Herkese Merhabalar,
Anayasa Mahkemesi’nin hakkımda verdiği ihlal kararının uygulanmamasından bu yana kamuoyuna hiç konuşmadım. Bu süreçte sessiz kalmayı, hukuka olan inancımı ve sabrımı korumak için bilinçli olarak tercih ettim.
Ancak bugün ikinci kez Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak hakkımdaki kararın uygulanması talebinde bulunduğumu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Evet, 4 senedir Silivri’deyim; adil yargılanmadığım ve masum olduğum AYM kararı ile tescillendiği halde evime, Vera’ma dönemiyorum ve bu ancak yaşayanın anlayabileceği kadar zor ama dilerim bu hatadan bir an evvel dönülür ve hiç kimse bir daha bunu yaşamaz.
Yaptığım başvuru, yalnızca benim özgürlüğüm veya kişisel hak arayışımdan ibaret değildir. Tam tersine, hepimizin ortak ihtiyacı olan hukukun üstünlüğü, adil yargılanma hakkı ve Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığıyla ilgilidir.
Bugün bu karar benimle ilgili olabilir; yarın bambaşka bir yurttaşla ilgili olabilir. Haksızlığa uğrayan kim olursa olsun, onun yanında durabilme iradesini gösterebildiğimiz ölçüde bu ülkede hepimizin güvende olacağına inanıyorum.
Her siyasi görüşten, her partiden, her düşünceden insanın hukuk karşısında eşit olduğu bir düzeni savunmak hepimizin ödevidir. Adaletin kimliğe, dünya görüşüne, oy tercihlerine göre değişmemesi gerekir.
Bu nedenle çağrım, yalnızca bana destek verilmesi çağrısı değildir; hepimizin güvenliğini sağlayan hukuk devletinin korunması için bir arada durma, doğru tarafta olma çağrısıdır.
Yaşadığım süreç zor, yorucu ve kimi zaman yıpratıcı oldu. Ancak umudumu hiç kaybetmedim. Bu umudu bana ailem, dostlarım, dayanışma gösteren herkes verdi. Şimdi herkesi bu dayanışmayı, kişisel bir haksızlığa değil, ülkemizde adaletin 86 milyon tarafından güvenilir biçimde tesis edilmesi için büyütmeye davet ediyorum.
Ben ve ailem adaletsizlik ve haksızlığın acısını yaşadık, yaşıyoruz.
Bu acıyı kimsenin yaşamamasını istiyorum. Kimse bunu hak etmiyor.
Evladım Vera başta olmak üzere, bizden sonraki tüm nesiller için adil bir düzen istiyorum.
Bu isteğe herkesin tüm başka aidiyetlerini geride bırakarak, sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ortak olmasını diliyorum.
Allah kimseyi masumiyetini müdafaa etmek zorunda bırakmasın.
AK Parti ve MHP’ye oy veren vicdanlı kardeşlerime sesleniyorum. Her fırsatta dinden ve vicdandan bahsedenler, mübarek Ramazan’ın bir İftar vaktinde 31 yıllık diplomamı iptal edip, aynı günün gecesinde bir sahur vaktinde gözaltına aldılar.
Göreve geldikten sonra İBB’ye 1200 müfettiş geldi, her işlemimiz didik didik edildi. Attığımız her adım, aldığımız her nefes yakından takip edildi. Yıllardır gelmeyen bütün müfettişler İBB’de kamp kurdu, İBB Meclisi bizi devamlı denetledi, bir grup medya her gün açık aradı. İhaleler dahil bütün iş ve işlemler anında basına yansıtıldı ve tüm detaylarıyla paylaşıldı.
Allah’a hamd olsun ki hepsinden tertemiz çıktık, hiçbir usulsüzlük bulunmadı.
Millet her şeyi gördü, bildi ve 3. kez 1 milyon oy farkıyla bizi seçti.
Her şey ondan sonra başladı.
Belediyeden iş alamamış bir grup ve onlarca suç kaydı olan bazı insanların şikayeti ile harekete geçildi. Bunlara gizli tanık iftiraları eklendi ve buradan aklın almayacağı bir suçlama oluşturuldu. Bir torba uydurdular içine akıllarına gelen her şeyi attılar.
Şimdi “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali hakkımızda yalan haber bombardımanıyla üste çıkmaya çalışıyorlar. Ciddi herhangi bir suç bulunamayınca insanları arayarak “gizli tanık”, “yalancı şahit” olmaya zorluyorlar. Yazık çok yazık.
