Haritasında oğlak baskınlığı / stelyumu
Satürn baskınlığı
Akrep etkisi / baskınlığı
Venüs & chiron
Ay & chiron
Chiron & yükselen açısı
Chiron 1.ev
Ay balık
Venüs balık
Plüto etkisi / baskınlığı
4.evinde satürn / plüto / mars
Olan kişiler, Nurullah Genç’in “ben zehre alışkınım, şerbete değil” dizeleri sizi anlatıyor. Hayatın acı yönünü erken yaşlarda deneyimliyorsunuz. Sevdiklerinizden çok erken yaşlarda darbe alıyorsunuz. Kimi canınız bilip benimsediyseniz oradan vuruluyorsunuz. Dost bildikleriniz sizi can evinizden vuruyor. Çoğu zaman yüreğiniz param parçayken yaşamaya devam ediyorsunuz. Özellikle çocukluk çağında büyüdüğünüz aile ortamı da kaotik olduğu için güven algınız bu kaos ortamıyla bağdaşıyor. Zorlandığınız, uğruna gözyaşı döktüğünüz, hasret çektiğiniz ilişkilere kendinizi ait hissediyorsunuz. Bu tür ilişkiler sizi zorlarken bir yandan da sizi tanıdığınız o yuva hissine götürdüğü için o insana ait olduğunuzu sanıyorsunuz. Yazgınız böyle olmak zorunda değil. Bir ilişki inşaa etmek için önden gözyaşı dökmek, yaşayacağınız mutluluğun bedelini peşinen ödemek zorunda değilsiniz. Bilinçaltınıza işlemiş bu zorlukla kazanılan sevgi şemasından dolayı karşınıza yara açacak insanlar geliyor. Bilinçdışında gelsin beni yaralasın ve beni evimde hissettirsin istiyorsunuz. Siz zehre alışkınsınız, şerbete değil…Sevginin illla ki yaralayan bir şey olmadığını, gerçek sevginin iyileştireceğini, sevilmek için çabalamanız gerekmediğini kendinize telkin etmeniz, sizinle daha sağlıklı iletişim kurabilecek insanları hayatınıza almayı öğrenmeniz gerekiyor. Sizin için en önemli şey konuşan bir partnere sahip olmak. Sizinle konuşan, sizi dinleyen partnerlere alan açarsanız zamanla yaralanan değil şifa bulan tarafa geçebilirsiniz.
Akrep etkili kişiler bir şeyin azlığına asla dayanamayıp hiçliğine bir ömür dayanabiliyorlar. Ufak şeylere karşı aşırı sabırsızken en büyük acılara gıkları çıkmadan katlanabiliyorlar. Söylediği bir şeyi ikinci kez tekrar ettirdiğinizde hemen öfkelenebilir mesela, tekrar ederken sabırsızdır, tepkiseldir, aradığı bir eşyayı bulamazken, beklediği otobüs hemen gelmezken çok öfkelidir sabırsızdır ama çok büyük bir acı karşısında sessiz kalıp gerekirse ömrünün sonuna kadar sabırlı davranacaktır. Ruhlarındaki ya hep ya hiç olgusu görmeyi bilirseniz hayatlarının her alanında kendini belli ediyor.
Sinastride özellikle ayı ve merkürü 3.eve atmak sohbet keyfi verir. Birbirinizin ses tonunu beğenirsiniz, birbirinizin sesini duyunca rahatlarsınız. Gün içinde iyi kötü bir olay başınıza gelince o kişiye anlatacağınız yeni bir şey olduğu için heyecan duyarsınız. Ayrılık olduğunda bile uzun bir süre içinizden o kişiyle konuşmaya devam edersiniz, hala ne yaşasanız içinizden ona anlatır onunla dertleşir onunla güler onunla ağlarsınız. Zekadan ve sohbetten etkilenme verdiği için, içinizdeki sohbeti kesmeniz zor olacaktır. Nazım Hikmet sevdiğini anlatırken ona duyduğu aşkı ve konuşma isteğini “aklının aydınlığına sorular sormak” olarak tasvir eder. Bu yerleşim de böyledir. Dünyaya dair ne varsa onunla paylaşmak istersiniz, sohbetler sabahlara kadar sürebilir. Natal haritalarınızda ikizler, kova etkisi veya eş göstergelerinizde bir merkür varsa sizi çok daha fazla etkileyecektir.
