24.06.2026 tarihinde Sağlık Bakanlığı önünde @disheksen_org Dişhek-sen Sendikası tarafından gerçekleştirilen basın açıklamamız ulusal basında geniş yankı buldu.
TUK'nun 2826 sayılı kararına yönelik protestomuzu ve meslektaşlarımızın liyakat ve hakkaniyet ilkeleri gözetilmeden yapılan "unvan dağıtımına" olan haklı itirazlarını kamuoyuyla paylaştık. Mesleki yetkinliğin ve adil değerlendirme süreçlerinin, sağlık hizmetlerinin niteliği açısından vazgeçilmez olduğunu ifade ettik.
Değerli meslektaşlarıma önemli bir uyarıda bulunmak istiyorum. Öncelikle süreci doğru okumak zorundayız. Bugün yaşanan sürecin nedeni, bazı kişilerin devlet nezdindeki etkisinden,gücünden değil, devletin belirli ihtiyaçlarını fırsata çeviren bir yaklaşımın kabul görmüş olmasındandır. Doğu illerindeki uzman açığı ve fakültelerdeki eğitici ihtiyacı gerekçe gösterilerek yaklaşık 4.000 doktoralı diş hekimine uzmanlık unvanı verilmesini öngören model, devlete hazır bir çözüm olarak sunulmuştur.
Ancak bu süreçte devletin hizmet ihtiyacı ile hukukun, liyakatin ve uzmanlık eğitiminin temel esasları arasında kurulması gereken denge göz ardı edilmiştir. Devletin ihtiyaçları gerekçe gösterilerek hukukun sınırlarını zorlayan bir uygulamaya zemin hazırlanmıştır. Bu, mesleğimizin geleceği açısından kabul edilemez bir yaklaşımdır.
Sağlık Bakanlığı, hukuka uygunluğu tartışmalı olan ve meslek camiasında ciddi tepki doğuran söz konusu TUK kararına ilişkin gerekli idari tasarrufu gecikmeksizin kullanarak kararın iptalini sağlamalıdır.
314 KADROYA
16 BİN 370 BAŞVURU;
DİŞ HEKİMLİĞİNDE İSTİHDAM KRİZİ ARTIK RESMİ VERİLERLE ORTADADIR
📌Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden verilen resmî cevapta, Sağlık Bakanlığının 2026 yılı ilk defa ve yeniden atama kurasında 16.370 diş tabibi ile 636 uzman diş tabibinin başvurusunu kabul ederek kuraya dahil ettiği belirtilmiştir.
CİMER tarafından verilen söz konusu atamaya 16.370 başvuru olduğu bilgisi, Türkiye'de kamuda istihdam bekleyen diş hekimlerinin sayısını gösteren bugüne kadarki en somut resmî veridir.
314 diş hekiminin alınacağı atamaya 16.370 kişinin başvurması, hatalı sağlık insan gücü planlamasının, kontrolsüz fakülte ve kontenjan artışlarının ve yetersiz kamu istihdamının doğurduğu yapısal krizin resmî belgesidir.
📌 Son on beş yılda diş hekimliği fakültelerinin sayısı
ve öğrenci kontenjanları bilimsel insan gücü planlaması yapılmaksızın hızla artırılmış; buna karşın kamu istihdamı aynı oranda büyütülmemiştir.
👉 2010 yılında 30 civarındaki diş hekimliği fakültesi sayısı 2025 yılında 105'e ulaşmış,
👉 2010 yılında 1500-2000 civarındaki kontenjan sayısı ise 2025 yılında 10.000'i aşmıştır.
👉 2025-2026 eğitim yılında kontenjanlarda %22 oranında azaltıma gidilmiş olması sorunun ulaştığı boyutun resmî kabulü niteliğindedir.
👉 Mevcut eğilim devam ettiği takdirde 2030 yılında Türkiye'deki diş hekimi sayısının yaklaşık 100.000'e ulaşacağı öngörülmektedir.
📌16.370 başvuruya karşılık 370 kadronun açılması, bireysel bir mağduriyet değil; Anayasa'nın 5. maddesinde devlete yüklenen insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesini sağlama görevi, 49. maddesinde güvence altına alınan çalışma hakkı ve kamu hizmetlerinin planlı yürütülmesi ilkesi bakımından değerlendirilmesi gereken yapısal bir sorundur. Kamu otoritesinin yükseköğretim kontenjanlarını belirlerken sağlık insan gücü planlamasını, istihdam kapasitesini ve toplumun ağız-diş sağlığı ihtiyacını birlikte gözetmesi hukuki bir zorunluluktur.
‼️Kamusal atamalardaki yetersizlik nedeniyle atama bekleyen on binlerce genç meslektaşımız güvencesizliğe mahkûm edilirken, özel sektörün denetimsiz ortamında emeğin değersizleştirilmesi ve düşük ücret odaklı çalışma koşulları sistematik bir soruna dönüşmüştür.
