"Sınırlara inanmayan bir kadın olarak, ülkem yok, bir kadın olarak, bir ülkem olsun istemiyorum. Bir kadın olarak bütün dünya benim ülkem." #VirginiaWoolf
Bir kararname ile bakan olmak yerine, herhangi bir ilçenin mezarlıklar müdürlüğüne “atanabilecek”, her şeyini tek adamın iki dudağından çıkacak kelimeye bağlamış, karşısında hazır olda dururken kendi iradeleriyle elini götürüp saçını düzeltebilecek iradesi dahi olmayanlar bir zahmet seçilmişlere ve hakları için mücadele eden milyonlara milli irade dersi vermesin! Bu vesileyle tekrar etmiş olalım. Evet, yaptığınız siyasi darbedir ve evet, siz de cuntacısınız!
@eceuner12@ismailsaymaz Siz neden herşeyi fetö ye bağlıyorsunuz? Halen yetkili kadrolarda olduklarını düşünüyorsanız ihbar edin .iktidardakilerden farkınız kalmadı yeminle ,ya fetöcü ya PKK'lı ya dhkpc li.Aksi davranan herkese bir etiket hazır..
Sayın Ece Üner;
Sizinle bütün müvekkillerimin dosyasını tartışacağımız bir canlı yayın yapalım mı?
Eğer dosyalarda 1 tane TERÖR delili bulursanız ben mesleğimi bırakacağım.
Ama bulamazsanız karşılık olarak siz omurgalı gazetecilik yapacaksınız.
Var mısınız?
@eceuner12
Bakan Tunç’un 9. Yargı Paketi’nin Ekim ayına ertelenmesi açıklamasına göre, AKP iktidarı yine vekil çoğunluğuna güvenerek anayasayı çiğniyor!
“AYM gerekçesini yazdı ama karar vekillerimizin” ne demek??!!
AYM’nin kararını uygulamak ZORUNDASINIZ!
Vekil sayıları çok diye yaptıkları hukuki darbelerin ardı arkası kesilmiyor!
TÜRKİYE’DE İLK KEZ İPTAL EDİLEN BİR KANUN HÜKMÜ GÖZÜMÜZÜN İÇİNE BAKA BAKA AYNEN GERİ GETİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR!
(Bireysel başvuru kararlarının uygulanmamasından çok daha karanlık bir durum bu)
Konu, soyadı meselesinden çok daha büyük bir önem arz ediyor.
AYM fiilen feshedilmiş durumda.
AYM Anayasa’nın koruyucusudur.
Anayasa’yı koruyan makamın örtülü feshi Anayasa’nın feshi manasına gelir.
Kendinizi de parçalasanız biz bunu böyle yapacağız diyen bir iktidarın eline düştük.
Buradan çıkış ne kadar yasal olur bilemiyorum, bilemiyoruz.
İsveç’in en büyük gazetesi Dagens Nyheter’de çıkan bir yazı:
“İsveç ve bütün Avrupa, Erdoğan’a yaltaklanmayı bırakmalı. Bugünkü bu otokrat Türkiye’nin AB’ye üye olamayacağına dair net bir mesaja ihtiyacı var.”
- “İnsan çığlık atmak istiyor (AB lidelerine): Aloo! Napıyorsunuz ya! Türkiye değişmedi. Yeni Maliye Bakanı’nın selefine göre daha makul para politikaları istiyor olması, otoriter yönetimin değiştiği anlamına gelmiyor. Siyasi muhalifler ve gazeteciler hâlâ hapiste. Her gün temel demokratik ilkeler, özgürlükler ve insan haklarına karşı kapsamlı ve sistematik ihlaller yaşanıyor.”
Emeklilerin perişan durumu için MHP den ses çıkıyor, YRP den sesler yükseliyor, BBP den tepkili açıklama var.....Birileri bunlara iktidar ortakları olduğunu hatırlatsın
Bir kız çocuğunun hayatının babası tarafından nasıl karartılmaya çalışıldığını onun sözlerinden dinleyelim: #BedriBaşaranTutuklansın
"Ben Sevgi, 23 yaşındayım. Şanlıurfa Viranşehirliyim. Kadın sığınma evinde kaldığım için telefon kullanmam yasak. Şu an online dersim olduğu için kullanabiliyorum telefonu. Babamla yıllardır görüşmüyoruz. Annemde kronik böbrek yetmezliği vardı. Babam anneme sen artık benim ihtiyaçlarımı karşılayamıyorsun deyip üstüne kuma getirdi. Kendisi zaten sürekli bize ve hastalığına rağmen anneme şiddet uygulayan biriydi.
