz mı?
"Şu işi adamakıllı yap" cümlesini bir kadına söylerken "Kadınakıllı yap" desek, yeni bir polemik başlatmış olmaz mıyız? Eski yıkık dökük bir mahalle için "Burası kentsel dönüşümle adam oldu" derken mahallenin bıyık bıraktığını mı iddia ediyoruz?
Velhasıl, dilin içinde bu kadar çok “adam” dolaşırken, her birine nüfus müdürlüğünden cinsiyet belgesi çıkarmaya kalkarsak işimiz zor.
“Tabiatla mücadele refleksi ve çevresine intibak kabiliyeti güçlü Türk cemiyeti, XIII. asır gibi buhranlı bir zamanda emsalsiz bir imparatorluğun temellerini atmıştı. Üç kıtaya yayılan bu imparatorluk sadece askerî güce dayanmıyordu. Arkasında muazzam bir medeniyet, kültür ve ahlaki seviye vardı. Bunu düşmanları bile itiraf etmektedir.
Her kemâlin bir zevali olduğu gibi, XVII. asırdaki askerî muvaffakiyetsizlikler, gayet tabii sebeplere dayandığı hâlde, cemiyette bir travma meydana getirdi. Fütuhat asırlarının yorgunluğunu taşıyan cemiyet içine kapandı. Ticareti bile terk etti. Dinamizmini kaybederek pasifleşti. Elindekini inkişaf şöyle dursun, muhafaza edemeyecek hâle geldi.
Sultan Hamid’in hal’i bu kırılmanın bariz ilk halkasıdır. Balkan Harbi mağlubiyeti ve en mühimi 1918 felaketi Türk cemiyetinin çözülme sebebidir. Halife sultanın aşağılanması, tecrübeli devlet ricalinin yerine ayak takımının geçişi, dinin geri plana atılması, Türkçülük maskesiyle ötekilerin dışlanması ve hedef gösterilmesi, yolsuzluğun tabii hâle getirilmesi, dejenerasyonun ilk göstergeleri idi.
Şeyhülislam Sabri Efendi der ki: (Cemiyeti baştakilerin dinsizliği, alttakilerin cahilliği yıktı.) İnkılaplar (değişiklikler) sosyal düzeni altüst etti. Ahlakın kaynağı ve bekçisi olan din, cemiyetin her sahasından uzaklaştırıldı. Cemiyet ahlakının en güçlü dinamikleri olan medrese ve tekkeler ortadan kaldırıldı. Camiler ve din adamları itibarını kaybetti. Öte taraftan ırkçılık ve sair ideolojilerle zihinlerdeki safiyet silindi, kalbler katılaştı. Maarif müesseseleri materyalizme hizmeti sürdürdü.”
Ekrem Buğra Ekinci
“Ebeveynlikle ilgili yazı yazınca birileri hemen, (Sürekli durum tespit edip bir çözüm sunmuyorsun!) diyor. Bu sorulara toplu cevap vermek için 5 maddelik bir tavsiye listesi hazırladım. Alın size çözüm;
1- Çocuğunun hayran kontenjanını boş bırakmayacak, önce iyi insanları sevmesini sağlayacaksın.
2- Çocuğun daha kendi kültürünü tanımadan, yabancı kültürlere vize çıkarmayacaksın. Milli bilinç oluşmadan küresel vatandaşlık vizyonuna kafayı takmayacaksın.
3- Kariyerin için full-time çalışırken, çocuğuna part-time ebeveynlik yapmayacaksın. Eğer bunu beceremiyorsan da yarı zamanlı işten tam zamanlı sigorta beklemeyeceksin.
4- Ailecek kamera karşısına geçip beğeni almak için saçma sapan videolar çekmeyeceksin. Mahremiyet olmayan eve mahcubiyetin giremeyeceğini bileceksin.
5- Birileri senin çocuğunu ağına düşürmek için gece gündüz çalışırken sen yatmayacaksın. Her akşam sosyal medyada ona buna laf yetiştirerek memleketi kurtarmak için harcadığın zamanı, çocuğunu iyi yetiştirmek için harcayacaksın. Herkes çocuğunu iyi yetiştirirse, memleket zaten kurtulur. Bunu aklından çıkarmayacaksın.”
Salih Uyan
📌“İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o gün dininin icaplarını yerine getirmek için sabreden kişi, avucunda kor ateş tutan kimse gibi olacaktır.”
Hadîs-i şerîf, Tirmizi
Büyükler buyurdular ki;
Mübarek Hocamız buyurdular ki; Besmele ne kadar mühim! Efendim, Bismillahillezî lâ yedurru ma'asmihî şey'ün fil-erdı ve lâ fissemâ' ve hüvessemî'ul alîm. Bismillahirrahmanirrahim, öyle bir besmele ki, onu okuyana, karada ve havada hiçbir zarar gelmez. Lâ yedurru ma'asmihî şey'ün fil-erdı ve lâ fissemâ'. Nitekim İmam-ı Rabbani hazretleri talebelerine buyuruyorlar ki; Bu gece buraya bir felaket gelecek, sakın ha herkes okusun. Ne okusun? "Bismillahillezî lâ yedurru ma'asmihî şey'ün fil-erdı ve lâ fissemâ' ve hüvessemî'ul alîm." Hepsi okuyor; fakat bir tanesi uyuyor, unutuyor. O unutunca, haramiler geliyor, bunu soyup soğana çeviriyorlar, ötekilerin hepsi kurtuluyor. İşte buyurdular ki; Bir müslüman tayyareye binerken bunu okusun, yeter. Allah korur efendim.
“Onlar bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler. Allah işini güzel yapanları sever.”
🔸Âl-i İmrân Sûresi, 134
Bir ülke nasıl yıkılır!
Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerinin Kuddise Sirruh, Fransız Sefiri ile arasında geçen ve içerisinde çok önemli bir ders olan görüşme!
Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi (sefiri), Eyüpsultan sırtlarında gezerken manzarası ve manevi havasıyla +++
Azerbaycanlı gardaşlarımıza,
"Yeni" bir yola girdiğiniz görülüyor.
▶️Bu yola sizi birileri itmiş olabilir, bunu çok iyi anlıyoruz!
▶️Çünkü biz de aynı gerekçelere tam bir asır önce aynı yola girmiştik.
▶️Ne fedakârlıklar ettik, ne acılar çektik ama bu Haçlı Siyonist entrikacılara zerre miktar yaranamadık.
▶️"Uşak" mertebesinden bir adım öte geçemedik.
▶️Hatamızı anladık. Tam çeyrek asırdır bu vesayetten kurtulmaya çalışıyoruz.
🔴Aynı acıları "boş yere" gardaşlarımızın da yaşamasını asla istemeyiz.