Bu sabah kamu hizmetinden çıkarma belgesi bana tebliğ edildi. Soldaki fotoğraf hemen tebligat sonrası, sağdaki ise nöbet sonrası.
Ama sizlere soldaki fotoğrafta yer alan Mühendislik Fakültesi binasının özel durumundan söz edeceğim. +++
Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuna Tuğcu (@tuna_tugcu) "mobbing" olarak nitelendirmenin hafif kalacağı bir süreçte 20'ye yakın soruşturmaya maruz kalmıştı.
Rektörlük tarafından başlatılan bu soruşturmalarda "kamu görevinden çıkarılması", "kademe ilerlemesinin durdurulması", "maaşından kesinti yapılması" ve "kınama" gibi taleplerle karşı karşıya kalınmış, verilen kararlar İdare Mahkemelerinde açılan iptal davalarına konu edilmişti.
Son aşamada, Prof. Dr. Tuna Tuğcu'nun "lisans süresi dolmuş bir program" sebebiyle başlatılan soruşturmada "kamu görevinden çıkarılması" birkez daha talep edilmiş, Şubat ayında YÖK Yüksek Disiplin Kurulu'nda savunmaya davet edilmiştik. O gün Tuna Tuğcu'nun rahatsız olması nedeniyle KEP üzerinden mazeret bildirmememize karşın, tarafımıza sözlü savunma yapma hakkı tanınmadan hakkında karar verildiğini, dün yapılan tebligatla öğrendik.
2022 yılında başlayan mobbing sürecinin son halkası olarak, YÖK Yüksek Disiplin Kurulu Kararıyla Prof. Dr. Tuna Tuğcu, "tipiklik unsuru" sağlanmaksızın haksız ve hukuka aykırı şekilde kamu görevinden çıkarıldı. Bu kararı idari yargıya taşıyacağız. Temelde "özel hukuk uyuşmazlığı olan" ve savunma hakkı ihlal edilerek verilen bu karar, idare hukuku prensiplerine aykırılıklar taşıyor ve beslenen derin husumetin izlerini de içinde barındırıyor.
Bu noktada şunu da ifade etmek gerekiyor ki, Prof. Dr. Tuna Tuğcu hakkında verilen kararın tarihi 05 Şubat 2026. Tebliğ edilme tarihi ise 20 Mayıs 2026 (dün). Aradan geçen 3,5 aylık süre zarfında, verilen dersler, yapılan sınavlar, okunan sınav kağıtlarının akıbetinin ne olacağı ise meçhul. Tuna Tuğcu bu konuda tek örnek de değil. Boğaziçi Üniversitesi'nde birçok öğretim üyesi ve mezun da benzer sorunlara ve soruşturmalara muhatap olmaya devam ediyor.
#AkademikÖzgürlükler #HukukGüvenliği #HukukDevleti
İktidar, yargı operasyonlarıyla 2024 yerel seçimlerinde sandıkta aldığı ağır yenilgiyi büyük ölçüde telafi etti. Bunu seçmen desteğinin iyice azaldığı bir dönemde yapabilmesinde, uluslararası konjonktürün otoriterleşmeye son derece uygun bir zemin hazırlamasının da payı var. Dolayısıyla, güçlü bir ideolojik pozisyonu ve siyasi iddiası olmayan başkan ve meclis üyelerinin bu ortamda hapis tehdidi karşısında havlu atmasına, içlerinde en ilkesiz olanların da doğrudan iktidar saflarına geçmesine şaşırmıyorum.
Cumhur İttifakı'nın normal rekabet koşullarında seçim kazanma kapasitesi giderek azalıyor. Öte yandan, muhalefet partilerinin de iktidarı normal rekabet koşullarında bir seçim yapmaya zorlayabilecek siyasi ve kurumsal gücü büyük ölçüde aşındı. Muhalif kesimler açısından en sıkıntılı ve dolayısıyla sürekli gündemde tutulması gereken nokta budur. Türkiye'de rekabetçi seçim dönemi kapanıyor.