Ünlü olma isteği görülmemiş bir çocuklukla ilgilidir.
Haritasında 12.ev etkisi olanlar
Ay aslanlar
Ayı 5.evde olanlar
Yükselen yöneticisi 5.evde ya da aslanda olanlar
Ünlü haritalarında sık sık bu yerleşimleri görüyoruz. Aslan gölge yön çalıştırdığında kabul görmek ve sevilmek için kendini ikinci plana atma olarak çalışıyor. Çocukluğunuzda onay görmek için, takdir edilip sevilmek için kendi duygularınızı ve ihtiyaçlarınızı ertelemiş olabilirsiniz, zaman zaman bunu elde etmek için rol yapmak zorunda kalmış olabilirsiniz. Umduğunuz takdir size verilmemiş olabilir. Ne kadar sevilseniz de size yetmemiş olabilir.
12.ev etkisi ise göz ardı edilmekle, kurban edilmekle ilgilidir. Kişi hayalet gibi hissedebilir, herkes hayatına devam etti bir ben kaldım diye düşünebilir. Denizaşırı uzaklıkları ve kolektifi temsil eden bir evdir.
Bu tür içsel baskılar, bir şeylerin görülmeyişi duyulmayışı kişileri ünlü olma isteğine yöneltebiliyor. Bazen de kendileri planlamazken bir anda ünlü oluveriyorlar. O sıkışık enerji ünlü olup herkes tarafından görülmeye başlandıkça çözülebiliyor.
Ay akrep
Ay akrep & plüto akrep kavuşum
Ay 8.ev
Bu yerleşime sahip olanlar özellikle akşam karanlığında bir manzaraya baktıklarında kalplerine hüzün çöküyor. Yolculuk yaparken dağlarda gördükleri, pencerelerinden sarı ışık yansıyan o evlerin içinde mutluluk varmış gibi, kendileri de orada olsa mutluluğu bulacaklarmış gibi hissediyorlar. Seyahat etmek onlara başka bir hayatı deneyimliyormuş hissi verdiği için ruhlarına ferahlık katıyor.
Doğarken ölümden dönme hikayeniz ya da hamileliğinde annenizin geçirdiği sancılı süreçler sizin dünyayla bağınızı pamuk ipliğine bağlı kılıyor olabilir. Dünya size ağır geliyor olabilir. İçinizde yaşam ve ölüm hep iç içe olabilir. Yaşam dediğimiz o çi enerjisinin baskılanmasından dolayı kadınlarda regl düzensizliği, hormonal bozukluklar veya başka tür kadın hastalıkları olabilir. Özellikle kadın haritalarında, bilhassa hamilelik döneminizde hissettiğiniz yalnızlık hissi geçebilir. İçinizde bir can yeşermesi sizi çok mutlu edip bu dünyayla olan bağınızı kuvvetlendirebilir. Siz sevince canınızdan bir parçayı o insana vererek seviyorsunuz. Sevgi size yaşadığınızı hissettiriyor.
Kapalı matrisler çok yoğun bir enerji birikimine sahip oluyorlar, haritadaki stelyum gibi düşünebilirsiniz. 9 ermiş kartına, 18 ise ay kartına denktir. 9 sabırla pişip olgunlaşan bir enerjidir, ay ise annemizdir duygu dünyamızdır dünyayla ilişkimizdir.
Ay en hızlı ilerleyen gezegendir, talepkardır, ilgi ister, beslenme ister, bağ kurmak ister, ağlamak ister, ağlayınca pışpışlanmak ister. 9 ise dur, düşün, hareket etme, planla der. Satürn ve ayın savaşı gibi düşünebilirsiniz bunu. Bu iki enerji insanın içinde çatışıp durur.
