Çitlekçi’nin bu kadar büyümesinin sebeplerinden biri, genelde şubeleri Köfteci Yusuf’un yanına açmalarıymış.
Düşününce acayip mantıklı.
Köfteci Yusuf’un şube açtığı yerin boş kalma ihtimali zaten yok.
Adam sinek avlayan AVM’ye girse bile AVM hareketleniyor.
Hatta iş yapmayan bazı AVM’ler Köfteci Yusuf’a, yeter ki gel, burada şube aç, kira bile istemiyoruz diyorlarmış. Bu olay da muhtemelen gerçek.
Özellikle şehirlerarası yollarda Köfteci Yusuf tabelasını gören adam direkt direksiyonu Köfteci Yusuf’a kırıyor.
Yemeğini yiyor, dışarı çıkıyor.
Bir bakıyor, yanında Çitlekçi.
Hazır durmuşken şuradan da bir şeyler alalım diyor.
Ya yolda yemek için çerez alıyor ya da gittiği yere eli boş gitmeyeyim diye bir şeyler alıyor.
Zaten şehirlerarası yolculukta olay biraz böyle.
Başka şehre gidiyorsan ya eş dost görmeye gidiyorsundur ya da iş için gidiyorsundur.
E insan da eli boş gitmek istemiyor.
Kuruyemiş, lokum, çikolata derken Çitlekçi tam bu müşteriye hitap ediyor.
Çitlekçi’nin ekstra müşteri çekmesine bile gerek kalmıyor.
Köfteci Yusuf müşteriyi ayağına kadar zaten getiriyor.
Bir de iki markanın tabelasına bakın.
İkisi de turuncu-beyaz-siyah.
Bu logo olayı bile bilinçli yapılmış olabilir.
Yan yana görünce göz yadırgamıyor.
Sanki yıllardır beraber duran iki markaymış gibi geliyor.
İnsan Köfteci Yusuf’a güveniyorsa yanındaki Çitlekçi’yi de ister istemez kendine daha yakın hissediyor.
Olay tamamen psikolojik.
En güzel tarafı da birbirlerine rakip değiller.
Köfteci Yusuf’un yanına başka köfteci açsan Yusuf seni yer.
Başka restoran açsan yine işin zor.
Ama kuruyemişçi açıyorsun.
Adam senin rakibin olacağına sana müşteri taşıyor.
Köfteci Yusuf milyonlar harcayıp hangi lokasyon iş yapar diye araştırıyor.
Sen gidip Yusuf’un yanındaki dükkanı tutuyorsun.
Lokasyon araştırması bedavaya geliyor.
Tabii Çitlekçi gerçekten biz Yusuf’un yanına açalım diye böyle bir strateji kurmuş mudur, bilmiyorum.
Ama olay gerçekten buysa…
Vallahi insan 40 yıl düşünse aklına gelmez.
Gerçekten helal olsun.
Türkiye’de bankalara borçlu insan sayısı 44.200.000’e ulaştı.
Nüfusun neredeyse tamamı bankaların kölesi olmuş durumda:
• Avm’lerdeki o tıklım tıklım kafeler: Asgari ödemeli kredi kartı.
• Trafikteki o lüks araçlar: 36-48 ay banka kredisi.
• Son model telefonlar: Eksi hesap (KMH) harcaması.
Yaşanan şey refah değil, tamamen bir sefalettir.
#enflasyon
Türkiye’de ortalama bir çalışanın "temel insan hakkı" sayılan şeylere ulaşması için artık servet gerekiyor.
Güncel tablo:
• Bedelli Askerlik: 417 bin TL
• Ortalama Araç: 1.5 milyon TL
• 1+1 Ev Peşinatı/Bedeli: 3 milyon TL
• Düğün & Eşya: 2 milyon TL
Yani hayata sıfırdan başlayan bir gencin önünde 160.000 dolarlık bir duvar var.
Dolar bazında dünyanın en pahalı ülkelerinden biri haline geldik.
Bu maaşlar ve bu kiralarla birikim yapmak hayalden ibaret.
Bu köfteci yusuf bizim ülkeye çok fazla. Gerçekten reklam falan değil bir yola çıkıyorsun kazıklanmamak için tek seçenek burası oluyor. Sabah kahvaltısı, tostu, çayı çorbası başka memlekettesin ama kendi evin gibi hem hijyen hem ucuz.
Allah razı olsun.
Yeni anayasanın 4. Maddesi için öneri: Herhangi bir menkul-gayrimenkul ürünün değer artışından elde edilen gelir vergilendirilemez, vergilendirilmesi teklif dahi edilemez.
Türk gencinin işi çok zor.
Maaşlar ortalama 50.000₺
Düzgün bir araba 1.000.000₺
Düzgün bir ev 5.000.000₺
Aileden destek yoksa tek başına vereceği mücadele ultra zorlukta.
Borsa da yatırım yapan bir çok yatırımcının para algısı bozulmuş durumda. Dönem dönem bende de bu oluyor. Bir bardak içeceğe 1.000 lira uygun geliyor. Ama bunun nedeni 1.000 lirayı 1 saniyede kazanmandan kaynaklı.
Ama bir bardak içeceğe bin lira çok para.
Bazen aylık 150 bin az geliyor ama bunun nedeni aylık 500 bine +1 milyon kazanılıyor olmasının sebebi.. Aslında aylık 150 bin güzel para. (Ülkenin yarısı 50 bin maaş altına çalışıyor) Borsa insanın para değer algısını çok değiştiriyor. Rakamlar hayal gibi geliyor. Ve insan iradesinin hep kazançlı odaklı olmasını sağlıyor. Bugün bir çok yatırımcı bunun farkında değil. Ama rakamlarda kaybolmuş durumda. Çevremde yaptığım sohbetler de bunu gözlemliyorum.
#Avanti .
Yeni anayasayı hallettikten sonra CHP’nin başına KK yerine muhalif kesimin daha fazla güveneceği biri geçmeli ve yeni partiyle daha çok kavga ederek, muhalif seçmenin odağını iç kavgalarla meşgul etmeli. Toplumsal muhalefet, siyasetten uzaklaşıp şükür etmeye başlamalı.
TCMB’nin Eylül ayında bile faiz indirimi yapabileceğini sanmıyorum. Yaparsa bile bunu çok sınırlı miktarda ve şahin bir açıklama ile yapar. Önümüz kış ne de olsa. Bu şartlarda seçim mümkün olan en geç tarihte yapılacak. 3 kasım önemli.