Komedi adı altında Mustafa Kemal Atatürk'ün şahs-ı manevisi rencide edildiğinde yeri göğü inletip gereğini yapın diyenlerle;
Komedi adı altında Alevi vatandaşlarımız rencide edildiğinde yeri göğü inletip gereğini yapın diyenler;
Komedi adı altında İslamın kutsallarına hakaret edildiğinde, bir bakıyorsunuz ne var bunda ifade hürriyeti deyip, utanmadan üzerine iktidarı suçluyorlar.
Hadi oradan ikiyüzlüler!
Sanat Sepet tayfaya ıslık gelmiş belli ki, kuyruklarını sallaya sallaya dökülmüşler ortaya. Bu lalelerin kendi fikirleri olmadığını sanırım artık herkes biliyor.
Allah'ın kitabının sarhoş berduşlar diliyle kamu önünde tahkir edilmesini ''hakkımız'' diye savunuyorlar. Bu yavşakları semirtmeyin.
Allah'ın kitabı size öz namusunuzdan evla değilse gidin kendinize ağlayın. Öz namusunuza küfredilmesini ''özgürlük'' kılıfı ile savunanın küfredenden farkı ne ?
İzzetli bir insan bunların gölgesine gölgesini değdirmez.
İstanbul'da bir kadın sürücü!
Kadın!
Kullandığı araçla 'ters yönde' seyrediyor. Hal böyle olunca trafiğin de altını üstüne getiriyor. Ters yön tabelası da gözünün önünde öylece duruyor. Görüyor yani! Bir başka sürücü kadını uyarıyor. 'Ters yöndesiniz, bakın tabelada orada' diyor.
Kadının cevabı:
'G. tüne sok o tabelayı'!
Pişkin, küstah, terbiyesiz, bencil...
Ağzı bozuk ve de ahlaksız!
Çileden çıkmamak mümkün değil.
İşin vahim olan yanı, her yerdeler! Sayıları her geçen gün artıyor. Küfürsüz konuşan neredeyse kalmadı. Genci yaşlısı, kadını erkeği fark etmiyor. Yüklemi küfür olmayan cümle yok neredeyse! Yanında yamacında kadın varmış, çocuk varmış umurunda değil.
Sahne soytarıları var bir de. Küfretmeden güldüremiyor. Sosyal medya da bu rezilliğin menbaa.
Ben sahne soytarısı diyeyim, onlar kendilerine 'stund-ap'çı desinler. Daha havalı çünkü. Küfredip, bel altı muhabbet çevirip para kazanıyorlar. Müthiş iş. Salonlar tıka basa doluyor.
Saygınlık para etmiyor. Nezaket, edep sırra kadem basmış. Anasıyla da babasıyla da öğretmeniyle de kız arkadaşıyla da öyle konuşuyor. Kızlar da erkek arkadaşlarıyla.
Bu sahne soytarıları bir anda şöhret olmanın da yolunu bulmuşlar. Ülkenin cumhurbaşkanına yani Erdoğan'a saydırıyorlar birkaç saat içinde ünleri tüm ülkeye yayılıyor. Derken haklarında hakaretten dava açılıyor. Tam istedikleri gibi. Sadece hayran kitlesi edinmiyorlar bir de arkalarına kerli ferli adamların desteğini alıyorlar.
'Bu ülkede özgürlük yok'!
'Erdoğan'ı eleştirmek suç'!
Yeni türedi bir çocuk var, görmüşsünüzdür. Küfrediyor, kutsallara hakaret ediyor. Ve nihayetinde gelip Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alıyor. Öyle ya şöhretin kapısını aralamanın en kestirme yolu.
Soytarı Kur'an-ı Kerim'e hakaret ediyor.
Şimdi tüm bunlar olurken birileri de çıkıp 'mizah bu mizah' diye dümenden 'özgürlük' edebiyatı yapıyor. Ama aynı tayfa 'kendi kutsalarına' hakaret edildiğinde yıkıyor ortalığı. Ben de diyorum ki! Cezasız olmayacak bu iş! Küfredenin, hakaret edenin ağzının tadını bozmak gerekir. Hakkıyla ceza getireceksin bu işlere!
Bir paylaşım yapıyorsun, altına doluşup en ağır küfürleri sıralıyorlar. Mahkemeye gidiyorsun 'sen ünlüsün katlanacaksın' diyor hâkim. Şaka gibi!
