Bu genç çocuğun zekası, kendini ifade kabiliyeti hayranlık uyandırıcı!
Bu çocuklar yıllar sonra Suriye'de yönetici olacaklar, işinsanı olacaklar, biliminsanı olacaklar...
Ve Türkçe düşünüyorlar.
Zamanında şu insanlara düşmanlık gütmek ne kadar yanlıştı!
"Şöyle ürüyorlar, böyle işgal ediyorlar" diye yaygara koparılıyordu ülkede...
📌 “Battalgazi Gazetesi dünyanın en pahalı gazetesi”
🗣️Gazeteci Ferhat Murat:
“Malatya’da bir fatura ortaya çıktı. Battalgazi diye bir gazete var. Birim fiyatı 40 bin lira. Özel CHP’sinin medyaya yaklaşımı ‘parayı ver düdüğü çal.”
#TaksimMeydanı
📺 https://t.co/kPkMHH1ViJ
@gurkanhacir@ferhatmurat
Burhanettin Bulut’un ipliğini pazara çıkarmış. Sözcü gazetesi genel yayın yönetmeni olduğu sırada Bulut’un kendisine neler teklif ettiğini ve ona ne söyledigini tek tek anlatmış.
Yılmaz Özdil.
BU ÜLKEDE "İSLAMLA SAVAŞ CEPHESİ" VAR!
Birileri Türkiye’yi;
Hindistan ve İsrail gibi,
İslamofobi’nin ana karargahlarından biri haline getirmeye çalışıyor.
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin mezuniyet töreninde Mustafa Malo, üzerinde Kur'an-ı Kerim'deki Hud Suresi 112. ayetten alınan "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" ayetinin yer aldığı pankart taşıdı.
Bir grup öğrenci, pankartın önüne dizilerek görünmesini engelledi. Bazı öğretim üyeleri de buna alkış tuttu.
Bu üniversite de İslamofobi karargahlarından biri olarak seçilmiş olabilir mi?
Bunlar basit göstergeler değil.
Sistematik bir ajandanın göstergesi.
https://t.co/xLohe7LNl5
ABD merkezli The Young Turks (TYT) kanalında, gazeteci Cenk Uygur ve Ana Kasparian Türkiye’nin savunmadaki kilit rolünü ve Netanyahu'nun tehditlerini masaya yatırdı.
"İsrail her ülkeyi ezip geçebilir ama Batı, konu Türkiye olduğunda 'Zor durumda kalırsak Türklere ihtiyacımız var' diyor."
"Netanyahu'nun Osmanlı fantezisi uydurma; asıl Büyük İsrail şu an tüm Orta Doğu'yu ele geçirmeye çalışan bir imparatorluktur"
Bulgar Yazar Sophia Proneikos:
▪️Tarih beni asla şaşırtmaktan vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiçbir zaman kaybolmaz.
▪️Sadece kendini öyle zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki modern insanlar ona törensel protokol demeye başlar.
▪️İşte bu yüzden Ankara’daki NATO Zirvesi’nin en büyüleyici sahnesi müzakere masasının etrafında değil, ilk tokalaşmadan önce yaşandı.
▪️Yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde dünyanın en eski askeri bandosu olan Mehterin sesleriyle karşılandı; önlerinde ise Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi kıyafetler içindeki askerler duruyordu.
▪️Ne olağanüstü bir tarihsel süreklilik duygusu: 1949’da savaş sonrası dünyanın sembolü olarak kurulan bir askeri ittifak, kökleri 13. yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir cumhurbaşkanlığı sarayına girdi. Mehter hiçbir zaman sıradan bir askeri bando olmadı, o bir silahtı.
▪️Osmanlı orduları Belgrad’a, Konstantinopolis’e, Rodos’a, Mohaç’a veya Viyana’ya yürüdüğünde ilk duyulan şey devasa kös davullarının gümbürtüsüydü; ardından zurnaların keskin sesi, sonra borular ve çarpan ziller…
▪️Çünkü bu müzik yalnızca orduya eşlik etmiyordu, ordunun bir parçasıydı. Amacı askerleri eğlendirmek değil, savaş başlamadan çok önce düşmana bir imparatorluğun üzerlerine doğru geldiğini hissettirmekti.
