Sevgili gençler,
kadını - erkeği ile 86 milyonun yoldaşlığı ile çok büyük bir Cumhuriyet, demokrasi zaferi ile sarsılmak; milli egemenlik ve milletin iktidarının TBMM’sini kurmak zamanıdır. Seçme ve seçilme hakkını korumak zamanıdır.
Az kaldı…
Gelecek sizindir, siz geleceksiniz!
Her şey çok güzel olacak!
https://t.co/Zs4UckzaiZ
Kedi istemez misiniz? Hemde bedava🫠
İstanbul da yuva arıyorum kapınıza kadar teslim edebilirim🌺
Hepsi aşırı sosyal sevgi dolu. Kentsel dönüşümden dolayı binalar yıkılıyor:( sokaklar güvenli değil yok olup gitsinler istemiyorum tek tek çifter çifter almaz mısınız 💛
The Woman in Cabin 10 (2025) felaket bir film olmuş. Kitap uyarlamalarında konunun ve detayların değiştirilmesine genel olarak karşı olmasam da hikayeyi senaryolaştırırken içinden psikolojik gerilim öğelerini çıkarınca geriye izlemeye değer hiçbir şey kalmamış.
Yalnız ben grup furyasını en çok da bu yüzden olumlu buluyorum. Kültür/sanat bile ithal ettiğimiz düşünülürse bu alanda neden üretici konuma geçmeyelim ki. Tek kaygım bu furyanın gelecekte dizi sektöründeki gibi hedef kitlenin bizim insanımız olmadığı bir yere evrilmesi..
6 Temmuz Pazartesi günü hem sözde casusluk hem de diploma davasında 2 ayrı mahkemede yargılamam var. İBB Davası’nın hakimi ise aynı gün benim İBB Davası’nda savunma yapmamı istiyor. Üstelik daha önce en son savunma yapmamı kabul ettiği halde.
Bir insan aynı gün 3 ayrı mahkemede savunmaya zorlanmasının insani bir yönü yok. 110 gündür süren dava sürecinin sonlarına gelmişken mahkeme başkanının 9 Temmuz’da duruşmayı sonlandırma ısrarı düşündürücüdür.
Neden 9 Temmuz ısrarı?
Bu ani kararın sebebi ne?
3 eylemi olan sanıklar 1 tam gün savunma yaparken, 142 eylemden suçladıkları Ekrem İmamoğlu’nun savunması neden kısıtlanıyor?
Bu soruların yanıtı yok. 9 Temmuz sonrası Türkiye’de ne olacak?
Peri Bacaları’nda en sevdiğim bölüm Bodrum ve süngercilerin anlatıldığı bölümdü. Kendi toprağı Çukurova’yı daha bir başka anlatıyor elbet ama Ege’yi de baştan sona Yaşar Kemal’in kaleminden okumayı çok isterdim.
Bu Diyar Baştanbaşa serisinin üçüncü kitabında da Doğu’dan Batı’ya diyar diyar gezdiriyor bizi Yaşar Kemal. Tarımda makineleşme, köyden kente göç, yedek öğretmenlik gibi dönemi şekillendiren toplumsal dönüşümlere sıradan insanların sıradan hayatları üzerinden tanıklık ediyoruz.
Bu genç kadın kardeşinin katili ceza alsın diye mücadele ediyor, tüm bu tehditlere karşı yalnız olmadığını, bu ülkede kadın öldürüp elini kolunu sallaya sallaya gezmenin norm olmayacağını göstermemiz gerek. Kadınlar vazgeçmeyecek.
esra'nın kardeşi ayşe, ihraç polis memuru cemil koç tarafından katledilerek bir bavul içerisinde kenara atılmıştı. henüz birkaç gün önce de bir başka işkence videosu çıktı. esra'nın sesinin yükselmesine yardımcı olalım.
The Woman in Cabin 10 ve The Woman in Suite 11’ı dinledim. İlk kitap hiç fena olmayan bir psikolojik gerilim. Kadın karakterin yaşadığı ruhsal çalkantıların altı iyi doldurulmuş. İkinci kitap ise tam tersi, fecaat. Gördüğüm en kötü karakter gelişimine sahip seri olabilir.