🔻Tesettürlü bir Türk kadın:
“Bu ülkede kadınlar özgürce gezebiliyorsa Atatürk sayesinde.
Ben başörtü yasağından değil, merdiven altı Kuran kurslarındaki hocalar ‘Kız çocuklarını okutmayın’ dediği için okuyamadım!
Şimdi anladınız mı..
Enflasyonun neden düşmediğini, Ekonominin neden düzelmediğini.
Emeklilere neden zam yapılmadığını.
Öğrencilere neden yemek verilmediğini.
Neden araba alamadığını.
Neden telefonunu değiştiremediğini.
Umarım anlamışsınızdır.
Bu da başka bir usulsüzlük.
İlahiyat mezunlarını Diyanet’e, din kültürü öğretmenliği mezunlarını MEB’e alıyorlar.
Sonra ya diğer kurumlara geçiyor ya da idareci oluyorlar.
Bu nedenle her yıl çok sayıda alım oluyor.
Kendilerine yakın gördüklerini bir şekilde memur yapıyorlar.
Fon rezaletinin arkasında
Şu devlet, bu devlet, dış güçler falan yok.
Açgözlülük var, liyakatsızlık var,
Bize dokunamazlar var, nasılsa hallederiz var, milyonların kul hakkı var.
Sağa sola abuk sabuk para bağışlamak yerine en yakın devlet okuluna gidin ve maddi durumu yetersiz bir öğrencinin kıyafet, kırtasiye masraflarını karşılayın.
Sağlık bakanlığı ilk kez mantıklı bir karar aldı. Ortada bir panik.
Geçici görevlendirmeleri iptal etti.
Adam asıl kadrosunun olduğu görev yerine gelmiş.
Gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi duruyor.
3 4 güne tekrar geri döneceğiz içeriden bilgi geldi diye bir umut var.
+
"Çocuğunuzla problem çözerken model kullanınız."
Paramın yarısını babama, kalanın yarısını anneme, kalanın yarısını ablama, kalanın yarısını da kardeşime verdim. Cebimde 5 TL kaldığına göre, başlangıçta kaç TL param vardı?
Bazen çizilen bir model problemi çok daha kolay anlamamızı sağlar...
Rus yazar Anton Çehov’un hikayesi; Rusya’nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.
Müfettiş: "Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları?"
Köylü:"Sadece bir vida beyim... Oltama ağırlık yapması için lazım. Ben kimseye zarar vermem. Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez."
Müfettiş: "Delilik bu! Muhtar görmüyor mu bunu?"
Köylü: "Görmez olur mu? Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta..."
Müfettiş: "Peki ya maaşınızı artırsak? Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?"
Köylü: "Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık. Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz."
Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi. Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı: "Bu sefalet bir gün felakete yol açacak..."
Tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü. Çocuk gülümseyerek el sallıyordu. Müfettiş dehşetle bağırdı: "Treni durdurun!"
Ama çok geçti. Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu.
Çocuk ne fizik biliyordu ne de "bir söküp bir bırakma" kuralını. O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı; ama yan yana iki vidayı birden sökmüştü. Tren devrildi.
Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçilmişti.
Suç veya suçlu kim?
Erdoğan'ın yönetim kurulu başkanlığını yaptığı Türkiye Varlık Fonu'na ait Türkşeker'in; şeker fiyatlarına %11 zam yapmadan 1 gün önce, yandaş 2 firmaya zamsız fiyattan 100 bin ton şeker sattığı anlaşılalı birkaç saat oldu
Refika Birgül, Atatürk'ün Türkiye'de portakal üretimindeki katkısını anlattı:
-Atatürk portakal yetiştirilmesi talimatını veriyor.
-İtalya'dan fidanlar getiriliyor.
-Salih Bozok'a ne kadar ekileceğini soruyor. Salih Bozok, önündeki bahçeyi gösteriyor.
-Atatürk, 'Hayır' diyor, 'Buradan gözünüzü alabildiğiniz yere kadar dikeceksiniz' diyor.
-Bu şekilde Türkiye bolca portakal üretmeye başlıyor.
-Ruslar bu portakalları almak istiyor.
-Türkiye daha önce böyle bir ihracat yapmadığı için kimse bilmiyor nasıl satarız, kaç para isteriz...
-Atatürk, 'Bunları parayla satmayalım, karşılığında fabrika kurulmasını isteyelim ve işletilmesini öğretsinler' diyor.
-Portakallara karşılık kurulan fabrikalar: Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, Kayseri Sümerbank Tekstil Fabrikası, İskenderun Demir Çelik Fabrikası, Şişecam Fabrikası, Aliağa Rafinerisi, Seydişehir Alüminyum Fabrikası, Oymapınar Barajı.
- 5 yaşındaki kızıma, “Hadi savaşları durduralım” dedim, “Hadi baba” dedi.
- 25 yaşındaki yeğenime “Hadi savaşları durduralım” dedim, “Nasıl?” dedi.
- Arkadaşım var 35 yaşında, “Hadi savaşları durduralım” dedim, dedi ki “Oğlum bir kere de akıllı bir şey söyle”.
- Annem 60 yaşında, dedim ki “Anne hadi savaşları durduralım”, o da “Oğlum bırak bu işleri, sigortalı bir işe gir, çalış” dedi.
İşte bu yüzden; Dünyayı çocuklar yönetmeli...!