▪️Avrupa’nın Osmanlı İmparatorluğu’yla karşılaşmalarından sonra Batı ordularının yavaş yavaş Osmanlı davullarını, zillerini ve “Türk tarzı”nı benimsemesi tesadüf değildir.
▪️Bu tarz daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven’ın müziğine bile girmiştir. Çünkü bazen tarih bir uygarlığı kılıçla fethetmez. Bir ritim yeterlidir.
▪️İşte bu yüzden bu töreni büyüleyici buldum; kimse Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden canlandırmaya çalıştığı için değil, Türkiye büyük uygarlıkların her zaman anladığı bir şeyi anladığı için: Geçmiş bir yük değil, bir dildir. Ve bu dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini yalnızca konuşmalarla anlatmaz; bazen birkaç davul vuruşu yeterlidir.
Silivri’de gergin gün…
Mahkeme Başkanı ile tartışan İmamoğlu salondan çıkarıldı…
MAHKEME BAŞKANI: Benimle pazarlık yapmaya geldiyseniz çıkartacağım sizi. Burası söz hakkı almadan rahatça bağırıp çağıracağınız yer değil.
EKREM İMAMOĞLU: Siz ağır bir hak ihlali yapıyorsunuz. Türk yargısına zarar veriyorsunuz.
MAHKEME BAŞKANI: Hiçbir mahkeme duruşma takvimi verirken gerekçe yazmaz ısrarla konuyu başka yere çekiyorsunuz.
MAHKEME BAŞKANI: Neyi dinliyoruz biz şu an Neden ısrarla savunma yapmaktan kaçmaya çalışıyorsunuz.
EKREM İMAMOĞLU: Ben buraya sorgulanmaya değil yargılamaya geldim.
MAHKEME BAŞKANI: Burası senin yargılayacağın makam değil burası yargılanacağın mekan. Burası senin yargılanacağın bir yer yargılayacağın değil.
Kaynak: @doganburak29
Barış Yarkadaş:
"Ekrem İmamoğlu İBB başkanlığını kazandığında bizim Kemal Bey, saf insan olduğu için, bir hesap uzmanını Ekrem İmamoğlu'na gönderiyor.
Ekrem İmamoğlu da o zamanki nezaketiyle kırmamak için hesap uzmanı arkadaşımızı kabul ediyor.
Arkadaşımız anlatıyor. 'Belediye şöyle yönetilmeli, kamu kaynakları böyle kullanılmalı, kaçak olmamalı, insan kaynakları şöyle olmalı' diye dört dörtlük bir mali tablo ve yönetim sistemi sunuyor.
Ekrem Bey de nezaketen dinliyor ancak refleks göstermiyor.
Kemal Bey'in yolladığı üstat, 'Başkanım, anladığım kadarıyla sunumdan pek memnun olmadınız' diyor.
Ekrem Bey de 'Yok hocam, dinledim, güzel anlattınız da ben burayı şirket gibi yöneteceğim' cevabını veriyor."
🔴 Bir takım sol ve marjinal gruplar Kuran-ı Kerim ile alay ettiği için gözaltına alınan Deniz Göktaş'a destek için toplanmışlar..
Toplanmasanız şaşardık...
Necip Fazıl'ın dediği gibi
"Deden bile söndüremedi, İslam’ın nurunu!
Sen mi söndüreceksin, Ebu Cehilin torunu?"
@Irregular5xjw Ne şedid kafirlersiniz ve İslami ve Kur'an'ı eğip bukmeden dosdoğru anlatan hocayı asıp kesiyorsunuz lakin siz kâfirler gücünüz yetiyorsa ölumu durdurun ve Allah'ın hesabından kaçın bugün hakir gordugunuz İslam ölunce lazım olacak ozamanda size kahır olacak