Fenerbahçe’nin verilmeyen diğer net penaltısı.
Agbadou, topun arkaya sekeceğini anlayınca kolunu direkt topa atıyor.
Şu pozisyonda tartışmalık hiçbir şey yok %100 penaltı, rezillik resmen.. https://t.co/fySbMbHr6X
okullarda temiz tuvalet, sabun, temizlik görevlisi yok. çocukların yarısı günü aç geçiriyor, bir öğün yemek dağıtmıyorlar ama dert edindikleri şey; kadın öğretmenlerin giydiği kot pantolon-etek. ilk önce okulları okul gibi yapın ve verdiğimiz vergilerin hakkını verin.
Millî Eğitim Bakanlığı, eğitim sisteminin ağır sorunlarının ortasında öğretmenin ne giyeceğini belirlemekle meşgul.
2023 yılında “tercih” ve “teşvik” söylemiyle başlatılan öğretmen önlüğü uygulaması, 2026-2027 eğitim öğretim yılı için yayımlanan genelgeyle artık açıkça bir zorunluluğa dönüştürülmüştür. O dönem öğretmenlerin önlük giymeyi “tercih etmelerinin teşvik edilmesi” istenirken bugün öğretmenlerin görevlerini yerine getirirken önlük “giyecekleri” belirtilmekte; uygulamanın millî eğitim müdürlüklerince takip edilmesi istenmektedir.
Şimdi de “Öğretmen Önlüğü Standartları Kılavuzu” yayımlanmış; öğretmenin giyeceği önlüğün renginden kumaşına, boyundan cep sayısına, yaka biçiminden nakış ölçüsüne kadar her ayrıntı Bakanlık tarafından belirlenmiştir. İlkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan kadın ve erkek öğretmenler için beyaz, yüzde 75 polyester ve yüzde 25 viskondan oluşan önlükler tasarlanmış; beden ölçülerinden kol ve yırtmaç boylarına kadar ayrıntılı standartlar getirilmiştir.
Türkiye’de eğitimin ve eğitim emekçilerinin bunca yakıcı sorunu varken Bakanlığın önlüğün santimetresine kadar gösterdiği bu “özen” ibretliktir.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/0IKbilPw0M
Bir doktor 75 yaşındaki babanızın üzerine yürüyüp, O...ç ve s... ile başlayan küfürleri savursa ne yapardınız? @drmemisoglu@saglikbakanligi
Saka değil, hayatimda ilk kez yazmak dışında bir eylem icin karakolluk oldum bugün.
Bir sürü kronik hastalığı olan babam, raporlu ilacını yazdırmak için mahallemizdeki bir semt polikliniğine gitmiş.
Ayaklarını masanın öteki tarafından cıkacak kadar uzatmis ve kafasını telefondan kaldırmayan sözde doktor, ilaç yazmış göndermiş.
Eczacı yanlış ilaç yazıldığını söyleyip, tekrar poliklinige göndermiş.
Babam tekrar gitmiş "yanlış yazılmış" demiş, yine kafasını telefondan kaldırmayan sözde doktor yeni reçete yazmış.
Babam tekrar eczaneye gitmiş yine yanlış ilaç yazılmış.
Bakın abartmıyorum bu böyle 3 kere tekrarlamiş.
Yahu adamın 5-6 tane kronik hastalığı var, hepsi raporlu.
PC ekranı açınca hangi ilacı kullandığı gözüküyor.
Yapacağın tek şey kafanı telefondan kaldırıp, raporlu olan ilacı yazmak.
Kalp, tansiyon, seker gibi bir sürü kronik hastaligi olan adam, poliklinik-eczane arasinda mekik dokumus resmen.
Neyse bu böyle 3 kere olunca tekrar odasına girmis.
Demis ki "bakin ben size doktor oldugunuz icin saygi duyuyorum, odanıza girerken bile sapkamı çıkartıyorum. Ayaklarını uzatmıs, telefondan kafanı kaldirmadığın icin 3 kere yanlis ilac yazdin.
Ben de devlet memuruydum. Bu isin bi adabı vardır. Toparlan ve şu ilaçlarımı doğru yaz" demiş.
Vay efendim sen bana nasıl adap ogretirsin diye ayağa kalkıp o..ve s. ile başlayan küfürler etmeye başlayınca odaya çalışanlar girmis.
75 yaşındaki adama yumrugunu kaldirmis, araya girenler olmasa yaşayacakları düşünemiyorum..
Neyse babam polis çağırmış, sonra beni aradı geç gelecegini soylemek icin.
Ne oldu dedim.
"Doktor üzerime yürüdü, küfür etti" dedi.
Sana dokundu mu dedim.
"Yok yok ama araya girmeseler yumrugu kaldirmisti" dedi.
Yemin ederim kan beynime sıçradı.
Hangi evlat anne babasına bir yumruğun gölgesi düşse delirmez ki?
Fırladım gittim polikliniğe.
Sözde doktorun adı Serkan Erman'mış.
Polisler ifadesini alirken odaya girdim ama çıkarttılar.
İşleri bitince odaya girmek istedim ona da izin vermediler.
"Çık lan dışarı" diye bağırdım. "75 yaşındaki adama el kaldırmak kolay bana kaldır bakayım o yumruğu göreyim. Sen kime o.c diyorsun?" diye bagirdim. Çok sinirliydim, başka neler dedim hatırlamıyorum.
Çıkmadı odadan tabi.
Muhtemelen ayaklarını uzatmış reels kaydırmaya devam ediyordu.
Sonra polis geldi yanıma "buyurun karakola o da sizden sikayetci"
Babama yumruk kaldırıp, küfür eden sözde doktor "bana hakaret etti, tehdit etti" diye şikayetçi olmuş benden.
Neyse gittik hem şikayet ettik, hem ifade verdik.
Bana bir gün doktorla ilgili karakolluk olacaksın deseler inanmazdım.
Benim annem hemşire. Senelerce ulkenin en ücra köselerinde doktorlarla, hemşirelerle aynı lojmanlarda kaldık, çocukluk anılarım bile hep doktor abiler hemşire ablalar var.
Bizim aile bir saglik calisanina kötü söz edecek son ailedir.
Ama bugun anladım ki "doktor şiddet" haberlerini belki de yanlış okuduk bu zamana kadar.
Mesele doktor olması değil, o hareketi bakkal da yapsa tepki verirdim, manav da.
Yani mesele meslek değil adam olmakta.
Kadına, çocuğa, yaşlıya, hayvana el kaldırmak kolay.
O kadar erkeksen kendi yaşında, kendi ebadında bir adama yumruk kaldır, o zaman görelim ne kadar erkeksin!
Ki korkağın tekiydi odasından bile çıkamadı.
Neyse buradan @drmemisoglu ve @saglikbakanligi na sikayet ediyorum. Kendisine doktor diyen Serkan Erman ismindeki şahıs, kafasını telefondan kaldırıp bir reçeteyi bile 3 defa yanlış yazıyor.
Yani eczacı fark edip uyarmasa kim bilir ne ilacı verecek insanlara.
Ayrıca saygısız. Yaşlı ve hasta birine el kaldırmak için nasıl bir gerekçe sunacak acaba?
Şimdi muhtemelen bana küfür etti falan deyip, kendini haklı çıkarmaya çalışacak. Odada kamera yok, at atabildigin kadar..
Bu adama ne ceza verirsiniz bilmem ama ben hukuki olarak sonuna kadar o yumruğun hesabını soracağım. @RTErdogan
Subay yemini okuyanMustafa Kemal askerleri affedilmedi ancak Türkiye Cumhuriyetini yıkmaya yeminli Öcalan’ın teröristleri affediliyor. @zaferpartisi@zpgencresmi