Bizim Allah’a şükür veremeyeceğimiz bir hesabımız yok. Kumpas aklıyla hareket edenler eninde sonunda kaybeder ama bu arada olan güzel ülkemize oluyor.
Diplomam bir günde iptal ediliyor, kaç kuşaktır alın teriyle emekle biriktirdiğimiz tüm mal varlığımıza apar topar el konuluyor, haysiyet çiğneniyor.
Bir gün herkesin kapısını çalabilecek bu hukuksuzluğa evlatlarımız ve geleceğimiz için dur demeliyiz. Kendine ait olmayan koltuğu korumak adına her yolu mübah gören anlayışa dur demeliyiz. Ahlakı, hak ve hukuku korumanın partisi olmaz.
Ben bu ülkenin her görüşten insanının sağduyusuna güveniyorum. Herkesin milli iradeden yana olduğuna hiç şüphem yok. Haktan ve hukuktan nasibini almamış bir avuç insanın bu ülkeye yaşattığı zulmü artık durdurmamız gerekiyor. Seçimler gelir geçer, o parti gelir, bu parti gider ama kalıcı olan hakka ve hukuka olan güvenimizdir.
Herkes için, her zaman adalet.
T24’te kamuoyuna duyurduğumuz @tayfun_kahraman a uygulanan eziyet ile ilgili yazı ve görüntülere tepkiler sürüyor. Konunun hakkında hala soruşturma olmaması kabul edilebilir bir durum değil @de_meric@t24comtr
Biri kolunda ev fiyatına bedel saatle geziyor, diğeri Monaco Yat Kulübünde ıstakoz yiyor.
İşte halkın dostları…
Bizler seçkin azınlığız, bunlar da bu milletin vekilleri…
Aşağıdaki görüntüler 2 yıl önce bugün çekildi.
2 satır somut gerekçeden ve delilden yoksun bir yargı kararı ile eşim ve meslektaşım Tayfun Silivri'de tutsak edileli beri tam 2 yıl geçti. Aile bütünlüğümüze kast edilen bu süreçte adaleti tırnaklarımızla kazımaya çalışarak 2 koca yıl geçirdik. 2 yıl boyunca adil yargılanmak için çabaladık.
Kızımız Vera 2 yaş büyüdü, okula başladı, bisiklete binmeyi öğrendi, biraz biraz okumaya yazmaya başladı. İlk yazıları hapisteki babasına mektuplar oldu.
Anayasa Mahkemesi'ni bir an önce yaşadığımız bu zulmü sonlandırmaya ve adil yargılanma hakkımızı sağlamaya davet ediyoruz. Adaleti geciktirmeyin, herkesin gördüğü ve bildiği bu hukuksuzluğa bir an önce son verin.
#TayfunKahramanaÖzgürlük
Tayfun anayasanın emrettiği vatandaşlık ödevini yaptığı için tutuklandı.
Can anayasaya uymayanların kararıyla içeride tutuluyor.
Ben bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, anayasaya uymaya devam edeceğim. Vatandaşlık ödevimi yapıyorum ve hakkımı istiyorum. Anayasa Mahkemesi'nin eşimi ve ailemi korumasını istiyorum.
“Tayfun’un söylediklerine birebir şahidim, Tayfun’un anlattıklarına birebir şahidim, Tayfun’un ne yapmak istediğine birebir şahidim.”
Eşim Tayfun'un suçlu olduğuna dair delil yok, ancak masumiyeti için şahidimiz çok.
Ömrü boyunca Tayfun'un ne yaptığına onu tanıyan herkes şahittir.
İlk günden beri Tayfun’a şahitliğini cesurca dile getiren, adalet mücadelemize omuz veren sayın Ekrem İmamoğlu'na ailemiz adına teşekkür ederim.
602 gündür hapishanede olan eşi Tayfun Kahraman'ın serbest bırakılması için verdiği mücadeleyi @bianet_org
için anlatan @de_meric "Burada bir gerçeklik yaşanıyor. Bu nasıl yok sayılır?" bir de çağrısı var👇
https://t.co/HNV6P02khF
Sevgili @kepenekevrimm ile Gezi Davası’nı, @tayfun_kahraman’ın tutukluluğunu ve yaşadıklarımızı konuştuk.
Lütfen bu söyleşiyi okuyun ve benimle beraber ve @yilmaztunc’a sorun:
TAYFUN KAHRAMAN’IN SUÇ TEŞKİL EDEN FİİLİ NE, DELİLİ NEREDE?