Katliam Yasası’nın ikinci yılında kaybettiğimiz, hala tutsak ve yaşam mücadelesini sürdüren tüm köpekler için yine sokaktaydık. İki yıldır süren toplama, hapsetme ve öldürme politikalarına karşı yüzlerce yaşam hakkı savunucusu omuz omuza geldik. Unutmuyoruz, vazgeçmiyoruz!
Bugün sessiz kalırsak, yarın sokaklarda birlikte yaşadığımız can dostlarımız olmayacak.
İzmir'de hukuka aykırı toplama uygulamalarıyla hayvanlar, kapasitesi yetersiz bakımevlerine ve ölüme sürükleniyor. Buna sessiz kalmıyoruz.
📍11 Temmuz Cumartesi
🕕 18.00
📍İzmir Valiliği
Can dostlarımız sahipsiz değil!
Yaşam düşmanı uygulamalarıyla ve resmi kayıtlara geçen 30 bini aşkın hayvan ölümüne dahi soruşturma açmayan kayıtsızlığıyla skandal kararlara imza atan Ankara İl Hayvanları Koruma Kurulu toplantısının yapılacağı Ankara Valiliği önünde, yaşam hakkı savunucularıyla birlikte sesimizi yükseltiyoruz.
🗓️ 4 Haziran Perşembe
⏰ 09.30
📍 Ankara Valiliği
Valiliklerin belediyelere verdiği talimat doğrultusunda sokak köpekleri toplanıyor. Çoğu barınak kapasitesi yeterli olmadığı için korkunç yöntemlerle itlaf ediliyor. Yıllardır mahallelerde yaşayan mahallelinin tanıdığı sakin zararsız köpekler de buna dahil. Korkunç bir katliam var. Yapmayın etmeyin diyenlere, gidin köpekleri barınaktan sahiplenin deniyor. Bir izleyicimiz mahallenin köpekleri toplanınca gidip bu köpekleri barınaktan sahiplenmek istemiş, işte başına gelenler:
Evimizin çevresinde yaşayan, 2’si kısır, 1’i anne olmak üzere 3 yetişkin ve 4 yavru köpek vardı. Hepsi son derece zararsız, korkak ve sevecen hayvanlardı. Mahalle esnafı ve çevredeki pek çok kişi gibi biz de düzenli olarak mama ve su veriyorduk. Ancak bölgemizden gelen şikayetler üzerine bu köpekler belediye ekipleri tarafından toplandı.
Normal şartlarda evimizde bir köpeğimiz olduğu ve 7 aylık hamile olduğum için ikinci bir köpek sahiplenmek için uygun bir zaman değildi. Ancak bu hayvanların durumuna kayıtsız kalamadık çok alışmıştık onlara. Birini kendi evimize ikinci köpek olarak birinini de anneme köydeki evimizin bahçemize ikinci köpek olarak sahiplenmek istedik. Yavruların başkaları tarafından da sahiplenilme şansı biraz daha yüksek olabileceği için yetişkin köpeklerden iki tanesine yuva olalım dedik. Zaten kısır olmayan köpekleri de vermek istemediler.
Köpekler Cuma günü toplandı, Pazar günü ziyaret günüymüş pazar ziyaret edebildik. Parvo ve distemper gibi ciddi hastalıkların bulaşmasından endişe ettiğimizi hem bu köpekleri hem de evimizdeki ve bahçedeki köpeklerimizi korumak istediğimiz için bir an önce barınaktan çıkartmak istememize rağmen, sahiplendirme günlerinin yalnızca Çarşamba ve Perşembe olması sebebiyle bu mümkün olmadı.
Çarşamba sahiplenme için gittiğimizde Ankara Valiliği’nin aldığı bir karar doğrultusunda, apartman dairesinde yaşayan kişilerin yalnızca tek bir köpek sahiplenmesine izin verildiği belirtildi. Benim üzerime kayıtlı bir köpek olduğu için benim sahiplenmeme izin verilmedi, aslında iki köpek çıkartmak istiyorduk ama eşimin üzerine tek bir köpek sahiplenebildik.
