EKREM İMAMOĞLU'NUN "NAMUSUM" DEDİĞİ VİRA İSTANBUL PROJESİ, İMAMOĞLU'NUN ORTAKLARI TARAFINDAN TÜRK VATANDAŞLIĞI KARŞILIĞINDA YABANCILARA SATILMIŞ.
Bu sabah gerçekleşen İstanbul merkezli operasyonla ortaya çıkan tablo, yalnızca yabancılara konut satışı üzerinden yürütülen bir vatandaşlık soruşturması değil. Soruşturmanın merkezinde Gül İnşaat, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat üzerinden gerçekleştirilen satışlar bulunuyor.
Peki soruşturmanın merkezinde olan bu şirketlerin, belediye arsası üzerinde kurulmuş, binlerce bağımsız bölüme ulaşan ve soruşturma kapsamında yabancılara vatandaşlık amaçlı yapılan satışların neredeyse %80 oranına karşılık gelen projenin adı ne?
Cevap: Ekrem İmamoğlu'nun "Namusum" dediği VİRA İSTANBUL.
Projenin hikayesi Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde başlıyor. 16 Aralık 2014'te Beylikdüzü Belediyesi, mülkiyetindeki Kavaklı 142 ada 16 parsel ile 143 ada 35, 36, 37 ve 38 parseller için "arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı" ihalesine çıktı. İhale, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun kapalı teklif usulüyle yapıldı.
İhaleyi Gül İnşaat Proje A.Ş. aldı. Beylikdüzü Belediyesi'nin 2015 faaliyet raporunda, söz konusu taşınmazlara ilişkin arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı işi için sözleşme yapıldığı açıkça kayıt altına alındı.
Daha sonra kamuoyuna "VİRA İSTANBUL" adıyla sunulan proje, İmamoğlu'nun belediye başkanlığı döneminde belediye ile Gül Proje'nin birlikte gerçekleştirdiği proje olarak tanıtıldı. Projenin ilk lansmanında 1.156 konut ve 39 cadde mağazası, yaklaşık 630 MİLYON liralık yatırım ve yaklaşık 92 bin metrekarelik proje alanı açıklandı.
Fakat projenin gerçek hukuki ve ekonomik hikayesini anlamak için reklam broşürlerinden çok belediye kayıtlarına bakmak gerekiyor.
2017'de Beylikdüzü Belediye Meclisi'nin gündemine doğrudan 142 ada 19, 142 ada 20, 143 ada 35, 143 ada 36 ve 143 ada 38 parsellerdeki VİRA İSTANBUL bağımsız bölümlerinin alıcılarına tapu devri geldi. 2018 faaliyet raporu ise daha da açıktı. Bu beş parselde belediye adına kat irtifakı kurulmuş bağımsız bölümlerin, ödemelerini tamamlayan veya banka kredi taahhütnamesi sunan alıcılara devredildiğini belirtiyor.
Yani VİRA İSTANBUL sıradan bir özel sektör projesi olarak başlamadı. Hikayenin başlangıcında belediyenin mülkiyetindeki taşınmazlar vardı.
Üstelik 143 ada 35 parsel için 2018 tarihli belediye komisyon raporu, 27.917,23 metrekarelik taşınmazın doğrudan "Vira İstanbul Beylikdüzü Konutlarının üzerinde bulunan" belediye mülkiyetindeki taşınmaz olduğunu yazıyor. Aynı raporda 1.399,59 metrekarelik bölüm üzerinde TEDAŞ lehine 25 yıllık irtifak hakkı kurulması kararı yer alıyor.
Proje ilerledikçe rakamlar da büyüdü. Belediyenin kayıtlarında VİRA İSTANBUL 1.189 konut ve 31 ticari bölüm olmak üzere toplam 1.220 bağımsız bölüm olarak yer aldı. 2020'de 1.123 bağımsız bölümün tapusunun verildiği, 97 işlemin sürdüğü; 2021'de ise 1.207 tapunun tamamlandığı ve yalnızca 13 işlemin devam ettiği kaydedildi.
