Kamu Hizmetlerinin Anadillerde Yerine Getirilmesine dair kanun teklifimiz dün TBMM'de görüşüldü, bizler sayısız defa bu konuyu genel kurul gündemine taşıdık ancak her kezinde reddedildi!
Dillerin özgürlüğü, insanların özgürlüğünün bir parçasıdır. Bizler ne özgürlük mücadelesinden ne de anadil talebinden vazgeçmeyeceğiz.
🔴Oyuncu Lale Mansur’dan Diyarbakır’da Tahir Elçi'nin katledildiği Dört Ayaklı Minare önünden tepki:
"Türk turistler arasında yeni bir hurafe çıkarılmış; altında 7 kere dönerlerse dilekleri oluyormuş. Böyle bir rezilliği kim uydurdu? Belediye buraya bir levha koyamıyor mu? İlla bir şey yapacaksanız, çiçek bırakın"
🔴 Berna Laçin'den Selahattin Demirtaş Çıkışı!
➡️ 10 yıldır cezaevinde ne için?
➡️ 40'lı yaşlarını cezaevinde geçirdi ve insanın en güzel yılları bunlar!
➡️ Gerçekten çok yazık!
➡️ Siz Berna Laçin'in bu çıkışı hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
Sezai Temelli: Meclis Başkanının Finlandiya'da bahsettiği "Avrupa zenginliği", ancak evrensel hukukla mümkündür.
AİHM kararlarını çiğneyerek, Anayasa 90'ı yok sayarak Avrupa'nın parçası olunamaz. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Leyla Güven, Can Atalay ve rehin tutulan tüm siyasetçiler özgürlüğüne kavuşmalı; kayyım rezaleti son bulmalıdır.
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel:
“10 gündür ağzını bıçak açmayan Erdoğan, ölçtürmüş, biçtirmiş, dün çıkmış diyor ki; ‘Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz!’
O gün dolunun altında üstüne çıktığım TOMA var ya Erdoğan… Sen o TOMA’nın şoför koltuğunda oturuyorsun!”
🔹 Veda Hutbesi net: Üstünlük ırkta değil, takvadadır.
🔹 Arap’ın Arap olmayana, siyahın beyaza üstünlüğü yoktur.
🔹Peki siz “devlet menfaati” diyerek Kürtlere karşı bu ilkeyi neden ayaklar altına aldınız?
🔹Din ayrımcılığı meşrulaştıramaz.
Dil bilimciden Kürtçe anadilde eğitim yorumu:
Uygurların nüfusu Çin'in yüzde 1'i ama anadilde eğitim görüyorlar
Kürtlerin Türkiye'deki nüfusu yüzde 30 ama anadillerinde eğitim göremiyorlar
Ve ben bunu söylediğim için hesabım kapatıldı
Bu hocamızın yanında, onun sesi olmak zorundayız!
İsmi Deniz Yolçu. Kız İmam Hatip lisesinde müdür yardımcısı.
Özgür Özel’in İzmir buluşmasında TOMA’ya karşı direndiği için darp edilerek tutuklandı, cezaevine atıldı!
Yetmedi görevden de uzaklaştırmışlar. Yani hem özgürlüğünü hem ekmeğini elinden aldılar!
AKP’li kayyum Kemal Kılıçdaroğlu! Vicdanın rahat mı? İnsanlar senin yüzünden hem işinden hem özgürlüğünden oluyor!
Bu tweeti görüp geçmeyin, hocamıza ses olun! Ailesine de hep beraber sahip çıkmalıyız! @eczozgurozel
31 yıl önce, Coğrafyanın en uzun süreli ‘sivil itaatsizlik eylemi’ başladı. Canlarını kaybetmiş insanlar başlattı bu mücadeleyi. İHD evleri oldu. Bu haklı İTAATSİZLİK hala umut olmaya devam ediyor. #CumartesiAnneleri
Kemal Kılıçdaroğlu'nun 15 yıllık komşusu:
"Vicdanımın sesini dinliyorum. Özgür Özel iyi muhalefet yapıyor. O bahse konu olan kongreden sonra iki kez daha kongre yapıldı. Diyelim ki o kongrede şaibe var, çeşitli iddialar var. Aynı delege ki bu delege Sayın Kılıçdaroğlu zamanında seçilmiştir, çoğu o döneme ait delegelerdir, iki kez daha Özgür Özel'in genel başkanlığını onayladı bu kongre. Bir durum daha var, Yüksek Seçim Kurulu'nun kararları kesin midir? Kesindir. İtiraz olmaz. YSK 'Bu kongrede bir şaibe yoktur' kararı vermiştir. Dolayısıyla taban olarak üzülüyoruz."
