insanları para,şöhret,lüks uğruna o kadar büyük bir kaosa süreklediler ki işin içinden yasaklar koyarak çıkmaya çalışıyorlar
kontrolsüz güç ,güç değildir
ağır bir yük
bazen dipsiz bir kuyu
bazen bir hapishane
bazen ise vicdanda yok olmaktır
hepsini yaşayın
Birini kaybettikten sonra onun değerini anlamak, onu sevmiş olmanın kanıtı değildir. Bazen sadece onu kaybetmenin sende yarattığı boşluğun farkına varmaktır.
biz buna ihtiyaçlar diyelim :)
@gokceekatuun İslam kurallarına uygun olduğunu belirten ülkeler var kimse onu burada zincire baglamamis gidebilirmis
dedesi de zaten isyan etme özgürlüğünü yaşamış bakınca kula kulluk etmeden yaşayın denmiş işte fena mı
İnsan kendisini tamamen tanıyan biriyle birlikte olmak ister ama aynı zamanda tamamen öngörülebilir bir ilişki de istemez
Çünkü beynimiz hem güven hem de merak ister
Yüzde yüz aynı iki insan bir süre sonra birbirine ayna olmaya başlar
Aynaya uzun süre bakmak ise heyecan üretmez
anlıyorum ki;
insanın geçmişinde yaşadığı, yaşattığı, yaşatıldığı,anladığı,anlamak istediği ve gerçekte olanlar birbirinden bağımsız bir hâldir.
bu yüzden kimse dönüşüme şahit olmak isteyebilir.
kişiler farklı olabilir, olaylar farklıdır hatta mevsim bile
ama kişi aynı kişidir
Bazı kelimeler insanın sesini değil, içini parçalar
Bugün belki birileri doğarken birileri ölür
Umarım bir gün, canınızı acıtmayan kelimeler cümleler okursunuz
yolculuk sona erdi.
İnsan, en çok kaçtığı yarayı kader sandığı için değil; benliğinin ancak o yaraya dokunulduğunda bütüne dönüşeceğini sezdiği için ondan uzaklaşır. Trajedi şudur ki, bilinç kendini korumaya çalışırken, ruh tam da korktuğu yerden tanınmak ister.
İnsanlara, geçmişte yaşanmış duyguların anılarıyla gelecek için bir bağ kuramazsın. Çünkü anılar, yaşanmış olana aittir; bağ ise henüz yaşanmamış olana verilen sözdür. Geçmiş hatırlatabilir, ama geleceği inşa edemez. Gelecek, yalnızca bugünde kurulan iradeyle ve eylemle var olur.
Aşk diye başlayan şey, haz ile düzen arasında bölünmüş bir iradeye çarptığında gerçek bir seçim olamaz; kişi hem başka bedenlerde kendini arar hem de kurduğu yapıyı korumaya çalışır ve geriye, seçilmemiş olmanın değil, hiçbir zaman bütünüyle var edilmemiş olmanın sessizliği kalır
ilginçtir ki
insan aldığı ve alamadığı sorumlulukla aynı anda ezilir veya sınanırmış
bu arada ikisi birbirinden çok farklı iki olgu olduğu halde..
peki ne yapmalı :)