Bunda süreçle birlikte Kürt siyasi hareketinin muhalefet bloğundan büyük ölçüde uzaklaşmasının ve @kilicdarogluk gibi iktidarla iş birliği yapan siyasetçiler üzerinden ana muhalefetin bölünmesinin önemli rolü oldu. Özellikle butlan kararı sonrasında muhalif siyasetçilerin çoğunun da önümüzdeki seçimde iktidar değişmeyecekmiş gibi hareket etmeye başladığını düşünüyorum. Bu beklenti yerleştikçe bireysel kaçışlar, taraf değiştirmeler ve iktidarla uzlaşma arayışları da artıyor.
Cemil Tugay vakasında bu noktalara değinmeyen bir analiz eksik kalacaktır. Ama öte yandan Özgür Özel ve yönetimi de 2024 yerel seçimlerinde birçok yerde siyaseten kendilerine yakın ama beceriksiz ve ilkesiz adayları tercih ederek, KK ekibinin iktidarla işbirliğini uzun süre göz ardı ederek, 19 Mart sonrasında Cumhur İttifakı içindeki çatlak tezine dayalı yanlış okumalar yaparak ve birçok noktada tabanın tepkisini sönümleyerek büyük hatalar yaptı.
Dolayısıyla mesele sadece Cemil Tugay tercihi değil. Özgür Özel ve ekibinin, tüm zorluklara rağmen partilerine destek veren seçmenlere bir özür ve ciddi bir öz eleştiri borcu olduğunu düşünüyorum. Daha önemlisi, aynı hataların tekrarlanmayacağına ve iktidar baskısı karşısında nasıl farklı bir siyaset izleneceğine dair kamuoyuna net sözler vermeleri gerekiyor.
Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri yemekhane zamlarına karşı ayakta! Barınma sorunu yaşayan üniversiteliler, şimdi de beslenme sorunu yaşıyor. Boğaziçi’nde yemeğe ulaşmak, diğer devlet üniversitelerine göre daha zor. Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi İremsu, alan’da eylemlerini anlattı.
@OgrenciSen_
Tamamını izlemek için> https://t.co/MmTAJelarS
12 yıl görev yaptığım üniversiteden bir twit attığım için kovuldum. Hayırlısı olsun. Tarihe not düşmek için anlatıyorum neler yaşadığımı.
Sanırım girizgahı, Deniz Göktaş'ın meşhur gösterisiyle yapmam lazım. Hatırlarsınız Göktaş gösterisinin bir yerinde, 1998 yılında yaşanan ölümlü trafik kazasına atıf yapmıştı. Nitekim gözaltına alınıp yargılanmasına neden olan şakalardan biri de oydu.
Gösterinin o kısmı çok konuşulunca SolHaber, detaylı bir arşiv haber yayımlamıştı trafik kazasıyla alakalı. O habere PAT diye erişim engeli getirildi ve bendeniz, çinko vatandaş olarak buna birazcık sinirlendim. Sinirimi de son derece usturuplu dile getirdim, twitim hâlâ duruyor. https://t.co/b4gLd1qbTT
Efendim twit aldı başını gitti, 1 milyon görüntülemeye yaklaştı. Twitter'da her günün bir kahramanı olur, o gününki de bendim işte.
Aradan 1 ay geçti geçmedi, üniversitenin avukatı beni aradı. Tam da sözleşmelerin yenileceğini aydayız, kovulduğumu hemen kavradım tabii. Saat 13:30'da iki avukatın odasındaydım. Kibarca -gerçekten kibardılar- "kovuldunuz hocam" deyip gerekçe olarak alan dışı faaliyetlerde bulunmamı gösterdiler. Alan dışı faaliyetler...
Ben yüksek lisans ve doktoramı İngiliz dili üzerine değil, gazetecilik üzerine yaptım. Bundan da pişman değilim. Zaten gerçek nedenin bu olmadığını bence avukatlar dahil herkes biliyordur. Bendeniz yeri geldi temel İngilizce derslerine girdim, yeri geldi iletişim öğrencilerine Durkheim, Weber, Bourdieu anlattım, her neyse.
