✍️Atama bekleyen binlerce meslektaşımızın yaşadığı belirsizlik, eğitim sistemimizin en acil çözülmesi gereken meselelerinden biridir.
✍️Liyakati, şeffaflığı ve uzun vadeli öngörülebilirliği merkeze alan kapsamlı bir Öğretmen İstihdam Eylem Planı artık bir zorunluluktur.
#Agsye50BinMüjdesi
Üniversite bölüm başkanı geçen gün şöyle dedi:
“Canan, her yıl gelen mezun bir öncekini aratıyor. Odaklanma daha kısa, ilgi daha az, temel donanım daha eksik. ‘Bundan kötüsü gelmez’ diyoruz… Ertesi yıl daha da gerisi geliyor.”
Bu cümle gençlere sitem gibi duruyor.
Durmuyor.
Bu, gençleri yetiştiren hattın artık kendini taşıyamadığının itirafı.
Çünkü bugün üniversitelerin hepsi kötü mezun vermiyor. Geçiş bozuk.
• Çocukluktan yetişkinliğe geçiş kesik.
• Okuldan işe geçiş kesik.
• Bilgiden beceriye geçiş kesik.
• Teoriden sahaya geçiş kesik.
Biz tamamlanmamış döngülerden geçen insanlar üretiyoruz.
Ben buna Kesintili Nesil diyorum.
Ailenin aşırı koruması özgüveni sakatlıyor; konforun fazlası çaba kasını felç ediyor.
Ve en kritik kırılma: Bu nesilde hedef kesintiye uğramıyor; hedefin oluşmasına bile gerek bırakmayan bir rahatlık sunuluyor.
Bu nesil, hayatın hiçbir aşamasında tam bir döngü yaşamıyor:
Başlıyor ama sürdüremiyor.
Öğreniyor ama uygulayamıyor.
İstiyor ama tutunamıyor.
Çabalıyor ama tamamlayamıyor.
Dikkat kesintili.
İlgi kesintili.
Sorumluluk kesintili.
Emek kası kesintili.
Tutunma kapasitesi kesintili.
Gençler boş değil; yarım kalmış bir yolculuğun ürünü.
Hoca “her yıl daha kötü geliyor” derken aslında şunu görüyor:
Her yıl biraz daha yarım geliyorlar.
Biraz daha kesintili.
Biraz daha tamamlanmamış.
Asıl kriz tek başına gençlerde değil, tek başına sistemde de değil.
Asıl kriz, gençle sistemi birbirine bağlayan bütün hatların kopmuş olmasında.
Bu kesintiyi onarmadan “neden her yıl daha kötü?” sorusu hiç bitmeyecek.
Kalp ameliyatınıza göz doktorunun girmesini istemediğiniz gibi çocuklarınızın derslerine de eğitim fakültesi mezunu olmayan kişilerin girmesini istememeniz önerilir.
Yıl olmuş 2026 ve İstanbul gibi bir yerde en az 30.000 öğretmen ihtiyacı var. 4 yıl önce yapılan öğretmen atama sayısı 45 binken son 3 yılda toplam 45 bin öğretmen atandı. Neredeyse 90 bin kadar bir atama kırpıldı. Öğretmen atamaları seçime göre planlanamayacak, ücretli öğretmenlerle tasarruf edilemeyecek kadar önemli bir konudur.
#AGS50BinHakkımız
50 bin atama bir lütuf değil; yıllarca emek veren, sınavlara hazırlanan öğretmenlerin haklı beklentisidir.
Sınıflarda öğretmene ihtiyaç varken, binlerce öğretmeni belirsizliğe mahkûm etmeyin.
Bugün tek ses, tek talep:
2026 AGS’de 50 BİN ATAMA!
Sesimizi duyana kadar söylemeye devam edeceğiz.
#AGS50Binatama
Eğitimde sürdürülebilirlik, geçici çözümlerle değil; kadrolu istihdam ve liyakata dayalı planlı bir atama politikasıyla mümkündür.
Sağlıklı bir atama, istihdam ve tayin politikası bu ülkenin öğretmenlerinin en temel hakkıdır.
#BolKontenjanlı2ilDışıMEB#AGS50Binatama
Bir ülkede eğitim, her yıl on binlerce ücretli öğretmenin omuzlarında yürüyorsa ortada öğretmen fazlası değil, karşılanmayan kalıcı bir ihtiyaç vardır.
Kadrolu istihdam yerine geçici görevlendirmeyi tercih etmek, sorunu çözmek değil; sadece ertelemektir.
@RTErdogan#MebAGS50Bin
Yorgun insanlar yetiştiriyoruz. Üretmesi gereken yaşta gelecek kaygısı ile zihni durmuş insanlar. Tüm enerjisini saçma sınavlara adamak zorunda kalmış ve sonrası için nefesi kalmamış insanlar. Farkında mısınız?