Siz kapalı matrise sahip bir harita sahibine baktığınızda olgun, oturaklı ve duygularını dengeli yaşayan babacan birini görürsünüz ama aslında içinde fırtınalar kopuyordur. Çok içlidir. Sadece kendi içinde bile duygularını bastıran, erteleyen eleştirel bir iç sesle yaşıyordur. Bu matrise sahip insanlar kendi duygularıyla ilgili oturup düşünmüyor, sindirerek yaşamıyorlar. Öncelikleri hep yapmaları gereken işler, akademik hayatları ve sorumlulukları oluyor. Siz bu insanlarlayken sevildiğinizi hissedemeyebilir, onun hayatında nasıl bir yer edindiğinizi anlayamayabilirsiniz. Kendine uzanmayan bir insan size nasıl ulaşsın?
Bu matris tipi için çok sevdiğim bir repliği düşünürüm hep: “anneyi vurduğumda ona ne olacağını biliyordum, bilmediğim şey bana ne olacağıydı.”
Satürn koç döngüsü:
“Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?”
Satürn koçta transitine devam ediyor, natalda satürnü koç olanlar satürn döngünüzün içerisindesiniz. Satürn koçta düşüştedir. Koç doğası gereği sabırsız, doyumsuz, çocuk ruhlu, tepkisel ve fevridir. Satürn burada koçu terbiye eder, ona fevriliğini bırak der, sabırlı olmayı öğütler. Şubat ayından beri içinizdeki sabırsızlığın belki de tıkanmışlığın sebebi bu transittir. Bazı ruhlar dünyada kendine bir yer edinebilmek için pişmek zorundadır. Koç ilk burçtur, pişmesi gerekiyordur. Döngü 2028de bittiğinde artık yeni bir insan olacaksınız. O güne değin sınavınız zor olacak ama mükafatı da kalıcı olacak. Güneşin doğduğu vakit, gecenin en karanlık olduğu vakittir. Doğum acısından sonra bir hayat meydana gelir. Bebek, emekledikçe yürümeyi öğrenir. Satürn koç transiti, en çok sabırsızlığınızı terbiye edecektir. Emeklemeden koşmayı öğrenemezsiniz. Allah, Hz.Yunus’un duasını ilk duyduğu anda kabul etseydi, Yunus balığın karnından çıktığında okyanusun ortasında savrulup gidecekti. Duasının kabul olduğu vakit, bir kıyıda hayatta kalabileceği vakitti.
Bir şey istediğiniz anda olmuyorsa, henüz onu yaşamak için yeterince olgunlaşmadınız demektir. Bu hayattaki en büyük sınavınız bu yüzden sabretmektir. Duanızın kabulu zaman alabilir çünkü o duayla birlikte değişmeniz gerekir. İstediği anında olsun diye ağlayan sabırsız o küçük çocuk olmaktan çıkıp yetişkinliğe adım atmalısınız. Büyüyorsunuz satürn koçlar. Sabrın sonu selamettir.
Venüs balık tam da böyle bir konumdur. O, sevdiği zaman bütün mevcudiyetiyle sever. Sevgi onun damarlarında kan gibi dolaşan bir şeye dönüşür, ruhuyla bütünleşir, varlık sebebi haline gelir. Balık - başak aksı hasret aksıdır, sevdiğinle ayrı düşme, onun özlemiyle yanma demektir. Balık son burçtur, kendinden önceki on bir burcun enerjisini içinde taşır. İlahi kanalla bağlantı demektir, ruhani boyut demektir.
Venüs balık konumu yücelimdir ama bu yücelme hali kalbin yanmasıyla olan bir şeydir. Derler ya, cehennem kalplerin yanıp temizlenmesi içindir diye, venüs balığın kalbi de düştüğü o amansız sevdayla adeta cehennemi yaşayıp yanarak temizlenir. Kara sevda konumudur, düştüğü sevdadan kurtulması çok zordur. Bu dünyaya ait hiçbir şey onun ruhunu huzura ulaştırmaz, içinde patlamaya hazır müthiş bir sevgi taşır ama bunu akıtacak bir kanal bulamaz.
