“İlişkide sahte duygular uzaklaştırırken, gerçek duyguları paylaşmak yakınlaştırır.
Kızgınsanız, öfkeliyseniz veya mutsuzsanız, konuşması zor olan bu duyguları paylaşmak ilişkiyi sarsıyor gibi görünse de aslında güçlendirir”
Bir ilişkide soruları kendine sormaya başlamadan değişim başlamaz.
- Hep aynı şeyi yapıyor ( ben neyi tekrar ediyorum ?)
- Sevgisini hissettirmiyor ( ben onun ihtiyacı kadar seviyor muyum ?)
- Beni neden görmüyor ( görülmek istediğim biçim romantik ilişkiye uygun mu ?)
Sahip olduğumuz şeyler kadar değil, onlarla kurduğumuz, kurabildiğimiz “bağ”kadar zenginiz.
Bağ kurabilme kapasitesi yaşamdan aldığımız hazzı belirler..
İnsan sinir sistemi, düzenlenmiş ve güven veren bir başka sinir sistemiyle temas ettiğinde sakinleşme eğilimi gösterebilir buna eş düzenleme/co-regulation denir..
Bu sebepten, yanımızda kimin olduğu sandığımızdan çok daha önemlidir.
Herkes hakettiği hayatı değil,
Cesaret ettiği hayatı yaşıyor..
Kendi olma cesaretini gösterip bedelini ödemeye niyetlendiğinde insan, istediği hayatı inşa edebiliyor 🙏🏻
İnsanların zamanına önem gösterin. Emeğine, alın terine, özel hayatına zaman ayırmasına saygı duyun. Çaresizliklerinden faydalanmayın. Faydalanmak isteyenlere saygı duymamayı normalleştirin.
Leslie Greenberg’e göre kötü bir evlilik yok.
Kötü bir bağlama biçimi var, veya zayıf veya kopmuş..
iyileştirmek için ise, iki kişinin de tüm dürüstlük ve şeffaflıkla kendilerini ortaya koymaları gerektiğini söylüyor.
Öfkenin altında her zaman bir ihtiyaç vardır,
Savunmanın altında her zaman bir korku vardır
Ve her ilişkinin içinde yeniden bağ kurma potansiyeli vardır..
İlişkinin en derin ihtiyacı: duygusal güvenlik.
“Olduğum halimle kabul ediliyor muyum? Zor anımda benimle mi? Kırılganlığımda tutar mı?”
Aslında kişi ilişkide şunu arıyor:
“Ben burada kendim olabilir miyim ve yine de sevilir miyim?”
Konuyu tek bir yerden ele alacağım. İhmal.
Çocuk ne izliyor, nasıl bir ruh halinde, kimlerle oturup kalkıyor, kime hayranlık duyuyor ebeveynin haber olmalı. Kontrol eden bir yerden ziyade, Zaten o bağ kurulmuş olmalı ki ebeveyn çocukla kol kola o yolu yürüyebilmeli.
Bu sadece bireysel bir mesele değil.
Sosyolojik olarak; denetimsiz dijital alanlar, yalnızlaşan gençlik ve aidiyet arayışı birleştiğinde risk büyüyor.
Çocuk suç işlemeden önce bir yere ait olmaya çalışır.
Tutku, bir insanı tekrar ve tekrar keşfetme arzusudur. Biraz merak duygusu canlı olan her insanın ilişkide tutkuyu kaybetmesi çok olası değil, çünkü insan her an değişen ve dönüşen bir varlık.
Hayat arkadaşınızın tepkileri, dönüşümü, merak duygunuz varsa sizi hep cezbedecektir.
Çift terapilerinde konu sadece ilişkiyi onarmak değildir. Ajite olmuş iki farklı sinir sistemini optimal seviyeye indirmek ve ana getirebilmektir.
Zarar görmüş ilişkilerde zihin çoğu zaman ya geçmişte ya da gelecektedir.
Yasta temel inanç “Onu kaybettim.”dir.
Zamanla acı azalır, hayat devam eder.
Melankolide ise “O bende yok oldu, ben yok oldum.”dur.
Melankolide kayıp içe döner ve kişi kendini suçlar.
Aynı kayıp, farklı iç dünya..