Ülkede yokluktan gelip bir anda zengin olan öyle varoş bir kesim var ki, dünyadaki hiçbir şey umurlarında dahi değil. Tek aktiviteleri baby shower’lar düzenlemek, isim partileri yapmak ve 6 ay kınası organize etmek. O kadar sıkılmışlar ki...Hayatlarında hiç görmedikleri, kaynağı belirsiz bir para bir anda ellerine geçince bunu yönetemeyip nereye harcayacaklarını şaşırıyor ve sürekli bir eğlence partisi düzenliyorlar. Bu hayattaki tek başarıları, evlenip çocuk yapmak ve o çocuğa partiler düzenlemek üzerine kurulmuş. Hayali ve samimi olmayan arkadaşlarıyla sürekli birbirlerine gösteriş yapıp, bu tarz etkinliklerle adeta “Hangimiz daha görgüsüz ve cahiliz?” diye büyük bir yarışın içine giriyorlar. Umarım MASAK, bu etkinlikleri düzenleyen organizasyon şirketlerinden başlayarak, bu yolla para aklayan ve kaçıran herkesin kapısını en kısa sürede çalar.
Kırmızı et üreticileri merkez birliği başkanı Bülent Tunç’un oğlu, AKP Gençlik Kolları'nın mkyk üyesi Halil Efe Tunç aracılığı ile şirket kurup Polonya'dan et getirerek kırmızı et piyasasını ele geçirdiler. Şimdi sıra geldi beyaz ete. Tavuk fiyatı öyle aöylendiği gibi pahalı da değil, çoğu yerde 120 TL civarı. İyi izleyin, 3 ay sonra 300'den aşağı bulamayacaksınız ve tek elden yönetilecek. Çünlü bu yönetim, bilinçli fakirleştirme politikasını, demografi değiştirme politikası ile beraber yürütüyor. Ülkeyi işgale hazırlıyorlar. Yakın gelecekte Türkiye'yi "libarelleştirmeye" geldiklerinde bugünleri anlarsınız.
Kabahat bunlarda değil, bunları konuşturanda! Devletin bayrağıyla kavga edeni, devletin adına göz dikeni hapiste çürütmek yerine ulusal kanalda baş tacı ediyorlar.
Yazıklar olsun!!!
Mansur Yavaş'tan Binali Yıldırım'a:
“Oğlunuzun olduğu iddia edilen Hollanda'daki serveti bir getirin Türkiye'ye, Merkez Bankası'nın dövize ihtiyacı var.
Kim milli, kim gayri milli belli olur!”
Bir dakika anlamadım, van'dan yalova'ya yerleşen kürtler önce, biz aşiretiz, diyerek 14 aylık Türk kızını darp ediyorlar, sonra serbest kalıyorlar, sonra da adama evini sattırıp mahallesinden mi kovuyor? Bu ülkede tek bir Türk bile,sorun yok, diyene kadar Türk sorunu vardır.
İstanbul’da Michelin yıldızlı bir mekânda irmik helvasında çam fıstığı yerine aynı boyda ithal yer fıstığı kullanıldığını görmüştüm. Oradan tırtıklayacağı paranın hesabını yapan ve aslında merdiven altı üretim yapanlardan hiç bir farkı yok. Bir de başında tanınmış şeflerden biri vardı. Utanmıyor musunuz dedim, eki eki güldü. Yıldız mıldız hikaye, yürüyecek yol buldu mu yürüyen, kendi öz erdemi, ahlakı olmayan zihniyetle çok zor bu işler.
Enflasyon programının calismadigi açık ve net ortada iken suçlusu şimdi de Tavukçular oldu. Tarım ve gıda yönetemenin bilançosu her gün daha da ağırlaşacak ve sektörel darbelerle bunu düzeltmek imkansız. İrem hanımla yaptığımız söyleşi
“Diyorlar ki: ‘Bir tane Kürt cumhurbaşkanı yardımcısı, bir tane Alevi cumhurbaşkanı yardımcısı olacak.’
Bu barış süreci de bunun parçası o anlamda.”
👉 Timur Soykan: “Arkadaşlar bu sadece CHP hikayesi değil.
Sadece CHP hikayesi olsa zaten o kadar önemli de olmaz.
Bu, Türkiye’de sandık olacak mı olmayacak mı hikayesi.
Bu, Türkiye’de sizin sizi yönetecek kişileri seçip seçemeyeceğiniz hikayesi.
Bu, Türkiye’nin tek partili sisteme gitmesi hikayesi.
Bu, Türkiye’nin ABD emperyalizmi tarafından önüne çizilen yolda gidip gitmeyeceğine dair tarihi bir karar.
Onlar diyor ki: ‘Siz saltanat olacaksınız, siz monarşi olacaksınız.’
Birileri de koltuk için bununla el sıkışıyor.
Siz duyuyor musunuz hiç Türkiye’de Tom Barrack’a bir tepki, iktidar cephesinden veya herhangi bir yerden?
Çünkü bunlar o planın bir parçası. Kemal Kılıçdaroğlu o planın parçası.
Koşar adım oraya gidiyor. Yani bize ‘Siz Orta Doğu’sunuz’ diyorlar.
‘Siz Orta Doğu’da İran, Irak, Suriye gibi olacaksınız. İsrail’in güvenlik bölgesi, Büyük Orta Doğu Projesi’nin parçası, bizim istediğimiz gibi olacaksınız.’ diyorlar.
