10 Ekim’in ardından süren adalet ve barış mücadelesini, 10 yıldır devam eden dava sürecini anlatan belgeselimizin ilk gösteriminde buluşuyoruz
Gösterim sonrası dava komisyonumuz ve belgesel ekibi ile söyleşi olacak.
Unutmadık Vazgeçmedik
Katılım için formu doldurabilirsiniz ⬇️
Meslektaşımız Alp Selek’i kaybettiğimizi öğrendik.
Alp Selek’in verdiği adalet mücadelesini kaldığı yerden devam ettireceğiz.
Tüm sevenlerinin, ailesinin ve meslektaşlarımızın başı sağolsun.
LGBTİ+ MAHPUSLARA ÖZGÜRLÜK!
Kamuoyuna,
12 Eylül’de “Ailem Güvende” adıyla başlayan operasyonlarda LGBTİ+ örgütleri, HIV alanında çalışan hak örgütleri, trans kadınlar, gazeteciler, akademisyenler, avukatlar ve hak savunucuları hedef alındı; çok sayıda kişi tutuklandı, dernekler basıldı, internet siteleri ve sosyal medya hesapları erişime engellendi.
İnsan Hakları Derneği olarak açıkça ifade ediyoruz: Bu operasyon hukuki değil, siyasidir. Ceza hukuku araçları LGBTİ+ varoluşunu, örgütlenmesini, dayanışmasını ve insan hakları mücadelesini kriminalize etmenin aracına dönüştürülmüştür.
“Ailenin korunması” söylemi bu baskının gerekçesi yapılamaz. Aileleri tehdit eden LGBTİ+’lar değil; derin yoksulluk, ekonomik güvencesizlik, çocuk işçiliği, kadınların aile içinde öldürülmesi, şiddet ve çocukların ancak kendilerine biçilen kimliklere uydukları ölçüde kabul gördükleri koşullu sevgi anlayışıdır. Aileyi korumak, tek tip bir yaşam biçimi dayatmak değil; herkes için güvenli ve ayrımcılıktan uzak yaşam koşulları yaratmaktır.
Trans kadınları çalışma yaşamından, barınma hakkından ve sosyal güvenlik mekanizmalarından sistematik biçimde dışlayan; onları ekonomik ve sosyal güvencesizliğe iten devletin, bu dışlanmanın ortaya çıkardığı sonuçları bu kez ceza hukuku ve kolluk araçlarıyla kriminalize etmesi açık bir ikircikliliktir. Devletin görevi ayrımcılığın sonuçlarını cezalandırmak değil, ayrımcılığın kendisini ortadan kaldırmak ve eşit yurttaşlığı güvence altına almaktır.
Derneklerin uluslararası hibelerden yararlanması yasa dışı değildir. 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 21. maddesi derneklerin yurt dışından yardım almasını açıkça düzenlemektedir. Bakanlıklar ve kamu kurumları da uluslararası hibe programlarından yararlanmaktadır. Kamu kurumları açısından meşru kabul edilen bu kaynakların hak örgütleri söz konusu olduğunda “suç finansmanı” algısıyla sunulması, sivil toplumu şüpheli ve gayrimeşru göstermeye yönelik bir kriminalizasyon pratiğidir.
İhlaller hapishanelerde de sürmektedir. LGBTİ+ mahpuslar ayrımcı muamele, tecrit, mahremiyet ihlalleri, kötü muamele ve sağlık hizmetlerine erişimde sorunlarla karşı karşıyadır. LGBTİ+’ları hedef gösteren söylem ve uygulamalar karşısında devletin yükümlülüğü ayrımcılığı körüklemek değil, yaşam hakkını ve güvenliği korumaktır.
Taleplerimiz açıktır:
* Tutuklanan LGBTİ+’lar ve hak savunucuları derhal serbest bırakılmalıdır.
* LGBTİ+ kimliğinin, örgütlenmenin ve hak savunuculuğunun kriminalizasyonuna son verilmelidir.
* Hapishanelerde LGBTİ+ mahpuslara yönelik ayrımcı uygulamalar ve kötü muamele sona erdirilmelidir.