Avukatlara teşekkür edip odadan ayrıldım. Üniversiteyle herhangi bir sorunum yok. 12 yılım geçti orada. Binlerce öğrenciye ders verdim. Tazminatımı da son kuruşuna kadar ödediler. Her şey hukuki çerçevede gerçekleşti yani.
Dava açsam belki geri dönebilirdim ama istemedim. Youtube videolarım ve ileride atabileceğim siyasi twitler, er ya da geç başımı yine yakacaktı. Ayrıca kovulmamla ilgisi var mıdır bilmiyorum ama tehdit de edilmiştim bir kez. Gazeteci Mustafa Yıldız beni işsiz bırakmakla tehdit etmiş, okuldan ilgili amirlerime e-posta yollamıştı, Youtube'da çok konuşuyor susturun diye. O kendini biliyor.
Özetle Konya'da yolun sonuna gelmiştim ve ayrıldım. Ne yapayım, dil kursunda etli ekmek karşılığında İngilizce mi öğreteyim?
Ama her şeye iyi tarafından bakmak lazım. 38 yaşına kadar hiç ev sahibi olamadım. Kira ödemek gerçekten çok zor bu devirde, hele ki Konya gibi bir yerde. Eli yüzü düzgün dairelerin kirası 30 bini çoktan aştı valla Mevlana'nın şehrinde.
Efendim, tazminatımın üzerine biraz ekleyip çatı katı 1+1 kutu gibi ama oldukça tatlı bir daire satın aldım. Memleketim Denizli'deyim artık. Mutlu son.
Kısacası AKP, beni 38 yaşında ev sahibi yaptı. Akademik kariyerim sona erdi ama olsun. Ne demişler, dünyada mekan, ahirette iman.
@odekici Diplomaların gerçek. Din sömürüsüyle milyonları götürmüyorsun. Hmmm...
Ne yaptığını söyleyemeyeceğim, ama yanlış yaptığını söyleyebilirim. Büyüklerimize bakıyorum; tam da senin yaptıklarının tersini yapıyorlar. Hata sende olmalı😉
Ellerimi riyakar bir şekilde açmış dua ediyor görünüp milyonları götürmüyorum, sizce ne yapıyor olabilirim? (İpucu: Bugün Nobel Kimya Ödülü açıklandı.) Diplomalarım da gerçektir, teşekkürler.
Gazeteci Selahattin Günday (@sgunday) hakkında 01 Ekim 2026 tarihinde Silivri Sulh Ceza Hakimliği'ne yaptığımız tahliye talebi ne yazıkki soyut gerekçelerle reddedildi. Bu Karara yarın Silivri Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi'nde itiraz edeceğiz.
Diğer yandan yarın yada en geç Cuma günü Selahattin Günday'ın -CMK 108 uyarınca- en fazla 30'ar günlük aralıklarla yapılması zorunlu olan "tutukluluk incelemesinin" de gerçekleştirilmesini bekliyoruz. Bu konuda yarın Silivri Sulh Ceza Hakimliği'ne iletilmek üzere, soruşturma dosyasına bir tahliye dilekçesi daha sunacağız.
Dilekçemizde, Selahattin Günday'a isnat edilen suçun hiçbir maddi dayanağının bulunmaması yanında, 2011 senesinde Kanunda düzenlenmeyen bir suçtan tutuklu olduğunu, herhalukarda bu isnadın zamanaşımına uğradığını, henüz 28 yaşında (2011 senesinde) genç bir adliye muhabiriyken "örgüt kurduğu" iddiasının ise gerçekdışı ve soyut bir isnattan ibaret olduğunu bir kez daha ifade edeceğiz.
#ÖzgürlükHakkkı #BasınÖzgürlüğü
Gazeteci Selahattin Günday (@sgunday), 12 Eylül 2026 tarihinden bu yana haksız ve hukuka aykırı 2 ayrı tutuklama kararı sebebiyle Marmara (Silivri) Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunuyor.
