VELİ TEHDİDİ
Ben Eskişehir’den bir kadın öğretmen olarak yazıyorum.
Bugün bir veli, sınıfıma kadar gelip öğrencilerin önünde üzerime yürüdü. Beni sınıf dışına çağırdı, tehditkâr bir tavır sergiledi. Derste olduğumu söylememe rağmen, “Dışarıda bekliyorum seni” diyerek dersimin sonuna kadar kapıda bekledi.
Ders bitiminde bağırıp çağırmaya başladı. Okul idaresine tedirgin olduğumu bildirmeme rağmen herhangi bir tedbir alınmadı. Bir kadın öğretmen arkadaşımın desteği sayesinde oradan uzaklaşabildim. Ancak bu kez de ikimize bağırıp üzerimize yürüdü.
O an şunu fark ettim: Biz öğretmenler ne kadar yalnız ve çaresiz bırakılmışız...
Polise şikâyet etsem ifade verilecek, sonra serbest bırakılacak ve belki de peşimize düşecek korkusu yaşayacağız.
Biz artık hiçbir öğrenciye tepki göstermeyecek miyiz? Hiçbir terbiyesiz davranış karşısında ses çıkaramayacak mıyız?
Üstelik ben, onun bana yaklaşıp bağırdığı mesafeye kadar bile hiçbir öğrenciye yaklaşmadım.
Eğer hizmetlimiz, “Bir şey yapacak” korkusuyla bir öğretmen arkadaşımı çağırmasaydı, bugün çok daha kötü şeyler yaşanabilirdi.
Bugün bir kez daha anladım:
Öğretmenlerin can güvenliği yok.
Ve bu çok korkutucu...
dünden beri tatil olduğu için öğretmenleri suçlayan twitlerle dolu site. gökten göktaşı düşse yine bizi suçlayacaklar çünkü insanların öğretmen nefreti bambaşka. siz, çocuklarınızı eğiten öğretmenlere karşı bu kadar nefret doluyken bu ülkeden çok da bir şey beklememek lazım
Siz hiç okulda mobbinge uğrayan öğretmenin yanında duran ve okul idaresine karşı birlik olan öğretmenler gördünüz mü?Maalesef göremezsiniz. Çünkü hepsi bana dokunmayan yılan bin yaşasın modundadır. Ne zaman haksızlık kendine döner o zaman ses çıkarılır.
#Irmaköğretmeniçinadalet
Öğretmen çevresinden, ailesinden uzakta genelde doğuya atanır.
İlk yıl aday öğretmen ve 3 yıl sözleşmeli öğretmen olarak görev yapar.
Bu süre zarfında adaysın, sözleşmelisin denilerek her türlü mobbing yapılır.
Bütün öğretmenler bunu bilir.
Şikayet etsen çözüm olarak yan okulun müdürü muhakkik olarak geliyor.
Tabii müdürler yıllardır arkadaş yeni gelmiş bir öğretmen için birbirlerini üzmüyorlar.
Soruşturmalar için müfettiş ya da muhakkik merkezden gelmeli...
Irmak öğretmenin ses kaydını dinledim ve paramparçayım. ruh sağlığı bozuk bir idareciyle çalışmak zorunda kalmış ve sanki yetmemiş gibi okul dışı vakitlerde de sürekli mobbinge ve iftiraya maruz kalmış. sesini duyurmaya çalıştığında da sürekli bastırılmış ve cezalandırılmış. o ruh hastası müdür hâlâ görevine devam ediyormuş lanet olsun düzeninize
Irmak Öğretmenimizin yaşadıkları, delilleriyle tanıklarıyla karşımızda. Bütün suçu okul müdüresine atıp da sadece onun ceza almasını sağlamak çözüm değildir!
Adalet değildir!
O ilçedeki şube Müdürü, başkalarının bulunduğu ortamda "o öğretmeni bitireceğim, geldiği yere geri göndereceğim" demiş midir?
İlçe milli eğitim Müdürü ilçe kaymakamının sorunu çözmesini söylemesine rağmen kaymakama “ boş yer yok” öğretmene ise "ücretli öğretmeni ekmeğinden mi edeceğim? Mecbur gideceksin. Rapor alayım deme işlem başlatırım" diyen kişidir.
Bu sorunun kaynağı İl MEM - ilçe MEM’dir.
Okul müdiresi suçludur ama tek suçlu değildir. Hepsi bu suça ortaktır.