Mehmet Akif Ersoy Hüsran şiirinde “seller gibi vadiyi eminim saracakken, hiç çağlamadan gizli inen yaş gibi aktım.” der. Venüs balık da böyledir, yüreğinde seller gibi taşacak çok geniş çok yüce bir sevgi barındırsa da hiç çağlayamadan gizli inen yaş gibi akar. O aşk kalbini öyle yakar ki, hiç inançlı biri olmasa bile son çare duaya sığınır, namaza sığınır, yüreğindeki o acıyla Allaha yakarır.
Leyladan mevlaya ulaşma konumudur bu. O aşk ruhunuzu öyle yakar öyle kavurur ki, artık leyladan çıkıp mevlaya ulaşan yüce bir aşka, allah aşkına dönüşür. Kavuşamadığınız, yarım kalan, içinizde hep bir ukde olarak sakladığınız, uğruna yıllarca dua edip gözyaşı döktüğünüz o aşk belki de siz kavuşasanız diye değil, siz o duada ısrar edip değişesiniz diye kalbinize işledi. Allah o aşk sayesinde sizi huzuruna çağırdı. Venüs balık olanlar, hayatta mutlaka sizi terbiye eden ulvi bir aşk yaşarsınız. Çoğunuz venüs balıkta neden yüceliyor ki, ayrılığa sebep oluyor, platoniklik veriyor, fedakarlık olarak ��alışıyor diye söyleniyorsunuz. Venüsün balıkta yücelme sebebi budur işte, o aşkla yüreğiniz öylesine genişler ki, artık on ikinci burç olarak zodyağı sonlandırıp hayata yeni bir kimlikle yeniden başlarsınız. O aşk aracılığıyla edilen o dua, kalbinizi temizlemiştir.
Natal haritada venüsü retro olanlar, hayatınız “içimdeki dünlerle yeni bir şeye nasıl başlayabilirim” demekle geçiyor. Hayatınıza dokunmuş herkesi hala yüreğinizde taşımaya devam ediyorsunuz. Herks gözünüzün önünde olsun, hala onlardan haber alayım istiyorsunuz. Doya doya yaşayamadan bitmiş bir ilişkiniz varsa hele belki ömür boyu onu içinizde kimselere sezdirmeden ukde olarak saklıyorsunuz. Youtubetaki müzik videolarına “50 yıl oldu…anılar dün gibi taze ve sıcak, sen yüksek sesle dinleme çocukların uyanmasın.” yazan dayılar gibisiniz.
Kendinize de sevdiklerinize de bunu yapmayın. Hala sürdürmeye çalıştığınız o şey, çoktan bitmiş bir şey. Hayatınıza yeni giren insanlarla bu yüzden sürekli sorun yaşıyor, insanların güvenini zedeliyorsunuz. Kendinize de ilerleme fırsatı vermiyorsunuz. Herkesten şüpheleniyor, kimsenin sevgisine inanmıyorsunuz çünkü içten içe değersiz olduğunuza inanıyorsunuz. Sizin için bitmiş ilişkiler değersizlik hissinizi daha da çok tetikleyen yer demek bu yüzden habire o yarayı kanatıyorsunuz, orada yolunda gitmeyen şeye takılıp onu düzeltmek istiyorsunuz. Böyle yapınca içinizdeki değersizlik algısı geçecek mi sanıyorsunuz? Daha da büyüyor. Bunu yapmayın. Kendi değerinizi başkalarının size yönelik davranışlarıyla belirlememeniz gerekiyor. İnsanları habire sınayıp hayatlarında ne kadar bir yer edindiğinizi görmeye çalışıyorsunuz, sürekli testten geçiriyorsunuz. Sizi çok seven insanlara inanmadığınız için araya hep bir mesafe koyuyorsunuz. İnsanlar sizin ayaklarınıza dünyayı serse de yetmiyor, bunu inandırıcı bulmuyor ve başınızı hep geçmişe çeviriyorsunuz. Siz bu enerji alanında olduğunuz için karşınıza da geçmişe takıntılı insanlar çıkıyor ve oldukçe gelgitli, toksik ilişkiler deneyimliyorsunuz.
