Herkes ABD'nin borcunu konuşuyor. Asıl hikaye 13 yıldır Japonya'da yaşanıyor.
Dünyanın en borçlu gelişmiş ülkesi ABD değil.
Japonya'nın borcu milli gelirinin %215'i.
Herkes 30 yıldır bu ülkenin batmasını bekliyor.
Batmadı.
Ama bunun bir bedeli vardı ve o bedel hiç konuşulmadı.
Nasıl batmadığını anlarsanız, ABD'nin bu hafta girdiği yolun sonunu da görürsünüz.
Size o hikayeyi göstereceğim.
Bu batış beklentisine yıllardır pozisyon açılıyor ve pozisyonun bir adı bile var.
Japon devlet tahvilini açığa satmak, yani Japonya'nın batışına oynamak, piyasada dul bırakan işlem olarak anılıyor.
Çünkü bu pozisyonu açanlar arasında dünyanın en zeki fon yöneticileri de vardı ve hepsi kaybetti.
Peki Japonya neden bir türlü batmıyor?
Çünkü hepsi yanlış felaketi bekledi.
Japonya'nın tahviline yeterli alıcı kalmayınca devreye merkez bankası girdi ve yıllar içinde devlet tahvillerinin yarısından fazlası onun kasasına geçti.
2016'da ise iş resmileşti ve faize tavan kondu. Merkez bankası, 10 yıllık faizin belli bir çizginin üzerine çıkmasına izin vermedi.
Bu araç da Japonya'nın icadı değil.
1942'de ABD kendi faizine %2.5 tavan koymuş ve savaş borcunu o yolla eritmişti.
74 yıl sonra aynı araç bu kez Japonya'da kullanıldı ve sonuç değişmedi. Beklenen kriz hiç gelmedi. Bedel ise 13 yıl boyunca taksit taksit ödendi.
O taksitlerin kaydını Ray Dalio yeni makalesinde yayımladı.
2013'ten beri Japon tahvili tutanlar dolara karşı %51, altına karşı %76 kaybetti. Japon işçisinin ücreti aynı dönemde ABD'li işçiye göre %55 geriledi.
Yen 40 yılın en düşük seviyesini gördü.
Japonya batmadı. Japonlar sessizce fakirleşti.
Dul bırakan işlemin sırrı da bu.
Batışa oynayanlar kaybetti, çünkü bu yolun sonunda çöküş yok, halkın adım adım fakirleşmesi var.
Şimdi ABD'ye dönelim, çünkü aynı hikaye bu kez orada başlıyor.
ABD'nin borcu 40 trilyon doları aşmış durumda ve uzun vadeli tahvile alıcı azalıyor.
Yalnız bir fark var.
Japonya'da faizi bastıran el merkez bankasıydı. ABD'de bu işi Hazine üstlendi.
Hazine bu hafta uzun vadeli tahvilleri geri alma kararını açıkladı ve 30 yıllık faiz aynı gün %5.33'ten %5.19'a indi.
Ortada bir Fed kararı bile yoktu, hamle tamamen Hazine'nindi.
Üstelik bu seferki yöntem daha sessiz.
Geri alım parası kısa vadeli borçla bulunuyor, yani borç uzun vadeden kısa vadeye kayıyor.
O kısa vadeli tahvillerin en hızlı büyüyen alıcısı ise stablecoin şirketleri.
Yasa gereği topladıkları her doları bu tahvillere yatırmak zorundalar.
Sistem kendi kendini besliyor.
Uzun vadeli faiz düştükçe para riskli varlıklara yöneliyor ve kripto yükseliyor.
Bu haftaki yükselişin zemininde de bu var.
Kripto büyüdükçe stablecoin arzı artıyor ve toplanan dolarlar yeniden kısa vadeli tahvile akıyor.
Uzun vade kısaya, kısa vade kriptoya, kripto yeniden kısaya akıyor.
Japonya'nın tahvilini merkez bankası almıştı.
ABD'nin tahvilini ise telefonunda stablecoin tutan sıradan insanlar alıyor.
Trump'ın Bitcoin'i neden bu kadar istediği de bu tabloda netleşiyor.
ABD, Bitcoin için devlet rezervi kurdu ve Trump yeni alımlar yapmak istediklerini söylüyor.
Sebebi hayranlık değil, çift taraflı bir hesap.
Hesabın bir tarafı borç.
Kriptoya giren para stablecoin üzerinden ABD'ye borç olarak dönüyor.
Öbür tarafı ise Japonya'dan tanıdık.
Para eridiğinde değer ortadan kalkmıyor, adres değiştiriyor.
Yeni adres de hep arzı artırılamayan varlıklar oluyor. Çin bu yüzden yıllardır altın topluyor.
ABD ise aynı korumayı Bitcoin'le kuruyor.
Yani ABD masaya iki taraftan oturuyor.
Bir eliyle borcunu eritecek düzeni işletiyor, öbür eliyle de paranın kaçacağı varlığı şimdiden topluyor.
Peki bu yol ABD'yi nereye götürüyor?
Bug��n iki ülke aynı yolda ters yönde yürüyor.
Japonya 13 yıl sonra çıkışı arıyor.
10 yıllık faizi bu ay %2.9 ile 1996'dan beri en yüksek seviyeyi gördü. Merkez bankasının eylülde yeni bir artışa gitmesi konuşuluyor.
ABD ise yolun daha girişinde.
Elbette ABD'nin sonu Japonya'yla aynı olmak zorunda değil.
Ama Japonya'nın 13 yılı geriye tek ders bıraktı.
Bu hikayede izlenecek şey çöküş değil, erimedir. Erimenin faturası önce paraya, sonunda da o parayı tutan herkese kesilir.
Son sözü bir asır öncesinin ünlü iktisatçısına bırakıyorum.
Keynes 1919'da, devletlerin enflasyon yoluyla vatandaşlarının servetinin önemli bir bölümüne el koyabileceğini yazmıştı.
Japonya'nın 13 yılı, bu cümlenin en taze kanıtı.
Bu benim kişisel analizim.
Gelişmeleri izliyorum. Sizi bilgilendireceğim.
📢 FaceAnything (ECCV 2026) Code Release 📢
Turn any image sequence into high-fidelity 4D face reconstructions, without controlled capture rigs.
Try it on Hugging Face & reconstruct your face in 4D!
🔗https://t.co/1t9msPtfHw
🤗https://t.co/zzoRyurIlM
🌐https://t.co/qRqh3rZaOB