#egt#eğitim
İnanılır gibi değil! Bir bakan düşünün ki MİLLİ Eğitim bakanı olmasına rağmen kurtuluş savaşını bilmiyor.
Bu savaşın Osmanlı Devletine karşı değil; Bu topraklar üzerinde emelleri olan Yunanistan, Ermenistan, Fransa, Birleşik Krallık ve İtalya’ya karşı yapılan bir savaş olduğunu idrak edememiş. Ve biz programları, eğitimi, çocuklarımızı bu insana mı emanet ediyoruz şimdi?
Peki bu Milli değerlere saygısızlık, toplumu ganyana getirecek bir açıklama değil mi?
Hani Silivri ?
#YusufTekinİSTİFA
Kadının Öğretmen Sendikasında Görünen Emeği
Bu direnişte kadınların emeğinin görünmediği tek bir gün olmadı.
14 gün boyunca Ankara sokaklarında en önde yürüyen, en gür sesi çıkaran, arkadaşının elini bırakmayan, gözaltına alınan, şiddete uğrayan ama bir adım geri atmayan kadın öğretmenlerdik.
Bize düşük ücreti reva görenlere, emeğimizi değersiz görenlere, mobbingi, baskıyı ve dayatmaları kaderimiz sanan patronlara inat; susmadık, boyun eğmedik, birbirimizden vazgeçmedik. Farklılıklarımız gücümüz oldu, emek mücadelesi bizi aynı safta buluşturdu.
Çünkü biz biliyoruz ki kadın dayanışması yalnızca yan yana durmak değildir; en zor anda birbirine güç olmak, umudu yeniden ayağa kaldırmaktır.
Bu sendikada kadınların emeği görünmez değildir. Bu sendikada kadınlar yalnızca mücadelenin parçası değil, mücadelenin taşıyıcısıdır. Attığımız her sloganın, açtığımız her pankartın, kurduğumuz her dayanışmanın içinde kadınların cesareti ve emeği vardır.
Biz, emeği görünmeyen kadınlar olmayacağız. Emeğimizi de haklarımızı da geleceğimizi de birlikte savunacağız.
Bu mücadeleyi omuzlayan, geri çekilmeyen, direnişi büyüten tüm kadın öğretmenlere selam olsun.
Mücadelemiz sürüyor. Biz buradayız. Ve kazanana kadar vazgeçmeyeceğiz.
#ÖğretmenlerAcilÇözümBekliyor
#AyşenGürcanKomisyonuTopla
@ProfDrAGurcan@NazimMavis@ozmehmetemin@ZehraNurAydemr@ozturkercn@kemalkarahanmv@mhulkicevizoglu@YucelArzen@makif_yilmaz@latifselvi42@IbrahimUKaynak@rukiye_toy@yilmazbuyukaydn@ismetguneshan17 @elvangezmischp @yalimhalici@FethiAcikel@Suat_Ozcagdas@fazilkasap@drmadiguzel@ilyastopsakal@saffetsancakli@YLMZHUN@KezbanKonukcu@PerihanKoca@senolsunat@mehmetkaramansp
Kızımın öğretmeni, sınıftaki ilişkileri düzeltmek için muazzam bir yöntem bulmuş. Cuma günleri her çocuk, hafta boyu kendisine en iyi davranan arkadaşının adını ve sebebini bir kağıda yazıp kutuya atıyor. Kimse kimsenin notunu görmüyor.
Pazartesi günü öğretmen sonucu açıklıyor. Kimin kaç oy aldığını söylemiyor, sadece haftanın şampiyonuna çikolata veriyor. Bazen şampiyon sayısı ikiye, üçe çıkıyor. Kızım dün akşam "Anne, sınıfta gizli bir rekabet var. Herkes çikolatayı kapmak için birbirine deli gibi iyi davranıyor" dedi. ( devamı 👇)
Bu bir yönetim sorunu değil, açık bir çöküştür.
Atanmayan öğretmenler, güvensiz okullar, bitmeyen belirsizlik…
Eğitim göz göre göre eriyor.
Ve hâlâ kimse sorumluluk almıyor.
Artık tek bir talep var:
#YusufTekinİstifa
İlber Ortaylı'nın şubat ayında kaleme aldığı yazısından bir kesit:
"Pazar gecesi fenalaştım. Hasta bakıcı Sevim Hanım, Dr. Şevval Kanlı, hemşirelerden Tuğba ve Çağla hepsi birden seferber oldular. Zaman makinesine binebilsem Gazi Paşa’ya telgraf çekeceğim: Paşam, dört Türk kadını, ihtiyar moruk profesörü kurtardılar. İnkılaplar hedefine varmıştır."
