Ömrünü davasına, milletine ve ülkesine adamış duruşuyla, cesaretiyle ve ilkeleriyle Türk siyasetinde silinmeyecek bir iz bırakmış Muhsin Yazıcıoğlu’nu vefat yıl dönümünde rahmetle anıyorum.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
#MuhsinYazıcıoğlu
Tolga Başkanım,
Kuruluşundan bu yana emek vermiş biri olarak duruşunuzun ve haklılığınızın arkasındayım.
Haksızlığa karşı susmamanız bizim için kıymetlidir.
İyi ki varsınız. Her şartta yanınızdayım.
@avtolgaakalin
KAMUOYUNA SAYGILARIMLA
Türkiye Cumhuriyeti, milletimizin tarih içindeki büyük yürüyüşünün muhteşem eseridir. Bu eser, milletin derunundan gelen büyük ruhun var ettiği devletimizin kimliğinde ebedî varlığını temsil eder.
Bizler bu ruhun, bu kimliğin, bu muhteşem maceranın âşıkları, sevdalıları ve mensuplarıyız. Bu inançla yetiştik, milletimizin bendeleri olduk. Bu inancın ve vazife anlayışının bir ürünü olarak demokrasi tarihimizin sahnesinde yer almış olan İYİ Parti; Erdoğan iktidarının bozduğu devlet düzenini ve zedelediği millet birliğini, Cumhuriyet’in kurucu değerleri üzerinden restore ederek ve geliştirerek yeniden tesis edebilmek için kurulmuştur. İYİ Parti, her türlü engellemeye rağmen, Türk siyasi tarihinin gördüğü ve iki yıl süren en muazzam politik mücadelelerden biri sonucunda kurulmuştur. İYİ Parti, süreçte büyük emek sahibi binin üzerinde Türk milliyetçisinin oluru ve Türkiye’nin yurtsever, demokrat ve muhafazakâr insanlarının katkıları ile kurulmuştur.
İYİ Parti; AKP ile CHP arasına sıkışan Türk siyasetine, Türk milliyetçilerinin bir iktidar yolu, bir üçüncü yol açma iradesi sonucu kurulmuştur.
Kurulduğu tarihten itibaren Erdoğan’ın baskın ilk erken seçimine ve YSK üzerinden seçime girememe tehdidine muhatap kalan parti üst yönetimimiz; 2018 yılında bu baskıya, 2023 yılında da altılı masanın baskısına direnemediği için partimizi kuruluş iddia ve hedeflerinin çok uzağına düşürmüştür.
Yeniden ayağa kalkabilmemiz için büyük bir umut olan 27 Nisan 2024 tarihli olağanüstü kongremizden bugüne kadar geçen yaklaşık iki yıllık süre içerisinde de parti üst yönetimini, asgari nezaket zaaflarına rağmen, partimizi yeniden kuruluş eksenine oturtacaklarına ve hedeflerine taşıyacaklarına dair umudum sebebiyle koşulsuz ve açıkça destekledim.
Bugün geldiğimiz noktada Sayın Genel Başkan ile kasım ayından itibaren yaşanan bazı politik gelişmeler karşısında alınması gereken tavırlar konusunda aylardır derinleşen fikir ayrılıklarımız olduğunu görmekteyim.
Başka partilere yapılan şantajı! dert edinip kendisine yapılan şantaja karşı sessiz kalmak doğru değildir. Üstelik, şantajcıyı tekrar baş tacı ederek partimizde yeniden bir cam tavan oluşmasına müsaade etmek de anlaşılabilir değildir.
“İhanet hariç herkesle görüşürüz.” diyen üst yönetim anlayışımız; Türklüğün anayasal hâkimiyeti kapsamında Öcalan/DEM ile aynı görüş ve dile sahip olan partiler ile derin istikşafî görüşmeler yaparak “ortaklaşma alanları” belirlemekten çekinmemektedir. Diğer yandan, ihanetin karşısında dimdik duran partilere aylardır mütekabil nezaket ziyareti yapılmamasının, partimizin yeni rotasının izlerini gösterdiğini de üzülerek görmekteyim. Bilinir ki bazen insanın yapmadıkları ne yapmak istediğinin en açık göstergesidir.
