“Kırılganlığın karizması, bir ülkenin erkeklik hikâyesi
Kadir İnanır’ın kariyeri boyunca değişen yalnızca Türkiye değildi. Erkeklik anlatısı da değişiyordu. Filmografisi bu dönüşümün en canlı kayıtlarından biri gibi okunabilir. 70’lerde karizma ve fiziksel güçle özdeşleşen erkeklik, 80’lerden itibaren sınıfın, yoksulluğun vicdanın ve giderek değişen dünyanın yükünü taşımaya başladı. Bu nedenle Kadir İnanır’ın en iyi filmleri aslında bugünü de anlatıyor.”
Zehra Çelenk’in yazısından🍀
Yine o kadar güzel bir yazı kaleme almış ki emeğine, yüreğine sağlık
İnsan üzüntüden ölür mü, ölür elbette
En sevdiğim yazar Mehmed Uzun sürgünde kanserden ölmüştü, Sevgili Ahmet Kaya kalp krizinden
ama bize sorsanız hasret ve üzüntüdendir derim
“Sürgünde insanın hesabı hiçbir zaman tam tutmaz. Bir gün geri döneceğini sanırsın, dönemezsin. Bir gün unutacağını sanırsın, unutamazsın. Bir gün önünde daha uzun yıllar olduğunu düşünürsün, yanılırsın. Döneceğin günü, kalacağını sandığın yerleri, ailen olacak insanları yanlış hesaplarsın. Bir gün geçeceğini sanırsın, geçmez. Hayatı boyunca her yıkıntının içinden yeni bir hikaye çıkaran Satrapi bu kez sessiz kaldı. Önce kendisi, sonra Instagram hesabı sustu.Sayfasında kocasının fotoğrafını ve tek bir cümleyi yerleştirdi.
‘Hayatımın aşkını kaybettim!’”
“Bir konser bileti satın almak, bir sanatçının yaş alma hakkını, hata yapma hakkını ya da biyolojik süreçlerini satın almak anlamına gelmez. Sanatçı ile seyirci arasındaki bağ bir alışveriş kontratı değil, hissi bir ortaklıktır.”
@leylaalp
Tüm söyleşiden çıkan sonuç; ‘her şeye devlet aklı karar verir. Tek bir devlet aklı da yoktur. Bizlerde nedenini çok da anlamadan bu devlet aklının dediklerini yaparız’. 👇🏿
Mutlak butlan tek adam rejimine, mutlak monarşiye geçiş sürecinin son adımı. Halk egemenliğini, demokrasi ve hukuku yok sayan tüm dayatmalara karşıyım. Sonuna kadar #Cumhuriyet ve #demokrasi ve herkes için #adalet savunusundan vazgeçmeyeceğiz.
Evet ve üstüne şunu eklemek isterim: Bugün do��uracak yaş aralığında olan kadınlar annelerine mutsuz evliliklerini neden sürdürdüklerini sorduklarında sıklıkla “sizin için, çocuklar için” cevabını aldılar. Artık kadınlar ne çocuk için mutsuz evlilik sürdürmek istiyor, ne de çocuklarının üstüne böyle bir yük yüklemek istiyor. Evlilik kurumu yüzyıllarca kadınların idare etmek zorunda kaldıkları için yürüyen bir kurumdu. Artık kadınlar idare etmiyorlar. İnsanlar (kadın erkek) mecbur oldukları için değil mutlu olmak için evlenip çocuk yapmak istiyorlar.
“Anneliğin bugün bu kadar tartışma konusu haline getirilmesinin önemli bir nedeni de şu: Dışarıda kalanlar artık azınlık değil. Daha görünürler. Daha kalabalıklar. Ve belki de ilk kez, o kelimenin içini kendileri dolduruyorlar.
Giderek artan sayıda kadın, çeşitli açılardan mutsuz oldukları evliliklerini sürdürmek ya da sırf yalnız kalma korkusuyla evlenmek istemiyor. Bir kısım kadın da annelikle evliliği birbirinin doğal sonucu olarak görmüyor.
Annelik dünyadaki herhalde en güzel şeylerden biri ama artık daha fazla kadın, anneliği toplumun çizdiği sınırlar içinde gerçekleştirebileceği bir performans ya da sonsuz bir fedakârlık anlatısı olarak kurmak istemiyor.”
Mis gibi hava, çalışıyorumdur, o sırada gemiler de geçiyordur🙈
kendimi daha da manipüle edecek yerdeyimdir
Ne iyi etmişim de gelmişim, şu güzelliğiyle sessizliğiyle ender olan canım Antalya’ya ☘️❤️
Merdan Yanardağ, Tele1’in satışıyla ilgili kamuoyuna seslendi:
“Çok net; 28 milyon lira bir yağma fiyatıdır. Burada ilk kez bir bilgiyi açıklayacağım: geçen yıl Tele1’e bu paranın 15 katı teklif edildi satmadık. Fiyatın istersek daha yukarıya çıkarabileceği bilgisi de geldi.
Bütün namuslu insanlara, medyadaki dostlarımıza, iş dünyasını, Cumhuriyetçilere ve topluma çağrı yapıyorum; Tele birin yağmalanması na engel olalım, bize sahip çıkın!
MERDAN YANARDAĞ
Atilla Yeşilada:
"Ekonomistler açısından 100 kişiye sorsan 99'u Erdoğan'ı tercih eder. CHP'nin ekonomi politikası yok.
Mevcut iktidarın iş dünyasına verdiği paraları, imtiyazları alıp halka dağıtmak uygulanabilir bir politika değil."
Bu kadar hengamenin arasında zaman ayırmak gerek edebiyata, okumaya.
Sıradaki okuma Can Kalkan’ın ‘Dili Yabana Sürmek’ kitabı
Emeğine sağlık☘️
@organsizbedenn