Herkese günaydın ve iyi pazarlar
Öncelikle bu yazıyı bir hayvansever olarak yazıyorum, lütfen iyi okumadan, idrak etmeden yorum yapmayın
Bir süredir sokak hayvanlarıyla ilgili çıkan yasa konuşuluyor. Toplum bu konuda ikiye bölünmüş vaziyette ve kimse diğer tarafı anlamaya çalışmıyor. Aslında çok daha kolay çözüm getirilebilecek bir konu, maalesef halkımız arasında bir kutuplaşma yaratıyor
Şimdi arkadaşlar bir gerçek var ki, köpek saldırır. Çünkü köpeğin doğasında bulunduğu bölgeyi ya da sahibini koruma içgüdüsü vardır. Biz binlerce yıl önce köpekleri; zaten bizi, evimizi, köyümüzü korusun diye evcilleştirdik. Yani onlardaki içgüdü bu şekilde. O yüzden yok bir şey yapmazsan saldırmaz, yok bana niye saldırmıyor vs çok anlamlı sözler değil. Bir gün ters bir anında sana da saldırabilir. İnsanların 10-15 yıllık köpekleri, bebeklerine ya da kendilerine saldırdığına dair bir çok olay da yaşandı
Köpek bir anda tehdit olarak gördüğü her hangi birine saldırabilir. Köpek, çocuk ya da büyük demez, elinde mama var ya da yok anlamaz. Onu seviyor musun yoksa sever gibi yapıp zarar mı vereceksin düşünemeyebilir. Sokaklarda en zor şartlarda travmalar ve korkular içinde yaşıyorlar, nerde ne yapacakları belli olmaz ama bunun çaresi de öldürmek değil
Devletin ve belediyelerin görevi çözüm üretmek ve toplumun dertlerini çözmektir. Son günlerde de manevi anlamda en büyük sıkıntılarımızdan biri budur. Bir köpeği yakalayıp uyutabiliyorsan, yakalayıp kısırlaştırabilirsin de. Mahallelerde bulunan köpekler, hayvanseverler tarafından koruyucu aile şeklinde kişilerin sorumluluğuna verilerek barınaklarda ve hatta özel barınaklarda yaşayabilirler
Yani barınaklar çok daha iyi şartlarda çalıştırılabilir ve belediye işçileri yerine o bölgelerde yaşayan hayvansever halk, köpeklerin barınaklardaki bakıcıları olabilir. Bir çok sivil toplum kuruluşları var, barınakları gezip hayvanlarının yaşam şartlarını düzeltmeye çalışıyorlar, bunlar belediyenin de denetimiyle kendi seçtikleri gün ve saatlerde periyodik olarak barınaklarda hayvanlarla ilgilenebilirler
Bu şekilde hem köpeklerden korkan veya kötü tecrübeler yaşamış olan toplumun önemli bir kesimi huzura ve güvene kavuşmuş olur. Hem de hayvanseverler, sevdikleri ve sorumluluklarını aldıkları hayvanlara haftanın 2-3 günü, 2-3 saat uğrayıp bu hayvanların bakım ve gıdalarıyla ilgilenebilirler. Aynı zamanda da kısırlaştırma, zamana yayılmış bir şekilde hayata geçirilmiş olur.
Hayvanseverler sadece kendi bölgelerindeki köpeklere değil, barınaktaki tüm köpeklere sevgi ve ilgilerini aktarmış olurlar. Yapılan yardım ve bağışlar bir çok kişi tarafından denetlenmiş olur. Her barınağın bir idari heyeti olur ve veteriner, mama alımı gibi konularda ortak çalışılır. Bir çok kişinin dahil olduğu bir konuda suistimal de zorlaşır. Kararlar demokratik şekilde alınır. Bir nevi okul aile birliği ya da sosyal kulüp havasında barınaklar, halk tarafından yönetilebilir ve denetlenebilir.
Yani barınaklar; çok daha iyi şartlarda hizmet verilen, hayvanseverlerin çalıştığı, köpeklerin iyi şartlarda yaşadığı, kısırlaştırıldığı, koruyucu aileler ve gönüllülerin ilgi ve sevgi gösterdiği, yardım ve bağışlarla ayakta duran ve hem belediyenin hem de o bölgedeki hayvanseverlerin denetlediği, kameralarla 24 saat izlenebilen bir yapıya dönüşebilirler. Gerekiyorsa ve kanunlar müsaade ediyorsa dernek ya da sosyal kulüp statüsünde faaliyet gösterebilirler. Yani çare öldürmek değil; çare izlenebilen, denetlenebilen ve gönüllülerin çalıştığı daha iyi barınaklar.
İnsan düşünen, en medeni canlı. Bulduğumuz tek çözüm öldürmek mi? Soykırım tadında yapılan bir katliam bu gezegenin en zeki canlısı olan insana yakışır mı? Dünyada bir tarafta tek bir hücreden yaşam oluşturmaya veya ömrü uzatmaya çalışan insanlar varken; biz diğer tarafta başka canlıları yok etmeye çalışırsak, bizler ya insan değiliz ya da zeki.
Not: Kedilerden kimse şikayetçi değil, onlar aynen kalabilirler. Zaten sokak kedilerimiz dünyaca meşhur, ayrıca etrafı fare basmasından iyidir.
🇹🇷Atatürk’ün bu toprakların kadınlarına en büyük armağanı özgürlüktür ve bunu ülkemizdeki hiçbir kadın unutmamalı!
Gericiliğin kadını nasıl yok ettiğini, acıklı ve etkileyici şekilde dile getiren bu satırları okumanızı öneririm👇🏻
🩸BURKA
Amerika Afganistan’ı vurdu ya, gazeteci olan eşim günlerini, hatta aylarını orada geçirdi ve Türkiye’ye dönerken, bana armağan olarak mavi, ipekli bir “burka” getirdi.
Evet evet, Afganlı kadınların Taliban döneminde giymeye zorlandıkları burkadan söz ediyorum. Burkayı bavulundan çıkarıp bana uzatırken de “Bunu giydiğin an, armağanın benden değil, Atatürk’ten olduğunu anlayacaksın,” dedi.
BURKAYI GİYİYORUM
Burkayı ambalajından çıkarıp, bu acayip örtünün neresine kafamı sokacağımı araştırdım bir müddet. İşlemelerle yapışmış yarım santimlik pencerelerden oluşan kafesi gözlerimin önüne denk düşürmeye çalıştım. Dünyayı görebilmek için!!!
Daha ilk saniyelerde kendi nefesimden tiksinmeye başlamıştım.
Soluk alıp vermek tam bir işkenceydi.
Ağzıma yapışan kumaş nefesimle ısınıyor, içerde gitgide ağırlaşan bir koku oluşuyordu. Ellerim de felaket durumdaydı doğrusu. Hareket kabiliyetimi tümüyle kaybetmiştim. Eşime, “Bunun omuz kısmı neresi?” diye sormuştum burkayı giymeye çabalarken. O da, “Omuz olursa, burka olmaz. Önemli olan kadının, hiçbir hattının belli olmaması,” demişti.
Burkayı giydim.
Aynanın karşısına geçtim ve kendimi aradım!
Yok olmuştum.
Gözlerim, yüzüm, mimiklerim, bakışım, hatta sesim yok olmuştu.
Ezilmiştim.
Küçülmüştüm.
Görüş alanım daralmıştı.
Görebildiğim dünya minik karelere bölünmüştü.
Kafamı çevirmek yetmiyor, vücudumu komple oynatırsam daha fazla bir şeyler görürüm zannediyordum.
Ama olmuyordu. Gözler 180 derece görür ya, benimkiler o an ancak 30 dereceye hakimdi.
Zannedersem bir dakika kalabildim burkanın içinde.
Bir ömür böyle yaşayanları anlayabilmek için, bir dakika zor dayandım, itiraf ediyorum.
Bir çırpıda çıkardım.
Ama, o günlerde evime gelen tüm kadınlara burkayı giydirmeye karar verdim. Benim öğrendiğimin, yani “Atatürk’ün kadınlara en büyük armağanı”nın farkına daha iyi varabilsinler diye. Çünkü ben, bir kadın için çarşafa bürünmenin ne demek olduğunu, ancak burkanın içinde bir dakika kaldığımda algılayabilmiştim.
SONRA ATATÜRK’Ü DUYARIM
Ne vakit karamsarlık dolsa içime, ATATÜRK’ü duyarım:
“Seyahatim esnasında köylerde değil, bilhassa kasabalarda ve şehirlerde kadın arkadaşlarımızın yüzlerini ve gözlerini çok kesif olarak kapattıklarını gördüm. Erkek arkadaşlar, bu bizim bencilliğimizin eseridir! Onlar da yüzlerini cihana gösterebilsinler ve gözleriyle cihanı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak bir şay yoktur!” sözlerini.
Ansiklopedi karıştırıp hatırlarım Atatürk’ün bu sözlerinden sonra, Türk kadınının önce peçeyi, 25 Kasım 1925 Şapka Devrimi’nden sonra da çarşafı bıraktığını…
Gülümserim, sessiz şükranlarımla…
(Figen Ünal Şen’den alıntıdır.)
CHP'nin önünde iki seçenek var: Ya partinin başına İmamoğlu geçer ve partinin tekrardan bir iktidar iddiası olur. Ya da KK ve parti oligarşisinden halkta karşılığı olmayan başka biriyle devam edilir ve CHP her seçim %20-25 alıp kıçının üstüne oturan bir parti olmaya devam eder.
"Hakemi de yenmek gerekecek "
(Canan Kaftancıoğlu)
Sandık görevlisi genç arkadaşım
"Bu ülkede nasıl yaşayacağız" diye ağlıyor
Dedim ki
"Daha hikayenin sonunu bilmiyoruz"
Müthiş ve onurlu bir mücadele , canavarla boğuşmak gibi
Bu ülkenin üreten yarıdan fazlasıyız...
Hayırlı filan olmadı..
Ama en büyük acıyı tüm bu acılara aldırmayıp oy verenlerin çekeceğinden eminim
Kolları sıvayıp devam...
Süleyman Soylu, “Kahvaltılık ürün yollayın, çay, şeker eksik, terlik, eşofman lazım" diyor.
Yazıklar olsun depremin 35. gününde milletten terlik, eşofman isteyen İçişleri Bakanına!
115 milyar TL toplanmış, depremzede çaya, şekere muhtaçsa bu beyefendi orada ne iş yapıyor?
@ateyizkadin Z kuşağının yüz karaları.. Yaşlı telefonunu göster Akp’lileri yetmezmiş gibi bir de bu vizyonsuz gençler çıktı başımıza.. Çoğuna da sorsan Muharrem İnce der
Çogu zaman babamla sohbet ederken dinleyip duygulandığım paylaşımlardan birisi yakınen dinleyip içinde olan birisi olarak tekrar inanılmaz duygulandım.Bu samimi konuşmayı paylaşmanızı rica ederim.🙏
Kemal Kılıçdaroğlu
Recep Tayyip Erdoğan
#GeliyorGelmekteOlan
'kılıçdar aday olmasın'. sebep? nefret mi saçar? yolsuzluk mu yapar? adaletsiz mi?.. 'değil ama kazanamaz'. niye? 'bazı sağcılar oy vermez'. sen onlardan mısın? 'hayır'. niye destek vermiyorsun? 'kazanamaz'. sen de desteklersen rahat kazanır. başka sebebi varsa açık söyle lütfen.
@TicketmasterFR Hello, I will buy Vip ticket of Red Hot chili peppers. However I have checked stadium’s seating plan and I couldnt find the Vip package’s seating plan. I would like to know where will I seat If I buy the Vip package. Where is Tribune officel in the stadium..