📌 Atama bekleyen 16.000’i aşkın diş hekiminin oluşturduğu mevcut tablo dikkate alındığında, mesleki itibarın, hekimlik haklarının ve nitelikli sağlık hizmetine erişimin korunması için;
➡️ Eğitim kadrosu bulunmayan diş hekimliği fakültelerinin kapatılması ve yeni fakülte açılışlarının durdurulması gerekmektedir.
➡️ Kontenjanlar, sağlık insan gücü planlaması ve bilimsel veriler esas alınarak yeniden düzenlenmeli ve kademeli olarak azaltılmalıdır.
➡️ Kamu istihdam kapasitesi ve ağız-diş sağlığı hizmetlerinin niteliğinin artırılması amacıyla gerekli bütçe planlaması acilen yapılmalıdır.
➡️ Aile diş hekimliği modeli kapsamında koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri geliştirilerek yaygınlaştırılmalı, böylece kamuda istihdam olanakları güçlendirilmelidir.
📢 Dişheksen olarak; diş hekimliğinin geleceğini, mesleki emeğin karşılığını ve kamu yararını esas alan tüm süreçlerin takipçisi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
@YuksekogretimK@saglikbakanligi@drmemisoglu@erolozvar@sbkhgm@sagliklicozum@ykalitekurulu@tcbestepe@TBMMresmi
#dişhekimliği
#dişhekimi
✅ DİŞHEKSEN faaliyetlerini incelemek ve üye olmak için
🔗 https://t.co/uXTsEApaRM
TUK’un bu hukuksuz kararının altyapısının yıllardır kapalı kapılar ardından işlendiği kanıtlanmış oldu. Bazı “ayrıcalıklı” kesimlerin mesleğimizi bitirmesine izin vermeyeceğiz.
#AtamadaDişEczDışlandı
Ortalama bir şehir hastanesi: 10–20 milyar TL (bazı büyük projelerde bunun çok üzerine çıkabiliyor).
Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (ADSM): büyüklüğüne göre yaklaşık 150–300 milyon TL civarında bir yatırımla kurulabiliyor.
1 şehir hastanesi = 40–100ADSM
#AtamadaDişEczDışlandı
Sayın Bakan, binlerce diş hekimi mağdur ediliyor.
Bu karardan dönün, danışmanınızın aldığı bu karar tüm meslektaşlarımızı mağdur edecektir.
Bu akıl, doğru bir akıl değil!
Anlık olarak kamu diş hekimi sayısı ortalama 15-20 bin civarındayken , önümüzdeki 5 yıl boyunca her yıl yaklaşık 10 bin yeni diş hekimi mezun olacak.
Peki hangi planlamayla, 100 yılda açılan kamu kontenjanına yaklaşan sayıda üniversite kontenjanı tek bir yılda açılıyor?
Bu nasıl bir insan gücü planlamasıdır?
Daha da düşündürücü olan şu: Bir ülkede yayımlanan atama duyurusunda diş hekimlerine ayrılan kadro sayısı nasıl “0” olabilir?
Eğer gerçekten ihtiyaç yoksa, neden vatandaşlar aylar sonrasına diş randevusu alabiliyor? Neden ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimde hâlâ ciddi sıkıntılar yaşanıyor? Sorun çürüksüz bir toplum olmamız mı, yoksa mevcut insan kaynağının doğru planlanamaması mı?
Bir yanda binlerce genç olarak yıllarımızı vererek mezun oluyoruz, diğer yanda kamuda istihdam kapıları kapanıyor. Kontenjanlar artırılırken istihdam aynı oranda planlanmıyorsa bunun bedelini hem diş hekimleri hem de sağlık hizmetine ulaşmaya çalışan vatandaş ödüyor.
#AtamadaDişEczDışlandı
Atama planlaması yapılırken tüm sağlık meslek gruplarına hakkaniyetli yaklaşılmalıdır. Diş hekimleri ve eczacılar için de yeterli kadro ayrılmalıdır.
#AtamadaDişEczDışlandı
26.06.2026 TARİHLİ AÇIKTAN ATAMA İLANINDA “DİŞ HEKİMİ” VE “UZMAN DİŞ HEKİMİ” KADROLARINA YER VERİLMEMESİ, DİŞHEKSEN’İN TUK 2826 SAYILI KARARINA YÖNELİK DİKKAT ÇEKTİĞİ RİSKLERİ GÜNDEME TAŞIMIŞTIR
📢 Tıpta Uzmanlık Kurulu'nun 2826 sayılı kararına karşı ilk günden itibaren hukuki ve sendikal mücadeleyi kararlılıkla yürüten Dişhek-sen olarak, bu kararın yalnızca bugün tartışılacak bir düzenleme olmadığını; diş hekimliğinin gelecek yıllardaki istihdam yapısını, uzmanlık sistemini ve mesleki dengelerini doğrudan etkileyecek sonuçlar doğuracağını defalarca ifade ettik.
📌 Süreç boyunca birçok sendika ve meslek örgütü temkinli açıklamalar yapmakla yetinirken, yürüyüş düzenleyen, Sağlık Bakanlığı önünde basın açıklaması yapan, hukuki süreci başlatan ve kamuoyu oluşturma sorumluluğunu üstlenen tek STK Dişhek-sen olmuştur.
📌Bugün yayımlanan açıktan atama kurası ilanı ise geleceğe ilişkin kaygılarımızın dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Resmî Gazete'de yayımlanan ilanda önceki dönemlerden farklı olarak diş hekimliği ve uzman diş hekimliği alanlarında kadro açılmaması, TUK'un son kararıyla birlikte değerlendirildiğinde, binlerce doktoralı diş hekimine uzmanlık unvanı verilmesinin, kamu istihdamına ilişkin daha geniş kapsamlı bir planlamanın parçası olup olmadığı sorusunu gündeme getirmektedir.
⛔ Dişheksen'in itirazı hiçbir zaman doktoralı meslektaşlarımızın akademik emeklerine değildir. İtirazımız; uzmanlık unvanının hukuki dayanakları, liyakat ilkesi ve DUS sistemi korunmaksızın yeniden tanımlanmasına yöneliktir. Çünkü bu karar yalnızca bugünü ilgilendirmemektedir. Lisans mezunlarından DUS'a hazırlanan diş hekimlerine, uzmanlık eğitimini tamamlamış meslektaşlarımızdan kamu ve özel sektörde görev yapan diş hekimleri ve uzman diş hekimlerine kadar tüm meslek grubunu etkileme potansiyeline sahiptir.
⚠️ Eğer önümüzdeki süreçte kamu kadroları yeni uzmanlık tanımları üzerinden planlanır ve bunun sonucu olarak lisans mezunları ile DUS yoluyla uzmanlık kazanmış meslektaşlarımızın atama imkanları daralırsa, diş hekimliği yıllarca telafisi mümkün olmayacak yapısal bir krizle karşı karşıya kalacaktır. Bu nedenle konu yalnızca bir unvan tartışması değil; kamu istihdamının adaletli dağılımı, diş hekimliğinde insan gücü planlaması ve mesleğin geleceği meselesidir.
🚩Dişhek-sen, bu sürecin ilk gününden itibaren ortaya koyduğu öngörülerin takipçisi olmaya devam edecektir. Hukuki mücadelemiz, kamuoyu çalışmaları ve kurumsal girişimlerimiz aynı kararlılıkla sürdürülecek; diş hekimliğinde liyakat ve mesleki adalet korununcaya kadar mücadelemiz devam edecektir.Bugün artık daha açık görülmektedir ki, mesleğimizin geleceğini koruyacak güç bireysel tepkiler değil, örgütlü ve kararlı sendikal mücadeledir.
https://t.co/AKuzG7LYDw
@YuksekogretimK@saglikbakanligi@drmemisoglu@erolozvar@sbkhgm@sagliklicozum@ykalitekurulu@tcbestepe@TBMMresmi
✅ DİŞHEKSEN faaliyetlerini incelemek ve üye olmak için
🔗 https://t.co/uXTsEApaRM
Birkaç ay önce cimere sorduğum bir sorunun ulusal medyada haber olması. Herkesin bu rezillikten haberi olması, diş hekimlerinin işsiz olduğunu bilmesi, Sağlık Bakanlığı'nın bu konu hakkında hiçbir şey yapmadığını bilmesi için güzel haberler bunlar. @saglikbakanligi@drmemisoglu
Dün Ankara'da diş hekimlerinin sesi yükseldi. Konu bir süredir devam eden diş hekimliğinde uzmanlık tartışmasıydı. Türk Diş Hekimleri Birliği, doktoralı diş hekimlerine uzmanlık yolunu açan kararı yargıya taşıdıklarını duyurdu. Diş Hekimliği Sendikası Sağlık Bakanlığı'na yürüdü. Doktoralı diş hekimleri ise meslek örgütlerinin açıklamalarına tepkili...
Bugün genç bir çocuk diş ağrısıyla kliniğe geldi. Devlet hastanesine gitmiş ama yapılacak işlem için 15 gün sonraya randevu verilmiş. Ağrıya dayanamayıp bize gelmiş.
Film çekildi, ya kanal tedavisi ya da çekim denildi. Kanal tedavisinin ücreti çok yüksekti, çocuk mecburen dişini çektirmek zorunda kaldı. Üstelik öndeki dişlerinden biriydi. İçim burkuldu kararını sağlığına göre değil bütçesine göre vermek durumundaydı.
Devlete gitse ayrı bir bekleyiş, randevu yokluğu, sonra geller… Özele gitse her şey ateş pahası…
Arada kalan yine insanlar oluyor. İnsan ağrısıyla değil, imkânsızlıklarıyla mücadele etmek zorunda kalınca üzülüyor.