Diğer yandan, yıllardır AKP ile CHP arasında kurulan tahterevalli düzeninin bir benzerinin son dönemde MHP ile İYİ Parti arasında inşa edilme çabalarını da görüyorum. Bu, milliyetçileri marjinal alanda istihdam edip Erdoğan’a düz ovada engelsiz siyaset yolunu açan siyaset tarzını şiddetle reddediyorum. “Terörsüz! Türkiye” tahterevallisinde ancak cesedini çiğneten “piyade milliyetçiliği” bizim kaderimiz değildir. Nihayetinde Türk milliyetçiliğinin mal, konvansiyonel dönem siyasetçilerimizin tüccar olduğu bu majestelerinin milliyetçilik anlayışının yıkılması ve sivil, demokratik milliyetçiliğin önünün açılması mutlak bir gerekliliktir.
Tüm bu ve benzeri durumlar karşısında uzun süreli bir iç politik mücadele başlatmak bir seçenek olmakla birlikte, sonuçta bunun kazananlarının, partinin kuruluş hikâyesi ve mücadelesinde olmayan, kariyeri planlanmış birkaç siyasetçi olabileceği de aşikârdır. Kaldı ki maziye olan hürmet, dostlukları muhafaza mesuliyeti ve müşterek binlerce partili arkadaşlarımızın incinme ihtimali de beni böyle bir mücadeleye girmekten men etmektedir.
Diğer yandan, uğrunda milletimize ve arkadaşlarımıza karşı kefil olduğumuz büyük bir hikâyenin ve iddianın öksüz kalmasına sessiz kalabilmek de mümkün değildir. Bu koşullar altında hem siyasi iddiamızı hem de dostluklarımızı muhafaza etmek için uzun yıllardır mücadele arkadaşlarımız ile birlikte bir evlat gibi büyüttüğümüz İYİ Parti ile hukuki bağımı kesmekten başka bir yol kalmadığını üzülerek ifade etmek istiyorum.
Cumhuriyet’imizin kurucu önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. Bu ilke, Cumhuriyet’in ruhudur ve bu ruhu yaşatmak her Türk evladının en mukaddes vazifesidir.” ifadeleri, bizlerin siyasi mücadelesinin referansı ve özetidir. Tanıyanlar bilir ki bütün bir siyasi yaşamım; Türk milletinin özgürlüğünün ve egemenliğinin coğrafyamızda ilelebet hâkim olabilmesi için, Cumhuriyet’i kuran Türk milliyetçiliği fikrinin ve ona bağlı kadroların Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında ülkeyi yeniden yönetmesinin bir ihtiyaç olduğu inancına adanmıştır. İnanıyorum ki bundan sonra da böyle olacaktır.
Bugün hiçbir mücadele arkadaşımın henüz helalliğini istemiyorum.
Çünkü biliyorum ki bir gün dereler ırmaklara, ırmaklar nehirlere ve nehirler de okyanuslara kavuşacak ve bizim hikâyemiz asla yarım kalmayacaktır. Önümüzdeki seçimde sadece yeni bir Cumhurbaşkanı ve hükümet seçmeyeceğiz; aynı zamanda yeni bir gelecek de seçeceğiz. Bu Cumhurbaşkanı ve hükümet geçmiştir; biz birlikte yeni bir gelecek inşa edeceğiz.
Son olarak bugüne kadar birlikte çalıştığımız tüm genel merkez teşkilatlarımıza, milletvekillerimize, il ve ilçe başkanlıklarımıza, partili mücadele arkadaşlarımıza ve genel merkezimizin ve Meclis grubumuzun güzide çalışanlarına göstermiş oldukları dostluklar nedeniyle sonsuz teşekkürlerimi sunuyor; bundan sonraki siyasi mücadelelerinde ve hayatlarında canı gönülden başarılar diliyorum.
Saygı ve hürmetlerimle,
Av. Mehmet Tolga Akalın
📌 MHP’nin 2021’de yayımladığı ve dönem dönem gündeme getirdiği, Anayasa’nın ilk dört maddesinin değiştirilemezliğini şeklen değiştirerek tek bir madde altında topladığı; ancak özellikle AYM kararlarıyla anayasaya dâhil kabul edilen “Başlangıç Metni”ni yeniden yazdığı 100 maddelik bir Anayasa taslağı var.
