Patron Bekir Kiremitçi’nin adamları tarafından işletme içerisinden direnen işçiler ve aileleri üzerine silahla üç el ateş edildi. Yaralımız yok. İşçiler ve ailelerle madeni işgal ettik. Buradan dönüş yok ölümse ölüm!
Kendilerini ocağa kilitleyen madencilerden haber alınamıyor
Özşen Maden işçileri direnişlerinin 25'inci gününde kendilerini yeraltına kilitleyerek açlık grevine başladı. Ocakta kendini kilitleyen ve açlık grevindeki madencilerle kontrol merkezi üzerinden düzenli iletişimlerinin kesildiğini duyuran sendika, kontrol merkezinin patron tarafından devre dışı bırakıldığını duyurdu
https://t.co/oVDjsfN2Ue
tokat gibi başladı. uzun zamandır bu kadar cesur bir şey okumamıştım sanırım. suat derviş bölümüne gelmeyi iple çekiyorum. 🩵 elinize, gözünüzün nuruna sağlık @noordinator@TetesKitap@kayatanis
Ankara'da LGBTİ+ düşmanı 12. Yargı Paketi eylemine polis saldırdı. Gözaltılar var. Görüntülerde darp edilen kişiler avukat... Zulmünüz batsın
https://t.co/HUiNgNa2ek
Türkiye'de Çocuk İşçiliği Gerçeği
TÜİK'in Çocuk İşgücü Araştırması'na göre 15-17 yaş grubunda yaklaşık 970 bin çocuk çalışıyor. Çocuklar en fazla tarımda çalıştırılıyor, mevsimlik göçle güvencesiz koşullarda istihdam ediliyor.
Çocukların yalnızca tatil ve oyun hakları çalınmıyor aynı zamanda sağlıksız ve güvencesiz koşullarda büyümek zorunda bırakılıyor.
Tarlalara, atölyelere, fabrikalara sıkıştırılan değil nitelikli eğitimle, oyunlarla ve tatillerle geçirilecek bir çocukluk mümkün!
#ÇocukİşçiliğineHayır
Bugün, Çocuk İşçiliği İle Mücadele Günü.
Uluslararası Çalışma Örgütü'ne göre (ILO) "çocuk işçiliği" tanımı nettir.
Çocukların zihinsel, fiziksel, toplumsal ve ahlaki açıdan tehlikeli işlerde, okula devam etmekten alıkoyularak, okulu erken bırakmasına zorlayacak şekilde ve okulla birlikte çalışmak zorunda bırakılması bir hak ihlalidir.
Çocukları eğitimden alıkoyan çocuk işçiliği düzenini reddediyoruz. Çocukların ücretsiz ve nitelikli eğitim aldığı, fiziksel ve ruhsal ve gelişimlerini tamamlayabildikleri bir dünya mümkün!
#ÇocukİşçiliğineHayır
BÜTÜN SALONU
AĞLATAN O SAVUNMA
Fatoş Pınar Türker yaptığı savunma ile herkesi ağlattı. Polis baskını, savcılık ve cezaevi sürecinde yaşananlar çok çarpıcı:
Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Çocuklarım ağlıyor, işte diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli şey. Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedim; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. “Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim. “Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi...
Siz dediler 6 kişilik koğuşa koyacağız. Sonra müdür hanım dedi ki Adalet Bakanlığı'ndan dedi talimat sizi ayrı ayrı koyacağız dedi.
Öyle ilk geceyi geçirdik. Sonra ertesi gün mazgal açıldı, infaz koruma memuru, "Fatoş" dedi. "Efendim" dedim. "SEGBİS" dedi. Dedim ki "O ne?" "Mahkemeye çıkacaksın" dedi. "Ben daha yeni tutuklandım" dedim. "Dün çıktım mahkemeye" dedim. "Yine çıkacaksın" dedi. Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama "Adalet mülkün temelidir" yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım. Savcım, size soracağım şimdi. Siz tabii ki şey, sizin şahsınızla hiç alakası yok konunun ama hani meslektaşınız ya böyle bir uygulama var mı, yok mu? Dedi ki: "Ya" dedi, "Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi, "ben sana ne dedim" dedi.
"ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sana" dedi "kumpas kuracak demedim mi" dedi. "Niye konuşmadın sen" dedi. "Verecektin ifadeni gidecektin" dedi. "Ama" dedim, "Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım." "Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben "dedi, "sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi. "Geleceksin" dedi, "burada" dedi, "bana" dedi "ifadeyi vereceksin, buradan" dedi "çocuklarına gidersin." Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. "Bir avukatıma sorayım." Şimdi karşımdaki savcı ya, "Yok efendim" diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. "ben avukatıma bir danışayım" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ" dedi, "avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi "çocuklarını asla göremeyeceksin" dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. Evet. "Velayetleri de sende?" Evet. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. Değil dedim. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Ha, bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. Evet. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. Savcım bunu dedi. Ve o gün tebliğ edildi. "Ya bana gelir konuşursun" dedi, "ya da" dedi "malını mülkünü de alacağım" dedi.
Yani bir şey söyleyeceğim. Şeyi anlayamıyorum. Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur... Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyle... Mesela annesi yok mu bu insanların? #İBBDavası
Kılıçdaroğlu'ndan Özgür Özel'e sert sözler:
'Topyekün halk ayaklanması çığırtkanlığı yaparak bu partinin öz evlatlarını birbirine düşman etmek isteyenler bilsin ki o kirli emellere asla geçit vermeyeceğiz!
İç karışıklık yaratma çabaları, sadece dış müdahale heveslilerine zemin hazırlar. Biz bu oyunu bozarız!'
https://t.co/IHHbiQHmMk
🔴 “Kulaklarıma inanamadım!”
▪️Eski CHP milletvekili ve hukukçu Atilla Kart, 2017 anayasa referandumunda YSK’nın saat 16.10’da mühürsüz oy pusulası ve zarfların geçerli sayılmasına ilişkin kararının ardından, CHP Genel Merkezi’nin yalnızca 10 dakika sonra tüm teşkilatlara “itiraz etmeyin” talimatı gönderdiğini öne sürdü.
Gazeteci Deniz Zeyrek ise konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:
“Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, YSK’nın o usulsüz kararını 10 dakika içinde kabul etmiş. Duyduğumda kulaklarıma inanamadım; akıl alır gibi değil!”
Sömürge madenciliği yüzünden silikozis hastası olan ve bir deri bir kemik kalan Şenol Abi'nin on yıla yakın davası sürüyor. Çine'de yüzlerce işçi silikozis hastası, sayısını bilemediğimiz kadar işçi katledildi. Gerçek gündem burada. Tüm ülkeyi buraya bakmaya davet ediyorum.
7 Nisan 1996:
Rahmi Koç:”Özelleştirmelerin mutlaka yapılması, bu yükün sırtımızdan kaldırılması lazım. Bu sistemle olmuyorsa, iki turlu seçim veya başkanlık sistemi ciddi biçimde düşünülmelidir”
Sansürlenen “Vize imparatorluğu” araştırma dosyası yayınlanmaya başlamadan önce yönelttiğimiz sorulara yanıt vermek yerine, cevap hakkını kendisi için “güvenli” bir mecrada kullanmayı tercih etmiş. Herkes kime konuşacağını seçmekte elbette özgür ancak bu tercih, şeffaf olmaktan uzak olduğunu gösteriyor.
Vize krizinin ardındaki rant ilişkilerini ve "Vize İmparatorluğu" yazı dizisinin nasıl sansürlendiğini Kısa Dalga Yayın Yönetmeni @kemalgoktas ile konuştuk.
https://t.co/GUTBlY6pq5
"Süresiz nafaka söylemi başlı başına bir manipülasyon, başlı başına bir yanıltma"
🗣️Avukat Yelda Koçak:
📍"Medeni Kanun'un dili eşittir; nafaka kadına değil, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafa bağlanır. Anayasa Mahkemesi'nin bu iptal kararına karşı bütün kadınlar, özellikle de bu ülkenin yoksul kadınları olarak çok üzgün ve öfkeliyiz."
@ahmetayvaa@Yelda_Kocak
➡️İzlemek için: https://t.co/eDyUaoRbRY
Sendikacı Mehmet Türkmen, Doruk Maden direnişinde:
"Eskiden bu ülkede işçiler yeni haklar için, daha iyi ücret için grev yapardı. Bugün geldiğimiz noktada işçiler zaten açlık sınırının altında olan maaşlarını, tazminatlarını alabilmek için grev yapıyor."