Özdeğer içten gelir, içinizdeki yaralı çocuğu sizden başkası iyileştiremeyecek bunu kabullenin, zaten biri iyileştirmeye çalışsa da buna izin vermiyorsunuz, o kişiye inanmıyorsunuz. Kendinize ve sevgiye bakışınız çok sağlıksız. Aile öykünüzde aldatılma hikayeleri olabilir, bunun karması size gelmiş olabilir. Geçmiş yaşamda da sevdiğinize kavuşamadan ölmüş olabilirsiniz. İçinizde hep yarım kalmış bir aşkın hüznünü taşıyorsunuz. İlişkilerinizde toksik olan taraf sizsiniz. Kendinizi telkin ederek içinizdeki yarayı iyileştirmeye çalışın. Dün dünde kaldı cancağzım, bugün yeni bir şey söylemek lazım.
Oğlaklara ithafen yazılmış o şarkı: Candan Erçetin - Neden
“Neden anlamaz insan yanındayken kıymetini
Neden söylemez insan sevdiğine sevdiğini
Yarın çok geç olunca pişman olmak boşuna
Gururun neye yarar ki yalnız kalmaktan başka?”
Oğlağı satürn yönetiyor. Satürn terbiye eden, sınayan, zamanı gelince meyve veren bir gezegendir. Bu yüzden oğlağı birçoğunuz duygusuz, kalpsiz bulursunuz. İşin aslı öyle değildir. Oğlağın kalbi alıştığınız gibi çabuk tutuşan bir kalp değildir. O anı biriktirdikçe, zaman geçirdikçe, bazen ayrı kalıp özledikçe, güven duymaya başladıkça sever. Sizin hızlıca ilişkinin adını koyma isteğinize, hızlıca duymak istediğiniz sevgi sözcüklerine kayıtsız kalacaktır. Bir anda sizi göklere çıkarmasını, hayatımın aşkı diyerek herkese duyurmasını, ilgi bombardımanına tutmasını beklemeyin. Oğlak sevgiyi ilmek ilmek işler. Size zaman verir, sizi gözlemler, sizi sınar. O herkes gibi size deli divane aşık olduğunu söylemeyecektir belki ama zamanla onun kalbine işlediğinizde dünyanın bütün şerrine rağmen sizin elinizi bırakmadığını göreceksiniz, başka insanlar tek rüzgarda savrulup giderken oğlak burcu kasırga çıksa da elinizi tutmaya devam edecektir. Onlar toprağın en sağlam burcudur. Nasıl ki toprağa bakınca hiçbir şey göremezken zamanla ondan bir tohum filizlenir ve koca bir ormana dönüşürse oğlak burcu da öyledir. Siz onun kalbine bir tohum ekmeyi başarırsanız o tohum zamanla bir ormana dönüşecektir.
Görmeyi bilen bir göze sahipseniz siz de onunla beraber satürnün derslerini alır, sabretmeyi öğrenirsiniz, bir dostluğun, bir aşkın emek emek nasıl inşaa edildiğini görürsünüz. O duruşuyla, size yaklaşımıyla size pek çok şey öğretecektir. Sabırsız biriyseniz peşin hüküm verip onu hayatınızdan çıkaracak ve onu duygusuzlukla suçlayacaksınız fakat üzerinden zaman geçtikçe onun sabrının kıymetini anlayacaksınız.
