Deniz Göktaş: CİMER’e yapılan bir şikayet şöyle, “İdam cezası olan bir ülkede idam edilmesini talep ediyorum, teşekkürler.” Benim bu kişiyi kin ve düşmanlığa tahrik ettiğim iddia ediliyor. Bu kişide öyle bir kin var ki tüm Ortadoğu’ya yeter. Benim tahrik etmeme gerek yok. Adam idam inovasyonu öneriyor. Elde idamlık bir komedyen var ve bunu idam cezası uygulayan ama elinde idamlık komedyen olmayan ülkeye ihraç etmeyi teklif ediyor. CİMER de altına “Talebiniz alınmıştır” diye yazmış. Umarım kabul edilmez. İdam edilecek komedyen benim diye duygusal mı yaklaşıyorum, bilmiyorum.
Üsküdar’da Özgür Özel ile buluşmak; kardeşlikle, mertlikle, cesaretle, kararlılıkla buluşmak…
Milli iradenin muhafızı olmak; onurumuza, haysiyetimize, şerefimize sahip çıkmak…
Çocuklarımızın, gençlerimizin geleceğine sahip çıkmak…
Köprüye, otoyola, sandığa, 87 milyon yurttaşa ait olan her şeye sahip çıkmak, Üsküdar’da olmaktır.
Yenilenin, omuz omuza verin, güç verin, güç alın, milletimizin, kendinizin sesi olun!
Haydi milletçe Üsküdar’a!
6 Şubat Depreminde kolonları kesildiği için yıkılan ve 35 kişiye mezar olan Ezgi Apartmanı davasında pastane sahipleri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel'e tahliye kararı çıktı.
🔴“ERDOĞAN ARTIK GAZA BASTI!”
🎙️@timursoykan: Türkiye seçim iklimine giriyor. Bu süreçte tarihinin en kritik eşiklerini yaşayacak. İktidar seçimsiz bir rejime sürüklediğini ilan ediyor. Üsküdar vakası üzerinden diyor ki “Ne olursa olsun koltuğu ele geçiririm.” Türkiye’yi sandıktan koparmak için Erdoğan gaza bastı.
🔗https://t.co/LZXW7LUM1O
Bunu her ülkede göremezsiniz: Yüksek yargı mensubu bile adalet arıyor❗️
Bolu Grand Kartal Otel'deki yangında yakınlarını kaybeden aileler Bolu'dan Ankara'ya "78 Can İçin Adalet Yürüyüşü" başlatıyor. Yürüşte ülkemizde pek görülmeyen bir şey yaşanıyor. Bir yüksek yargı mensubu da oğlu için adalet arıyor.
Yangında oğlunu kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay da bu eylemde-yürüyüşte yer alıyor ve şunları söylüyor:
"Bir toplumda insanlar ekmeksiz kalabilir, susuz kalabilir, karanlıkta kalabilirler. Ama adaletsiz kalamazlar, buna dayanamazlar"
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Herkese merhaba, dayanışma ve destek mesajlarınızı okumak gazeteciliğe dair heyecanımı arttırdı. Hepiniz iyi ki varsınız.
Gözaltına alınma ve gözaltı sürecinde yaşadıklarımı anlatma gereği duyuyorum.
Arkadaşlarımdan ayrıldıktan sonra uğradığım manavdan hukuka uygun olmayan yüz tanıma yöntemiyle takip edilerek dört farklı ekip tarafından gözaltına alındım.
Gözaltına alınmama gerekçe olarak 2018'de ifadesini verdiğim dosya gösterildi. Fakat dosyanın içinde herhangi bir ifade çağrısı bulunmuyor.
Sonuç olarak avukatım Mert Batur'un yürüttüğü süreç, meslektaşlarımın dayanışması ve kamuoyunun tepkisiyle birlikte az önce serbest bırakıldım.
Fakat gözaltına yaşadığım işkence sürecini anlatmam gerektiğine karar verdik.
Dün gözaltına alındığım saatten itibaren tuvalete gitmeme izin verilmedi. Nezarethanede pet şişeye ihtiyacımı gidermem gerekti.
Kullanmam gereken ilaçları defalarca talep etmeme rağmen getirmediler.
Sabah Çağlayan'a götüren ekip tarafından araçta küfür, hakarete uğradım.
Çağlayan Nezarethanesi'ne gireceğimiz sırada beni araçtakilerden ayırıp kolumu bükerek nezarete sokmak istedi. Karşı gelmemin ardından kameraların göreceği şekilde fiziksel şiddete uyguladı.
NATO Zirvesi nedeniyle gözaltına alınan ve birlikte kaldığım kişilerin uğradığı işkence bir gazeteci olarak kendi gözlemim olarak ayrı bir yerde duruyor.
Tüm süreçle alakalı suç duyurusunda bulunacağız. İşkence insanlık suçudur.
🔴 Gazeteciler Hazar Dost ve Kayhan Ayhan gözaltında
👉️ Gazeteci Hazar Dost, 2018'de katıldığı bir eylem gerekçe gösterilerek manavdan alışveriş yaparken gözlatına alındı. BirGün muhabiri Kayhan Ayhan da İstanbul’da evinde gözaltına alındığını sosyal medya hesabından "Gözaltına alınıyorum" mesajıyla duyurdu.
https://t.co/RS29m744Ia
Kayhan ilk günden itibaren tam 4,5 aydır her gün İBB davasını Silivri’den takip etti. Tam da Ekrem İmamoğlu’nun çıkacağı zaman gözaltına alındı. Gerekçe: duruşmadaki ifadeleri anlık olarak paylaşması. Bu suç mu? Değil. Halkın haber alma hakkının ta kendisi. Kayhan ne bir cümleyi eksik verdi ne de fazla. Sadece düz bir şekilde ne dendiyse onu yazdı. Burada sadece Kayhan’a değil tüm halka hakaret var.
Sartre’a göre kaygı, özgür olduğumuzu fark ettiğimiz anda ortaya çıkar. Hiçbir şeyin önceden belirlenmemiş olması, seçimlerimizin tüm sorumluluğunu bize yükler. Kaygı, bu özgürlük yükünün doğal sonucudur.
Şu yaşaan skandalın altında net biçimde AKP'nin para için her adımı atan kültürü, ahlakı var. Ülke nasıl küçültülür, nasıl rezil edilir... 20 yıllık zavalllılaşma, karanlık sadece bu olaydan bile algılanabilir hale geldi!
Fenerbahçe ve Galatasaray'a, Suudi Arabistan'ın şartlarını kabul etmesi için Riyad ile birlikte AKP de baskı yapmış. Türkiye kazanırsa AKP kaybeder, AKP'nin kazandığı her yerde de Türkiye kaybedendir....
Demirtaş'ı seversiniz, sevmezsiniz bilmem ama, ülkece adalet borçlu olduğumuz isimlerden birisi... Yıllardır hiçbir hukuki gerekçe olmadan hayatı çalınıyor, kazanamayarak senden de bir süre daha çalacakları bir denklem bıraktık...
Ülkede yaşayan iki insandan biri senin gibi. Ülkede yaşayan iki insandan biri karar vermiş, vazgeçmeyecek. Ülkede yaşayan iki insandan biri senin yoldaşın. Bunu unutma.