Hangi Psikoterapi Tartışması Üstüne:
Psikanalizin davranışçı terapiler kadar kolay randomize kontrollü çalışmalarla sınanamadığı doğrudur. Ancak bundan hareketle "bilimsel değildir" sonucuna varmak, bugün bilim felsefesinin geldiği noktayı göz ardı etmektir.
Gödel, her tutarlı biçimsel sistemin kendi içinde kanıtlayamayacağı doğrular içerdiğini; Heisenberg ise gözlem ile gözlenen arasındaki ilişkinin kendisinin bilginin sınırlarını belirlediğini gösterdi. Bilim artık yalnızca laboratuvarda ölçülebileni değil, nesnesine uygun yöntem geliştirebilmeyi de tartışıyor.
Lacan da tam bu nedenle etolojiyi, bebek gözlemlerini, Lorenz'in çalışmalarını, dilbilimi ve matematiği psikanalize dahil etti. Onun sorusu şuydu: İnsan öznesi gerçekten yalnızca davranış olarak mı ölçülebilir, yoksa dil, arzu ve bilinçdışı da bilimsel araştırmanın meşru nesneleri midir? Tartışma tam da burada başlar. Psikanaliz, bilime karşı değil; insanın karmaşıklığına uygun bir bilim anlayışı arayışıdır.
Klinikte ise soru "Hangi terapi daha bilimsel?" değildir. Soru, "Bu hastanın şu an neye ihtiyacı var?" sorusudur. Tedavi seçimi terapistin ideolojik tercihine göre değil; hastanın yaşadığı çatışmaya, beklentisine, ego gücüne, kişilik örgütlenmesine ve içinde bulunduğu koşullara göre yapılır. Kimi zaman psikoeğitim, kimi zaman bilişsel davranışçı terapi, kimi zaman destekleyici ya da açıklayıcı dinamik psikoterapi, kimi zaman da psikanalitik çalışma en uygun yaklaşım olabilir.
Bilimsellik, tek bir kuramı herkese uygulamak değil; hangi hastanın hangi tedaviden yarar göreceğini ayırt edebilmektir.
Psikanaliz, insanın önce bilen değil, arzulayan bir özne olduğunu gösterdi. Bu yüzden insanın en büyük yanılgıları çoğu zaman bilgisizliğinden değil, bilgisini arzularının hizmetine vermesinden doğar.
Doktorlar ve bilim insanları tarafından ortaya atılan nice güçlü iddia, zaman içinde yine bilim tarafından sınandı; bir kısmı doğrulandı, bir kısmı ise terk edildi. Bilimin en büyük gücü de tam burada yatar: Yanılabilmesi ve yanıldığını gösterebilmesinde.
Bu yüzden bilime güvenmeye devam edelim: Sık sık yanılsa da!
Farklı kuramların, yöntemlerin ve görüşlerin nezaket içinde tartışılabildiği bir bilim ortamı hepimiz için kıymetlidir. Bu tartışmayı başlatanlara, katkı sunanlara ve farklı düşünsel geleneklerden gelip birbirini dinleyebilen tüm meslektaşlarıma teşekkür ederim.
Bu ülkede böylesi bir tartışma kültürüne tanıklık edebilecek kadar uzun yaşamış olmak, benim için başlı başına bir mutluluk.
Ağustos 2026
@psikoacademic Psikoloji görece yeni bir bilim olduğu için bir standarta uydurmaya çalışıyorlar evet bu iyi niyetli bir adım ancak bu da psikolojiyi aşırı akademik bir noktaya taşıyor.
@psikoacademic Bak şimdi bu noktada haklısın ancak klinik psikoloji yüksek lisansı bence abartılıyor yani hiç bir terapi ekolü ve pratik aşamaları 1 yılda öğrenilmez bence bu noktada hata yapılıyor pratik yönü akademik yönünü geçen hiç bir şey üniversitede öğrenilemez
@psikoacademic@ggizemggedik Tam tersi hegemonya kuran kurumlara ve mevcut sisteme karşı çıkan çok değerli bir şahsiyet Doğan hoca yüksek lisans imkanları git gide kötüleşirken bu duruma psikoloji öğrencileri için hem buradan hem de eğitimlerini uygun bir ücretle vererek tepkisini gösterdi.