Oğlağın kalbindeki filiz nasıl ki büyümek için zamana ihtiyaç duyuyorsa sizin kalbinizde duyduğunuz o aşk da zamanla filizlenir. Genelde araya ayrılık girince iki taraf da bu aşkın varlığını fark ediyor. Oğlaklar muhataplarını da zaman içerisinde kendilerine benzetiyorlar. İlişkilerini özlem çok besliyor. İki taraf da araya giren zaman ve ayrılık sayesinde birbirlerinin hayatlarında ne büyük yer kapladıklarını anlıyor.
Oğlak - yengeç hatıralar aksıdır. Bu aks için beraber geçirilen zaman ve biriktirilen anılar kadar kıymetli hiçbir şey yoktur. Oğlak en vefalı burçtur. Kalbine kolay yerleşmediğiniz gibi kolay da çıkmazsınız, sizinle olan anılarını kalbinde ve aklında uzun yıllar boyu taşımaya devam eder. Bu yüzden nostaljiyi severler. Karşınıza geçip özlediğini söylemez belki ama sizi hatırlatan şarkıları günlerce aylarca durmaksızın dinleyip içindeki yarayı kanatır. Sizinle izlediği filmleri, dizileri tekrar tekrar izleyip sizinle izlediği o zamanki duygularını yâd eder. Gururludur, kapınızda yatıp peşinizden yana yakıla koşmaz, bana dön demez ama uzaktan sessizce sizi izler, kulağında hep sizi hatırlatan şarkılar vardır. Geçmişleri onların ruhuna işliyor kolayca söküp atamıyorlar. Öncü grubuna dahiller ama bence sabit niteliği daha çok yansıtıyorlar.
Ergenlikleri de genelde yaşıtlarına nazaran daha sakin ve kaosuz geçiyor. Anne babalarına hürmet eden saygılı evlatlar oluyorlar.
Bu burcun en büyük hatası bazen çok sabırlı olmanın da ne kadar zararlı olduğunu fark etmemeleri. Artık bir şeylerin adını koymanız, yüreğinizdekileri söylemeniz gereken zaman geldiğinde de hala sabretmeye devam ederek insanların sizi terk etmelerine sebep oluyorsunuz. Gururunuz sizin yalnız kalmanıza sebep oluyor. Terk edilince de zaten kimse beni sevmiyor, yine aynı şeyi yaşadım diye düşünüp gardınızı kuşanıyorsunuz. Halbuki karşıdaki insan sizi çok seviyordu ama siz abartılı sabrınız ve gururunuz yüzünden onu kaybettiniz. İnsanların aşkını samimiyetten uzak bulma huyunuzdan vazgeçmeniz gerekiyor. Herkesin ruhu sizinki gibi değil, kimisi sevdiğini haykırarak gösterebiliyor. Bunu kabul etmeniz gerek. Zamanı gelince sabretmeyi kesmeli ve gururunuzu her şeyden öne koymamalısınız.
Oğlağı satürn yönetiyor. Satürn terbiye eden, sınayan, zamanı gelince meyve veren bir gezegendir. Bu yüzden oğlağı birçoğunuz duygusuz, kalpsiz bulursunuz. İşin aslı öyle değildir. Oğlağın kalbi alıştığınız gibi çabuk tutuşan bir kalp değildir. O anı biriktirdikçe, zaman geçirdikçe, bazen ayrı kalıp özledikçe, güven duymaya başladıkça sever. Sizin hızlıca ilişkinin adını koyma isteğinize, hızlıca duymak istediğiniz sevgi sözcüklerine kayıtsız kalacaktır. Bir anda sizi göklere çıkarmasını, hayatımın aşkı diyerek herkese duyurmasını, ilgi bombardımanına tutmasını beklemeyin. Oğlak sevgiyi ilmek ilmek işler. Size zaman verir, sizi gözlemler, sizi sınar. O herkes gibi size deli divane aşık olduğunu söylemeyecektir belki ama zamanla onun kalbine işlediğinizde dünyanın bütün şerrine rağmen sizin elinizi bırakmadığını göreceksiniz, başka insanlar tek rüzgarda savrulup giderken oğlak burcu kasırga çıksa da elinizi tutmaya devam edecektir. Onlar toprağın en sağlam burcudur. Nasıl ki toprağa bakınca hiçbir şey göremezken zamanla ondan bir tohum filizlenir ve koca bir ormana dönüşürse oğlak burcu da öyledir. Siz onun kalbine bir tohum ekmeyi başarırsanız o tohum zamanla bir ormana dönüşecektir.