Ağrı Valiliğinin yaptığı açıklamayı kabul etmiyoruz.
Orada asıl sorun yalnızca okul müdiresi değil, Oradaki sorun zorbalık yapan yetkili sendika ve onunla işbirliği yapan yöneticilerdir. Şube müdürleridir. ilçe MEM’dir.
Sorunun asıl kaynağı olan İl MEM Müdürünün gönderdiği müfettişleri kesinlikle kabul etmiyoruz. Eğitim Gücü Sen olarak yarın Bakanlıktan Bakanlık Müfettişi talep edeceğiz.
Milli Eğitim Bakanı bu konuda inisiyatif almalıdır Türkiye'nin birçok yerinde Yetkili sendika ve yöneticiler işbirliğinde öğretmene benzer zorbalıklar yaşatılmaktadır.
@tcmeb@Yusuf__Tekin@tcagrivaliligi@hasan_kokrek@HamurMEM1@mehmetozmus_
Rotasyon gereklidir çünkü. Örneğin çalıştığım okulda 15-20 yıl çalışanlar kanka olmuş, gruplar oluşturmuşlar, gruplar istediklerini yaptırmak, istemediklerini yaptırmamakta, istemediği rakip gördüğü gibi durumlarda en iptidai mobingler uygulanmaktadır. Gruplaşma sonucunda niteliksiz, hizipçi kişiler grup başlığı yapmak istemekte, keyfi ve egosunu tatmine yönelik tutumlar gelişmekte, kişisel hâkimiyetini oluşturmak istemekteler, müdürden daha fazla grup başlarından öğretmenler çekinmekte, müdüre, idareye gruplar posta koyabilmekte, okul iklimi bozulmaktadır. Bu gruplaşma uzun yıllar aynı okulda kalan öğretmenler arasında olduğundan 8-10 yıl gibi sürelerle bu gruplaşma meydana gelmeden rotasyon uygulanmalıdır. Mevcut durumda önceki rotasyon uygulanmadığı için gruplaşma had safhada olduğundan rotasyon mutlaka uygulanmalı, yeni düzenleme olarak 8 ya da en fazla 10 yıla indirilmelidir.
Sezai Açar
Irmak öğretmenimizle ilgili 2. paylaşımımı yapıyorum. Eğer 24 saat içerisinde @tcmeb ilgili okul müdürü ve İlçe Millî Eğitim Müdürü hakkında soruşturmayı başlatıp açığa almazsa 3. paylaşımımı da yapacağım. Olanları olduğu gibi öğretmen arkadaşının dilinden aktarıyorum:
1,5 yıl atanmayı bekledikten sonra 2024-2025 yılının ikinci döneminde Ağrı'nın Hamur ilçesi Soğanlıtepe İlkokuluna Irmak hoca ile birlikte atanmıştık. Hamur İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş'ün bana bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalması uygun değil diyerek beni Soğanlıtepe İlkokuluna, Irmak hocayı ise Karakazan İlkokulu-Ortaokuluna görevlendirdiler. Millî Eğitim Müdürüne ben de "Ben o köyde yapamam. İhtiyaçlarımı karşılayamam, köyün servisi yok beni de görevlendirin" diye söylemiştim. Fakat bana "İster uçakla istersen neyle gidiyorsan git!" dedi. Kimse yardımcı olmayınca köy muhtarının yardımıyla köye geldim. Hatta ilk atandığımızda bütün öğretmenlere "okullarınıza gidin ve görün" demişlerdi. Irmak hoca da gidemediği için İlçe Milli Eğitim Müdürü Irmak hocaya takmıştı diyebilirim.