İnsan Hakları Derneği olarak tutuklananların özgürlüğü ve LGBTİ+’lara yönelik baskıların sona ermesi talebiyle yürütülen #Özgürlükİstiyoruz kampanyasını desteklediğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
Bence kaçırmayın. 20. yüzyıl boyunca çok etkili olmuş bir devrimcilik biçimini, gerillanın politik öznelliğini ve soğuk savaş dönemi siyasetinin dolambaçlarını düşünmek için çok şey var. Che Guevara katledildiği zaman orada olan 3 Bolivyalı, 3 Kübalı 6 gerillanın hikayesi.
Soma'da ölen madenci Kerim Ören'in oğlu Yaşar Ören. Asla milyarder olamayacak milyonlarca, iş cinayetlerinde babası ölen on binlerce çocuktan biri.
Memleket birilerinin çocukları için kabristan, birilerinin çocukları için yatlar, katlar, dolarlar.
Önce cenazelerimizi yiğit maden işçilerimize yakışır biçimde ailelerimizin gelenek ve göreneklerine göre defnedeceğiz.
Sonra bu katliamda sorumluluğu olan herkesten her kurumdan hesap sorulması için her türlü mücadelenin içinde olacağız!
Başımız sağolsun!
yazdıklarını ilgiyle takip ettiğim, düşüncelerinden fazlasıyla istifade ettiğim kıymetli bir meslektaşımdı.
erken gelen ölümünün üzüntüsünü yaşıyorum. ardında bıraktığı düşünceleri ve emeğiyle hatırlayacağım.
yattığı yer incitmesin.
ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.
Meslektaşımız Bawer Merih Mermertaş’ı genç yaşta kaybetmişiz. Kısa ömründe bıraktığı değerli çalışmalar ile hatırlayacağız onu.
Çok üzgünüm, tüm sevenlerinin başı sağ olsun.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar,
Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var.
88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim?
İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş.
Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette “zengin derdi” sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik.
“Müziksiz yaşayamam” tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama “müziksiz 88 gün yaşayamam” tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor.
Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir.
24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz.
Favorilerim:
Eypio & Sibel Can – Kıyamam
Mabel Matiz – Umrumdışı
Hücremde Mabel Matiz’in “Ben büyüttüm boy boy” dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti.
Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: “Ekmek ve poğaçaaaa”
(Fuat Ergin tarzı bir flow’la)
Ekmek ve poğaça Vaktimiz bolca Cicibebe olmasa Halimiz n’olcak Menü ful carbo Ne peynir ne yarım kadeh Doluca Haluk, Cem, Özkan, ben D Blok dört yapraklı yonca
Görüşmek üzere.
18 yıldır İsviçre de yaşayan Kürt edebiyatçı Suzan Samancı bugün Türkiye’ye döndü. İstanbul havalimanında ‘örgüt propagandası ‘ iddiası ile gözaltına alındı. Segbis ile bağlandığımız Diyarbakır Sulh Ceza ‘yurtdışı yasağı’ ile bıraktı Suzan’ı. Suzan PEN üyesi. 👇🏿#ifadeözgürlüğü ??
“Bu topraklarda yas hakkı ayrımcılığa uğramış herkesin yasını layıkıyla tutabilmesi için ‘ölüye saygı ve adalet’ mücadelemizi her koşulda sürdüreceğimizi beyan ediyoruz.”
Postmodern denen paçavra bugün LGBTİ+ dernekleri şuradan şu kadar fon aldı, buradan bu kadar fon aldı diye tweet atıp sildi. Hesaplarına etkileşim vermeyin lütfen.
Umut-Sen X hesabımız “Ailem güvende” kapsamı bahanesiyle, “Kamu güvenliği” gerekçe gösterilerek erişime engellendi. Engeli tanımıyoruz!
Tüm kamuoyunu yeni hesabımızı (@sendikaumut_) takip edip yaygınlaştırarak işçi sınıfının sesini büyütmeye davet ediyoruz.