Katılıyorum, ayrıca bu mesai dışı meselesine değinmek isterim. Sanki yeni gibi anlatmış ama 10 yıl önce de vardı. Kaldı ki doktorlar nöbet, icap vs sürekli mesai dışı çalışıyorlar.
Bir not: Ben de mesai dışı noter, vergi dairesi, adliye, il sağlık müdürlüğü, şu bu istiyorum. Annemi götürmem gerekiyor ve mesai içinde gitme şansım yok.
Devlet hastanesinde çalışan bir Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon uzmanıyım.
Şu anda randevu aralarım 15 dakika. Saat 15.00’ten sonrasını da mümkün olduğunca sonuç gösterecek ve randevu dışı bekleyen kontrol hastalarıma ayırıyorum. Buna rağmen polikliniğim çoğu zaman mesai saatleri içinde bitmiyor.
Eskiden 10 dakikada bir randevu açılıyordu. Randevuların tamamı dolduğunda öğle arasına bile çıkmadan çalıştığım, buna rağmen hastaneden akşam 19.00 civarında çıkabildiğim günler oluyordu.
Bu şekilde çalışmak zamanla çok tüketici hâle geldi. Ne kadar zorlandığım görüldüğünde çalışma düzenimi daha farklı planlamama izin verildi. Bunun önemli bir imkân olduğunun farkındayım.
Ama bugün 15 dakikalık randevu aralıklarıyla ve kendi poliklinik akışımı daha fazla düzenleyebildiğim hâlde bile yetişmekte zorlanıyorum.
Çünkü bir polikliniğin gerçek iş yükü, MHRS ekranında görünen randevu sayısından ibaret değil.
Randevu listesinde görünmeyen hastalar, sonuçlar, işlemler, yatan hastalar, telefonlar, kapıdaki akış, bilgisayar sistemi, hasta yakınları, güvenlik sorunları ve gün boyunca defalarca bölünen bir dikkat var.
Biraz da devlet hastanesinde her gün poliklinik yapmanın bu görünmeyen tarafını anlatmak istiyorum.
Yeğenim bir günlük ishal nedeniyle bir hastaneye gitmiş. Dehidratasyonu yok, ishali kanlı değil. 22 adet kan testi, gaita kültürü istenmiş. Hiçbirinin tanıya kattığı bir değer yok. CRP yüksekliği viral ve bakteriyel ishali birbirinden ayırdetmez, yani tedaviye yol göstermez. Dışkı kültürü salmonella ve shigellayı gösterir, onların da kliniği fa etkilidir. Öğrencilerime sınavlarda sık sorduğum bir sorudur; gastroenteritte rutin (her hastadan) hangi testleri istersin? Bir test biile söyleyen stajyere kurtarma sorusu sorardım. Bilemezse kalırdı.çocuklar yılda ortalama 2 kez gastroenterit geçirir. Yani Türkiye’de yılda onmilyonlarca vaka görülür. Bu hesapla, sadece ishal için yüzmilyonlarca test gerekir.
Bu gereksiz testlerin nedeni ne? Sorumlu olan kesinlikle hekimler değil. Neden şüphesiz PERFORMANS SİSTEMİ ve doktorlara uygulanan baskı. Ne kadar çok test istenirse, hastane o kadar çok kazanıyor. Bu, sonuçta inanılmaz büyük sağlık giderlerine, halktan alınan yüksek katkı paylarına ve bütçe açığı yoluyla memura, işçiye, emekliye daga az maaş ödenmesine yol açıyor.
Muayenehaneleri hedef alan bir düzenleme geliyor…
Kamudaki meslektaşım,
“Beni ilgilendirmiyor.” diyor.
Kamuda teşvik sistemi değişiyor…
Özel hastanede çalışan meslektaşım,
“Bana dokunmaz.” diyor.
Özel hastanelerde hekim ücretleri düşürülüyor…
Kamudaki meslektaşım,
“Benim meselem değil.” diyor.
Üniversitelerde yıllardır beklenen akademik zam yapılmıyor…
Diğerleri,
“Bizim sorunumuz değil.” diyerek sessiz kalıyor.
Ve sonra…
Sıra herkese geliyor.
Çünkü bugün bir hekimin hakkı gasp edilirken sessiz kalan, yarın kendi hakkı elinden alınırken yalnız kalır.
Hekimlerin çalışma yerleri farklı olabilir;
ama emeği, onuru ve geleceği ortaktır.
🔴 UZMAN HEKİMİN TABAN ÖDEMESİNİ ÖYLE DEĞİL, BÖYLE KARŞILAŞTIRIN!
Maaş hiyerarşisi değerlendirilirken yalnızca uzman hekimin taban ödemesini seçip bunu hemşire maaşıyla karşılaştırmak doğru değildir.
Ana maaş, taban ödeme ve teşvik ek ödemeler ile birlikte ele alınmalı; çalışanların toplam gelirleri üzerinden karşılaştırma yapılmalıdır.
📊 2026 Temmuz toplam gelirleri esas alındığında, lise mezunu bir hemşireye göre:
▪️ Çocuk Kalp ve Damar Cerrahisi Yandal Uzmanının geliri 3,45 kat fazladır.
▪️ Beyin Cerrahisi Uzmanının geliri 2,95 kat fazladır.
▪️ Pratisyen Hekimin geliri 2,17 kat fazladır.
▪️ Eczacının geliri yalnızca 1,41 kat fazladır.
Şimdi tabloya bütüncül olarak bakın!
Bu değerlendirme sağlık personellerinin emeğini küçümsemek değildir. Aksine kamuda ücretlerin; eğitim süresi, uzmanlık, risk, sorumluluk, görev yükü ve çalışma şartlarıyla uyumlu olması gerektiğini savunmaktır.
Yıllarca süren tıp eğitimi, uzmanlık ve yan dal eğitimi, devlet hizmeti yükümlülüğü, ağır nöbetler, hayati karar sorumluluğu, malpraktis riski ve sağlıkta şiddet tehdidi karşılığında oluşan bu farklar gerçekten abartılı mıdır?
Bize göre abartılı değil, aksine oldukça azdır!
Tek bir ödeme kalemini seçerek algı oluşturmayın.
Toplam gelirleri, eğitim süresini, riski ve sorumluluğu birlikte değerlendirin; maaş hiyerarşisinin gerçekten adil olup olmadığına ondan sonra karar verin.
Aile hekimliği sevk sistemi ile hastane hekimlerine yeni yükler getiriliyor. Aile hekimlerinden sevkli,randevusuz gelen hastaların muayene edilmesi isteniyor.@saglikbakanligi randevu sisteminin altından kalkamadığı gibi hasta ile hekimi, hekim ile hekimi karşı karşıya getiriyor.
Çöken randevu sistemini düzeltmek yerine, çözüm yine aile hekimlerinde aranıyor.
Sorun, vatandaşın uzman hekime zamanında ulaşamamasıdır.
Randevu bulunamıyorsa bunun sorumlusu yanlış sağlık politikalarıdır. İş yükünü artırarak değil, sağlık hizmetini planlayarak çözüm üretin.
Temmuz bordrolarımız e-Devlet’te yayımlandı. Hepimizin emeğiyle kazandığı ücretlerde, geçtiğimiz aylara göre yaklaşık 4.000–5.000 TL arasında bir kayıp olduğu görülüyor. Bu durum, tek tek çalışanların değil; emeğiyle geçinen herkesin sırtına yüklenen adaletsiz vergi düzeninin sonucudur.
Fazla mesai yapan ya da özellikli birimlerde görev alan bazı arkadaşlarımız, kümülatif vergi matrahları daha hızlı yükseldiği için bu dilime daha erken girmiş olabilir. Ancak gerçek şu ki, çalışanların büyük çoğunluğu Temmuz ayı itibarıyla %27 gelir vergisi dilimine itilmiş durumda. Yani alın teriyle kazanılan ücret, daha cebe girmeden vergiyle eriyor.
Sorun yalnızca bir bordro kesintisi değil; emeğin değil sermayenin korunduğu ekonomik düzenin bir sonucudur. Bizler vergimizi kuruşu kuruşuna öderken, büyük şirketler ve sermaye grupları çoğu zaman ayrıcalıklarla bu yükten kaçabiliyor.
Talebimiz nettir: Çalışanların vergi yükü derhal hafifletilmeli, gelir vergisi dilimleri emeği koruyacak şekilde yeniden düzenlenmeli ve ücretler üzerindeki bu baskı son bulmalıdır. Enflasyonun ve hayat pahalılığının altında ezilen emekçilerin maaşı, vergi politikalarıyla daha da eritilmemelidir.
@HMBakanligi@csgbakanligi@hepsenistanbul
📍 Örneğin memur;
%20 vergi diliminde 67.037 TL maaş alırken,
Temmuzda %27 vergi dilimine geçtiğinde zamlı maaşı 72.062 TL seviyesinde kalıyor.
Yani kâğıt üzerinde %13,52 zam yapılmış gibi görünse de net maaştaki gerçek artış %7-8 seviyesine düşüyor.
Başka bir ifadeyle memurun aldığı zammın neredeyse yarısı vergi diliminde eriyor.
Tablo diğer unvanlarda da değişmiyor:
👩⚕️ Hemşirede gerçek maaş artışı %7-8 civarına düşüyor.
🩺 Hekimlerde gerçek maaş artışı %6-7 bandına geriliyor.
Özellikle %27’den %35 vergi dilimine geçişte Temmuz zammı neredeyse etkisiz hâle geliyor.
Bu tablo açıkça gösteriyor:
📌 Kamu çalışanına verilen artış, daha cebe girmeden vergi diliminde eriyor.
📌 Sorun sadece zam oranı değil; bordrolu çalışanın her yıl daha erken ve daha yüksek vergi dilimine sokulmasıdır.
📌 Temmuz artışı zaten gerçek anlamda zam değil, geçmiş enflasyonun gecikmiş telafisidir.
Buna bir de vergi dilimi geçişleri eklenince kamu çalışanının alım gücü daha da düşmektedir.
Doktorun, hastaya siyasi görüşüne, ırkına, dinine, diline göre muamele etmesi ahlaksızlıktır. Karşıdaki azılı bir katil ya da terörist dahi olsa, onun insan olduğunu unutmaması lazım. Cezayı verecek olan mahkemelerdir! Doktor yargılamaz, muayene eder!
E-SEVK SİSTEMİ MUAMMASI
Sağlık Bakanlığının 3 Temmuz 2026'da ilgili kurumlara gönderdiği yazısında “Aile hekiminin uygun randevu bulamaması durumunda...dijital ortamda ilgili uzmanlığın bulunduğu kliniğe sevk edebilmesine imkan sağlanmıştır.” ifadesiyle neyi kastettiği anlaşılamamıştır.
“Randevu bulunamaması” demek, hekimin tüm zamanının dolu olduğu anlamına gelmektedir. Böyle bir durumda randevulu hastaların süresinden çalarak hekimi sevkli hastalara randevusuz bakmak zorunda bırakmak hukuka, bilime ve çalışan haklarına aykırıdır.
Sağlıkta şiddetin ve hizmet kaynaklı tıbbi hataların en önemli nedeni olan yetersiz muayene süresinin bir genelgeyle daha da kısaltılması kabul edilemez bir dayatmadır.
Aile hekimlikleri randevu alamayan hastaları sevk yoluyla randevusuz muayene ettirme araçları değildir.
Bu hukuki ve bilimsel temelden yoksun uygulamaya karşı her türlü hukuki ve demokratik haklarımızı kullanacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.
Kamu Hekimleri Sendikası Yönetim Kurulu
#AileHekimliği
#SevkZinciri
@saglikbakanligi
@OsmanOnurSar1 Burada gelip bir meslektaş grubunu hedef göstererek etik dersi verdiğini sanıyorsun yazık acil hekimlerince branşlara konsultasyonlar yapılır en uygun branşa acil tarafından devredilir bir şekilde tedavi edilir. Burada yaptığın iç dinamikleri bilmeyen kitleyi kışkırtmaktır.
📢 2026 Temmuz Dönemi Hekim ve Sağlık Personeli Taban Ödeme Ücretleri
2026 Temmuz zammıyla birlikte hekim ve sağlık personelinin Taban Ödeme ücretlerine ilişkin tahmini tutarlar, Merkez Bankası enflasyon beklentileri doğrultusunda şekillenmeye başladı.
Tam sıralı liste için linki tıklayabilirsiniz. 👇
https://t.co/0xiR1hfAdi
Dün İzmir'de bir özel hastane açılışı sırasında Rahmi Koç tarafından, poliklinik ortamında geçen bir fıkra çerçevesinde söylenen sözler maksadını aşmış, hekim camiasını, Kürtleri ve kadınları üzmüştür. Her ne kadar sözlerin sahibi ertesi gün özür dilediyse de, öteden beri ırk, din, dil, sınıf, cinsiyet ve cinsel eğilim gözetmeksizin eşit ve ana dilde sağlık hakkını savunan İstanbul Tabip Odası olarak bu söylemi kınıyoruz. Toplumsal barışa en çok ihtiyacımız olan bu dönemde herkesin, özellikle de toplumca bilinen takip edilen kimselerin özenli bir dil kullanmasını, ötekileştirici, ayrıştırıcı söylemlerden kaçınmasının önemini vurguluyoruz.
Kadınları ve Kürtleri Aşağılayan, Hekimlik Meslek Onurunu Hedef Alan Çirkin Sözleri Kınıyoruz
Dün İzmir’deki bir özel hastane açılışında Türkiye’nin önde gelen sermayedarlarından birinin fıkra adı altında sarf ettiği sözlere ve eski bir başbakanın ona katılarak gülmesine tanık olduk.
Başında olduğu sermaye grubunun tarihinin emek, emekçi ve halk düşmanlığının da tarihi olduğunu bildiğimiz bu kişinin sözleri bizim için elbette şaşırtıcı değildir. Öte yandan kadınları ve Kürtleri açıkça aşağılayan, hekimlik meslek onurunu hedef alan bu çirkin sözlerin dile getirilmesi ile bu sözlerin “fıkra”, “şaka”, “mizah” adı altında meşrulaştırılmaya çalışılması kabul edilebilir de değildir.
Cinsiyetçi, ayrıştırıcı, hedef gösterici ifadeleri kınıyor; kamuoyunu da duyarlı olmaya ve tepki göstermeye çağırıyoruz.
Eşit, ücretsiz, bilimsel bilgiye dayalı, nitelikli, ulaşılabilir, anadilinde sağlık hakkını ve hekimlik meslek onurunu savunmaktan bir adım geri durmayacağımızı bir kez daha vurguluyoruz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
https://t.co/4nnTA0DMf2
2026 icap nöbet ücretleri açıklandı.
Tablo açıkça gösteriyor ki:
Hekimin icap nöbeti, emeği ve riskiyle orantısız biçimde düşük.
Uzun eğitim, hayati kararlar, ağır hukuki sorumluluk…
Buna rağmen diğer statülerdeki ücretler hekimlerin önüne geçiyor.
📌 İcap nöbeti angarya değildir
📌 Görünmeyen emek yok sayılamaz
📌 Ücret statüye değil, eğitim ve riske göre belirlenmelidir
Bu tablo adil değildir. Düzenleme şarttır.
Not: İcap ücreti sadece uzman hekimlerde tanımladır. Bilgi amaçlı diğer unvanlarda eklenmiştir.
🧑⚕️ Yeni İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Talat Kırış:
📌 Beyin, kalp, çocuk cerrahisi gibi riskli alanları kimse istemiyor. Risklerin tüm sorumluluğunu hekimin üzerine yıkmaya kalkarsanız, gelecekte bu ameliyatları yapacak kimseyi bulamayız
📌 Daha iyi bir sağlık sisteminin inşası milli gelirden sağlığa aktarılan payın artırılması ve bu kaynağın daha kamucu, halkçı bir anlayışla bölüştürülmesiyle mümkün
https://t.co/CEcNPLxuu0