VİRA İSTANBUL'un bugünkü soruşturma açısından asıl çarpıcı tarafı ise yabancı satışların yaklaşık %80 oranının bu proje üzerinden gerçekleştirilmiş olması.
Usulsüz vatandaşlık soruşturması kapsamında incelenen şirketler Gül İnşaat, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat. Tam da bu üç şirket VİRA İSTANBUL projesinde karşımıza çıkıyor. Muzaffer Beyaz, Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü Soruşturması kapsamında daha önce verdiği ifadesinde VİRA İSTANBUL ihalesini Gül İnşaat'ın aldığını, Beyaz İnşaat'ın daha sonra projeye %25 ortak olduğunu beyan etti.
Soruşturma kapsamında yapılan tapu ve proje eşleştirmesinde 274 muvazaalı satışın büyük çoğunluğu VİRA İSTANBUL projesindeki bağımsız bölümlerde gerçekleşmiş görünüyor. Dolayısıyla soruşturmanın merkezindeki satışların büyük bölümünün, Beylikdüzü Belediyesi'nin 2014 yılında gelir paylaşımı modeliyle ihaleye çıkardığı ve daha sonra 1.220 bağımsız bölüme ulaşan VİRA İSTANBUL projesinde toplandığı anlaşılıyor.
Ortaya çıkan tablo bu nedenle yalnızca 274 muvazaalı satıştan ibaret değil. 2014'te belediye taşınmazlarıyla başlayan VİRA İSTANBUL projesi, Gül-Beyaz-LİV şirketleri, yabancı satışları ve vatandaşlık işlemleri aynı soruşturma dosyasında birleşiyor.
SON UYARIMDIR!
ŞİMDİYE KADAR İSİM VERMEDEN ÇOK UYARDIM! ARTIK YETER!
1️⃣Cumhurbaşkanımızın paylaşımlarını RT yapmayan, alıntılamayan. paylaşmayan tüm @Akparti Milletvekillerine ve Genel Merkeze söylüyorum!
SİZİ İSİM İSİM REZİL EDERİM!
2️⃣ Teşkilatlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı @abuyukgumus ! NEDEN TEŞKİLATLARIN SOSYAL MEDYADA REİSE DESTEKLERİNİ SAĞLAMIYORSUN? İSRAİL LİDERİ’NİN “SAVAŞ SAHASI” DEDİĞİ MECRADA TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI’NIN RT SAYILARI UTANÇ VERİCİ! BUNDAN DAHA KRİTİK GÖREV NE OLABİLİR?
3️⃣ Tanıtım Medya Başkanı @acarfaruka Sen Reisi RT etmezsen kime ne diyeceğiz biz!
4️⃣ İletişim Başkanı @burhanduran NEDEN BU REZİLLİĞİ REİSE RAPORLAMIYORSUN? BİLSE İÇİNDEN GEÇER HERKESİN! BÖYLE BİR SALMIŞLIK REİSE İLETİLMEZ Mİ?!
📌AÇIK AÇIK SÖYLÜYORUM!
HİÇKİMSE CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’I, SÖZLERİ PAYLAŞILMAYAN, DEĞERSİZ BİR LİDER KONUMUNDA GÖSTERME HAKKINA VE HADDİNE SAHİP DEĞİL!
FARKLI KIYASLARA VE DAHA AĞIR KONULARA GİRMEDEN SON KEZ UYARIYORUM!
O TELEFONLARINIZ REİSİ PAYLAŞMAYA YARAMIYORSA HİÇBİR İŞE YARAMIYORDUR! PROTESTO EDİLMENİZİ SAĞLAMAK ÜZERE PAYLAŞIRIM VE TÜM TÜRKİYE’DEN MİLYONLARCA KİŞİ TARAFINDAN KİLİTLENİRSİNİZ, BU ORGANİZASYONU BİZZAT YAPARIM!