📌 MHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Yıldız, 2024 yılı İYİ Parti olağanüstü kongresi döneminde ısrarla üzerinde durduğum bu konuyla ilgili olarak Saygı Öztürk’e verdiği röportajda, 2021 yılındaki taslaktan ayrılarak ilk dört maddeye dokunmayacaklarını ifade etmişti. Hatta o tarihte Sözcü Gazetesi, manşetini “İlk 4 madde korunacak, halk oyuna sunulacak!” şeklinde atmıştı.
📌 Aynı Yıldız, 3 Ocak 2026 tarihinde ise hazırladıkları Anayasa taslağı ile ilgili basına bilgi verirken, ilk dört maddenin özüne dokunulmadan tek madde altında toplandığını ifade ederek tekrar başa dönmüştür.
📌 MHP’nin, dokunulmaz kabul edilmiş ilk dört maddeye niçin şeklen dokunmak istediğini bilmiyorum.
📌 Ancak bana göre daha da önemlisi, MHP niçin şöyle bir girişi olan “Başlangıç Metni”ni değiştirmek ister?
“Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;”
📌 Ve MHP böyle güzel bir metin yerine niçin böyle bir kuru giriş cümlesi yazar?
“Allah’ın lütfu, kardeşlik ruhu ve vatan sevgisiyle varlık bulmuş biz Türk Milleti”…
Denetleyenle denetlenen aynı elin parmaklarıysa buna denetim denmez; bu, “kendi kendini alkışlama töreni”dir.
Milletin alın teri “gizli” damgasıyla millete kapatılamaz. Denetlenmeyen güç yozlaşır, denetlenmeyen para savrulur; faturası enflasyonla, zamla, vergiyle yine millete çıkar. TBMM’nin denetim hakkı milli iradenin sigortasıdır.
Kartalkaya Grand Kartal Otel yangınının üzerinden tam bir yıl geçti. Saat 03:17’de başlayan alevler, 78 canımızı aramızdan aldı; 34’ü çocuk, 34 masum yavru… 365 gün geçti, acılar dinmedi, gözyaşları kurumadı.
Dualarımız onlarla. Mekânları cennet olsun. Unutmayacağız. Unutturmayacağız. Adalet yerini buluncaya kadar susmayacağız. #KartalkayaYangını #GrandKartalOtel #78CanımızİçinAdalet
Genel Başkanımız Sayın Musavat Dervişoğlu ve parti teşkilatlarımızın katılımıyla gerçekleştireceğimiz 4. Olağan Kurultayımıza tüm vatandaşlarımız davetlidir.
📍Büyük Ankara Kongre Merkezi
📆 18 Ocak Pazar, 10:00
Üniversitelerle övünüyorsunuz ama gençler barınamıyor.
#Çanakkale’de 2 evladımız intihar etti.
Ayvacık’tan Gelibolu’ya KYK yurdu yok.
Bu, gençlerin anayasal hakkının gaspıdır.
Liyakat şart, vicdan şart.
Milletin adalete ihtiyacı, kuraklığın yağmura ihtiyacından fazladır; yağmurun vakti olur ama adaletin vakti olmaz.
Toplum bir bahçe gibidir: ayrık otunu ayıklamaz, kötülüğü beslerseniz iyilik yeşermez. Devleti ayakta tutan da budur: liyakat, güvenlik ve sorumluluk.
En büyük çöküş ise “neme lazım”dır. Zulüm yayılır, yolsuzluk sıradanlaşır, bilen susarsa… koyunu kurt değil çoban yer.
Devlet kanunla büyür, adaletsizlikle çöker.
🗓️ 18 Ocak Pazar
⏰ Saat 10.00'da
📍 Büyük Ankara Kongre Merkezi'nde 4. Olağan Kurultayımızı gerçekleştiriyoruz!
Cumhuriyetimizin "SON KALE"sine, kazdığımız sipere tüm vatandaşlarımız davetlidir!
#VaktiGeldi