İsnat edilen suçlamanın hiçbir maddi dayanağı olmaması bir yana, 2011 senesinde Kanunda suç olarak düzenlenmeyen ve her halükarda zamanaşımına uğramış bir fiil sebebiyle özgürlüğü kısıtlanmış halde.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nca "Kaşif Kozinoğlu'nun Şüpheli Ölümüne İlişkin Yürütülen Soruşturmada", Selahattin Günday'a isnat edilen fiilin "şüpheli ölüm iddiasıyla" hiçbir ilgisi bulunmuyor. İsnat edilen tek eylem, merhum Kaşif Kozinoğlu'nun Beşiktaş Adliyesi'ne geldiği gün 50'nin üzerinde gazeteciyle birlikte görüntülerinin çekilmesi...
Bu sebeple, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunduğumuz dilekçeyle, dosyanın tefrik edilmesini ve Selahattin Günday'ın ayrılan dosyasının yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesini talep ettik. #HukukGüvenliği #ÖzgürlükHakkı #BasınÖzgürlüğü
Üç ülke, tek hisse!.. BinBin'deki baş döndürücü trafik
Fon tezgahının patladığı 11 Eylül günü, İsviçre'deki bir off shore şirketi ile Londra'daki bir şirket arasında, BinBin hisseleri üzerinden eşzamanlı garip bir trafik yaşandı.
Londra sattı, İsviçre aldı. Aynı gün, aynı hisse böyle sürekli el değiştirdi.
İsviçre, Bulls Yatırım'ın ortağı Kemal Akkaya ile ilişkili.
Londra'daki Emre Tezmen'in.
BinBin'in büyük ortağı da Üsame Erdoğan
Akkaya BinBin'nin bağlı olduğu holdingin ortağı. Tezmen'in de BinBin'in iştiraki üzerinden ortaklığı var.
Hangisini takip ederseniz edin, bir kedinin kendi kuyruğunu yakalamaya çalışması gibi bir hal alıyor.
Herkes içi içe, herkes orada yani...
🟥 Boğaziçi Üniversiteliler ayakta
📍Öğrenciler yemek zammına zammına karşı ücretsiz beslenme hakkı talebiyle başlattıkları eylemlerinin üçüncü gününde
📍Çevik kuvvet ise yemekhane önünde öğrencilere karşı duvar ördü
Üniversitemizdeki (@UniBogazici) sorun sadece beslenme, konaklama, vb. sorunu değildir. Sorun liyakatsiz atanmışların (beklendiği gibi) üniversiteyi yönetememesidir. Bu temel sorun çözülmeden bir iyileşme beklemek gerçekçi olmaz. Olan öğrencilere ve haklarına oluyor, senelerdir.
Boğaziçi Üniversitesi yine bildiğiniz gibi
Öğrenciler yemekhane eylemine devam ediyor
Polis yine yemekhaneyi tutuyor
Polis drone uçuruyor
Yemekhane bu sene 3. kez zamlandı
Bir tarihi kültürel değerimizi daha restore ettik.
Yarın kapılarını açıyor İstanbullulara kavuşuyor. Yeniden hoşgeldin Cemal Reşit Rey ❤️
Her şey İstanbullular için…
#İBBMiras#CemalReşitRey#İBBKültür
🔴 “Bir yılda dört kez zam geldi, yemek ücreti 40 liradan 85 liraya çıktı”
🔴 Boğaziçi Üniversitesi’nde yemekhane ücretlerine gelen zamma öğrenciler tepki gösterirken, Üniversitesi’ndeki görevinden YÖK kararı ile ihraç edilen Prof. Dr. Tuna Tuğcu usulsüzlükleri Cumhuriyet’e anlattı.
Sevgili hukuk öğrencileri, iyi bir hukukçu olmak istiyorsanız; adil yargılanma hakkı, savunma dokunulmazlığı, silahların eşitliği, orantililik, meşruiyet, objektif ve sübjektif bağımsızlık, keyiflik yasağı gibi temel kavramları icsellestirin lütfen. Karar verirken de asla arkanıza bakmayın.