Ayrıca, apartmanda köpek beslenmesine izin verildiğine dair apartman yöneticisinden imzalı ve kaşeli bir belge talep edildi. Diğer köpeğin annemin köydeki bahçesinde kalacağını söyledik, annemin üzerine sahiplenmeye çalıştık ama onun da ikameti apartmanda olduğu için onun apartman yöneticisinden de belge istendi. O belgeyi sağlayamadık. Köydeki bahçeli evin tapusu vs kabul edilmedi. Sonuç olarak iki köpek kurtarmaya çalıştık ama bir tane kurtarabildik.
Tüm bu süreçler, sokak hayvanlarına yuva olmak isteyen kişiler için ciddi bir engel teşkil ediyor. Eğer amaç hayvanların sokağa geri bırakılmasını önlemekse, zaten sahiplendirme sırasında hayvanlara takılan çip sahiplenen kişinin üzerine veriliyor ve sokağa terk edilmesi durumunda ciddi para cezası var.
Bu noktada şu soruyu sormadan edemiyoruz: Aynı belgeler ve kısıtlamalar, petshoplardan ücret karşılığı hayvan satın alan kişiler için de geçerli midir? Onlara da üzerinizde kayıtlı başka köpek var mı diye soruluyor mu, onların apartman yöneticisinden de kaşeli apartmanda köpek beslenebilir belgesi isteniyor mu?
Belediyeler bir yandan sokak hayvanlarını toplarken, diğer yandan barınaktan sahiplenmeyi bu kadar zorlaştırdığında, bu hayvanların geleceği bizi korkutuyor. Personel ilgili ve kibardı ama valilik kararı sebebiyle ellerinden pek bir şey gelmiyor. Kafeslerde tıklım tıkış beton üzerinde bulaşıcı hastalıklar arasında hayvanlar yaşamaya çalışıyor.
Bu yapılanların vebalinin çok büyük olduğunu, köpeklerin bu acımasızlığı hak etmediğini düşünüyorum.
@mkulunk Foça barınağında tıklım tıkış köpekler ve toplamaya devam ediliyor. Kaymakam gönüllülerin girişini yasakladığı için 15 gün önceden bu fotoğraf!
Bir avuç açgözlü, paradan başka hiçbir değeri olmayan mahluk ile onların siyasi ortakları ülkeyi yağmalıyor. Köylünün toprağını zehirleyip suyunu kurutuyor. Köylü kızı Zeynep’in çığlığını duyun.
Acil Seferberlik Çağrısıdır
İzmir’in dört bir yanında — Ödemiş, Buca, Çeşme, Seferihisar ve Gümüldür’de — yangınlar hâlâ sürüyor. Ormanlar, yaşam alanları, hayvanlar ve insanlar bu felaketin tam ortasında. Köyler boşaltılıyor, insanlar evsiz kalıyor, yürekler yanıyor. Bu yaşananlar bir doğa olayı değil; ihmaller zincirinin, hazırlıksızlığın ve derinleşen iklim krizinin sonucu olarak karşımızda duruyor.
Yangınlar sadece ağaçları değil, suyu, toprağı, havayı; bir arada yaşama umudumuzu da tehdit ediyor.
Ama bu umudu yeniden birlikte büyütebiliriz. Bu felaketi ancak halkın dayanışması, yerel yönetimlerin eşgüdümü ve merkezi yönetimin zamanında, etkili müdahalesiyle durdurabiliriz.
Buradan çağrımızdır:
1. Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere tüm devlet kurumları, yangın söndürme ekipmanlarını, hava araçlarını ve personelini derhal İzmir’e yönlendirmelidir.
2. Yangın söndürme ve soğutma faaliyetlerine, özel sektör kuruluşlarının bu amaçla kullanılabilecek araç, ekipman ve insan kaynağının dahil edilmesi sağlanmalıdır.
3. Yerel yönetimler ortak bir kriz masası kurarak gönüllüleri organize etmeli, barınma–beslenme destek noktalarını yaygınlaştırmalıdır.