Dönen fırıldaklar Demirtaş'a atılan çamurlar iftiralar Rüşen Çakır açıklıyor. Güneş balçıkla sıvanmaz Demirtaş gibi dürüst bir lider yüzyılda bir gelir. Her zaman her yerde doğruları söylemekten bir an tereddüt etmedi bu yüzden on yıldır tutuklu.
#SelahattinDemirtaşaÖzgürlük
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit:
“Neden Sayın Selahattin Demirtaş, Sayın Figen Yüksekdağ ve diğer arkadaşlarımız özgürlüklerine kavuşmuyorlar? Bu soruları hepimiz soruyoruz! “
Mardin öyle bir kent ki kilise çanıyla ezan sesi birbirine karışır; Süryanice dualarla Kürtçe klamlar/stranlar iç içe geçer; Arapça başlayan cümle, Kürtçe sürer Türkçe biter orada. İşte bu dillerin tılsımlı ezgisidir!
İşte o sebeple, ihtimal olmaktan çıkarmaya çalıştığımız, ekmek ve su kadar ihtiyaç duyulan “ortak yaşam” duygusunun, dillerin tılsımlı ezgisinin ve demokratik ulus tahayyülünün, demokratik entegrasyonun kanlı canlı bir ortak yaşam müzesidir Mardin.
Türk Yargı Sisteminin Röntgenini Çeken Savunma!
⚖️25 Mart 2026 tarihinde Büyük Daire’de duruşması yapılan Kavala/Türkiye (No.2) davasında, kamuoyu Hükümet avukatının çok tartışılan "tuzlu poğaça" savunmasına odaklanmışken; Osman Kavala’nın avukatı Prof. Dr. Philip Leach, siyasi yönü ağır basan tüm davaların adeta röntgenini çeken tarihi bir savunma yapmış ve şu hususlara yer vermiştir:
📍17 farklı uluslararası müdahil, bu davanın hukuki bir süreçten ziyade sistematik bir baskı aracı olduğunu tescil etmiştir.
📍Muhalifler, gazeteciler ve hak savunucuları, sadece fikirlerinden dolayı hukuki ve idari bir kuşatma altına alınarak sistematik bir kriminalizasyon süreciyle tasfiye edilmektedir.
📍Siyasi açıdan hassas davalarda görev yapan hakim ve savcılar, bizzat Cumhurbaşkanı ve bakanların kamuoyu önündeki açık talimatları ve doğrudan baskıları nedeniyle bağımsız karar alma yetilerini tamamen kaybetmiştir.
📍Hakimler ve Savcılar Kurulu üzerindeki mutlak hükümet kontrolü, yargı mekanizmasını iktidara sadık isimlerin kilit rollere getirildiği bir ödüllendirme ve cezalandırma sistemine dönüştürmüştür.
📍Alt mahkemeler ve Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi kararlarını açıkça hiçe sayması, Türkiye’de anayasal güvencelerin ve hukuk hiyerarşisinin fiilen ortadan kaldırıldığının en somut kanıtıdır.
📍Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, hükümet yetkililerinin açık direniş çağrıları ve 'kararı tanımıyoruz' minvalindeki açıklamalarıyla sistematik olarak baypas edilmektedir.
📍Sağlam bir hukuki temelden yoksun, somut suç unsuru içermeyen ve sadece demokratik faaliyetleri hedef alan aşırı uzun iddianamelerle yargı süreci bir cezalandırma yöntemine dönüştürülmüştür.
📍Mahkemelerce verilen tahliye kararlarının, eş zamanlı olarak çıkarılan yeni ve içi boş tutuklama emirleriyle boşa çıkarılması, ceza adaleti sisteminin bariz ve kasıtlı bir istismarıdır.
��Anayasa Mahkemesi artık bu davada etkili bir yol değildir; çünkü verdiği kararlar alt mahkemelerce defalarca reddedilmiş ve AYM'nin kendi kurumsal otoritesi sarsılmıştır.
Yargıtay’ın, Anayasa'yı uygulayan dokuz AYM üyesi hakkında suç duyurusunda bulunması, yüksek yargı organları arasındaki hukuksal bağın koptuğunu ve sistemin tamamen tıkandığını göstermektedir.
📍Karara bağlanmayan başvurular ve açıklanamayan aşırı gecikmelerle Anayasa Mahkemesi, hak ihlallerini durdurmak yerine bu ihlallerin sürdüğü bir bekleme odası haline gelmiştir.
📍Hükümetin 2013 yılındaki eski kararlara sığınması beyhudedir; 2018 anayasa reformları sonrası ortaya çıkan otoriter yargı pratiği, eski içtihatları bu dava için tamamen geçersiz kılmaktadır.👇👇👇
Büyük Üstad İsmail Beşikçi Günümüz Kürt Gençlerinin durumunu çok güzel Özetlemiş .
Bugün Kürd gençlerine Ehmedê Xanî, Melayê Ciziri, Feqiyê Teyran, Baba Tahirê Üryan, Eli Hariri, Haci Qadirê Koyi, Şeyh Mahmud Berzenci, Ubeydullah Nehrî, Şeyh Abdüsselam Barzani gibi +++👇👇👇
Babamın ölüm yıldönümünde neden hep aynı fotoğrafı paylaştığımı soranlar oluyor.
Cevap çok basit.
Başka fotoğrafımız yok.
Çünkü bizim hayatımız, sıradan bir baba oğul hikâyesi değildi. Bu ülkenin yakın tarihinde yaşananların bir parçasıydı. 1980 darbesinden sonra ailemiz, yıllarca cezaevi kapılarıyla, görüş günleriyle ve yasaklarla sınandı.
Ben çocukluğumu parklarda değil, cezaevi kapısında, koridorlarında geçirdim.
Ya babam içerideydi ya da ağabeylerimden biri. Özgürlük, bizim için hep ertelenmiş bir kelime oldu.
Bu yüzden birlikte çekilmiş fotoğraflarımız yok.
Çünkü birlikte yaşayabildiğimiz hayat, yarım bırakıldı.
O tek fotoğraf; bir babayla bir çocuğun hatırasından çok daha fazlası.
Bir dönemin, bir kırılmanın, bir adaletsizliğin sessiz tanığı.
Babamı 16 yaşımda kaybettim.
Bugün de aynı fotoğrafı paylaşıyorum.
Çünkü başka fotoğrafım yok.
Çünkü bu ülkede bazı hikâyelerin yazılmasına bazı fotoğrafların çoğalmasına izin verilmedi.
Hallac-ı Mansur darağacına götürülürken, son kez kız kardeşiyle vedalaşmasına izin verdiler. Kız kardeşi geldi ama başörtüsüzdü. Muhafızlar öfkeyle bağırdı:
— “Başörtün nerede? Erkeklerin arasına nasıl böyle çıkıyorsun?!”
Kız kardeşi ise dimdik durarak şu cevabı verdi:
— “Ben burada Mansur’dan başka erkek göremiyorum. Hepiniz bedensiniz."
*
Hallac, o an sadece ölümü bekleyen bir mahkûm değildi.
Onun “Enel Hak” sözü, Tanrı’yı kendi benliğinde aramanın sembolü olmuştu.
O, dinin kalıplara sıkışmış şekilciliğine karşı, hakikatin özünü savunuyordu.
Nitekim darağacına yürürken de şöyle demişti:
— “Beni öldürmekle yalnızca bedenimi susturursunuz. Ama sözlerim arşa yükselir.”
*
Dr. Ali Şeriati der ki:
“Zulmeden bir dindardan daha kötüsü, ‘zalim bizden’ diye susan dindardır.”
*
Aradan bin yıl geçti…
Ama İslam dünyasında değişen ne var?
Bilim yok.
Teknoloji yok.
Buluş yok.
Kadın hakları yok, çocuk hakları yok, insan hakları yok!
Geriye ne kaldı?
Yalnızca şekilcilik…
Felsefeden koparılmış, bilime sırt çevirmiş, yalnızca ritüellerle ayakta kalmaya çalışan bir din…
Bundan daha büyük bir talihsizlik olabilir mi?
*
İbn-i Rüşd’ün kitaplarını yakmaya, kendisini camide linç etmeye kalktıklarında şu diyalog yaşandı:
Halk:
— “Sen dinimizle savaşıyorsun!”
İbn-i Rüşd:
— “Hayır… Ben sizin cahilliğinizle savaşıyorum.”
*
Bugün de değişen bir şey yok.
Nerede yobaz varsa, orada kadınlar direniyor.
Nerede yobaz yoksa, işte orası cennettir.
ALINTI
🔴Bir içerik üreticisinin Kürtçe ile ilgili videosu gündem oldu
📌 Kürtçe'ninbbinlerce yıllık bir tarihi var.
📌Kürtçe'de olup da başka dillerde olmayan çok özel yapılar var.
📢Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?