ARANIZDAKİ TARTIŞMALAR, SAFLAŞMALAR BENİ HİÇ İLGİLENDİRMEZ!
BENİ REİSTEN BAŞKA HİÇBİR ŞEY VE HİÇKİMSE İLGİLENDİRMEZ!
SONRA UYARMADI DEMEYİN!
BU SON UYARIM!
SOSYAL MEDYA YAPILANMANIZ İÇİN 3 GÜN VERİYORUM!
1 EYLÜL’DEN İTİBAREN BAŞKAN ERDOĞAN’IN HER PAYLAŞIMI 10 BİNLERCE, BAZILARI 100 BİNLERCE PAYLAŞILACAK!
X’İN SANSÜRÜ VARSA DA UYARILMIŞ VE YÖNLENDİRİLMİŞ TEŞKİLATLA, ORGANİZASYONLA DELİNECEK!
KOLAY GELSİN!
Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız.
Biz güçlü olmak, hak ve hukukumuzu birlikte savunmak, bölgemizde barışı ve güvenliği birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz.
Bunun için “ittifakta hayır vardır” diyor; kendi içimizde ve İslam dünyasında ittifakları büyütmeye, ihtilafları azaltmaya çalışıyoruz.
Asırlar boyunca tarihe yön, cihana nizam vermiş ümmet-i Muhammed’in, bir duvarın tuğlaları gibi birbirine yeniden kenetlenmesini arzu ediyoruz.
Müslümanlar olarak birbirimize inanarak, birbirimize dayanarak, omuz omuza, yürek yüreğe vererek istikbale hep beraber yürüyelim istiyoruz.
Bütün çabamız, ittifak ve ittihadın sağlanması içindir.
Bütün gayretimiz, coğrafyamızda huzur ve güven ikliminin inşası içindir.
İnşallah gücümüzün yettiği kadar vahdet için, uhuvvetin tesisi için, İslam âleminin birlik ve bütünlük içinde hareket etmesi için elimizle birlikte tüm gövdemizi taşın altına koymaya devam edeceğiz.
Şırnak'ta drone, Siirt'te Savaşan İHA, Batman'da drone şampiyonası, Gaziantep'te Sürü İHA, Mardin'de insansız kara aracı, Diyarbakır'da çip ve jet motoru, Adıyaman'da otonom sistemler, Şanlıurfa'da Çelik kubbe ve daha nicesi...
Milli Teknoloji Hamlesi'nin bu yılki rotası Güneydoğu.
#TEKNOFEST
Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’ın liderliğinde AK Parti olarak; binlerce yıllık devlet geleneğimizden aldığımız ilhamı, milletimize duyduğumuz sevdayla birleştirdik.
Terörün gölgesinin düştüğü şehirlerimizi yeniden huzurla buluşturduk. Güvenlikten afet yönetimine, göçten nüfus hizmetlerine; 112 Acil Çağrı Sisteminden yerli ve millî teknolojilerimize kadar devletimizin kudretini büyüten, vatandaşımızın hayatını kolaylaştıran tarihî reformlara imza attık.
Geceyi gündüze kattık; milletimizin huzurunu siyasetimizin merkezine, güvenliğini en kıymetli emanetimiz bildik.
Biz bu cennet vatana sevdalıyız. Biz, sevinci de hüznü de geleceği de ortak 86 milyonluk büyük Türkiye ailesiyiz.
İlk günkü aşkla, sarsılmaz bir iradeyle Türkiye Yüzyılı’nı huzurun, güvenin ve istikrarın yüzyılı yapacağız.
#MilletimizleÇeyrekAsır
Sn. Murat Kurum’a açık bir çağrı yapmak istiyorum. Hiçbir medya kurumu ve gazeteci ayırt etmeden tüm medya mensuplarını deprem bölgesinde belirleyeceğiniz bir tarihte davet edin. Gelenlere süreçte devletin neler yaptığını gösterin. Gelmeyenler zaten artık konuşma hakkı bulamayacaktır.