Görmeyi bilen bir göze sahipseniz siz de onunla beraber satürnün derslerini alır, sabretmeyi öğrenirsiniz, bir dostluğun, bir aşkın emek emek nasıl inşaa edildiğini görürsünüz. O duruşuyla, size yaklaşımıyla size pek çok şey öğretecektir. Sabırsız biriyseniz peşin hüküm verip onu hayatınızdan çıkaracak ve onu duygusuzlukla suçlayacaksınız fakat üzerinden zaman geçtikçe onun sabrının kıymetini anlayacaksınız.
Oğlağın kalbindeki filiz nasıl ki büyümek için zamana ihtiyaç duyuyorsa sizin kalbinizde duyduğunuz o aşk da zamanla filizlenir. Genelde araya ayrılık girince iki taraf da bu aşkın varlığını fark ediyor. Oğlaklar muhataplarını da zaman içerisinde kendilerine benzetiyorlar. İlişkilerini özlem çok besliyor. İki taraf da araya giren zaman ve ayrılık sayesinde birbirlerinin hayatlarında ne büyük yer kapladıklarını anlıyor.
Oğlak - yengeç hatıralar aksıdır. Bu aks için beraber geçirilen zaman ve biriktirilen anılar kadar kıymetli hiçbir şey yoktur. Oğlak en vefalı burçtur. Kalbine kolay yerleşmediğiniz gibi kolay da çıkmazsınız, sizinle olan anılarını kalbinde ve aklında uzun yıllar boyu taşımaya devam eder. Bu yüzden nostaljiyi severler. Karşınıza geçip özlediğini söylemez belki ama sizi hatırlatan şarkıları günlerce aylarca durmaksızın dinleyip içindeki yarayı kanatır. Sizinle izlediği filmleri, dizileri tekrar tekrar izleyip sizinle izlediği o zamanki duygularını yâd eder. Gururludur, kapınızda yatıp peşinizden yana yakıla koşmaz, bana dön demez ama uzaktan sessizce sizi izler, kulağında hep sizi hatırlatan şarkılar vardır. Geçmişleri onların ruhuna işliyor kolayca söküp atamıyorlar. Öncü grubuna dahiller ama bence sabit niteliği daha çok yansıtıyorlar.
Ergenlikleri de genelde yaşıtlarına nazaran daha sakin ve kaosuz geçiyor. Anne babalarına hürmet eden saygılı evlatlar oluyorlar.
Bu burcun en büyük hatası bazen çok sabırlı olmanın da ne kadar zararlı olduğunu fark etmemeleri. Artık bir şeylerin adını koymanız, yüreğinizdekileri söylemeniz gereken zaman geldiğinde de hala sabretmeye devam ederek insanların sizi terk etmelerine sebep oluyorsunuz. Gururunuz sizin yalnız kalmanıza sebep oluyor. Terk edilince de zaten kimse beni sevmiyor, yine aynı şeyi yaşadım diye düşünüp gardınızı kuşanıyorsunuz. Halbuki karşıdaki insan sizi çok seviyordu ama siz abartılı sabrınız ve gururunuz yüzünden onu kaybettiniz. İnsanların aşkını samimiyetten uzak bulma huyunuzdan vazgeçmeniz gerekiyor. Herkesin ruhu sizinki gibi değil, kimisi sevdiğini haykırarak gösterebiliyor. Bunu kabul etmeniz gerek. Zamanı gelince sabretmeyi kesmeli ve gururunuzu her şeyden öne koymamalısınız.