@sahind2020 Hocam Dostoyevski Beyaz Geceleri gerçek sevgi üzerine yazmış diyebiliriz o zaman. Kitaptaki karakterimiz aşık olmasına rağmen kızın sevgilisini bulmasına yardım ediyordu. Bir kez daha Dostoyevski nin ne kadar büyük olduğu anlaşılıyor buradan.
@sahind2020 Kutuplaşma bu süreçte çok etkili birde otoritenin kutuplaşmayı teşvik etmesine paralel biçimde sermaye ve devletlerin olgun, bağımsız bireyler yerine bağımlı bireyler tercih etmesi bu süreçte etkili. Yani devlete bağlı ama kendi aralarında kutuplaşmış, donanımsız insan isteniyor
@Psikobilim_ Freud boşuna ilk 7 yılın önemini vurgulamadı bizim kişilik organizasyonumuz büyük oranda ilk 7 yılda oluşuyor eğer o yıllarda gerekli ilgi sevgi ve paylaşım olmazsa hayat boyu süren tatminsizlik, anlamsızlık ve kaygı asla peşimizi bırakmıyor.
@KuvvaHarp Bu Pensilvanya tayfası hep böyle, yok şöyle İslami eğitim yok öyle şeriat ama günün sonunda hep Amerika'da Avrupa'da bozuyorlar abdesti bence ülkenin en büyük tehlikesi bu kafalar ve arkasında sorgulamadan gezen kitle
@ArzuAvsarr@AltayCemMeric Bütün terapi literatürü bir kuramın doğru ya da yanlışlığı üzerine kurulmuş ise o kuram oldukça kapsayıcı ve geniş bir kuramdır. Tek yönlü bir kurama karşı bunları yapamazsınız bazı psikanalitsler Wilhelm Reich gibi sonradan saçmalamıştır onlarda kuramın değil bireyin sorunudur.
@ArzuAvsarr@AltayCemMeric Bizde 1910 yılında değiliz psikanaliz denince günümüzde ortada olan şeyin ise yüzde 30 u Freud a aittir ondan sonraki kuramcılar ise tekniği değiştirmiş ve pek çok yeni varsayım eklemiştir ve bu adamların çoğu doktor çoğu bilimsel metotlarla çalışan araştırmacılar.
@ArzuAvsarr@AltayCemMeric Nasıl tek yönlü hanımefendi yiğidi öldür hakkını yeme o kuramda 40 50 tane kuramcı var bunların yarısı diğer yarısını eleştiriyor yada geliştiriyor tek yönlü bir kuramda eleştiri zaten olmaz ki Freud bile çoğu görüşünü değiştirdi ha 1910 yılındaki psikanaliz tek yönlüdür ancak
@ArzuAvsarr@AltayCemMeric Birde terapileri leş yazmışsınız ben birden çok ekolle çalıştım bence hepsinin avantajları dezavantajları vardır ancak kişilik kuramı yönünden en güçlüsü yine psikanalitik ve psikodinamik yaklaşımlardır. Alternatif gösterilen çoğu ekolde kuramlar çok zayıf.
@ArzuAvsarr@AltayCemMeric Psikanaliz indirgemeci ise BDT direkt yok edicidir. Belli ki psikanalitik literatür hakkında yeterli okumanız yok bende konuya hakim olduğunuzu düşünmüstüm. Olabilir bazı hocalar serttir çünkü psikanaliz çok zor bir bilimdir. Ancak bu yorumlarınızda yanlış anlaşılmaya müsait.
@ArzuAvsarr@AltayCemMeric Tabi taptıkları için her 20 yılda paradigma değişiyor ve genişliyor. Hatta öyle tapiyorlar ki birbirine eleştiri yapıyorlar. Hanımefendi bende aynı alandayim ama dediğiniz şeyleri yaşamadım lütfen kendi öznel yaşantılarınızla genelleme yapmayın.
@AltayCemMeric Freud u bir ayda yer yutarsin diyor hele zeka küpüne bak hele sen buralarda harcaniyorsun ve Altay seni Oxford a gönderelim. Adam daha okumak ve kavramak arasındaki ayrımı yapamıyor binlerce kişi de bunu guru, önder, alim sanıyor. Keşke gerçekten alim olanlar böyle cesur olsa.