Ne Ortadoğu bilirler
Ne Anadolu insanından anlarlar
Yüzyılın depremi olur bölgeye bile gitmezler
Savunma sanayinden zaten haberleri yok
Görev ne: Gazeteci
Yok gazeteci değilsiniz
Ülkesini sevmeyen, algı- yalanlarla ülkeyi karıştıranlar gazeteci olamaz.
Saygı duyulmaz
Deprem dönemi herkesi Ahbap’a bağış yapmaya davet ettiler.
Şimdi hepsi “Ahbap’a bağış yapmadım” diyor!
Soru 1- Madem bu adama güvenmiyordunuz neden milleti ısrarla oraya yönlendirdiniz?
Soru 2- Madem bu adamın ne yaptığından haberdardınız neden bütün Türkiye’yi uyarmadınız?
Soru 3- Yoksa o süreçte sizin aklınız depremde değil 3 ay sonraki seçimde miydi? O sebeple mi dolandırıcılık yaptığını düşündüğünüz birini devletin yerine konumlandırdınız? “Devlet yok Ahbap var” algısına destek attınız?
Soru 4-Sahi siz depremde Ahbap’a bağış yapmadıysanız kime bağış yaptınız? Kızılay’a mı? Yoksa hiç bir yere ve hiç kimseye bağışda bulunmadınız mı? Bu sizi vicdanen rahatsız etmedi mi?
( İstediğiniz sorudan başlayabilir, kağıdın arka yüzünü kullanabilirsiniz.)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, FETÖ'nün devlete ilk açık müdahalesi olan "7 Şubat MİT kumpası" sürecini anlatıyor:
"O olay, FETÖ’nün niyetini belli ettiği ilk büyük operasyonlardan biriydi. MİT’in başına geldiğimde FETÖ’nün sarmaşık gibi sistemi sardığını gördük.
Biz o dönem kimse beklemiyorken Sayın Erdoğan’ın hem konutuna hem ofisine tim yolladık ve böcekleri bulduk. Ama bunu hemen ilan etmedik. Sayın Erdoğan çok büyük bir lider, bekledi. Çünkü her yerdelerdi.
Ancak örgüt, böcekleri yakaladığımızı ve olayı çözdüğümüzü bir şekilde duydu. Hemen suçu bize atmak ve ön almak istediler. Amaçları halkın nezdinde bizi ve kurumu itibarsızlaştırmaktı. Bu süreç 7 Şubat’a uzandı.
Aslında biz arka planda ‘Milli Mücadele’ dediğimiz dönemi çoktan başlatmıştık."
Merhum Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki heyetin 25 Mart 2009 tarihinde meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturma, milletimizin vicdanında derin iz bırakmış dosyalardan biridir.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından çok yönlü yürütülen soruşturma kapsamında 29 şüpheli hakkında işlem yapılmış; 27 şüpheli gözaltına alınmış, bunlardan 19’u tutuklanmış, 8’i hakkında adli kontrol kararı verilmiştir. Diğer 2 şüpheli ise cezaevinde tutuklu bulunmaktadır.
Dosyada FETÖ/PDY’nin mahrem yapılanmasına, örgütsel irtibatlara, 15 Temmuz Darbe Girişiminin baş aktörlerinden Adil Öksüz bağlantısına, ByLock yazışmalarına ve çok sayıda şüphelinin geçmişte FETÖ kapsamında işlem görmüş olmasına ilişkin hususlar titizlikle değerlendirilmektedir.
Bu dosya, yalnızca geçmişte yaşanmış acı bir olayın değil; devletin kılcal damarlarına sızarak hakikati karartmaya çalışan FETÖ’nün karanlık izlerinin de araştırıldığı bir dosyadır. Yargı makamlarımız, hukukun çizdiği sınırlar içinde ve deliller ışığında maddi gerçeğe ulaşmak için çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir.