Vedik haritada en yüksek dereceye sahip gezegen sizin atmakarakanızdır. Ruhunuzun bu dünyaya neden geldiğini, ne yaparsanız ruhunuzun doyuma ulaşacağını bize bu gezegen söyler.
Batıdaki haritasında yükseleni 6,8 ve 12.evde olanların vedik haritasındaki atmakarakası da genelde ay veya jüpiter oluyor. Atmakarakanın jüpiter veya ay olması demek ruhun bu dünyaya manevi arayış için geldiğini, ruhunu ancak gerçek bağlarla, derinlikle tatmin edebileceğini gösterir. Bu ruhlar psikolojiye, edebiyata, felsefeye yatkındırlar. Şiirler, şarkılarla hayatı anlamlandırırlar. Dünya malı sizi mutlu edemez. Ruhunuz sıkıştığında meditasyon yapmak, namaz kılmak, dua etmek en çok sizin ruhunuzu besleyen şeylerdir. Karşılıksız iyilik yapmak, elinizdeki bir lokma olsa bile başkalarıyla bölüşüp yemek size tarifsiz bir huzur verir, böyle zamanlarda dünyayla bağınız kuvvetlenir.
ay başak / koç / oğlak / kova / akrep
ay & plüto kavuşum
ay & satürn kare / karşıt / kavuşum / zıtlığı olanlar
Anneniz sizi yeterince emzirmemiş olabilir, sütü kesilmiş olabilir, siz emmeyi reddetmiş olabilirsiniz. Bu yüzden insanlarla ilişkilerinizde tensel temas konusunda zorluk yaşıyor olabilirsiniz. Bazılarınız temastan hiç hoşlanmazken bazılarınız normal birine göre daha sık temas kurma ihtiyacı hissedebilir. Tıkanırcasına yemek yeme atakları yaşayabilirsiniz, ruh haliniz değiştiğinde iştahınız anında kesiliyor olabilir. Anaç insanlarla bir aradayken bazen boğuluyor gibi hissedebilirsiniz.
Bir haritayı açtığım zaman ilk baktığım yer yükselen ve yöneticisidir. Burası hayat yolumuzu, nasıl bir aileye doğdumuzu, nasıl bir motivasyonla dünyaya geldiğimizi anlatıyor.
Yükselen yöneticisi 6, 8 ve 12.evde olanlar hayatı herkes gibi deneyimleyemiyorlar. Bu evler yükseleni görmez, ondan ışık alamazlar gölgede kalırlar. Görülmemiş bir çocukluk geçirmiş, planlanmayan bir gebelikle dünyaya gelmiş olabilirsiniz. Anneniz size hamileyken veya doğum sonrasında kendini değersiz hissetmiş olabilir, duyguları görülmemiş, ihtiyaçları karşılanmamış olabilir, sizinle ilgilenmesini engelleyecek ölçüde zor şeylerle mücadele etmiş olabilir, kendi psikolojisiyle savaşmış olabilir.
Siz de kendinizi yersiz yurtsuz hissedebilirsiniz. Hayatta ne yapmak istediğinize hiçbir zaman tam olarak karar veremeyebilirsiniz. Kim olduğunuzla ilgili düşünceleriniz sık sık değişebilir. Bu dünyaya dair hiçbir şey ruhunuzu tatmin etmiyor, size rehberlik sağlamıyor olabilir. Her nerede değilseniz orada mutlu olacakmış gibi hissedebilirsiniz. Kalbinizde ait olduğu yeri bulamamış bir çocuk hüznü olabilir.
Hayat sizi kırdığında kendinizi kapatır, kabuğunuza çekilirsiniz. Aslında size en iyi gelecek şey sizi anlayacak kalbe sahip insanlarla bir arada olmanız. Bu hayatta manevi doyum sizin için her şeyden daha önemli. Anlaşıldığınız yerde yaralarınız sarılacaktır. Yüzeysel ilişkiler yerine gerçek derinlikte bağlar kurmak sizin için diğer insanlara nazaran çok daha önemli.