Baba,hukukcu,devrimci demokrat,Deniz'i Beşiktaşı,rakıyı,balığı,şiiri bir de türküleri sever..
"Belki de bir bebeğin gülüşünde gizlidir muhtaç olduğumuz kudret"
Samimi olanları tenzih ediyorum:
Kimi Atatürk, Nutuk, 6 Ok diyor; soyuyor.
Kimi Tanrı Dağı, Gökbörü, Asena diyor; soyuyor.
Kimi Hira Dağı, Şeyh/Hocaefendi, Hayırlı Cumalar diyor; soyuyor.
Sizin Allah belanızı versin.
Son günlerde meydana gelen ve kamuoyunu meşgul eden bir meseleyle ilgili olarak bugün şahsım hakkında birtakım iddia ve değerlendirmeler gündeme getirilmiştir.
Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde söz konusu meseleye ilişkin ortaya koyduğu açık ve kararlı iradeyle, kim olursa olsun iddiaların tüm yönleriyle araştırılması ve sürecin titizlikle yürütülmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Ben de bu yaklaşımın gereği olarak, ortaya atılan iddiaların hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmasını ve yürütülecek sürecin sağlıklı ve selamet içerisinde tamamlanmasını son derece önemsiyorum.
Siyasette taşıdığımız sorumluluğun yalnızca hukuki sorumlulukla sınırlı olmadığına inanıyorum. Milletimize karşı üstlendiğimiz görev, gerektiğinde siyasi ve vicdani sorumluluk almayı da gerektirir.
Bu nedenle, şahsımla ilgili iddiaların açıklığa kavuşturulacağı bir süreçte bulunduğum makamın herhangi bir tartışmaya konu edilmemesi; yürütülecek inceleme ve soruşturmanın hiçbir gölge altında kalmadan, bağımsız ve sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi adına siyasi sorumluluk almayı gerekli görüyorum.
Bu anlayışla, sürecin selameti ve iddiaların tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulabilmesi amacıyla yürütmekte olduğum tüm görevlerimden affımı Sayın Genel Başkanımızdan istedim.
Kamuoyuna saygıyla arz ederim.
Şiddeti yaratan kendi değilmiş gibi mikrofon tutan devlet olunca, barınma hakkını çiğneyen belediye başkanı “muhalefetten” olunca ve içimizdeki hain de dernek başkanı olunca, Romana uygulanan zulüm sıradanlaşır elbet. Sessizliği büyüten yan aktörlüğünüzü de es geçmeyin…
İşçi sınıfına adanmış bir yaşam; Şeref Aydın!
Hep çalışarak, dövüşerek, dimdik öldüler...
"Bir elden ötekine geçmeden düşmek üzereyken bayrak, tam zamanında uzanıp tutanların kuşağı çıktı meydanlara. İnatla ve sabırla alan bildikleri her yere koşturdular. Uzak dağ köylerinden felsefeye, ağır sanayi havzalarından edebiyata sıçrayabilirlerdi. Kitaplardan da silahlardan da anlarlardı. Şifreli tespih çekmeyi onlar icat ettiler; elle çalıştırılan makinelerde bir gecede elli bin bildiri basabilmenin sırlarını onlar buldular. Otobüs duraklarında çanta değiştirmenin zekâ gerektiren bir iş olduğu ancak onların hayatları içinde sınanabilirdi. Umulmadık işler yaptılar; hiç olmayacak nesnelerden ilişkiler buldular, insan yaptılar, alet yaptılar, yontabildikleri her şeyi ışığa çevirmeye çalıştılar. Ceketlerinde gecekonduların ruhu kokardı, ezberlerinde yüzlerce belki binlerce ad ve adres vardı ve sokaklar onların da. Sert olmaktan başka çareleri yoktu..."
Sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.
@SelcukMizrakli Yakışıyor mu size hocam ya? Aziz Yıldırım olmaya mı niyetlisiniz? Çok ayıp! Ne yani biz de şimdi “sürecin ürünü bir takımsınız, kolluyorlar sizi” mi diyelim? İki şahane takım oynadı ve biri (hak edeni) kazandı. Yakışıksız sözleriniz umarım sadece size aittir…
📢Evrensel susmaz!
🚫X hesabımıza 'milli güvenlik' gerekçesiyle erişim engeli getirildi
💬Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Özdal (@hakki_ozdal):
"Sansürü aşmak konusunda ustalaşmış bir gelenekten geliyoruz. Bir kez daha bizim gibi gazetelerin okurlar tarafından desteklenmesinin önemi açığa çıkıyor."
Yeni Hafta programının tamamı YouTube'da👇
🔗https://t.co/VsIUSQ5VCC
"Evrensel gazetesi olarak Türkiye'nin gerçeğini anlatmak için okurlarımızdan aldığımız güçle 31 yıldır sürdürdüğümüz yayıncılık hayatımızda hiçbir baskıya boyun eğmedik. Kurulduğumuz günden itibaren toplatmalara, kapatmalara göğüs gerdik. Muhabirimiz Metin Göktepe polisler tarafından katledildiğinde de büromuz kurşunlandığında da geri adım atmadık. Soruşturmalara, davalara, ilan ambargolarına, para cezalarına karşı dayanışmayla dimdik durduk. Okurlarımızı dayanışmayı büyütmeye, abone olmaya, tüm sosyal medya platformlarında hesaplarımızı takip etmeye çağırıyoruz."
Evrensel susmaz, susturulamaz!
Çünkü Evrensel, işçi sınıfı ve emekçilerin sesi, soluğu, birliğinin, dayanışmasının ve mücadelesinin harcıdır!
Tüm engelleme girişimlerine karşı şimdi dayanışmayı büyütme zamanı!
Eskiden sosyalistlerin birliğinden yanaydım.Örgütsel birlik değil, eylem birliği, cephesel birlik vs.
Artık değilim.
İyi dövüşen, iyi örgütlenen, halkı doğru okuyan kazansın, büyüsün ve düzen siyasetine sosyalist siyaseti alternatif haline getirsin diyorum.
Gerisi ayak bağı.
@NaimBaburoglu Seni ne ilgilendiriyor sen solcu musun ki? Haddini bil en başta, bugüne dek ödediğin en ufak bir bedel var mı da böyle boyunu aşan şeyler söylüyorsun? Hadsiz seni..
Öcalan’ın söylediği ifade şu:
“Yavuz, İdris-i Bitlisi ittifakıyla, Kürt mirlikleriyle Ortadoğu’yu nasıl kazandıysa, biz de öyle kazanacağız.”
Bu söz Alevilerle ilgili kurulmuş bir cümle değildir. Öcalan, Yavuz Sultan Selim’in Alevilere yönelik siyasetini örnek göstermiyor. Tarihsel bir Kürt-Osmanlı ittifakına gönderme yaparak bugünün Türk-Kürt birlikteliğinin Ortadoğu’da yaratabileceği siyasal imkândan söz ediyor.
Öcalan’ın Alevilere ilişkin yaklaşımı da bunun aksini gösteriyor: “Aleviler bu işin tam da ortasındadır. Kalbindedir. Çünkü sadece Kürt’e, Türk’e demokrasi olmaz.” Alevileri demokratik toplumun asli unsurlarından biri olarak tarif ediyor.
Yavuz Sultan Selim isminin Alevi hafızasında yarattığı travmayı çok iyi anlıyorum ve bu itiraza hak veriyorum. Bir tarihsel figürün başka bir bağlamda kullanılması, onun Aleviler açısından taşıdığı ağır hafızayı ortadan kaldırmaz.
Ama tam da burada başka bir tarihsel tutarlılık sorusu ortaya çıkıyor: Yavuz’un adı Alevi hafızası üzerinden bugünün siyasetini mahkûm etmeye yetiyorsa, seküler Cumhuriyet’in Dersim Alevilerinin hafızasındaki yeriyle nasıl yüzleşeceğiz? Dersim 1937–38’i, Seyit Rıza’yı ve devlet şiddetini hangi tarih anlatısının içine koyacağız? Ve bütün bunlara rağmen Cumhuriyet’in kurucu partisi CHP ile Alevi seçmen arasındaki güçlü ve süreklilik gösteren siyasal bağı nasıl açıklayacağız?
Mesele Alevilere “CHP’den neden vazgeçmiyorsunuz?” demek değildir. Mesele, Aleviliği yalnızca sekülerlik üzerinden okuyup onun tarihsel hafızasını seçici biçimde siyasallaştıran medyanın çelişkisidir. Yavuz’un tarihsel yükünü hatırlatırken Dersim’in seküler Cumhuriyet içindeki tarihini sessizliğe gömemeyiz.
Alevilerin Yavuz’a itirazı meşrudur; fakat bu meşru travmayı Öcalan’ın söylemediği bir Alevi tehdidine dönüştürmek başka bir şeydir. Alevilerin tarihsel hafızasına gerçekten saygı duyacaksak, o hafızayı Yavuz’da başlatıp Dersim’e gelince durduramayız.