Şunu özellikle ifade etmek isterim: Soruşturmanın ucu nereye uzanırsa uzansın, devletimiz hukuk içinde sonuna kadar gidecektir. Hiçbir şüphenin cevapsız bırakılmasına, hiçbir örgütlü yapının milletimizin adalet beklentisinin önüne geçmesine müsaade edilmeyecektir.
Bu vesile ile bir kez daha soruşturmayı titizlikle yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımıza, Ankara İl Emniyet Müdürlüğümüze ve soruşturma sürecinden görev alan tüm kamu görevlilerimize yürekten teşekkür ediyorum.
Başta merhum Muhsin Yazıcıoğlu olmak üzere bu elim olayda hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyor; ailelerinin ve aziz milletimizin yüreğinde yer eden bu acının tüm yönleriyle aydınlatılması için sürecin kararlılıkla takip edileceğini kamuoyunun bilgisine sunuyorum.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; İçişleri Bakanlığımızla tam bir koordinasyon ve ilgili tüm kurumlarımızla güçlü bir eş güdüm hâlinde, faili meçhul suçların aydınlatılması ve faillerin adalet önüne çıkarılması için kararlılıkla çalışıyoruz.
Adalet Bakanlığımız bünyesinde kurduğumuz Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımızın koordinasyonunda yeniden ele alınan dosyalarda yürütülen titiz ve kapsamlı çalışmalar neticesinde; Ali Sarıoğlu, Esra Aşık, Gültekin Yıldırım, Mehmet Ali Türkmen, Selbi Uyğur ve Yusuf Sayaner’in hayatını kaybettiği olaylar aydınlatılmıştır.
2005-2016 yılları arasında farklı şehirlerde işlenen ve aradan uzun yıllar geçmesine rağmen kamu vicdanında açık bir yara olarak kalan bu altı cinayet dosyası; günümüzün teknolojik imkânları, kriminal incelemeler, DNA eşleştirmeleri, HTS ve baz analizleri, yeniden alınan tanık beyanları ve elde edilen yeni deliller ışığında bütün yönleriyle tekrar incelenmiştir.
- Balıkesir’de 21 yıl önce kundaklanan evde hayatını kaybeden çocuk Esra Aşık’ın dosyasında, daha önce hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen şüpheli yönünden soruşturma yeniden açılmış; gerçekleştirilen operasyon sonucunda bir şüpheli tutuklanmıştır.
- Denizli’de 20 yıl önce iş yerinde 11 yerinden bıçaklanarak öldürülen Mehmet Ali Türkmen’in dosyasında, tanıkların yeniden alınan ve birbiriyle örtüşen beyanları ile HTS kayıtları birlikte değerlendirilerek cinayeti işledikleri değerlendirilen iki şüpheli yakalanarak tutuklanmıştır.
- Hatay’da 14 yıl önce kaybolan Selbi Uyğur’un öldürülmesine ilişkin yürütülen çalışmalarda, alınan itiraflar üzerine yer gösterme ve kazı işlemleri yapılmış; bulunan insan kemiklerinin Adli Tıp Kurumu tarafından gerçekleştirilen DNA incelemesi sonucunda Selbi Uyğur’a ait olduğu tespit edilmiş ve adli işlemler başlatılmıştır.
- İstanbul Bayrampaşa’da 12 yıl önce öldürülen Gültekin Yıldırım’ın dosyasında, olay yerinde bulunan biyolojik bulguların yıllar sonra yapılan karşılaştırmalar neticesinde bir şüphelinin DNA profiliyle uyumlu olduğu belirlenmiş; HTS kayıtlarıyla desteklenen tespitlerin ardından yakalanan şüpheli tutuklanmıştır.
- İstanbul Fatih’te 10 yıl önce öldürülen Yusuf Sayaner’in dosyasında ise şüpheli, yeniden yürütülen soruşturma kapsamında suçunu ikrar etmiş ve kasten öldürme suçundan tutuklanmıştır.