5 Mayıs 2025'te ben askere gittim. Bir yıl sonrasında askerliğim bitmeye yakın Irmak hoca beni aradı. Durumunu anlattı: Karakazan'daki okul müdürü ile tartışma yaşıyor ve okul müdürü Irmak hocaya vuruyor. Bu konu başka kişilere tam tersi olarak anlatılıyor. Olay servis şoförünün gözü önünde olduğu hâlde hiçbir şey söylemiyor. Servislerde bulundurulması zorunlu olan kamera olmadığı için olay tam olarak açıklığa kavuşamıyor. Fakat Irmak hoca olayı gerçekliğiyle anlatacak şahitlerin olduğunu da söylüyordu. Sonuç olarak Irmak hoca Soğanlıtepe İlkokuluna sürülüyor. Köy, Irmak hocanın evine yaklaşık 60 km uzaklıkta. Onun için durum gerçekten çok zordu. Lojman kalınacak durumda değildi ki şu an ben de ana sınıfında kalıyorum. Lojman rutubet içinde ve orada kalacak olan kişinin hastalanması kaçınılmaz. Irmak hoca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yazı gönderiyor lojmanın durumuyla ilgili ve yaptıkları tek şey duvarları boyamak. Sonuçta da lojmanı yaptık kalabilir diyerek Irmak hocanın vermiş olduğu dilekçeler hiçbir zaman olumlu yanıtla karşılanmıyor. Fakat Irmak hoca sürekli Kaymakamlığa, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gidip durumunu anlatıyor. İlk zamanlarda taksiye 3.000 lira para veriyordu. Bunun üstüne ev kirası da eklenecek olursa bu durum maddi olarak kabul edilemezdi.
Ulaşımın zorluğu ise işin fiziksel tarafıydı. Ruhsal olarak ise daha kötüydü. Sabahları kahvaltı yapmadan geliyordu. Bunları haber alınca köyde tanıdığım ve güvendiğim bir öğretmene Irmak hocaya iyi bakmasını tembih ettim. Sağ olsun sabahları çay ve kahvaltılık getiriyormuş. Olabildiği kadar gönlünü hoş tutmaya çalışıyormuş. Fakat Mehmet Özmüş'ün uyguladığı mobbing arkadaşımı bitirdi, mahvetti. Özellikle yanlı davranmak. Irmak hocanın sürgün edilmesi fakat arkadaşımı darp edenlerin hiçbir ceza almaması işi psikolojik olarak çok kötüye götürdüğünü düşünüyordum. Ben bunları hocamızdan dinleyince ona şöyle söyledim: "Hocam merak etmeyim askerliğim biter bitmez ben oraya geleceğim ve sizin durumunuzu düzeltmek için elimden geleni yapacağım. Nasıl olsa bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalmasını uygun görmüyorlar." Sürekli konuşurduk ve ona olabildiğince moral vermeye çalışıyordum. 13 Mayıs 2026'da göreve başladım. İlçe Millî Eğitim Müdürü ile görüşemedim fakat şube müdürü ile konuşup arkadaşımın durumunu anlattım. Hatta en sonunda "Sizden müdürlük yapmanızı değil abilik yapmanızı istiyorum, Irmak hocanın durumu iyi değil" dedim. Fakat hiçbir gelişme olmadı. Bu süreç içinde Irmak hoca dilekçe vermeye ve durumunu ilgili makamlara iletmeye devam etti. Yine hiçbir sonuç alamadı.
@nurmudersin Maalesef susturuluyoruz Oysa anlatılacak o kadar çok şey var ki
Kadın öğretmenlerin maruz kaldığı çirkin davranışlar tehditler ve baskılar görmezden geliniyor makamı güç gösterisi sanan bazı yöneticiler çalışanlarına adeta kendi mülkleriymiş gibi hoyratça davranıyor
@nurmudersin Maalesef susturuluyoruz Oysa anlatılacak o kadar çok şey var ki
Kadın öğretmenlerin maruz kaldığı çirkin davranışlar tehditler ve baskılar görmezden geliniyor makamı güç gösterisi sanan bazı yöneticiler çalışanlarına adeta kendi mülkleriymiş gibi hoyratça davranıyor
Irmak öğretmenim,
Seni o kadar iyi anlıyorum ki…
Mesleğin ilk yıllarında “sözleşmeli” olmanın omza yüklediği o baskıyı, susmak zorunda bırakılmayı…
Ben de ilk görev yerimde benzer şeyler yaşadım. Şanlıurfa’da merkeze 90 km uzaklıktaki bir köy okuluna atanmıştım. Her gün 180 km yol gitmem sağlık olarak mümkün değildi, lojmanda kalmak istedim. Müdür, lojmanın 1+1 olduğunu ve kalırsam 8 kişi aynı odada yaşayacağımızı söyledi.
Mecburen merkezden ev tuttum. Sonra öğrendim ki lojmanlar aslında 2+1’miş. Müdür de sevgilisi de ayrı lojmanlarda tek başına kalıyormuş.
Okul servisini kullanmaya başladım. Eylül ayında sadece 1 gün kullandığım servis için benden 1 aylık ücret istendi. “Bu haksızlık” dediğimde ise “O zaman bundan sonra taksiyle gelirsin” cevabını aldım.
Bugünkü aklım olsa elbette susmazdım. Hakkımı aramayı da bilirdim, ortalığı ayağa kaldırmayı da… Ama o gün sustum.
Çünkü mesele hakları bilmemek değildi.
Mesele, insanın arkasında kimsenin durmayacağını düşünmesiydi.
Servis şoförüne karşı çıksam okula gitmem zorlaşacaktı. Müdürü şikâyet etsem, yıl sonunda “adaylık” adı altında yine onun değerlendirmesine mahkûmdum.
İlçeye gidip derdimi anlatsam, ben köye dönmeden “Bu öğretmen seni şikâyet etti” diye müdürü arayacaklarını biliyordum.
İşte insanı susturan şey bazen korku değil; yalnız bırakılacağını bilmektir.
Irmak öğretmeni yalnız bırakanlar bu yaşananların sorumlusudur.
Irmak öğretmenim,
Seni o kadar iyi anlıyorum ki…
Mesleğin ilk yıllarında “sözleşmeli” olmanın omza yüklediği o baskıyı, susmak zorunda bırakılmayı…
Ben de ilk görev yerimde benzer şeyler yaşadım. Şanlıurfa’da merkeze 90 km uzaklıktaki bir köy okuluna atanmıştım. Her gün 180 km yol gitmem sağlık olarak mümkün değildi, lojmanda kalmak istedim. Müdür, lojmanın 1+1 olduğunu ve kalırsam 8 kişi aynı odada yaşayacağımızı söyledi.
Mecburen merkezden ev tuttum. Sonra öğrendim ki lojmanlar aslında 2+1’miş. Müdür de sevgilisi de ayrı lojmanlarda tek başına kalıyormuş.
Okul servisini kullanmaya başladım. Eylül ayında sadece 1 gün kullandığım servis için benden 1 aylık ücret istendi. “Bu haksızlık” dediğimde ise “O zaman bundan sonra taksiyle gelirsin” cevabını aldım.
Bugünkü aklım olsa elbette susmazdım. Hakkımı aramayı da bilirdim, ortalığı ayağa kaldırmayı da… Ama o gün sustum.
Çünkü mesele hakları bilmemek değildi.
Mesele, insanın arkasında kimsenin durmayacağını düşünmesiydi.
Servis şoförüne karşı çıksam okula gitmem zorlaşacaktı. Müdürü şikâyet etsem, yıl sonunda “adaylık” adı altında yine onun değerlendirmesine mahkûmdum.
İlçeye gidip derdimi anlatsam, ben köye dönmeden “Bu öğretmen seni şikâyet etti” diye müdürü arayacaklarını biliyordum.
İşte insanı susturan şey bazen korku değil; yalnız bırakılacağını bilmektir.
Irmak öğretmeni yalnız bırakanlar bu yaşananların sorumlusudur.
Irmak Öğretmen'i tanıyan birinden mesaj aldım:
"Bu öğretmenle normalde aynı yere atanmıştık. Köy uzak, bir erkek ve kadının kalması uygun olmadığı için Karkazan diye bir okula verdiler. Bundan 2 ay kadar önce okuldaki müdür ile bir tartışma yaşıyor ve ceza olarak tabiri caizse benim okuluma gönderiliyor. Benim okuluma gönderildiği zaman askerdeydim. Mayıs'ın 13'ünde terhis aldım. Öğretmenimiz mağdur olmasın ve eski okuluna geri gitsin diye zaman kaybetmeden okuldaki görevime başladım. Fakat gelmem hiçbir fayda etmedi. İlçe Millî Eğitim Müdürü ve kaymakam, öğretmene resmen mobbing uyguladı. Herkesi araya sokup konuşturduk ama nafile. Irmak öğretmenimiz birçok kere dilekçe verdi ama sürekli geçiştirildi. Bu arada bu öğretmen her gün taksi ile gelip gidiyodu lojmanda kalamadığı için ve 1500, 2000 lira gibi bir para veriyordu. Aynı zamanda okula geldiğinde keyfi hiç yerinde olmuyor, enerjisi düşük ve ağlıyordu. Bütün bunların MEB'e iletilmesi fayda etmedi. Öğretmenimizin dün hayatını kaybettiğini öğrendim."
@tcmeb ilgili kişiler hakkında gerekli işlemleri yapmanızı ve kamuoyunu aydınlatmanızı bekliyoruz.
Irmak Öğretmenimizin hayatını kaybettiğini büyük üzüntüyle öğrendim.
Irmak Öğretmenimizin sesini Ağrı’da neden kimse duymadı?
Devletin memuru, Bakanlığın öğretmenidir. İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri, mülki amirler öğretmenimizin defalarca ilettiği sorunları, talepleri neden görmezden geldi? Neden yalnız bırakılmış, sorunları çözülmemiştir?
Eğitim çalışanları Ağrı’da görülmez, duyulmaz mıdır? Ağrı’daki idari ve mülki amirlere sesleniyorum; çalışanlarınıza, öğretmeninize böyle mi sahip çıkıyorsunuz?
O müdire kim ki öğretmene tokat atıyor? Bu olay üzerine Irmak öğretmenin görevlendirmesini iptal edenler, çalıştığı yere mi hakim değil, kağıda hiç mi bakmadı?
Günlük 3 bin lira taksi parası vererek ulaşım olmayan, lojmanda konaklamasının imkansız olduğu köye geri gönderildi.
Ağrı Valisi, her şeyden haberdar olduğunuz söyleniyor, bu mu sizin Devlet anlayışınız? Ağrı İl Milli Eğitim Müdürü, İlçe Milli Eğitim Müdürü, siz eğitimi bu şekilde mi yönetiyorsunuz? Öğretmenimiz aylarca çırpınmış.
Genel başkan olarak Ağrı gitmediğim yer değil bunu şuan yolda yazıyorum haberim olsaydı Ağrı’ya gelir, üyemiz olsun olmasın yanında olur, hesabını sorardım. Ağrı il başkanımız da duruşuyla gerekeni yapardı.
Ama borcum olsun. Süreci bizzat takip edeceğim. Sorumluları hakkında gereken ne ise Eğitim Gücü Sen olarak yapacağız.
Öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, sevenlerine ve camiamıza sabırlar diliyorum.
⚠️📢 YETERSİZ KONTENJANLARLA BU SÜREÇ YÜRÜTÜLEMEZ! İKİNCİ İL DIŞI TAYİNİ AÇILMALIDIR!
📌 2026 yılı il dışı yer değiştirme sürecinde açıklanan kontenjanların son derece yetersiz kalması nedeniyle, öğretmenlerimizin mağduriyetini giderecek şekilde ikinci bir il dışı tayin süreci ivedilikle açılmalıdır!
❌ Gerçek ihtiyaçlar göz önüne alınmadan, kapalı tutulan normlar ve yetersiz kontenjanlarla yürütülen bu süreç kabul edilemez!
🚨 İL DIŞI TAYİNLERDE YAŞANAN MAĞDURİYET DERİNLEŞİYOR!
👨👩👧👦 Aile bütünlüğü zarar görüyor…
💔 Eşler ayrı şehirlerde yaşamaya mahkûm ediliyor…
👶 Çocuklar anne ya da babasından uzak büyümek zorunda kalıyor…
📍 Yıllardır tayin bekleyen binlerce öğretmen ise umutlarını bir başka yıla ertelemek zorunda bırakılıyor…
⚖️ Aynı şartlarda görev yapan bazı öğretmenler tayin hakkına ulaşabilirken, binlerce eğitim emekçisinin yıllardır mağdur edilmeye devam edilmesi adalet duygusunu zedelemektedir!
📢 Aile bütünlüğü bir tercih değil, anayasal bir haktır! Öğretmenlerin yıllarca farklı şehirlerde yaşamaya zorlanması ne vicdana ne de sosyal devlet anlayışına sığmaktadır.
🗺️ TÜM İLLERDE gerçek ihtiyaçlar esas alınmalı;
✅ Şeffaf,
✅ Gerçekçi,
✅ Adil kontenjanlar yeniden açılmalıdır!
✊ Bizler sendika olarak; öğretmenlerimizin sesi olmaya, yaşanan mağduriyetleri her platformda dile getirmeye, ikinci il dışı tayin talebinin karşılık bulması için mücadele etmeye ve bu sürecin sonuna kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz!
@mfaarslan@Yusuf__Tekin@tcmeb
#ikinciİldışıbolkontenjanlı