Hasılı durum vahim.
Dil ölürse her şey ölür.
DİKAKT; Deniz Göktaş, sıradan bir espri değil; Kuran, Din ile dalga geçmiş ve haliyle Allah ile de dalga geçmiştir ( haşa)
Lütfen şirke varan konuşmayı normalleştirmeyelim.
Konu bu kadar basit değil.
Çok güzel hareketler de Rahip esprisi için özür dilenip yayın kaldırıldı.
Konu islam dini olunca neden espri diye bakışıyor.
Malcolm X'in de söylediği gibi: "İslâm'a sövmekten başka fikri olmayanlar; fikrin değil, İslâm’a sövmenin özgürlüğünü istiyorlar.."
Ama biz, o özgürlüğü size tanımayacağız!
Zalım oy gelin(?) , zalım zalım zalım...
Evvela sokağa çıkarken giyinmeyi unutmayın efendim.
Hani insan evden çıkarken anahtarına bakar, telefonuna bakar, üstüne başına bakar ya aynada, Ha azıcık da ar duygusuna bakar. Bakmalı.
Kimi var ki sokağa çıkmıyor da sanki mahallenin ortasına ilan panosu gibi dikiliyor. Kumaş titriyor, düğmeler darılmış, fermuarlar istifa etmiş, görevi iplere bırakmış.
“Ben kıyafet değilim, imdat çığlığıyım” diye bağırıyor üstündeki bez.
Ey şehir ahalisi!
Kamusal alan dediğin yer ne özel oda, ne podyum, ne de “beni görün de ne görürseniz görün” meydanı.
Çocuk geçer, yaşlı geçer, aile geçer, utanması hâlâ ölmemiş adam geçer.
Kıyafet dediğin örtmek içindir;
her şeyi anlatıyorsa artık kıyafet değil, basın açıklamasıdır. Fosforlu cevriye buradaydı demektir.
Düğmeler kavuşmuyor, kumaş dayanamıyor, ayna utanıyor, sokak başını çeviriyor; sonra adına “özgürlük” diyorlar.
Türkü de dediği gibi; Zalimsiniz zalim;
hem gözün hakkını görme alanını kısıtlayarak gasp edersiniz,
hem edebin mezarına çiçek dikersiniz.
Hürriyet başka şeydir, teşhir başka.
Şıklık başka şeydir, nümayiş başka.
Güzellik başka şeydir, “kamusal alanda görsel tacize davetiye” başka.
İnsan sokağa çıkarken sadece serbestiyet hakkını değil,başkasının mahremiyet hakkını da düşünür.
Çünkü şehir dediğin yer herkesindir;
kimsenin çıplaklık iddiasına, kimsenin ölçüsüzlük gösterisine zimmetli değildir.
Velhasıl kelam
Evden çıkarken üstünüzü giyininiz,
dilinizi dizginleyiniz,
edebinizi yanınıza alınız.
“Evladım, bu ne hâl?
Kumaş mı eksik, utanman mı?”
Dedirtmeyiniz.
İsrail’in Gazze’de kullandığı soykırım silahlarının üretildiği yazılım sistemlerini çökertmek için “operasyon çeken” 5 aktivist Almanya’da yargılanıyor.
Gizli kahramanlar ve insanlığın yüzakı güzel insanlar onlar.
Yalova Belediyesi'nden tek bir ihaleyle 60 MİLYON TL'lik "Vektör, Kent Zararlıları, Haşere Mücadelesi ve Köpek Toplama Hizmeti" işi alan şirketin adresi. Bu şirket 100 MİLYON'dan fazla ihale alıyor ama vergi levhasına baktığınızda mahalle bakkalından daha az beyanda bulunuyor.
Bu videoyu izlerken, İsrail'in Uluslararası Kızılhaç Komitesi (CICR) delegelerine, Dr. Hussam Abu Safiya'yı ziyaret etme hakkını neden kesin bir şekilde reddettiğini bilmek daha da açık hale geliyor.