4. İzmir halkını, siyasi partileri demokratik kitle örgütlerini, sendikaları ve meslek odalarını birlikte hareket etmeye, bölgeye insani ve lojistik destek sağlamaya çağırıyoruz.
5. Medya kuruluşlarını, felaketin boyutlarını görünür kılmaya ve halkı yanlış bilgilendirmeden kaçınmaya davet ediyoruz.
6. Elektrik iletim hatları ve orman içi inşaat faaliyetleri, bağımsız bir denetimle soruşturulmalı, sorumlular kamuoyuna açıklanmalıdır.
Bugün dayanışma günü. Bugün sorumluluk alma günü. Bugün, Bugün dayanışma günü. Bugün sorumluluk alma günü. Bugün, “Bu ateş hepimizi yakıyor!” deme günü.
Yanan her ağacın, her canlının, her evin sorumluluğunu taşıyoruz.
Ve bu ateşi birlikte söndüreceğiz.
#izmiryanıyor #acilseferberlik
Görüntüler depremin vurduğu Hatay’dan, bugüne ait…
Samandağ Mağaracık’ta “acele kamulaştırma” kararı ile köy sakinlerinin tapulu arazilerine el konuluyor. İnsanlar narenciyelerine, zeytin ağaçlarına, suyuna toprağına sahip çıkmak için kepçelerin önlerine yatıyorlar.
Jandarma genç yaşlı demeden müdahale ediyor; fenalaşanlar, baygınlık geçirenler, yaralananlar, hastaneye kaldırılanlar var.
Depremin üzerinden 800 gün geçmesine rağmen Hataylıların çilesi de mücadelesi de bitmiş değil.
Video: @gulnursaydam
Bu sabah İstanbul'da yapılan ev baskınlarında arkadaşımız Zarife Akbulut'un da içinde olduğu çok sayıda kişi gözaltında alındı.
Gözaltındaki arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz. Eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi, hayatlarımızı, birbirimizi savunmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Polis günlerdir bütün ülkenin gözleri önünde gençlere işkence ediyor, özellikle genç kadınları hedef alıyor. Yaşları 18-25’i geçmeyen kadınlara ağır düzeyde şiddet uygulanıyor, çıplak arama dayatması yapılıyor!
Aynı polis, genç kadınlara saldıran cihatçı örgüt İBDA-C üyelerine ise “Yapmayın Allah Aşkına” demekten başka bir şey yapmıyor!
İçişleri Bakanı @AliYerlikaya'ya soruyoruz:
📌 Demokratik eylemlerde bulunan ve kolluğa karşı savunmasız olan genç kadınlara hiçbir sebep yokken kaskla, copla ve yumrukla vuran, plastik mermiyle yaralayan, karakolda çıplak aramaya maruz bırakan kolluk görevlileri bu emri ve gücü nereden almaktadır?
📌İçişleri Bakanlığı özellikle genç kadınlara işkence edilmesi emri mi vermektedir?
📌Genç kadınlara ağır işkence eden polis, kadınlara saldıran cihatçı örgüt IBDA-C üyelerine neden bu kadar müsamahakardır? Silahsız genç kadınlar, insanlık düşmanı bu örgütten daha mı tehlikelidir?
Küfürde nesne değil, direnişte özneyiz!
Kim olduğu fark etmeksizin her kesimin dilinde küfürlere nesne edilirken kadınlar olarak, kadın düşmanlığına direndiğimiz gibi; yalnızca bir erkeklik gösterisinden ibaret olmayan, politik sözler üreten bir direnişte de ısrar ediyoruz.
Bir çok kadın kurumunun, feminist örgütlerin hesapları erişime engellendi!
Yeni açılmış olan hesapları takibe alarak dayanışmayı büyütelim. Hesaplar açıldıkça paylaşmaya devam edeceğiz✌🏼
@KirkyamaKadin2
@kadinsavunmasi2
@esikplatformu@ekmekvegul1