- Samsun’da 19 yıl önce öldürülen Ali Sarıoğlu’nun dosyasında, olaydan sonra yapılan ve soruşturmayı yanlış yönlendirmeyi amaçladığı değerlendirilen ihbarın kaynağı yıllar sonra tespit edilmiş; yeni tanık beyanları ve teknik analizler sonucunda belirlenen 4 şüpheli yakalanarak tutuklanmıştır.
Bu dosyaların yeniden ele alınmasında ve aydınlatılmasında büyük bir özveriyle çalışan İstanbul, Çarşamba, Balıkesir, Denizli ve Hatay Cumhuriyet Başsavcılıklarımıza; gece gündüz demeden gayret gösteren Emniyet ve Jandarma teşkilatlarımızın fedakâr mensuplarına teşekkür ediyorum.
Teknik ve bilimsel incelemeleriyle soruşturmalara önemli katkılar sağlayan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumumuza, Adli Tıp Kurumumuza, kriminal polis laboratuvarlarımıza, bilirkişilerimize ve bu dosyaların aydınlatılmasına emek veren bütün kurumlarımıza şükranlarımı sunuyorum.
Vatandaşlarımız müsterih olsun. Adaletin hafızası güçlüdür. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, her dosyanın izini sonuna kadar sürecek; karanlıkta kalan olayları aydınlatmak için devletimizin bütün imkânlarını seferber edeceğiz.
Acıları yıllardır dinmeyen mağdur ailelerimizin yanında olmaya, cevap bekleyen sorularını adaletin imkânlarıyla karşılıksız bırakmamaya devam edeceğiz. Hiçbir cinayet unutulmayacak, hiçbir delil göz ardı edilmeyecek ve hiçbir fail geçen zamana güvenerek adaletten kaçamayacaktır.
Akıl alır gibi değil; topladığı paraları Ahbap derneğine aktardığını söyleyen Oğuzhan Oğur, Haluk Levent’in yanlışlarını görmüş ama “linç edilirim” diye söylememiş, 2023’te ilişkisini kesmiş…
Bu kesim İmamoğlu ve çevresinin yolsuzluklarını da bal gibi biliyor ama aynı korkuyla susuyor…
Olan bunlara para ve oy veren ve umutlarıyla oynanan destekçilerine oluyor
Ey muhalif kardeşim,
Artık kendine şu soruyu sormanın vakti gelmedi mi?
“AHBAP’ı yönetenlere duyduğum öfkeyi İBB’yi yönetenlere neden duymuyorum?
Haluk Levent’in skandallarına gösterdiğim tepkiyi, Ekrem İmamoğlu’nun skandallarına neden göstermiyorum?”
Yardım paralarınızı alıp kumarda yiyenlerle, oylarınızı alıp yolsuzluk-hırsızlık düzeni kuranların, yatlarda gününü gün edenlerin arasında fark mı var zannediyorsun?
Emin ol, İstanbul’da rant ve yolsuzluk düzeni kuran, tehditle rüşvet toplayan, para kuleleri diken, CHP’yi satın almak için çuvalla para taşıyan Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel ve yardakçılarının Haluk Levent’ten hiçbir farkı yok.
Her “Mustafa Kemal’in askeriyiz” diyenin, her “İzmir’in dağlarında çiçekler açar”ı söyleyenin peşine takılmaktan hala usanmadınız mı?
Gelin bu olay sizin için de bir milat olsun…
Çok açık ifade ediyorum.
Herkes TRT'deki Asırlık Gece dizisini izlesin.
Şu ana kadarki en berrak anlatım. Muhteşem iş olmuş.
İletişim Başkanlığımızı, TRT'yi ve emeği geçenleri tebrik ediyorum.
Efsaneyi hatırlayalım..
15 Temmuz'dan sonra Beyaz TV muhabiri röportaj için gittiği Fetöcü Atalay DEMİRCİ'nin evinde dayanamayıp çekimi kesiyor ve Atalay DEMİRCİ'nin yüzüne tükürüyor: