Özel okul öğretmenlerinin isyanları çok haklı.
Son 3 senede ortalama fiyatlar yüzde 215 artarken,
özel ilkokul ücretleri %349;
özel ortaoğretim ücretleri % 344 arttı.
Özel okul öğretmenlerinin maaşlarına bu yüksek zamlar yansıtılmadı.
Hem velileri hem öğretmenleri sömürüyorlar.
Eğitimin özeli olmaz.
Eğitim bilimsel, nitelikli, ücretsiz bir kamu hizmeti olmalıdır.
Üç yaşımdan beri kaygılı olduğum için - kaygıya sürüklenmiş çocuk djfjd- profesyonel kaygılı birey olarak olaya bütüncül yaklaşmak gerek olduğunu biliyorum. Temiz beslen, güzel uyu, spor yap veya sadece çık yürü, ekran süreni azalt,kötü haberlere bakma, stres kaynaklarını +
Özel çocuklara uygulanan “yetişkin” zorbalığının boyutuna şahit olmak insanın bu ülkeye ve insanlarına karşı olan güvenini inanılmaz derecede sarsıyor. Sınıftan attırmaya çalışmak, aileleri dışlamak ve öğretmeni zorlamak gibi akıl almayacak şeyler yapılıyor.
Kaynaştırma eğitimi bir tercih değil, bir haktır.
Kaynaştırma öğrencisi desteklenmesi gerekirken, kriz anlarında ilk vazgeçilen kişi haline getirilmesi büyük bir sorundur.
Okul yönetimlerinin bu tür baskılara boyun eğmesi, “kolaylastırıcı kişi/gölge öğretmen” gibi destekleri dışlaması ya da çocukları sistem dışına itmesi kabul edilemez.
Bu noktada Millî Eğitim Bakanlığı’nın acilen açık ve net bir tutum alması,
hem çocukların güvenliği hem de özel gereksinimli bireylerin haklarının korunması açısından hayati önem taşımaktadır.
Sağduyu, bilim ve hak temelli yaklaşım şimdi her zamankinden daha gerekli.
Nuri İyem'in kadın figürleri, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ifadesiyle, "Bir heykel kadar sımsıkı, yeşil mehtap aydınlığı kadar zarif, geçmiş zamanın havasını içinde taşıyan eski fresk ve ikonalar kadar yalın yüzlere sahiptir".
@MBatuhanOzgul@71Altay Okul çağında çocuğun sık sık öğretmen ve okul değiştirmesi zenginlik değil, öğrenme sürecini olumsuz etkileyen bir durumdur. Aile koşullarını bilemeyiz ama bu tablo çocuğun dezavantajlı bir konuma sürüklendiğini gösteriyor.
Çocuklarımız özel okula gidecek. Arabayla bırakıp arabayla alacağız. Lisede bile tek başına asla biyerde bulunmayacak (pazar, çarşı, avm, fark etmez). Suça sürüklenen şekilsizlerle temas olasılığı min. olacak. Benim çıkardiğım sonuç bu.
“Aman canııım, sen de çok hassassın. Bu kadar hassas olma! / Alışırsın!...” Alışamaz. Bireyde SPS (Sensory Processing Sensitivity) varsa, istese de uyaran fazlasına alışamaz. SPS’li bireyde duyusal eşik fizyolojik olarak düşüktür. Yani görsel, işitsel, dokunsal, duygusal uyaranların, iç ve dış stresin daha yoğun algılanması, daha derin ve daha yoğun işlenmesi söz konusu. SPS yetersizlik, zayıflık ya da hastalık da değildir. Mizaç varyasyonudur. Genel popülasyonun %15-20’si SPS’lidir.
Olumlu yanları: SPS’li bireyde farkındalık, yaratıcılık, dikkat, empati, estetik ve sosyal duyarlılık yüksektir, zekâ düzeyi de yüksekse her türlü veriyi daha derinlemesine analiz eder, anlamlı bağlantılar kurar, sezgileri güçlüdür, yeni deneyimlere ve öğrenmele açıktır.
Olumsuz yanları: Stres, anksiyete, depresyon, sosyal geri çekilme, uyku bozuklukları, uyum zorlukları, duyusal aşırı yüklenme ve duygusal tükenmişliğe yatkınlık.
SPS sadece risk değil yüksek potansiyel de içerir. SPS’li bireyler destekleyici bir ortamda kendilerini gerçekleştirebilirlerse topluma önemli katkılar sağlayabilirler. Gürültücü, duyarsız, hoyrat, anlayışsız insan topluluklarında ise diğerlerinden daha fazla sıkıntı yaşarlar. Eleştiri ya da aşağılama ile değil, azami dikkat ve hassasiyetle yaklaşmak lazım.
İnsanlar da küfleniyor. Çürüyor. Yosun tutuyor. Ait olmadığı yerde, varlığını tomurcuklandıran insanlarla olamayan her insan sönüyor.
Çürüyen çiçekler, küflenen besinler gibi. Azar azar çürüdüğü hiçbir yerde hiçbir insanda ve hiçbir kalpte kalmamalı insan.
İçine Açan İnsan, s.42
Şu ülkede hiçbir şeyi olmayan, okuyup maaşıyla insan gibi tertemiz yaşamaya çalışan herkese akıl sağlığı diliyorum gerçekten. Bu devranın döneceğini görebilecek miyiz bilmiyorum artık, gençliğim çürüdü şu kokuşmuşluk içinde.
Nihal Candan'ın ölümünün iyi niyetle "ay kilo vermişsin çok güzel olmuşsun" diyen kız arkadaşlara, "sen kilo mu aldın" diyen akrabalara, sürekli kızının kilosunu ve yeme alışkanlığını takip eden annelere bir ders olmasını umuyorum. Gencecik bir kadın keşke kimseye ders olmasaydı. Ama bu ölüm anoreksiyayı ve blumiayı tanımak, kompleks mental rahatsızlıkları anlamak için en azından bir pencere açsın topluma. Kimseyi, hayatının kontrolünü kilosunu kontrol ederek sağlayacağı illüzyonuna kapılacağı kadar bedeniyle yargılamayın. Lisede ben de blumia hastasıydım. Kalori sayarken okb hastası oldum. Hala uğraşıyorum. Bu sektöre 15 yaşında girdim. "Senin bir lokman 10.000 dolar"dan tutun çok bilindik, üstelik de kadın bir uygulayıcı yapımcının insanların ortasında kaftanımı kaldırıp "Burada 8 kilo var" diye bağırması, neredeyse her gün şahsıma veya hemcinslerime, iş ortamı dediğimiz setlerde "o popoyu küçülteceksin" seviyesinde yorumlar... Neler gördük ve görmeye devam ediyoruz en iyi kadın meslektaşlarım bilir. Nihal Candan'ın mental rahatsızlığı bedenini çökertecek bir hastalık olmasaydı belki hala yaşıyor olacaktı ama tıpkı bazı bağımlılıklar gibi, yeme bozuklukları da bedensel fonksiyonları geri dönülemez şekilde bozup insanları hayattan kopartabiliyor. Bu nedenle en çok ölüm oranı olan hastalıklardan biri. Bundan sonra bir kadının bedenine yorum yaparken iki kere düşünün. Niyetiniz kimsenin ummmmrunda bile değil. Hatta düşünme yetiniz varsa kimsenin bedenine iyi kötü yorum yapmayın. Bir insana bakıp dış görünüşü hakkında fikir beyan etmek yerine aklınıza daha zekice bir şey gelmiyorsa, kitap okuyun, film izleyin, ne bileyim kendinizi geliştirin, ama öncelikle: SUSUN ARTIK.