Benim annem tek kızmış, küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş, zaten eğitim de görmemiş hiç. Korktuğu için sürekli susmuş, zaten kendisini koruyacak, savunacak kimsesi de yokmuş. Babam evlendikten sonra bize uyguladığı şiddet daha da arttı. Biz 11 kardeşiz, 8 Kız, 3 erkek şeklinde. Ben küçükken babam ablama şiddet uyguladı, üvey anneme hizmet etmedi diye kafasını kırdı, hastaneye götürdük, 8 tane dikiş atıldı kafasına. Hastanede ablamın darp raporu alınması engellendi, merdivenlerden düştü denildi, ablam da zaten korktuğu için konuşamadı. Babam sürekli bizi eve kitlerdi. Giyimimize karışır, bizi zorla örter, kapatır, okula göndermezdi. Maddi manevi bize asla katkısı olmadı, bizimle sürekli abimiz ilgilenirdi. Kendimiz 5 Kız ve bu abimiz yazları Karadeniz’e fındık toplamaya, Malatya”ya kayısıya gider, sezonluk işlerle kendi geçimimizi sürekli kendimiz sağlardık.
Ben üniversite sınavına gireceğim yıl babam beni zorla amcamın tarlasına çalışmaya gönderdi. Ben de vitiligo var, cilt hastalığı. Güneşte bu yüzden fazla kalmamam gerek. Babam bunu bile bile yaptı. Tüm gün tarlada çalışmak zorunda kaldım, cildim mahvoldu. Akşam eve döndüğümde ise babamın diğer karısı ve kızlarıyla piknikten döndüğünü gördüm. Buna dayanamadım… Annemde kronik böbrek yetmezliğinin yanısıra tansiyon, şeker, kemik erimesi gibi bir takım hastalıkları daha vardı, onun ilaç sepetini alıp intihara teşebbüs ettim. Ben kusmaya başladığımda bile gelip bir güzel beni dövdü, abimin beni hastaneye götürmesine engel oldu, bırakın ölsün dedi. Sonra araya halamlar girince beni yine özellikle örtüp hastaneye götürdüler.
Bu olaylardan sonra üniversite sınavım pek iyi geçmedi, o yaz yine fındığa gittik Karadeniz’e çalışmaya, ordan kazandığım parayla dershaneye gitmek istedim, babam karşı çıktı. Bu arada bu olay ve 2018 yılında gerçekleşti. Babamı dinlemeyip kaydımı yaptım, kaçak göçek gitmeye çalıştım sürekli. Birgün sabah bana “ben sana okula gitmeyeceksin demedim mi” dedi bir güzel yine dövdü beni. Sonra işe gitti, daha doğrusu gittiğini zannettim kalkıp yine gitmek istedim. Peşimden arabayla geldi, çağırdı bin dedi. Beni yine dövüp eve kitleyecekti. Kaçmaya çalıştım, kasten peşinden gelip bana çarptı. Fotoda gözüktüğü gibi kafama dikişler atıldı, kaşım gözüm morardı, hastaneye gittik darp raporu alınmam engellendi, bunu engelleyen AKP'li amcamdı...
Beni annemi öldürmekle tehdit etti, şikayetçi olamadım ki kendisinin silahı var, sürekli onu beline takıp bizim eve gelip tehdit ederdi. Korktuğum için şikayetçi olmadım ve bir dosya daha kapanmış oldu. 3 bin TL'lik ceza aldığını bir hafta içinde öğrendim. Bu olaylardan sonra sosyal hizmetler beni denetlemeye karar verdiler. Babam sırf bundan dolayı korkudan beni üniversiteye göndermek zorunda kaldı. Bu arada babamın bana çarptığı aracı annemin yüksek oranda engelli raporu vardı hastalıklarından dolayı, o belgeyle indirimli şekilde alınmış bir araç. Bunun için zamanında annemi dövüp zorla imza attırmaya götürdü. Anneme sürekli hemşireleri burana şurana ne oldu teyze? Neden mor? Diye sorduğunda annem taşa duvara çarptı demek zorundaydı.
Annemi pandemide kaybettik... Ve aracın tapusunu alabilmek için babam bizden zorla imza almaya çalıştı anneme yaptığı gibi. Ben dayanamadım konuştum, beni darp etti o gün, boğmaya çalıştı. Kadese bastım, polisi aradım zorla. Sonrası malum, aylardır kadın sığınmada kalıyoruz. Urfa’da can güvenliği riskimiz olduğu için nakil yoluyla farklı bir şehre geldik. Burda düzen kurmaya başladık, ablalarımla çalışmaya başladık 5 kız. Birgün iş çıkışı babamızı gördük, meğer bizi arıyormuş. Kendisi zaten aşiret mensubu, elinde silahı peşimizi bırakmıyor. Şu an bizim aşirette namusunu kirletmiş, kaçmış o**rspu kadın rölündeyiz ve bizi öldürmeden peşimizi bırakmayacak. Benim tek amacım annemin sesi olmak, o caniye yıllardır anneme, ablamlarıma ve bana yaşattıklarının cezasını çektirmek ve hala korkan, susan binlerce kadına ses olmak, ilham olmak…"
Bu sürede nüfus yaşlanmaya başlayacak ve yapay zeka ve başka teknolojiler ilerleyip, Türkiye’yi daha da geride bırakabilir. Bence Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike böyle vasat bir şekilde devam etmesi.
haftada bir kere dışarıda yemeğe çıkmak, orta halli bir arabaya sahip olmak, senede üç beş gün tatil yapmak, sıradan bir akıllı telefon sahibi olmak, "konfor" değil, "insanca yaşamaya çalışmak"tır.