Ama bunu zannetmeyin ki ‘Osmanlı coğrafyasında hakim olacaksınız’ falan demek.
Size diyorlar ki: ‘Bir tane Kürt cumhurbaşkanı yardımcısı, bir tane Alevi cumhurbaşkanı yardımcısı olacak.’
O barış süreci de bunun parçası o anlamda.
‘Sizi böyle idare edeceğiz’ diyorlar.”
20 senedir derslerde anlattığım konudur. Serbest piyasa ekonomisine müdahale eden hukuk adımlarının doğru dengesini öğrencilerime anlatırken daima Serengeti örneğini veririm. Bir bataklıkta boğularak ölmekten olan bir hayvan görüp iyi bir şey yaptığınızı zannederek kurtarırsınız, ama o hamleniz yüzünden niceleri aç kalır.
Iktisat alanı, hukukun ancak çok tereddütlü ve ölçülü zerk edileceği bir alandır.
Beyaz et üreticilerini alt üst eden ceza hukuku uygulamasına giriştiğiniz ve şirketlerin karar mekanizmalarını ortadan kaldırdığınız zaman bozduğunuz denge orta vadede daha büyük zarar olarak geri döner.
Beyaz et sektöründe bugün gerçekleştirilen ceza hukuku uygulamasının temelinde, rekabet hukuku sahasında Rekabet Kurumu'nca yürütülmüş ve sonuçlandırılmış bir soruşturmadaki içerik ve dinamikler de var.
Bu uygulama bu bakımdan damdan düşme veya bağlamından kopuk bir uygulama değil. Öte yandan, Türkiye'de rekabet hukukunun yaklaşık 30 senelik uygulamasının tamamının şahidi olarak söyleyebilirim ki, bu tür bir ihlal dosyasına hem de kayyım da içerecek şekilde ceza hukuku hüviyeti kazandıran ilk dosya bu.
Esas olarak rekabet hukuku sahasında gerçekleşen bir ihlali ceza hukuku sahasında da karşılıklandıran ülkeler var. Dolayısıyla, bugün beyaz et sektöründe yürütülen ceza hukuku yaklaşımı, globalde karşılığı olmayan bir yaklaşım değil. Ancak Türkiye'de -ihaleye fesat karıştırma unsuru da içeren dosyalar hariç olmak üzere- bu tür ihlal iddiaları hiçbir zaman ceza hukuku ile ilişkilendirilmedi. Bu yönden bu bir ilk.
Bu dosyada bu ceza hukuku ilklerinin bu kadar koyu ve sert biçimde yaşanmasının etkileri de serbest piyasa ekonomisi dinamiklerinin bozulması ile kendini gösterecektir. Bu bozulma etkisinin sadece beyaz et sektörü ile sınırlı kalacağını da beklemiyorum. Bir ihlal tipinin evvelce 30 senedir idari para cezası ve idari tedbirler olarak görünüm bulan hukuki sonuçlarına aniden hürriyeti tahdit ve kayyım eklendiğinde, bunun yaratacağı şok dalgaları da elbette orta vadede serbest piyasa ekonomisi dinamiklerini çalkalayacaktır.
Urfa'daki tefeciler, Osmanlıyı batıran tefecilerden daha tehlikeli.
Öyle iddialar var ki; Tefecilere dava açanlardan bazıları, daha sonra bir bakıyorlar ki davalarını verdikleri avukatı da tefeciler ya tehditle yada parayla satın almış, davadan çekilmesini yada davaya fazla asılmamasını sağlamışlar.
Şimdi gelin tefecilerin elinde inim inleyen Urfalı Ömer Polat'ın anlattıklarını bir dinleyelim.
"Başıma Bir şey gelirse sakın intihar demeyin."👇
⚪️ Yalova’da kendisiyle beraber kızıda darbedilen baba, adliye önünde sitem etti;
“4 milyona aldığım evi 1.9 milyona bana sattırdılar.”
“Adalet bakanlığının kapısının önüne gidiyorum.”
Çiğli Ana Jet Üssü ve Hava Okul Komutanlığı Akhisar'a taşınacak.
▪️ AK Parti Akhisar İlçe Başkanı İsmail Ahmet Sözcüer, Çiğli Ana Jet Üssü ve Hava Okul Komutanlığı'nın Akhisar'a taşınma sürecinin başladığını belirterek Akhisar'da kurulacak yatırımın; ilçeye ekonomik, sosyal ve stratejik açıdan büyük katkılar sağlayacağını ifade etti.
▪️ Sözcüer, yeni yapının iki tugay büyüklüğünde, tümen seviyesinde bir askeri kapasite oluşturacağını belirtti.
▪️ Taşınma sürecinin kademeli olarak ilerleyeceği belirtilirken, çalışmaların 2028 yılında tamamen tamamlanmasının planlandığı aktarıldı.
Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım:
“Beyaz et sektör temsilcileri çok şaşkın. Bu operasyonun neden yapıldığını tam olarak bilmiyorlar.
Zamlar söyleniyor ancak firmalar 2025 yılında sektörde %-2 fiyat düşürmüş 2026’daki zam oranları %11 civarında.
Bunların arasında uluslararası firmalar da var. Banvit dünyanın en büyük üç firması arasında. Dünyada da tartışılıyor.”