Milyonlar arasında sadece bir tanesi... Hayvanseverler kendi ceplerinden ödeyerek hayvanlara sahip çıkıyor, kısırlaştırma yapıyorlar. Onların barınaklara kapatılması emeklerin çöpe atılması, hayvanların ölmesi demek. Barınaklarda uygun koşullar sağlanana kadar #barınaktaölüyoruz
hiçbir zaman açık iletişim kurmayacağıma; her şeyi ima, dolaylama ve sezdirme yöntemleriyle ifade edeceğime; şaka, ironi, laf oyunları gibi çeşitli tekniklerden yararlanacağıma; örtük ve belirsiz bir anlatıma başvuracağıma namusum ve şerefim üzerine ant içerim!
Kendinizi çok rezil hissederseniz 2018’de diş dolgularından sonra ağzımın uyuşuk olduğunu unutup tramvayda su içtiğimi ve suyun yere dökülüp herkes tarafından engelli sanılıp otutturulduğumu “ben engelli değilim”demeye çalışırken bi amcanın “değilsin kızım” tesellisini hatırlayın
Mina Urgan, “Bir Dinozorun Anıları” adlı kitabında şöyle yazar:
“Eğitim alanında herkese eşit fırsatlar sağlanmadığını, bana verilen imkânlardan başkalarının yoksun kaldığını anladığım an, sosyalist oldum: Yirmi yaşındaydım. Yirmi yaşındakiler kendilerini pek beğenirler. Ben de kendimi bir şey sanıyordum.
Sonra günün birinde trenle Anadolu'dan geçerken, lokomotif bir ara durakladı. Ve bir kulübenin önünde kendi yaşımda bir kız gördüm. Kız, bir çeşit gururla başını kaldırmış, kayıtsız gözlerle trene bakıyordu. Nerdeyse göz göze gelir gibi olduk bir saniye. İşte o sırada sanki bir şimşek çaktı kafamda. "Ben, o kulübenin önündeki kız olabilirdim; o kız da trende, benim şimdi durduğum yerde durabilirdi" diye düşündüm. Benim ben olmam, onun o olması salt bir rastlantıydı. Benim ben olmam, yabancı diller bilmem, üniversitede okumam, kültürlü sayılmam, kendi marifetim değil, bir rastlantının sonucuydu sadece. O talihsizdi, ben talihliydim, işte o kadar.”
sinemaya tek gidebilen insan. şu insanı hiçbir şey yıkamaz. zombi saldırısında biraz tadı kaçar sadece ama yine de çayını koyar hayata kaldığı yerden devam eder.
Kedilerde en güldüğüm özelliklerden biri, büyük bir özgüvenle bir işe girişip sıfır başarıyla sonuçlanınca Dedektif Clouseau gibi hiç bozuntuya vermemeleri. 50 kere kendinden emin kuş yakalamayı deneyip başaramamış mesela ama 51. kez denerken gene aynı.
“Há duas maneiras de não sofrer. A primeira é fácil: aceitar o inferno e tornar-se parte dele até deixar de percebê-lo. A segunda é arriscada e exige aprendizagem contínua: tentar saber reconhecer quem e o que, no meio do inferno, não é inferno, e preservá-los.”
—Italo Calvino
Brezilya’da su sızıntısı nedeniyle evinin zeminini kırdıran aile, fayansların altında yaklaşık 10 yıldır mahsur kalan kaplumbağayı canlı buldu.
Uzun süre karanlık ve dar bir boşlukta kaldığı düşünülen kaplumbağanın, zemindeki böcekler ve organik maddelerle hayatta kalmış olabileceği belirtildi. Kabuğunda şekil bozukluğu ve gözlerinde ışığa karşı hassasiyet tespit edilen hayvan, aylar süren tedavinin ardından yeniden doğaya bırakıldı.
60–70 arası doğanların kalbine telli firkete saplayıp gittin, Ahmet Abi…
Çoğu edebiyatçı ve şairin berbat narsisizmine inat, pırıl pırıl tevazu dolu bir hayat yaşadın.