🏷️ #KeepPalestine
📍 GAZZE BİTİYOR
AK PARTİ, CHP, MHP, İYİ PARTİLİ BELEDİYELERDEN MİLYONLARCA LİRA KEDİ VE KÖPEK YEMİ ALAN AMA DEVLETE ORANTILI ŞEKİLDE VERGİ BEYANINDA BULUNMAYAN ŞİRKETLER-2
2013 yılında Nuri Gündüz tarafından "ASRAN İNŞAAT EĞİTİM TURİZM HİZMETLERİ VE İHTİYAÇ ÜRÜNLERİ İÇ VE DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" unvanıyla kurulan şirket, 27 Mayıs 2020 tarihinde dikkat çekici bir isim değişikliğine giderek faaliyetlerini "A Z DESTEK HİZMETLERİ VE İHTİYAÇ ÜRÜNLERİ EĞİTİM TURİZM YEM SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" adı altında sürdürmeye başladı. Şirketin isim değişikliğinin ardından belediyeler tarafından açılan kedi ve köpek yemi ihalelerinde önemli bir pay elde ettiği görülüyor.
Kamu İhale verilerine göre şirket, 2020-2025 yılları arasında belediyeler ve kamu kurumlarından toplam 136 milyon 483 bin 268 TL tutarında kedi ve köpek yemi ihalesi aldı. Bu tutarın siyasi dağılımına bakıldığında, ihalelerin 68 milyon 883 bin 358 TL'lik bölümünün CHP'li belediyelerden, 63 milyon 246 bin 483 TL'lik bölümünün AK Partili belediyelerden, 1 milyon 286 bin 200 TL'lik bölümünün MHP'li belediyelerden, 393 bin 280 TL'lik bölümünün İYİ Partili belediyeden, 1 milyon 721 bin 947 TL'lik bölümünün kayyum atanan belediyelerden ve 952 bin TL'lik bölümünün ise Artvin İl Özel İdaresi'nden geldiği görülüyor.
Şirketin özellikle son iki yılda AK Partili belediyelerden aldığı ihalelerde belirgin bir artış yaşandığı dikkat çekiyor. AK Partili belediyelerden elde edilen toplam 63 milyon 246 bin 483 TL'lik ihale tutarının 36 milyon 452 bin 776 TL'lik kısmı son iki yıl içerisinde gerçekleşti. Bu dönemde şirketin en yüksek tutarlı sözleşmeleri 23 milyon 785 bin 151 TL ile Isparta Belediyesi ve 12 milyon 667 bin 625 TL ile Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen ihaleler oldu.
Öte yandan şirketin kamu ihalelerinden elde ettiği iş hacmi ile vergi beyanları arasındaki ilişki de dikkat çeken unsurlar arasında yer alıyor. 2020-2025 yılları arasında toplam 136 milyon 483 bin 268 TL tutarında yalnızca kedi ve köpek yemi ihalesi alan şirketin vergi levhalarında yer alan kurumlar vergisi beyanlarına göre; 2020 yılında 51 bin 149 TL matrah ve 12 bin 572 TL tahakkuk, 2021 yılında 103 bin 535 TL matrah ve 25 bin 883 TL tahakkuk, 2022 yılında 316 bin 753 TL matrah ve 72 bin 853 TL tahakkuk, 2023 yılında 1 milyon 294 bin 845 TL matrah ve 323 bin 711 TL tahakkuk, 2024 yılında 2 milyon 413 bin 254 TL matrah ve 603 bin 313 TL tahakkuk, 2025 yılında ise 7 milyon 954 bin 826 TL matrah ve 1 milyon 988 bin 706 TL tahakkuk beyan edildiği görülüyor.
Şirketin kamu kurumlarıyla yaptığı sözleşmeler 2026 yılında da devam ediyor. İhale kayıtlarına göre A Z Destek Hizmetleri ve İhtiyaç Ürünleri Eğitim Turizm Yem Sanayi Ticaret Limited Şirketi, 2026 yılının Ocak ayından bugüne kadar toplam 40 milyon 88 bin 67 TL tutarındaki ihalelerin sözleşmesini imzalamış durumda. Bu rakam, şirketin son yıllarda kamu kurumlarından aldığı kedi ve köpek yemi ihalelerindeki ağırlığını sürdürdüğünü ortaya koyuyor.
Kanala abone olur ve videoyu paylaşırsanız memnun olurum...
KEDİ VE KÖPEK YEMİ İHALELERİ ALAN VE DEVLETE ORANTILI VERGİ BEYANINDA BULUNMAYAN ŞİRKETLER SERİSİ:
1-DOĞUŞ HAYVAN SAĞLIĞI ŞİRKETİ: 100 Milyonluk İhale Trafiği ve Çarpıcı Mali Gerçekler
https://t.co/gkxLRpBntn