Türkçülük öyle şerefli bir bayraktır ki bu bayrağı vatanın her köşesinde durmadan dalgalandırmak her Türk'ün ilk ve milli vazifesidir.🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Mustafa Kemal Atatürk
LİDERE SADAKAT ŞEREFİMİZDİR!!!!!
Gençliğimizin baharında askere çağırdılar; PKK düşmandır, savaşacaksın, gerekirse öleceksin; hudut namustur, bir tane bile terörist geçmeyecek dediler. Silah arkadaşlarımızın tabutuna omuz verdik ama teröristlere geçit vermedik. Şimdi ise o teröristleri cezaevinden çıkaracaklar.
Terörist başı köpeğin ailesinden iki milletvekili var ve milletin parasıyla lüks içinde yaşıyorlar,bölüp yok etmek istedikleri devletin her imkanından faydalanıyorlar. Bu köpeğin yüzünden şehit veren ailelerin ise ocaklarına ateş düştü,gazilerin ise sigortaları karşılanmıyor.
10 Ağustos'a getirdiler dayadılar yasayı. Sorsan uzaktan yakından alakası yok derler. Lozan'ı nasıl hazmedemiyor oluşlarını anımsarsınız. İşlerine geldi mi Gladstone'dan Hans-Lukas Kieser'a kadar tüm Türk düşmanlarını referans edinirler!!
Her zerresiyle inanılmaz bir ihanet!!
Birkaç gün önce Ankara Güvenpark'ta Gazilerimiz ile buluştunuz.
Onlara söylediniz mi Çerçeve Yasaya imza atacağınızı?
Hani, YENİ Parti halkın partisi idi?
Halkın partisi olsaydı halkın dediğini yapardınız.
İŞTE BU İMZALAR…
Binlerce teröriste af yolunu açan yasa teklifine imza atan AK Partili Trabzon milletvekillerinin imzaları...
Üstelik Komisyoncu Mustafa Şen, imzasının altına “Trabzon Milletvekili” olduğunu dahi yazmamış.
Belli ki kendisi de Trabzon'un adını yazmaktan utanmış olmalı ki diğer milletvekilleri yazmasına rağmen kendisi yazamamış!
Trabzon’un adını şehitlerimizin aziz hatırasını incitecek böylesi bir metnin altına yazanları da yazmaya dahi cesaret edemeyenleri de milletimizin takdirine bırakıyoruz.
Ancak...
TRABZON BUNU UNUTMAYACAKTIR!
Biriniz bile 14 yaşındaki Ahmet’in bildiği kadar dil bile bilmezsiniz belki de. Evrensel hukuk normlarından bahsediyorlar. Böyle donanıma sahip bir çocuğun adaleti de size kaldı ya, Yazık. Ahmet’in canıyla ilgili ahkâm kesiyorlar. 1 Ahmet zaten etmezsiniz de, yazıklar olsun.
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
-Mustafa Kemal Atatürk
Türk Tabipleri Birliği’nde başkanlık yaptığı dönemde “yenidoğan çetesiyle” bebeklerimiz katledilmiş, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne kimyasal silah iftirası atmış, sözde ermeni soykırımı savunuculuğu yapmış, şimdi de çıkmış kürt savunuculuğu yapıyor. Alın size özgürlükler ülkesi.