Sağımız savaş, solumuz savaş. Bize sıçramasın diye dua ediyoruz resmen. Peki biz neden kadınlarımızı, gençlerimizi, çocuklarımızı, bebeklerimizi gömüyoruz abi?! Madem sulh içindeyiz, neden askerlerimize, itfaiyecilerimize, madencilerimize ağıt yakıyoruz? Savaşa girdik de bomba mı attılar ormanlarımıza? Neden yanıyoruz abi!? Savaş yok diye şükrediyoruz. Şükrediyoruz da… Hangi düşman, hangi bayrağın altında saf tutsa bize biz kadar zarar verebilirdi acaba? Savaş olsa, düşman tankla, topla, uçakla gelse… Şanlı şerefli tarihin mirasçılarıyız, elbette dimdik dururduk karşılarında. Neden öldüğümüzü bilirdik en azından... Şimdi cephe yok, taraf yok, savaş yok. Peki biz sulh içindeyken, yürürken, çalışırken, tatildeyken hatta… Neden ölüyoruz abi?
Allah sonumuzu hayır etsin.
Özgür Özel’e naçizane bir tavsiyem var:
Youtube’da bir koltuk, kamera arkasında soru soran bir ses formatı ile mümkünse günlük ya da haftada birkaç gün düzenli yayınlar yapın.
Kolay, anlaşılır, çabuk benimsenen, sevilen bu sade formatta en çok izlenirlik sağlayan Fatih Altaylı’ydı…
Bunca yoğunluk arasında vakit bulunur mu bilmiyorum ama bazı detaylar şöyle:
✅ Parti hesabından değil, yeni açılacak bir Youtube kanalı üzerinden yapılmalı.
✅ Yayınlama günü ve saati hep aynı olmalı. Alışkanlığa dönüşür… Beklentiyi arttırır.
✅ Sade, net açıklamalar yapılır ki kendisinin doğaçlama, metine, promptera bağlı olmaksızın konuşabilme yeteneği, enerjisi dikkat çekici… Konuşmalar gerekirse grafikle desteklenir…
✅ Bir dakikalık “Ne yapılmalı?” bölümü…
Halkın derdi var ama çözüm önerisini de duymak istiyor. Her bölüm sonunda bir çözüm notu düşünülebilir.
Örnek: “Asgari ücret neden artmalı?” bölüm sonunda: “Kısa vadede yapılacaklar: X, Y, Z. Uzun vadede: A, B, C”
✅ “Kırmızı Dosya” bölümü… Gerçek Belgeler, rakamlar…
Zaman zaman elindeki kırmızı dosyayı açarak belge paylaşması…
“Bakın, bu TÜİK’in kendi verisi. Şuraya dikkat edin” gibi...
Halkın hassas olduğu ve ihtiyaç duyduğu konuları bilgiyle güçlendiren bir hamle olur.
✅ Farklı yaş ve sosyal kesimlerden kısa 10-15 saniyelik halk videoları:
“Ben 2 çocuk babasıyım. Maaşım şu, harcamam bu. Ne olacak bizim halimiz?”
✅ Bugünün sorusu bölümü…
Kavanozda biriktirilmiş takipçi sorularından 3-5 tane çekilip açılarak yanıtlanabilir. Hem takipçiyi dahil eder hem de videonun yorum kısmına hareket getirir.
✅ Kısa Kanal İçi Formatlar (Reels, Shorts, TikTok)
Aynı yayından kesilecek 15-60 saniyelik klipler sosyal medyada paylaşılır.
✅ Konuklu Bölümler (Seyrek ama etkili)
Ayda bir, özellikle halktan biriyle konuşma… Misal; emekli bir işçi, atanmayan öğretmen, çiftçi vs.
“Sen anlat, ben dinleyeceğim” tadında bir sohbet…
✅ Altyazı mutlaka olmalı… sessiz modda da izleyenler var.
✅ Etkileşim, takipçi, interaktif yayın için türlü türlü youtube klişeleri😊
Bu formatı başlatırsanız, gençler taşır, etkileşimi yüksek olur, halk sahiplenir düşüncesindeyim.
Cidden mi?
Siz he mi?
Siz ekmekle, emekle oynamayı doğru bulmuyorsunuz?
Gerçekten mi?
Peki…
Bizim umutlarımız neydi?
Her seçim öncesi…
“Bu kez olacak” diye inanışımız…
“Bu kez değişecek” diye sabahlara kadar sandık başında bekleyişimiz, yaşlıları, hastaları sırtımızda sandıklara taşıyışımız, çuvalların üstünde uyuyuşumuz, aramızda para denkleştirip öğrenciler oy kullanabilsin diye otobüs biletleri alışımız…
Her seferinde sizin stratejik hatalarınıza kurban edilen…
O umutlar…
O inançlar…
O emekler…
Bunlar emeğe, ekmeğe dahil değil miydi?
Ekmekle oynamayı doğru bulmuyormuşsunuz…
Zerre inandırıcı değilsiniz!
13 seçim kaybettiniz…
Bir kere bile, tek bir gün bile, “Ben sorumluyum, hata yaptım” demediniz…
Bir tane daha dünyada sosyal demokrat lider örnek gösterin ki, 13 seçim kaybedip hala koltuğunda oturmak istesin? Hala inat etsin?
Siz nasıl sosyal demokratsınız?
Yeter yahu yeter!
Bıktık…. Hep aynı şekilde kaybetmekten bıktık…
Bıktırdınız…
Anlamıyor musunuz?
2014’te halk değişim isterken…
Gidip Mısır’dan ithal Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday yaptınız…
“Biz istemiyoruz” diyen milyonlara…
“Tıpış tıpış oy vereceksiniz” dediniz.
2017’de…
YSK mühürsüz oyları geçerli saydı…
Siz sadece izlediniz…
Hiçbir direnç, hiçbir meydan okuma, hiçbir önderlik göstermediniz…
Meclis’te “Anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz” diyen sizdiniz!
Ayıp yahu!!! Ayıp!
2018’de…
Kazanamayacağı baştan belli olan bir adayı dayattınız…
Seçim gecesi ortadan kayboldu adayınız, tek kelime bile etmediniz…
Açıklama yapmadınız…
Halk sabaha kadar “Neredesiniz?” diye sordu…
Yine sustunuz…
2023’te…
Halkın %60’ı “Değişim” diye bağırırken…
Masayı dağıttınız…
Sonra mecbur kalıp yeniden topladınız…
Her uyarıya, her ankete, her sokak sesine rağmen…
Kendi adaylığınızı yine dayattınız…
Oysa kazanacağı kesin olan adaylar vardı.
Yine berbat ettiniz…
Yine kaybettik…
Üstelik bu kez, belki de son kez…
Ve bugün…
Ekrem İmamoğlu’nun yaşadıkları için “Bu onunla hukuk arasındaki mesele” diyormuşsunuz…
Yine hepimizi yalnız bırakıyorsunuz…
Canan Kaftancıoğlu için “mahkeme kararını tanımıyorum” diyen siz, birden mahkemenin kararına uymak zorundayım’a evriliyorsunuz…
Şimdi de çıkmış:
Bir belediye çalışanı için “Kimsenin ekmeğiyle oynamam” diyorsunuz…
İyi de Sayın Kılıçdaroğlu…
Bu ülkenin…
Gençliğinin…
Milyonlarca insanın…
Yıllarca sandığa taşıdığı umutlarının ekmeğiyle kim oynadı?
Kimin hataları yüzünden bir ülkenin geleceği, yıllarca bu düzene mahkum kaldı?
Biz o helalliği kimden isteyeceğiz?
Bazen bir kişinin ekmeğini savunmak yetmez…
Bir halkın…
Bir neslin…
Bir ülkenin…
Gasp edilen umutlarının da hesabını vermek gerekir!
Ve bilin ki…
Artık o hesabı sormaktan asla vazgeçmeyeceğiz!
Her yerde yüzünüze yüzünüze haykıracağız…
Rüzgar biraz daha böyle sert devam ederse İzmir diye bir yer kalmayacak😢 Heryer yanıyor, elimizden hiç bişey gelmiyor. Sebep olanların Allah selasını versin.
#izmiryanıyor#yangın