AKP'li Faruk Gökkuş: Bir bakan sorumluluk almış istifa etmiş, çözüm mü? Çözüm mü bu?
CHP'li Ülkü İnanlı: Ayla öğretmen öğrencilerin üzerine kapanmış onları korumak için. Eşi de duyup kalp krizi geçirmiş. Milli Eğitim Bakanı istifa etmesin canım ne var ki bunda? İktidar öyle olmuyor, iktidar sorumluluk işi arkadaşlar. Beceremiyorsanız hepiniz istifa edeceksiniz.
Özgür Özel’den Akın Gürlek:
“Hani maaş yatıyor ya, bir banka hesabı var ya, şu anda 27'şer milyon lira olan bu evlerin parasını 'şu havale ile ödedim' diye göstereceksin kardeşim"
🔴Öldürüleceğini açıklamıştı!
O röportajtan çarpıcı bir kesit;
“Ben 5 Mayıs’ kadar hayatta kalabileceğimi düşünmüyorum. Ben ve kızım bir şekilde hayattan koparılacağız. Biz öldükten sonra adaletin sağlanmasını istemiyorum. Başıma bir şey gelirse bu karanlık yapı ve beni koruyamayanlar, sesimi duyup da susanlar sorumludur. Kamuoyuna sesleniyorum; intiharım asla söz konusu değildir. Başıma bir şey gelirse intihar süsü verilerek üzerinin örtülmemesini, peşine düşülmesini istiyorum.”
Bugün işi gücü bıraktım,
BPT
Boşuna Tıklama
Dark Web Haber
Pusholder
gibi sosyal medya hesaplarını tek tek taradım. Ülkenin en çok oy alan partisinin lideri canlı yayında bir sürü açıklamalar yaptı. Yetmedi çıktı Halk TV canlı yayın konuğu olarak belgeler paylaştı. Bu yukarıda adı geçen sosyal medya hesapları Özgür Özel’in bu açıklamaları ile ilgili tek bir haber bile girmedi. Bu hesaplar tam olarak kimin kontrolünde? Bizim bilmediğimiz bir şey mi var?
Özgür Özel, tek tek tapu kayıt numaralarını vermiş, “isteyen girsin baksın” diyor
Akın Gürlek ise çıkmış “ispatla” diyor
O dedi-Bu dedi ile Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere 17 belediye başkanını tutuklayanlar, ID numarasıyla ispatı kabul etmiyor
Skandal belge...
Jandarma Erdoğan Esmer'i araç iççide suç üstü yakalıyor...
Erdoğan Esmer yaptığı çirkinliği kabul ediyor ve bütün sözleri tutanağa geçiyor...
Bu belgeye rağmen Erdoğan Esmer İstinaf mahkemesinde beraat ediyor.
Yorum sizlerin.
Süreci hızlandırmışlar. Burası kentin nefes aldığı yerlerden biri. İnsanlar buraya gelir, çimlerde oturur, yer-içer, sosyalleşir. Her yerde cami varken buraya da cami yapılmak istenmesi seküler alanları dönüştürme çabasından başka bir şey değil.
Her gün bu haberlerden görmemize, bunun sıradanlaşmasına ve artık isimlerine yüzlerine bile dikkat etmeden okuyup geçer oluşumuza kimse bir dur demeyecek mi artık? Kadın cinayetleri konusunda kamuoyu oluşturmak bile inanılmaz zorlaştı. Kanıksanan meseleye bakar mısınız ya
“Tecavüze uğradım, ben suçlu oldum. Tüm toplum adına ben özür diliyorum o zaman. Tecavüze uğradığım için çok özür dilerim.”
— Fatma Nur Çelik
3 yaşındayken kızına tecavüz eden, yıllarca adalet savaşı veren anne ve kızının sorumlusu olan şahıs “Netenyahu ve Trump’tan dolayı çok şükür unutuldu mevzu” diyormuş.
Unutulmasın, gündemde tutalım.
Bir dava düşünün. Davanın iddianamesini hazırlayan savcı Adalet Bakanı olarak bugün davanın hakimlerini atayan kişi. Yani HSK’nın başı. Yani hem iddia eden hem de yargılayan ve hüküm kuran kişi konumunda. Neresinden baksanız adil yargılama ilkesine aykırı. Neresinden tutsanız elinizde kalıyor.
Buna nasıl izin verdiniz? Bunun sembolik olarak anlamını anlatmaya gerek var mı? Nasıl bir hesabınız var da şuna göz yumdunuz? Şu görüntüye izin vermek, ülkenin üniter yapısını, sınırlarını tehlikeye atmak, pazarlık edilebilir bir unsur yapmaktır. Ben buna yeltenenin sonuna kavuştuğu eski Türkiye’yi özledim. Yeter!
Menzil Tarikatı’nın İzmir’de yaptığı adeta bir “gövde gösterisi”, kabul edilemez bir tabloyu gözler önüne sermiştir.
Bireysel inançlara elbette eyvallah. Ancak kamu kurumlarında görev yapan bazı kişilerin, bir tarikat liderine bağlılıklarını açıkça beyan ettikleri çok sayıda video izledik. Bu görüntülerde askeriyeden, Sağlık Bakanlığı’ndan ve Adalet Bakanlığı’ndan kamu görevlilerinin yer alması, meselenin çoktan bireysel inanç sınırlarını aştığını göstermektedir.
Devlet kurumlarıyla iç içe geçmiş, kamu gücünü kendi inançları ve hiyerarşisi doğrultusunda yönlendirmeye çalışan bu tür yapılanmaların neye yol açabileceğini, 15 Temmuz’da çok ağır bir bedel ödeyerek tecrübe ettik.
İslamiyet ile hiçbir ilgisi olmayan sözde tövbe törenleri düzenleyen, milyarlarca liralık servete sahip bir holding gibi hareket eden bu yapıya; kamu görevlilerinin ve siyasetçilerin destek vermesi, laik hukuk devleti ilkesine ve Anayasaya açıkça aykırıdır.
Sorun yalnızca bu tarikatlarla da sınırlı değildir. Bölücü terör örgütü, sözde başlatılan süreçten güç alarak faaliyetlerini ve saldırganlığını artırmış, küstahlığını her geçen gün daha da ileri taşımıştır.
Öte yandan; Twitter’da iki satır eleştiri yazan, sokak röportajında düşüncesini dile getiren yurttaşlar hakkında anında soruşturma başlatan ya da başlattıran devlet yetkilileri ve siyasetçilere sormak gerekiyor:
Anayasamız kaldırıldı mı?
TBMM’de şerefiniz ve namusunuz üzerine okuduğunuz yemin ne içindi?
Dün FETÖ için uyarmıştık, dinlemediniz.
Bugün bir başka tarikat için yeniden uyarıyoruz.