Yıl 1991, Bosna-Hersek bağımsızlık konusunda tartışmalı bir gel-git yaşarken İslam Konferansı Örgütü tek taraflı bir destek mesajı yayınladı. Örgütün yanı sıra üye ülkeler de mesajı münferit olarak tekrarlayınca Bosna hükümeti arkasında çok büyük bir güç olduğu yanılgısına düştü ve ülkede 1 Mart 1992 günü referanduma gidildi, Sırpların boykot ettiği referandum %99’un üstünde bir oranla geçince de ertesi ay bağımsızlık ilan edildi.
Ancak bağımsızlık ilanının ardından ABD İslam Konferansı Örgütü’ne savaşa müdahil olmaması ve tüm taraflara uygulanan ambargoyu delmemesi yönünde çok sert bir uyarıda bulundu, böylece bağımsızlık öncesi Boşnakların sırtını sıvazlayan İslam ülkeleri taş kesildi ve savaşlar tarihinin gördüğü en namert ambargo altında cellatlarıyla baş başa kaldı Bosnalılar. Avrupa’nın 4. büyük silahlı gücü olan Yugoslav ordusunun silahlarını devralan Sırplara ve çok uzun bir kıyı şeritleri, ayrıca sayısız limanları olduğu için diledikleri kadar silah ithal eden Hırvatlara karşı bu ambargonun uygulandığı tek taraf aslında elinde sadece birkaç polis panzeri bulunan ve deniz bağlantısı dahi olmayan Bosna-Hersek’ti. Haziran ayında Bosna’ya destek amacıyla yapılması planlanan İstanbul’daki İKÖ toplantısına konuk olarak katılan dışişleri bakanı Haris Slajdzic’in “Avrupa’nın ikinci Endülüs’ü olmamıza izin vermemeniz için size yalvarmaya geldim” konuşmasına rağmen sadece lafta kalan ve hiçbir somut icraat üretmeyen soyut temennilerle sonlandı oturum, ardından da üye ülkeler evlerine döndü.
Bosna-Hersek’in ABD ve dolaysısıyla NATO ile kıyılan istemsiz nikahı işte o toplantıda ABD’nin yokluğunda gerçekleşti, Amerikalıların meşhur “sana ne kadar minnet duyarlarsa o kadar sadık kalırlar” sözü de o gün daha iyi anlaşıldı. Bosnalıların kendilerine istedikleri ölçüde minnet duymaları için 4 yıl boyunca ölümün her türlüsüne göz yumdular, ne zaman ki Bosna’da insanlar ölemeyecek kadar yoruldu, NATO devreye girdi ve soğuk savaş sonrası işlevsiz kaldığı düşünülen, hatta bazı çevrelerce tasfiyesi önerilen örgütün varlığı yeni bir meşruluk zemini kazandı. Bugün böyle haber başlıkları atılıyorsa eğer, Bosna’da adak olarak kanını akıttıkları 200.000’den fazla insan sayesinde.
Şeytanın avukatının fısıldadığı en acı gerçek şudur: Türkiye'de siyaseti okurken olayların
arkasında hep kusursuz bir "üst akıl" ve "büyük plan" aramak, zihin konforumuzu korur.
Çünkü her şeyin birileri tarafından kontrol edildiğini düşünmek, direksiyonun boşta
olmasından daha az korkutucudur. Belki de asıl yüzleşmemiz gereken; Türkiye'yi
hazırladıkları yepyeni bir "senaryonun" olmadığı, direksiyondakilerin de yolu çoktan
kaybettiği gerçeğidir.
İsithbarat Direktörü Gabbard, son gününde skandalı patlattı;
ABD eski tıbbi baş danışman Fauci’nin, Wuhan'daki virüs araştırmalarını finanse etmek için ABD vergilerini kullandığını,
istihbaratta bazı kişilerle işbirliği yaparak Covid ile ilgili gerçek bilgileri örtbas edip virüsün laboratuvardan sızma kökenini gizlediğini
ve Kongre’ye yalan söylediğini, açıkladı.
Bunları bugünkü kayyumlar gibi sıradan bürokratlar sanmayalım. HDP belediyelerine atanan kayyumların her biri aynı zamanda OHAL valisiydi. Yani ilin garnizonunu yöneten kişi aynı zamanda belediyeyi yönetiyordu. Bu ilk kayyumlar halka kan kusturdu. Susurluk benzeri siyaset-bürokrasi-mafya yeni ilişkileri bu dönemde, çökülen belediyelerin rantı üzerinden kurumsallaştı. Kayyumla Kürt kentlerine sokulan bu yeni ilişki düzeni, yeni isim ve yöntemlerle bugün hâlâ varlığını sürdürüyor.
Dönemi ilk günden tek karede özetlemiş Ferit abi. Eline sağlık.
Good mornin' mi breddas and sistas. I made one more Rasta Wars song a while ago for the prequels.
Posting it here again for all the new Star Wars loving followers!
🎧 I Got di High Ground! (Rasta Wars)
Pick it up on Spotify, Apple Music, iTunes, etc.
Akira Kurosawa recounting the unforgettable experience of watching Solaris with Andrei Tarkovsky:
“Andrei Tarkovsky was sitting in the corner of the screening room watching Solaris with me, but he got up as soon as the film was over and looked at me with a shy smile. I said to him, ‘It’s very good. It’s a frightening movie.’ He seemed embarrassed but smiled happily. Then the two of us went to a film union restaurant and toasted with vodka. Tarkovsky, who does not usually drink, got completely drunk and cut off the speakers at the restaurant, then began singing the theme of Seven Samurai at the top of his voice. I joined in, eager to keep up. At that moment, I was very happy to be on Earth.”
.
"Kendine dön bak: Dikkatini seni saran her şeyden uzaklaştır ve kendi içine yönelt. Felsefenin, çırağından ilk talebi budur. Söz konusu olan, senin dışında bulunan herhangi bir şey değil, bilakis yalnızca sen kendinsin." —Fichte (1797)
.
[Erste Einleitung... (SW 1: 422)]
In 2006 a high school English teacher asked students to write to a famous author & ask for advice.
KURT VONNEGUT (who left us 19yrs ago today) was the only one to respond.
His reply was a doozy.