Değil maaşımın iki katı, on katını da verseler milli eğitim akademisinde görev almam. O kamu israfının içinde de bulunmam.Eğitimini tamamlamış öğretmenlere neyin eğitimini vereceğim? Bu sistemi getirenler bu süreçlerden mi geçti? Beslenme çantası boş çocuklara, yetim öğrencilere, okuldan koparılan kız çocuklarımıza verilmesi gereken o para benim inancıma ve değerlerime göre bana haramdır. Ben bu güzel devletimin sadece bir bursuyla, zorluklar içinde okuyarak üniversite eğitimimi bitirdim. Ve o bursun da etkisiyle öğretmen oldum. Sonra okul müdürü ve ardından akademisyen oldum. Akademilerin tüm kalemlerinde harcanacak o paralarla benim gibi başka nice yetim çocuk, nice yoksul çocuk daha öğretmen, doktor, polis, savcı olur…. Kaldı ki benim gibi düşünenleri de zaten akademiye almazlar. Kendimi bu kadar düşürmem. Benim abdestimden şüphem yok ki namazımdan da olsun. Ben, öğrencilerime verdiğim eğitimin ve emeğin arkasındayım. Eğitimini tamamlamış öğretmenlerin karşısına çıkmak da benim kanıma dokunur.
Bu profesörler…
Bu doçentler…
Bu akademisyenler…
Bu öğretim üyeleri...
Yıllarca eğitim fakültelerinde bize ders verip diplomamızı onlar vermedi mi?
Şimdi ne oldu?
Mezun ettiğiniz öğretmeni yetersiz mi ilan ediyorsunuz?
Soruyorum:
Madem biz eksiktik, neden mezun ettiniz?
Madem yeterliyiz, neden yeniden “akademi” masalıyla önümüze set çekiyorsunuz?
Bu eğitim değil…
Bu resmen rant, menfaat ve oyalama düzenidir!
📍Tüm öğretmenler yaşadıkları mağduriyetleri bu şekilde bir video ile anlatsa, herkes gerçek tabloyu çok daha net görür.
📍Gerçeklerin görünmesi için Instagram, Facebook, Twitter, YouTube gibi tüm platformların bu içeriklerle dolması ve bu videolara güçlü etkileşim verilmesi gerekiyor.
📍Çünkü bu yapılanları ve mağduriyetleri tüm Türkiye duymalı.
#duymayankalmamalı
Bu ülkede eğitim politikası yapılmıyor.
Bu ülkede rastgele karar alınıyor.
Geçen yıl AGS adı altında Eğitim Bilimleri’ni sildiniz. ÖABT’de alan eğitimini yok saydınız. Tek bir bilimsel rapor yoktu, tek bir pilot uygulama yoktu, tek bir akademik kurul kararı yoktu. Sadece bir imza, bir duyuru, bir “böyle uygun gördük”.
Sonra ne oldu?
Bir yıl sonra, üstelik sınava 6 ay kala, “geri getirdik” dediniz.
Bu ne tutarsızlık?
Bu ne plansızlık?
Bu ne ciddiyetsizlik?
Dün gereksiz dediğinizi bugün zorunlu ilan ediyorsanız, ortada akılcı bir sistem değil, kontrolsüz bir yönetim refleksi vardır. Eğitim Bilimleri bir hata değilse neden kaldırıldı? Hataysa neden geri getirildi? Bu soruların hiçbirine cevap yok.
Çünkü cevap yok. Çünkü düşünülmedi. Çünkü hesap yapılmadı.
Bu yaklaşımın adı reform değil, kaostur.
Bu yaklaşımın adı dönüşüm değil, savurganlıktır.
Bu yaklaşımın adı yönetim değil, sorumsuzluktur.
Binlerce öğretmen adayı, sizin bu kararsızlığınız yüzünden planlarını yaktı, kaynaklarını çöpe attı, aylarca yanlış yönlendirildi. Kim özür diledi? Kim sorumluluk aldı? Kim bedel ödedi?
Hiç kimse.
Çünkü bu sistemde bedel ödeyenler karar verenler değil, susmak zorunda bırakılan adaylar.
Eğitim gibi hayati bir alanda, “olmadı geri alırız” diyebilecek bir rahatlık varsa, burada devlet ciddiyetinden söz edilemez. İnsanların yılları, emeği, psikolojisi bu kadar ucuz olamaz.
Bu bir sınav krizi değil.
Bu bir yönetim krizi değil.
Bu zihniyet krizidir.
Ve bu kriz, her yıl başka bir ad altında öğretmen adaylarının hayatına çarpmaya devam ediyor.
#YusufTekinİSTİFA